Ana sayfa Donanım Boost Dosyası

Boost Dosyası

0

Gitarcılar ve basscılar arasında “boost” kelimesi kullanım açısından belki de en fazla kafa karışıklığına yol açan kelimelerdendir. Dr. Barlo sizler için anlatıyor.

Jeff Beck 50W Marshall Plexi amplifikatörünü “boost” etsin diye Seymour Duncan”a bugün JB olarak bildiğimiz manyetiği yaptırtmıştır. Bunun yanında bir çok gitarcı “boost” etmek için Boss DS1 distortion pedalı kullanır. Stevie Ray Vaughan ve John Mayer gibi Fender Stratocaster”lar ile blues çalan bir çok gitarcı, Fender Blackface adı altında geçen amplifikatörlerini “boost” etmek için atası Ibanez TS808 olan ve günümüzde dünyadaki ülke sayısından fazla marka tarafından üretilen Tube Screamer pedallarını kullanırlar. Hatta bunlar arasında öyle bir tanesi vardır ki, Klon Centaur denen bu “boost” pedalı boost etmek için tasarlandığı lambalı amplifikatörlerden bile pahalıdır. Hatta King of Tone denen bir diğer pedal için ise, AnalogMan lakaplı üretici kapısında 2 sene sıra beklendiği olmuştur. Bir diğer “boost” örneği de Echoplex delay ünitelerinin preamp katını sadece amplifikatör girişinde sinyal artırıcı olarak kullanarak elde edilen “boost” şeklidir. Hatta bir diğeri de treble boost adı altında bilinen Dallas Range Master denilen aygıttır ki kullanıcıları arasında Eric Clapton”dan tutun Brian May”e, Rory Gallagher”dan Jimmy Page”e bir çok gitarcı vardır. Bugünlerde, Dallas Range Master”ın içindeki (teknolojik olarak atıl kaldığından bulunması zor olan) orijinal germanium transistörlü bir klonun fiyatına dilerseniz bir bakın. Epey şaşıracağınızı söyleyebilirim.
 
Boost

Kısacası bu terim ciddi şekilde kullanımda. Fakat fazla “esnek” bir kullanım alanı vardır. Bundan dolayı da, eminim birçoğumuzun kafasında zaman zaman bu tabir kafa karışıklığı yaratmıştır. Bu yazıda, bilgim dahilinde bu kafa karışıklığını gidermek istiyorum. Umarım işinize yararlar.
 

Temelde boost amplifikatöre, enstrümandan gelen sinyali artırmak için kullanılan bir aygıtın ve/veya yöntemin adıdır. Bu bir elektronik devre ile olabilir, gitarın üzerindeki manyetiklerle yapılıyor olabilir ya da en basit şekli ile gitarın üzerinden volümü artırmak ile yapılıyor olabilir… Tam olarak şekli ne olursa olsun, “boost” altta listelenen unsurlar için kullanılır:
 

1. Sadece ve sadece sesi artırmak için (misal olarak, ritm ve solo olarak farklı seviyeler elde etmek için),
 

2. çetrefilli modülasyon pedallarının kullanıldığı, gitardan gelen temel sinyalin bir sürü pedaldan dolayı zayıfladığı bir ortamda, gitardan gelen sinyali güçlendirmek için (ki temelde zaten EMG manyetiklerinin de ilk çıktıklarında temel fonksiyonları bu olarak lanse edilirdi),
 

 

3. Lambalı amplifikatörlerde, devreye alındığında güç lambalarının çalışmasını ve kırılmasını, ve bu sayede güç lambalarından kaynaklanan bir drive/saturasyon ve bunun sonucunda oluşan doğal kompresyon elde etmek için,

4. Hali hazırda drive kanalında çalışmakta olan (genelde lambalı bir amfide), boost pedalı sayesinde ses yüksekliğini artırmadan, tona kompresyon ve de tokluk eklemek için.
 

