Ana sayfa Haber Yeşil elma

Yeşil elma

0

Apple, daha çevre dostu olma yolunda önemli adımlar atmaya başladı.

Son yıllarda, özellikle küresel ısınmanın etkileri “hissedilmeye” başlandığından beri firmalar üzerinde çevre dostu üretimler yapmaları yönünde ciddi bir kamuoyu baskısı oluşmaya başladı. Bundan birkaç yıl öncesine kadar sıradan insanlar, kullandıkları teknolojinin çevreye ne kadar zarar verdiğini bilmiyor, aslında bunu pek de umursamıyordu. çünkü insanların büyük çoğunluğunun, bir bilgisayarın dahi aslında çevreye çok fazla zarar verdiğinden haberi yoktu. Bu nedenle alışveriş yaparken aldığımız ürünlerin ne kadar çevre dostu olduğunu araştırmıyor, çoğu kez bunu merak bile etmiyorduk.

Gerçekte bu duyarsızlık, insanların çevre konusunda yeterli biçimde bilgilendirilmemesi ve eğitim sürecinde bu tür konulara yeterince yer verilmemesinin sonuçlarından biri ve belki de en tehlikelisi. Büyük bir kısmımızın çevre hakkında bildiği tek şey, plastik eşyaların doğada bilmemkaç bin yıl yok olmadığı. Bu küçücük bilginin içinde malesef birkaç bin yıl yokolmayan plastiğin çevreye verdiği zarar yer almıyor. Ve malesef bu bilgisizlik, vizyonları kendi hayatlarının ötesine uzanmayan, kısa ömürlerinde elde edecekleri çıkarlarını insanlığın geleceği önünde tutan kişilerin ellerinde insanlığı karamsar bir geleceğe doğru sürüklüyor. 

 

Yaşadığımız sistemin gidişatından da rahatlıkla farkedeceğimiz üzere, üretimde söz sahibi olanların “daha bilinçli” davranmaya başlaması için onları bazı konularda baskı altına almak mecburi bir insanlık görevi haline gelmiş durumda. Karbon salınımının dünya iklim dengesi üzerinde yarattığı geri dönüşü zor değişimleri bilim adamları uzun yıllardır bizlere anlatmaya çalıştığı halde, son birkaç yıldır İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerimizde yaşanan kuraklık ve aşırı sıcaklar olmasaydı asla aklımıza getirmeyecektik.
Kısacası bir şeyler hayatımıza “dokunmaya” başladığında aklımız başımıza geliyor ama, bize dokunmadan sinsi sinsi ilerleyen tehlikelerin çocuklarımız ve torunlarımız üzerindeki etkilerini görmezden gelip rahatlıkla hayatımıza devam etme yüzünü kendimizde bulabiliyoruz.
•••
Peki nedir son dönemde Apple”i “çevreci atak” başlatmaya yönlendiren olaylar silsilesi?
öncelikle Greenpeace”in büyük elektronik firmaları için yayınladığı 3 aylık raporlara göz atmamız gerekiyor. Kimilerinin fazla “aşırı” ve bazen “çıkarcı” davrandığı şeklindeki eleştirilerini üzerine çekse de Greenpeace, dünya üzerinde çevresel konuları en fazla dile getiren ve çevresel duyarlılığın sağlanabilmesi için en fazla çaba gösteren kuruluş olma özelliğini koruyor ve kamuoyu desteğini her geçen gün biraz daha fazla kazanıyor.

İşte bu raporlar aslında Apple”ın giriştiği atağı başlatmak için aslında oldukça geç kaldığının göstergesi. Elbette bu raporlar bir firmanın çevre bilincini anlamamızdaki tek gösterge değil ama, elle tutulabilir ve anlaşılabilir kriterlere dayanan en ciddi veritabanını oluşturuyor.

