Ana sayfa Donanım Zeki ve yetenekli: Olympus E-30

Zeki ve yetenekli: Olympus E-30

0

Ergonomisi, görüntü kalitesi, hızı ve hareketli ekranı ile çok yönlü bir ürün

Olympus E-30

Geçtiğimiz Kasım ayında tanıtılan ve yeni yılın ilk ayı sonunda satışa sunulan Olympus E-30, fotoğraf meraklılarının merakla beklediği bir dizi yeniliğe sahip olan orta düzey bir fotoğraf makinesi. İleri amatörleri hedefleyen DSLR makine, Olympus”un daha önce (nedense) ilgi göstermediği bir aralıkta, profesyonel E-3 ile amatör E-520″nin arasında bir yerde konumlandırılmış. Alt alta sıralandığında sayfalar tutacak kadar çok özelliğe sahip olan E-30, büyük bir olasılıkla piyasadaki “en çok özelliğe sahip olan fotoğraf makinesi” sıfatını taşıyor. Sırf bu açıdan bakıldığında bile ilgiyi hak eden E-30″u yakından tanımaya ne dersiniz?

Bulaşıkları yıkamıyor!
Satın alınabilecek en çok özellikli fotoğraf makinesi olmasına rağmen bulaşıkları yıkayamayan E-30, bunun dışında neredeyse her şeyi yapıyor. Bu arada, merak edenler olabilir, video da çekmiyor (laf aramızda, böyle bir şeye gerek de yok! Erkek adamın makinesi yalnızca fotoğraf çeker!). ?aka bir yana, nitelikli bir şekilde fotoğraf çeken bir fotoğraf makinesi olsun da, varsın video çekmeyiversin. Zaten video tamamen farklı bir dil, farklı bir disiplin. Bizim işimiz fotoğrafla…

Olympus E-30

Tasarım ve ergonomi
Fiber-glas ile güçlendirilmiş yüksek yoğunluklu plastikten üretilmiş olan E-30, gerek ergonomisiyle gerekse kullanıcısına verdiği kalite duygusuyla ideal bir makine. çok büyük ya da küçük olmayan gövde ele çok iyi oturuyor ve tok bir his veriyor. Metal konstrüksiyon kullanılmadığından çok ağır da değil. Pilsiz olarak 655 gr”lık ağırlığıyla, kendi sınıfının en hafif ürünü ve bu nedenle de boynumu hiç ağrıtmadı. ürünle birlikte gelen ZUIKO DIGITAL 14-54mm f2.8-3.5 II objektif de hem keskinliği, hem ışık geçirgenliği, hem kullanışlı aralığı (28-108mm eşdeğeri), hem de makineyle olan mükemmel uyumu nedeniyle büyük beğenimi topladı. Gündelik kullanım için ideal olan objektif, bir kit lens için olağanüstü kaliteli. Gerçi fiyatı da az değil, ama bazı markaların yaptığı gibi dandik bir objektif ile hayata atılmıyorsunuz. Zaten Olympus”un Zuiko optiklerini oldum olası beğenmişimdir. 14-54 de kesinlikle bir istisna değil.

Olympus E-30   Olympus E-30

özellik de özellik…
Sağlam ve kaliteli plastikten üretilmiş gövdede biraz fazla sayıda düğme bulunuyor ve bu düğmelerin yerleşim yerleri de daha önce kullandığım makinelerden biraz farklı. Bu anlamda düğmelere alışmam biraz zamanımı aldı ve makinenin bende kaldığı 3 hafta sonunda geri verirken bile yerlerini ya da işlevlerini ezberleyemediğim düğmeler bulunuyordu. İşin daha da ilginç yanı, bu kadar çok düğmesi olmasına karşın, pek çok fonksiyona da menülerin içinden ulaşılmak zorunda kalınıyor. Bu anlamda, kullanımı çok kolay olan bir makine değil E-30. Ama nasıl olsun ki! O kadar çok işleve sahip ki, hangi birini kullanacaksınız? Gövdede bulunan titreşim sabitleme özelliği, yüz tanıma fonksiyonu, canlı izleme özelliği, her tarafa dönebilen 2,7 inçlik hiper kristal ekran, makineyi eğik tuttuğunuzda sizi uyaran elektronik düzeç, farklı görüntü oranı seçenekleri (16:9, 3:2, 7:5, 4:3, 5:4, 6:5, 7:6, 7:5 ve 6:6), üst üste çekim özelliği, flaşlarla kablosuz iletişim özelliği, gölge detayını zenginleştirme özelliği, süpersonik dalga filtresi ile toz giderme özelliği, 11 noktadan otomatik netleme…
Bunlar yalnızca bir seferde anımsayabildiklerim. Bunların dışında daha bir dolu özellik var. Kullanımı kolay ve anlaşılır olan üst LCD paneli, benim gibi film döneminden gelen kullanıcılar için çok yararlı. Fotoğrafa dijital olarak başlayanlar için arkada yer alan hareketli ekran eşsiz bir rahatlık sağlıyor. çok farklı açılardan çekim yapabilmeye olanak sağlayan bu ekrana bayıldım. DSLR modellere video fonksiyonu koyacaklarına tüm firmalar tüm modellerine bu tür bir LCD panelini koysalar ya! Bu arada, odak çarpanı 2 olan nispeten küçük bir algılayıcı ve nispeten küçük bir bakaç kullanan Olympus sisteminin en çok eleştirilen küçük bakaç sorunu E-30″da yaşanmıyor. çünkü benim gibi gözlüklü kullanıcılar düşünülerek tasarlanan optik bakaç belli bir uzaklıktan izlenebiliyor ve çekilen görüntünün %98″i buradan rahatça görülebiliyor.