Dolayısı ile bırakın tam yöntemini, boost hadisesinin tam kullanım alanı, fonksiyonu bile aslında kafa karıştırmaya yeterli bir unsurdur. Şimdi bunların üzerinden teker teker geçmek ve alakalı yöntemleri sizlere özetlemek isterim.
 

Birinci unsur için kullanım hadisesi çok basit. Yani güzel bir ton yazarsınız, sonra bu boost yöntemi ile beraber sesi yükseltip solosunu yaparsınız.
 

Kayıt açısından bu tarafta iş kolay. Mikserde açın sesi olsun bitsin. (İşin o tarafı aslında o kadar kolay değil. Zira miksin içinde gitarın durduğu yer ve şekil değişecek bu durumda… İşin bu tarafına çok hakim olmadığımdan, biraz “kestir at” yöntemini kullandığımı sizlere özellikle belirtmek isterim.) Ama canlı çalmak açısından olay o kadar kolay değil. Bu fonksiyona bağlı olan yöntem olarak genelde bir pedal kullanılır. MXR Micro Amp veya Seymour Duncan Pickup Boost veya Keeley Katana Boost bu cins aygıtlardandır. “Clean Boost” pedalları diye geçerler.
 

Ama işin biraz derinine inince, ton aslında “clean” bir boost altında tam olarak aynı kalmayacaktır. çünkü ses yükseldiği anda, insan kulağının duyma özellikleri ile alakalı olarak daha önce ayarlanmış ekolayzır değerleri artık aynı tınlamayacak. O durumda sesi yükseltmeden önceki “aynı tonu” alabilmek için ekolayzır’da farklı frekansların ağırlığını değiştirmek gerekir. Genelde tizleri ve de basları biraz kısmak gerekir. İşte bundan dolayı bir çok “clean boost” pedalı, aslında tam anlamı ile temiz değillerdir ve tonu değiştirirler. Ama bunun yanında üzerinde bass ve tiz ayarları barındıran cinsten ve hatta çok da “clean” olmayan bazı boost pedalları, aslında kullanım açısından çok daha temiz sonuçlar verir. Bunların başında, artık gitar camiasında standart haline gelmiş olan Xotic firmasının RC boost pedalı gelmektedir. Türk üretimi olan Alen Geere firmasının Serene Boost isimli pedalını da bu bağlamda zikir etmek isterim. Her ne kadar üzerinde bas tiz ayarı barındırmasa da, tam anlamı ile çok güzel bir clean boost…

 

Bu birinci hususu, gitarın üzerindeki volüm potansı ile oynayarak da elde etmek mümkündür. Kısacası sesin düşük olmasını istediğiniz yerde gitar üzerinden sesi yeteri kadar düşük ayarlarsınız. Devamında yükseltmek istediğinizde, gitarın üzerinden sesi sonuna kadar açarsınız.
 

Bu kullanım, her ne kadar basit gibi gözükse de, karşımıza iki üç ciddi sorun getirir. İlki, antrenman gereğidir. Gitarın üzerindeki volüm ve ton ile oynayan gitarcı sayısı olması gerektiğinden çok daha az. Hatta birçoğu farkında bile değil. Ve sahnede o şekilde kullanacak olsalar, elleri ayakları birbirlerine dolanacak… Bundan dolayıdır ki pedalları daha çok tercih etmekteler, sırf gitar üzerinden yapılabilecek bir hadise yetecekken…
 

