Ana sayfa Makale Selfie Çekerken Dikkat!..

Selfie Çekerken Dikkat!..

Her ne kadar dünya sosyete ikonlarından biri olan Paris Hilton, selfie’yi ünlü şarkıcı Britney Spears’la birlikte 2006 yılında icat ettiklerini söylese de, aslı hiç de öyle değil.

0

Yazı: Cem Kıvırcık


Instagram/Facebook/Twitter: @cemkivircik

Selfie… Ya da Türkçemize kazandırılmaya çalışan adıyla öz çekim. Temelde bir bireyin kendi fotoğrafını kendisinin çekmesi eylemi. Google tarafından yapılan bir araştırmaya göre 2019 yılında bir günde ortalama 93 milyon selfie fotoğrafı çekiliyormuş. Yalnızca Instagram’a yüklenen fotoğrafların günde ortalama 100 milyon olduğunu göz önünde bulunduracak olursanız, bu fotoğrafların arasında “selfie” olanların çok büyük bir paya sahip olduğunu tahmin etmek çok da zor değil aslında…

Her ne kadar dünya sosyete ikonlarından biri olan Paris Hilton, “selfie”yi 2006 yılında ünlü şarkıcı Britney Spears ile birlikte keşfetmiş olduğunu iddia etsede, kayda geçen ilk “selfie” fotoğrafı 1839 yılında Robert Cornelius adında bir Amerikalı çekmiş. Tabii o günün koşullarında Cornelius’un fotoğrafın düzgün çıkabilmesi için yaklaşık 15 dakika hiç kıpırdamadan fotoğraf makinesinin karşısında durmuş olması gerektiği tahmin ediliyor.

“Selfie” kelimesini kim buldu?

“Selfie” kelimesinin mucidi ise Avustralya’da yaşayan Mohammed Arif adındaki bir grafik tasarımcı, mühendis. 2002 yılında 21. doğum günü partisi esnasında çok sarhoş olan Arif, yere düşüp dudağını patlatmış. Bu haldeyken kendisinin bir fotoğrafını çekerek ABC’nin web sitesindeki foruma göndermiş ve şöyle yazmış: “Fotoğrafın netliği için üzgünüm, çünkü bu bir selfie”. Oxford Sözlüğü, bu sözcüğün ilk kullanımının Arif tarafından yapıldığını belirtti ve bu sözcük 2013 yılında resmi olarak sözlükteki kelimeler arasına girdi.

İlk ön kameraya sahip akıllı telefon, yani “selfie” özellikli ürün konusu biraz karmaşık. Her ne kadar bu konudaki ilk ürün Japonya’da piyasaya çıkan Kyocera Visual Phone VP-210 olarak kabul edilse de, “gerçek anlamda” ilk selfie kameralı telefonun 2003 yılında piyasaya çıkan Motorola A920 olduğunu söyleyebiliriz. Aslında o günlerde ön kamera selfie çekmekten ziyade görüntülü görüşme yapmak için düşünülmüştü.

Sosyal medya uygulamaları ve mobil genişbandın yaygınlaşması, özellikle 2010 yılında İnstagram’ın sahneye çıkmasıyla selfie çılgınlığı inanılmaz boyutlara ulaştı. Aslında konuya tarihi açıdan bakacak olursak, birçok ressam daha fotoğrafın icadından yüzlerce yıl önce otoportrelerini yapmışlardı. Bu da bir anlamda selfie olarak düşünülebilir. Parma Üniversitesi’nde bu konuda bir araştırma yapan iki akademisyen Nicola Bruno ve Marco Bertamini, profesyonel olmayan fotoğrafçıların selfie’lerinde sol yanağını göstermek için hafif bir önyargıyla davrandıklarını gözlemlediler. Bu durum, birçok tarihsel dönemdeki ve üsluptaki profesyonel ressamın portreleriyle önemli benzerlikler içeriyor. Yani selfie konusu bir anlamda genlerimize işlemiş diyebiliriz.

İyi “selfie” çekmek için

İyi bir selfie için, iyi bir ön kameraya sahip telefona sahip olmak gerekiyor. Bu konuda bazı telefon markaları, selfie tutkunları içim özel modeller çıkartıyorlar. Ayrıca biraz da “filtre” bilgisine sahip olmakta yarar var. Tabii selfie çeken bir kadınsa bu durum olmazsa olmaz. Kendinizi, yüzünüzü, ifadenizi iyi tanımanız gerekiyor. Yüzünüzün en iyi açısı ve doğru ifade için ayna karşısında özel olarak çalışmış olmanızı var sayıyorum. Sağ taraftan mı, sol taraftan mı daha iyi göründüğünüzü sizden daha iyi hiç kimse bilemez. Ama genelde “sol yanak” önde oluyor biliyorsunuz.