Greenpeace raporlarına göz attığımızda bugün dahi Apple”ın “çevre dostu” kategorisinde kendine “son sıralarda” yer bulabildiğini görüyoruz ve bu çevre dostu olmayan görüntü, Apple”ın vizyonuna artık zarar vermeye başladı. Her zaman rekabette olduğu Sony, Panasonic, Toshiba, Samsung, HP ve hatta Nokia gibi firmaların “temizlik” açısından gerisinde kalmaya başlayan Apple”ın, birdenbire “ne kadar çevreci” olduğunu duyurma çabası içine girmesini anlayışla karşılamak da gerekli.

özellikle ürettiği “devrimci” cihazlarla kamuoyunda bu kadar çok konuşulan bir firmanın, aynı kamuoyundan çevre dostu olmadığına dair eleştiriler almaya başlaması özellikle çevre bilincinin yükseldiği bu günlerde kaçınılmaz olandı ve bu eleştiriler giderek sertleşmeye başlamıştı.

Bunun üzerine bir de rakip firmaların Greenpeace”in dönemsel raporlarında “en çevreci şirket” seçilebilmek ve kamuoyu imajlarını güçlendirmek için fazladan çaba içine girmesi, deyim yerindeyse birbirleriyle “yarışmaya” başlamaları, iyi ürünler üretmek ve iyi satışlar yakalamak haricinde başka bir “rekabet” alanının oluştuğunu Apple”a hatırlattı.
•••
Aslında bir teknoloji firmasının veya teknolojik bir aletin “çevre dostu” olabilmesi öyle kolay bir iş değil. üretimde kullanılan malzemelerden tutun da üretim sürecindeki toksik maddelere, paketleme ve pazarlama stratejilerine, sonrasında ürünün kullanım ömrüne ve geri dönüştürülebilme oranına kadar kolay denetlenemeyecek, denetlense dahi bertaraf edilmesi zor olacak birçok etken söz konusu.

Amerikan araştırma şirketi Gartner”ın raporlarına göre, şu anda dünyada halihazırda çalışır durumda ve kullanılan bilgisayar sayısı 1 milyarı aşkın ve her yıl 30-40 milyon bilgisayar geri dönüşüme uğramadan çöpe atılıyor. Geri dönüşüme uğramayan bu bilgisayarların doğaya zararı ise telafisi çok uzun yıllar alacak bir kirliliğe neden oluyor.

Elektronik aletlerin üretiminde kullanılan plastik haricinde, devre yapımında kullanılan civa, arsenik, brom, berilyum gibi maddeler, sadece doğal çevreye zarar vermekle kalmıyor, insanlara da ciddi zararlar verebiliyor. çeşitli kanser türlerindeki artış, bu kimyasalların insan hayatına ne kadar derin etki ettiğini kanıtlar nitelikte. Hatta bu zararlar kimi durumlarda kalıtımsal hale dahi geçebilecek potansiyele sahip.

Aslında bilgisayarların çevreye ne kadar büyük bir etkide bulunduğunu anlatabilmek için elimizde çok güzel bir örnek var. OLPC (Her çocuğa bir bilgisayar) girişimi tarafından üretilen dizüstü bilgisayarlar XO, şimdiye kadar üretilmiş en “temiz” bilgisayar kabul ediliyor. çok büyük bir kısmı dönüştürülebilen bilgisayarda “bilinen” zehirli maddeler ya hiç kullanılmamış ya da olabilecek en düşük seviyede tutulmuş. Aynı zamanda bilgisayar olağanüstü az enerji tüketiyor.