Bir diğer problem de, gitarın potanslarının tam istediğiniz gibi olmayacak olması. Ses şiddetini daha keskin ayarlayabilmek için potansiyometrelerin lineer olmasında fayda vardır. Ama bir diğer yandan da, kulak lineer duymaz, logaritmik şekilde algılar. Bundan dolayı da gitarınızın üzerindeki volüm potansı lineer ise (misal Gibson USA) o zaman gitarın sesi çok değişim göstermezken, “birden” 2- 3 civarında (sizin algınızla) düşecektir. O zaman bu bahsettiğim ses yükseklik ayarları için 2 -3 civarında milimetrik ayarlar yapmanız gerekir ki çok zor… Halbuki, Fender gibi logaritmik (audio) potanslar kullansalar, sonuç çok daha iyi olacaktır. Kısacası, bu gibi bir kullanım için gitarınızın üzerindeki potansları değiştirme gereği ortaya çıkabilir, gitarınıza 3000 dolar gibi bir para saymış olsanız dahi… Hatta işin acı tarafı, memleketimizde (Alen Geere ve Emin Eşref Akbay”ı farklı tuttuğumu belirtmem elzem) bazı pedal üreticileri “boost” pedallarında lineer volüm potansı kullanmaktalar. Bu aslında yapmaları gereken fonksiyonları, pedallarından silen bir uygulamadır. Dolayısı ile de trajikomik bir durumdur.

 

Son olarak bu kullanım ile alakalı bir diğer problem ise ekolayzır’ın değişecek olmasıdır. Devrenin içinde ton potansı bulunduğu zaman, günümüzde kullanılan devre yapısı ile, volüm kısıldığında tizler biraz traşlanır. Ton koyulaşır. Bu olmasın diye devreye müdahale etmek gerekir. 50″ler cinsi devre yapısı kullanmak veya “treble bleed” devre şekline geçmek bu duruma çözüm sunar. Belirtmek gerekir ki bir çok gitar firması bu unsurları ancak “custom” modellerinde kullanıcılarına sunmaktadırlar. Halbuki, parça masrafı olarak 3 5 doları geçmeyecek unsurlar olmakla beraber, kullanım açısından çok ciddi artılara sebep olan bir boost yöntemidir.
 

Bu birinci unsur açısından manyetik değiştirmek, veya manyetiğin içindeki mıknatısı değiştirmek, ancak volüm potansı ile daha etkin oynamak için yararlı olur. Zira pedala basar gibi manyetik ile alakalı bu değişiklikleri fiziksel engeller yüzünden yapamamaktayız.
 

İkinci kullanım alanına gelince: Bu daha basittir. Bol pedal kullanımından dolayı sinyal kayba uğruyorsa, o zaman bir boost yöntemi sayesinde (ne kadar net olursa o kadar iyi bu durum için) bu kaybolan sinyali geri kazanmak mümkün olacaktır. Sadece bu iş üretilen boost’lar vardır, ki yukarıda bahsettiğim ilk unsur için olmadığından dolayı üzerilerinde bir bas tiz ayarı bulunmasının çok da gereği yoktur.
 

İşin biraz derinine inince, aslında bu durumda, gitardan amplifikatörün preamp katına kadar arada bulunan aygıtların empedansları, işin içine girmektedir. Bir yerde, gitardan hemen çıktıktan sonra (veya basçıların tercih ettikleri gibi gitarın üzerinde) empedansı düşürürseniz (ki normal, yani pasif, gitar manyetiklerinin empedansları epey yüksektir) kablonun üzerindeki direnç kapasitans özelliği göstermez ve de hem sinyal kaybı yaşatmaz, hem de tizleri kırpmaz. Dolayısı ile ilk pedal olarak “buffer” katı kaliteli parçalarla üretilmiş olan bir pedal kullanmak, aslında bir boost yöntemidir. Zira bu pedal olmasa, sinyal düşecek ve zayıflayacaktır. Bu pedallar arasında en yaygını Boss TU2 diyebiliriz.

