Fiber optik kablolar, internet altyapısının temel parçalarından biri olarak biliniyor. Ancak yeni bir araştırma, bu kabloların yalnızca veri taşımakla kalmayıp çevredeki ses titreşimlerini de algılayabildiğini gösterdi. Deprem ve volkan hareketlerini incelemek için kullanılan dağıtılmış akustik algılama yöntemi, belirli koşullarda insan konuşmalarını da yakalayabiliyor.
Fiber Optik Kablolar Gizlilik Endişesi Yarattı
Araştırmacılar, fiber optik kablolar üzerinden yapılan ölçümlerde yakındaki konuşmaların titreşim izlerinin algılanabildiğini belirtiyor. Normalde deprem dalgalarını, araç hareketlerini ya da çevresel titreşimleri takip etmek için kullanılan bu teknik, kablonun çevresindeki akustik dalgalara da tepki verebiliyor. Bu durum, özellikle yüzeye yakın ya da açıkta duran kablolar için yeni bir gizlilik tartışması başlatmış durumda.

Sistemin temelinde, kabloya lazer darbeleri gönderilmesi ve geri dönen yansımaların analiz edilmesi yer alıyor. Fiber içindeki küçük kusurlar, çevredeki titreşimlerden etkileniyor ve bu değişimler ölçülebiliyor. Araştırmacılar, konuşma frekanslarının bir kısmının bu verilerde görülebildiğini, hatta ücretsiz yapay zekâ tabanlı transkripsiyon araçlarıyla gerçek zamanlı metne dönüştürülebildiğini söylüyor.
Yine de bu yöntem her koşulda çalışmıyor. Deneylerde konuşmanın net şekilde alınabilmesi için kablonun yüzeyde açıkta ve kıvrılmış halde olması gerektiği belirtiliyor. Kablo yalnızca 20 santimetre toprağın altına gömüldüğünde sesler büyük ölçüde bozuluyor. Düz uzanan kablolar da konuşmaları algılamada çok daha başarısız kalıyor. Yani bu, her fiber hattın kolayca dinleme cihazına dönüşeceği anlamına gelmiyor.
Bilim insanları, buna rağmen konunun ciddiye alınması gerektiğini vurguluyor. Çünkü dağıtılmış akustik algılama yöntemi şehirlerdeki kullanılmayan fiber hatlarda ya da deniz altı kablolarında da uygulanabiliyor. Bu da yalnızca özel konuşmalar için değil, gemi ve denizaltı hareketleri gibi güvenlik açısından hassas veriler için de risk oluşturabilir. Araştırmacılara göre çözüm, bilimsel veriyi korurken konuşma benzeri sesleri filtreleyen yöntemler geliştirmekten geçiyor.