Dahası var…
Bu arada, benim gibi kullanıcıların pek başvurmayacağı, ama genç kuşağın ilginç bulacağını sandığım “sanat filtreleri”nden söz etmeliyim… İsimleri pek afilli olan (pop art, soft focus, solgun ve hafif renk, açık ton, grenli film ve iğne deliği) altı ayrı filtreyi kullanma şansınız var. Yani sözü edilen efektleri taşıyan fotoğrafları çekim aşamasında oluşturabiliyorsunuz. TruePic III+ işlemcisi bunları işlerken makinenin yavaşlamaması da ilginç. Normalde 12.3 milyon piksellik görüntüleri saniyede 5 kare hızla işleyebilen işlemci, bu başkalaştırma işlemlerini de gecikmesiz olarak tamamlayabiliyor (Photoshop”u da fotoğraf makinelerinin içine koyarlarsa şaşırmayın!).
E-30″da P, S, A, M pozlandırma modlarının tümü ile merkez ağırlıklı, noktasal ve 49 noktadan ölçüm yapan ESP ışık ölçüm sistemleri bulunuyor. ISO değerleri 100 ile 3200 arasında değişirken, enstantane değerleri de 60 ile 1/8000 saniye arasında değişiyor. Bulb modunda maksimum poz süresi 8 dakika. Bu değerler, fotoğraftan biraz anlayanlar için makinenin ne kadar marifetli olduğu konusunda sanırım yeterince fikir vermiştir…

Olympus E-30   Olympus E-30

Görüntü kalitesi
E-30, Olympus”un yeni geliştirdiği 12.3 milyon piksellik Live MOS algılayıcısını kullanıyor. TruePic III+ işlemcisi de yeni ve 17,3x13mm boyutlarındaki algılayıcı, rakiplerinin daha büyük boyutlu APS-C algılayıcıları kadar başarılı görüntüler oluşturuyor. Bunda işlemci kadar mükemmel Zuiko optiğinin de payı olduğunu düşünüyorum. Fabrika ayarlarıyla yaptığım çekimlerde renk doygunluğu ve kontrastın tam olması gerektiği gibi, fakat keskinliğin biraz yumuşak kaldığını gözlemledim. Menüye yaptığım keskinlik arttırıcı küçücük müdahale sonrasında görüntüler tam istediğim kıvama geldi. Gerçi her zaman için bilgisayarda ufak tefek ton, kontrast, keskinlik düzeltmeleri yapıyoruz, ama E-30″un “JPEG Superfine” görüntüleri gerçekten başarılı. Tabii, en çok kullanılan 100-400 ISO arası için geçerli bu söylediklerim. 800 ISO”dan itibaren kirlilik etkisi kendini göstermeye başlıyor ve bu etki keskinliği de olumsuz yönde etkiliyor. 1600 ISO değeri kullanılabilir durumda, ama rakip modeller kadar temiz görüntülerle karşılaşmıyorsunuz. 3200 ISO ise mümkünse yalnızca siyah-beyaz sonuçlar için kullanılmalı.