 

Hem tuner hem de buffer olarak iş yapmaktadır. Tabi daha üst seviye aygıtlara gidince, karşımıza Cornish ismi bu konuda bolca çıkmaktadır, yeri gelmişken belirtelim. Ayrıca, belirtmem gerekir ki, aktif manyetiklerin çıkış empedansları, pasif kardeşlerine göre zaten daha düşüktür ve bundan dolayı da zaten “boost” edilmiş gibidir. Bu tam olarak EMG manyetiklerinin ilk çıktıkları zamanlar reklam unsuru olarak kullandığı bir gözlemle de alakalıdır. “Uzun pedal zincirleri için, EMG” şeklinde belirtebiliriz. Halbuki, ilk pedalın Boss TU2 olması da bir yerde aynı kapıya çıkmakta…
 

üçüncü husus, boost’un bence en yaygın kullanıldığı yerdir ki buna bir yerde Tube Screamer temelli overdrive pedalları da dahil olmaktadır.
 

Bunu anlamak için lambalı amplifikatörün açık kanalını biraz bilmek gerekir. Lambalı amfilerde “clean headroom” denilen bölge, sesin sıfır ile kırılmaya başlamadan hemen önceki seviyesi arasına denir. Birçok gitarist, ben de bu gruptayım, sesini tam bu kırılmadan önceki seviyeye ayarlar. Dolayısı ile lambalı bir amfiden alınabilecek en yüksek temiz sesi alırlar. Bu ses biraz daha artar ise, güç lambaları kırılmaya (preamplar değil) başlar ve de karşımıza çok güzel, net ama tok, satüre olmuş bir drive tonu çıkar.
 

Tam olarak bu ton nedir diye düşünüyorsanız, Cream döneminden Clapton’ı dinleyin derim… Bol bol ders tipi örneklerini vermiş bunun ki en güzel örneklerinden biri Sleepy Time ve de Spoonful. Peter Green de bunu bolca kullanıp dünyaya da yayanlardan aslında ki en meşhur örnek herhalde Black Magic Woman.
 

 

Gitarın üzerinden potanslar ile bu işi yapmak, her ne kadar günümüzdeki gitarcılar arasında o kadar yaygın olmasa da, rock müziğinde çığır açan jenerasyon açısından çok yaygın bir olaydı. Onun içindir ki Jimmy Page”in sağ eli, tellere vurduğu kadar, gitarın volüme ve ton potansları ile de oynar. Onun içindir ki Allman Brothers”daki gitarcıların ayakları altında drive pedalları görmezsiniz, zira amfiyi yüksek seste ayarlarlar. Gitardan sesi kısıp, amfiden temiz bir ton alırlar, ve de gitardan sesi açınca (ve aynı anda tonu hafif kısınca, zira çok tiz kalabilir) solo tonlarına ulaşırlar… Standart şekilde bir Marshall Plexi kullanma yöntemidir. Normal ses seviyenizi yaparken, logaritmik potanslı bir gitar üzerinde sesi 7 8 gibi iken gerekli ayarları yapın. Bu temiz tonunuz olacak, çok drivelı olmayan bir amfide. Sonra 10a getirince işte boost etmiş olursunuz. Tabi çok preamp drivelı müzikler için bunlar geçerli değil. Bu daha ziyade classic rock diyeceğimiz müzik tarzında bolca kullanılır.
 

Başka bir yöntem ise, boost pedalına bastığınız anda, sinyal yükseleceğinden (ve de pedal net ise eğer) sanki amfiden sesi artırmışsınız gibi olacak. Ses lambalı amfide artmayacak çünkü ayar gereği tam amfinin kırıldığı yerdesiniz. Olacak olan tonunuza güç lambalarının drive’ını ekleyeceksiniz.
 

Bu arada, bunları yapmak için lambalı bir amfi lazımdır. Ve de elbette ne kadar güçlü olursa, bu dediğim şeyi yapmak için o kadar yüksek seviyede bir ses lazım. Ondan dolayı 15 Watt”lık bir lambalı amfide bu kolay iken, 100 Watt”lık lambalı bir amfide bu işi yapmak gittikçe zorlaşır.
 