Kameraya doğru bakmanız ve fotoğrafı görecek kişilerle bir göz teması kuruyor olmanız çok önemli. Gözleriniz selfie’de büyük rol oynayacaktır. Bu nedenle onları olduğundan büyük göstermek için kaşlarınızı hafifçe kaldırın. Aklınıza sizi mutlu edecek, gülümsetecek şeyler getirin ve sakince abartmadan gülümseyin.

Başınızı boynunuzdan olabildiğince uzaklaşacak şekilde ileri doğru uzatın. Böylelikle boynunuz daha keskin bir çene çizgisi oluşturacaktır. Daha rahat bir görüntü vermek için omuzlarınızı biraz daha aşağıya doğru itebilirsiniz.

Telefonunuzu elinizde tutmak, ya da selfie çubuğu kullanmak zorunda olmadığınız durumlarda en iyi açınızı bulduğunuza inandığınız anda telefonu bir yere konumlandırın ve çekiminizi zamanlayıcı özelliğini kullanarak yapın. Böylelikle çekim için düğmeye basmanın yarattığı gerginlikten de kurtulmuş olursunuz.

Gelelim dudaklara, yani ağız bölgesine… Her ne kadar “cheese”, ya da “333” demek hala işe yarasa da, ağzınızın dolayısıyla dudaklarınızın çok gergin görünmemesi için çekimden önce dışarıya hafifçe hava üfleyin. Dudaklarınız hem daha doğal, hem de daha dolgun görünecektir.

Fotoğraf ışık demektir. Dış çekim yapıyorsanız güneşin dik geldiği saatlerde gün ışığından kaçın, daha gölgeli yerleri tercih edin. Böylelikle gözlerinizi kısmak zorunda kalmaz, göz altlarında gölgelerin oluşmasını engellersiniz. Ayrıca göz renginiz çok daha belirgin ve iyi görünür. Doğru ışığı bulana kadar çekimi tekrarlayın. Eğer iç mekandaysanız yumuşak bir pencere ışığı işinizi görecektir. Ya da birçok influencer’ın kullandığı ve birçok çeşidi olan halka şeklindeki yapay ışık kaynağı ile selfie’nizi coşturabilirsiniz.

Mekan ilginç olmalı ama…

Aslında selfie’yi en ilginç yapan ve beğenileri arttıran en önemli unsurların başında hemen arka planınızda yer alan mekanın ilginç bir yer olması gerekiyor. Ama bunun için çok dikkatli olun diyorum. Bilinen ilk selfie kazası 2014 yılında 14 yaşındaki bir kızın 3. kattan aşağıya düşmesi olarak kayıtlara geçti. 2015 yılında yapılan bir araştırmaya göre selfie çekerken ölen insanların sayısı, köpekbalığı saldırısına uğrayanları geçmiş durumda. Ölümler genellikle denge kaybı nedeniyle oluyor. Aynı yıl Rusya’da selfie’ye bağlı kaza ve ölüm olayları artınca İçişleri Bakanlığı bir vatandaşları “Selfie Güvenlik Rehberi” yayınladı. Yapılan araştırmalara göre genç İngiliz şoförlerin beşte biri araç kullanırken selfie çekiyor.

Hindistan, selfie çekerken ölenler konusunda başı çeken ülke. 2011-2017 yılları arasında resmi olarak 250’nin üzerinde selfie’ye bağlı ölüm tespit edildi. Bu rakam giderek artıyor ve Hindistan hükümeti birçok noktada selfie çekimi yapılmasını yasakladı. Hatta bu şekilde ölenlerin çekimleri için “killfie” adında bir kelime üretildi.

 

Yani ilginç mekan uğruna ölmenin alemi yok. Ben, geçtiğimiz günlerde Mimar Sinan’ın “ustalık eserim” dediği Edirne’deki Selimiye Camii’nin kubbesine tırmandım ve yerden yaklaşık 43,5 metre yukarıdayken aşağıda kılınan ilk “sosyal mesafeli cuma namazı”nı fotoğrafladım. Tabii, bu noktada çalışırken yukarıdaki “kedi yolu”nda selfie çekmeden olmazdı. Sayfada gördüğünüz bu fotoğraf her ne kadar çok tehlikeli gibi görünse de, yukarıda parmaklıklar ve koruma demirleri vardı ve güvenlik önlemleri had safhadaydı.

Sizler de güzel bir kumsal, yemyeşil bir orman, dumanlı bir yayla, bir dağın zirvesi ya da gece ışıl ışıl bir sokağı, mekanı arka plana alarak selfie çekebilir ve bir çok “like” alabilirsiniz. Bunun için hayatınızı tehlikeye atmanıza gerek yok.


 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here