Bunun dışında, renk saçılmaları minimum düzeyde ve görüntüde şikayet edilebilecek en ufak sorun yok. Yine de maksimum kalite arayışında olanlar için RAW formatı daha uygun, çünkü keskinlik değerleri ve noise giderimi hassas bir şekilde yapılabiliyor. Bu konuda makineyle birlikte gelen Olympus”un Studio Master programı kadar Photoshop CS4″ün CameraRAW 5.3 versiyonu da kullanılabilir. Her ikisi de JPEG”den daha başarılı görüntüler oluşturuyor.
Beyaz dengesi konusuna gelince… Tüm dijital fotoğraf makinelerinde olduğu gibi otomatik konumda tungsten ışık altındaki performansı sınırlı olsa da, E-30″un floresan ışık kaynaklarını büyük bir başarıyla düzelttiğini söyleyebilirim. Beyaz ayarında uygun ışık kaynağı seçildiğindeyse zaten herhangi bir problem yok. Mükemmellik arayanların bu konuda da RAW formatı yeğlemesini öneririm.

Performans
Görüntü kalitesi dışında otomatik netleme hızı ve peşpeşe çekim hızı konularına da değinmem gerek. Olympus”un profesyonel modeli E-3 ile aynı otomatik netleme sistemini kullanan E-30″un netlemesi oldukça hızlı ve sessiz çalışıyor, ancak dünyanın en hızlı sistemi değil. Saniyede 5 karelik çekim hızını JPEG formatında bellek kartı dolana kadar, RAW formatında ise12 kare boyunca koruyabiliyor. Bu anlamda gayet hızlı ve güvenilir bir platform. Live view (canlı izleme) modunda, diğer tüm DSLR modellerinde olduğu gibi, hem farklı bir otomatik netleme sistemi devreye girdiğinden, hem de deklanşöre basıldığında aynanın kapanıp tekrar açılması gerektiğinden reaksiyon süresi artıyor. Bunun dışında E-30 son derece hızlı bir makine.

Olympus E-30

Diğer özellikler
E-30 hem CompactFlash kart, hem de xD bellek kartlarını kullanabiliyor, ama CF karta yazma hızının daha yüksek olduğunu belirtmeliyim. Güzel ve berrak bakaçtan bakarak fotoğraf çekerken (istenirse aktifleştirilen) elektronik düzeç sayesinde kamerayı yamuk tutup tutmadığınızı anlayabiliyorsunuz. Açıkçası fazla dikkat çekici LED”ler kullanıldığı için konuya yoğunlaşmayı engellediğini düşündüm. Bu yüzden pek kullanmadım, ama yine de yararlı bulduğum bir özellik. Piyasadaki modeller içinde flaşı en yukarıda açılan model olan E-30″un, bu nedenle “kırmızı göz” oluşturma olasılığı çok düşük. Flaş senkron hızı 1/250 saniye ve FL-50R ile FL-36R flaşlarıyla birlikte kullanıldığında 1/8000 saniyede bile flaş kullanılabiliyor.
3 kademeli titreşim sabitleme özelliği, her fotoğrafta mutlak keskinlik sağlamasa da, büyük ölçüde başarılı bir sistem ve dikkatli kullanıldığında 3-4 stop kadar daha düşük enstantane kullanımında elde güvenli çekime izin veriyor. Olympus E-30, BLM-1 adlı lityum-iyon bir pil kullanıyor ve tam dolu haliyle yaklaşık 750 kare fotoğraf çekebiliyor; elbette her yöne dönebilen 2,7 inçlik ekranı kullanmaktan vazgeçebilirseniz. çünkü bu ekranı sık kullanırsanız, söz konusu değerleri rüyanızda görürsünüz.

Sonuç
Olympus”un şimdiye dek yaptığı en kapsamlı ve belki de en mantıklı ürün olan E-30, bazı özellikleri nedeniyle benzersiz bir fotoğraf makinesi. Ama pek çok kişinin kullanmayabileceği dahice buluşlardan daha önemli olarak, ergonomisi, görüntü kalitesi, hızı ve hareketli ekranı sayesinde çok başarılı bir ürün. Kusurları yok mu, derseniz; düğmelerin fazlalığı, menülerin kalabalıklığı, yüksek ISO değerlerindeki kirlilik etkisi ve yüksekçe olan fiyatı sorun olarak görülebilir. Ama elinde E-300, E-400 ve E-500 serisinden Olympus makineleri olanlar için mükemmel bir terfi fırsatı olan E-30, yalnızca üstün kaliteli Zuiko optikleri değil, Panasonic, Leica ve Sigma”nın da çok sayıda optiğini kullanabilen ideal bir platform.




 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here