öyle ya da böyle, bu şekilde kullanım açısından bir boost pedalı bulunduracaksanız, o zaman karşımıza bazı cins pedallar çıkmaktadır. Bası ve tizleri kısabileceğiniz ve de isterseniz çok fazla olmasa da kırpma (clipping) kullanarak kompresyon ekleyebileceğiniz pedallara yönelmek bir yöntemdir. Bunlar arasında en namlılarından birisi Xotic RC”dir. Veya basa ve tize dokunmayan ama midleri gazlayan (ve de isteğe bağlı olarak kompresyon ekleyen veya eklemeyen) bir pedal edinmeniz gerekmektedir. İşte bu ikinci cins pedallar aslında Tube Screamer pedallarıdır: TS808, 9, 7 … Boss SD1, Lovepedal Eternity, Menatone Blue Collar, Barber B-Custom Cool, Voodoo Sparkle Drive diye sayabiliriz. Veya Echoplex”in preamp devresini barındıran Xotic EP… Ki bunda daha ziyade bas ve tiz şeklinde bir boost olur. Aklınıza gelmesi gereken isim bu arada Van Halen… Daha farklı ekolayzır ayarları (ve baslardaki sıkılık ve tizlerdeki keskinlik için) başka cins pedallar da kullanılır. Bunların başında Dallas Range Master gelir. Hiç clean olmayan bir boost olmakla beraber özellikle Marshall ve Vox amfilerde çok güzel sonuçlar vermişlerdir. Bu konu için aklınıza gelmesi gereken isimler arasında Eric Clapton, Rory Gallagher ve Brian May de sayılabilir.
 

 

Gelelim son kullanımına…
 

Bu durumda diyelim lambalı bir amfiniz var ve de bunu drive kanalında zaten çalmaktasınız. Yapmak istediğiniz ise ses seviyesini yükseltmeden, gitar tonunuza kompresyon ve drive eklemek.
 

İşte yukarıda yazdığım boost’ların her birisi bu fonksiyonu yerine getirir. Aradaki farklar ekolayzırda çıkar. Genelde ritmde, şarkıcıyı Robert Plant veya Overkill’deki şarkıcı gibi an ve an bağırttırmamak için, bas ve tiz bir denge ile gidilir. Ama soloya gelince, ortada olmak ve de miksten sıyrılabilmek için aynı tona kompresyon ve de mid eklemeniz gerekmekte. Ve bu unsurlar için de yukarıda bahsettiğim Tube Screamer”lar biçilmiş kaftandır. Ondan dolayı çok kazanç (gain) miktarı içermeseler de, bu aygıtları çok kazançlı tonlar kullanan gitarcıların ayakları altında görebilirsiniz. Sebebi budur.
 

Daha farklı ve keskin bir ekolayzır/ton için ise, Boss DS1 veya hatta Rat Distortion pedalı kullanılmaktadır. Ortaya gereğinden fazla kazanç çıktığı için, dip gürültüsü probleminin baş göstereceğini öngörmek çok zor olmaz. Ki bir sonraki adım bu durumda, noise suppresor (yani dip gürültü bastırıcı) aygıtları konuşmaktır.
 

Son olarak manyetik değişiminden ve/veya manyetiğin içindeki mıknatısı değiştirmekten bahsetmek gerekir. Gitarın üzerindeki manyetik, gitarın çıkışı açısından ciddi bir katkı sağlar. Ve daha güçlü bir manyetik kullanıldığında (veya manyetiğin içine daha güçlü bir mıknatıs takıldığında) lambalı bir amfiyi daha rahat kırmak ve/veya drive kanalında daha akıcı bir ton almak mümkün olur. Tabi feda edilen unsur da, netliktir. Zira güç olduğunda, dominant harmonikler çok daha baskın olacak, üst harmonikler bastırılacaktır. Böylelikle, daha az net bir ton ortaya çıkacaktır, zira ağacın tınısı aslında üst harmoniklerde saklıdır. Bu cins kullanım açısından DiMarzio X2N veya Duncan Distortion / JB en bildik örnekler arasındadırlar.
 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here