Bu enerji tüketimini şu şekilde açıklayabiliriz; ortalama bir dizüstü bilgisayar işlem yapmadan beklerken yaklaşık 20 Watt enerji tüketiyor. XO ise, bu sırada sadece 1 Watt enerji kullanıyor. Kâr amacı gütmeyen konsorsiyumun hesaplarına göre, dünyadaki tüm dizüstü bilgisayar XO ile değiştirildiğinde yıllık 85 milyar kilowatt saat elektrik enerjisi tasarrufu yapılıyor. Bu tasarrufun parasal değeri yıllık 9 milyar dolar, ya da bir başka deyişle, 50 milyon varil petrol karşılığı atmosfere salınan 65 milyar ton karbondioksit. Görüleceği üzere, sadece dizüstü bilgisayarların enerji tüketimlerinde yapılacak bu boyutta bir azalma çevre sağlığına olağanüstü bir katkı yapıyor. Elbette XO, gelişmemiş ülkelerin bilgisayar teknolojisi ile tanışabilmesi ve modern dünyadan kopukluklarını azaltmak üzere üretilmiş bir ürün ve bu bilgisayar şu anki gereksinimlerimizi karşılayacak performansa kesinlikle sahip değil.
•••
Apple”ın ve Apple gibi Amerikan şirketlerinin çevre dostu ürünler açısından bu kadar geriden gelmesinin nedenlerinden biri de elbette ABD”de uygulanan standartların Avrupa”dan oldukça “yumuşak” olması. Bu da Nokia”nın neden Greenpeace değerlendirmelerinde hep üst sıralarda yer aldığını biraz olsun açıklıyor. Avrupa Birliği, sanayi üretiminin çevreye daha saygılı olması konusunda oldukça sert kurallar ve yaptırımlar içeriyor. Fakat ABD, çevreye saygı alanında Avrupa”dan oldukça geride ve biraz nazlanarak davranmayı tercih ediyor. ABD menşeli firmaların uluslararası rekabette zarar görmesinden duyduğu endişe yüzünden, bu katı kurallardan uzak durabilmek amacıyla Kyoto protokolüne imza atmaktan uzak durmayı tercih ettiği de bilinen bir gerçek.

Fakat daha önce de dile getirdiğimiz gibi, firmaların kurumsal kimliklerine eklemeye başladıkları çevre dostu etiketinin parlaklığı yeni bir rekabet alanı oluşturması, konuyu politik arenanın dışına çıkmaya zorlamaya başladı. Bugün birçok firmanın dönemsel raporlarda daha üst sıralara çıkabilmek için uzun vadeli planlar yaptığı, ürün ve üretim hatlarında ciddi yeniliklere gittiği bir dönem yaşamaya başladık.

Firmalar, ürünlerinde kullandıkları toksik maddeleri olabildiğince azaltmaya çalışıyor. İşte Apple örneğinde olduğu gibi, plastik PVC kasalar yerine alüminyum kasalı ürünler ortaya çıkıyor. Alüminyum kasa, plastik kadar geniş bir estetik yelpazesine sahip olmasa da, tamamen geri dönüştürülebildiği için Apple”ı çevre dostu yelpazesinde bir adım daha öne çıkarmaya yeterli hale gelmeye yetiyor.
•••
Peki tam olarak ne isteniyor? Apple dahil olmak üzere onlarca firma hangi kriterleri karşılayıp “daha yeşil” etiketini kapabilmek için yarışıyor? Yarışın kuralları Greenpeace”in hazırladığı şu kriterlere göre belirlenmiş durumda:
“Tehlikeli kimyasalların yerine zararsız maddelerin kullanımı, işçilerin söz konusu maddelere maruz kalışını ve üretim tesisinin bulunduğu yerleşim yerlerinde sağlık sorunlarını önleyecek, aynı zamanda Brominated Flame Retardants (BFR) gibi kimyasalların Leaching/Offgassing”ini engelleyerek elektronik atıkların güvenli geri dönüşümüne imkan tanıyacaktır. Elektronik cihazlarda zehirli kimyasalların bulunması, atıkların yeniden kullanımında zehirli madde kullanılmış materyalin tekrar kullanılmasını, yani “Zehir Döngüsü”nü sürdürmektedir.

Zehirli maddeler aradan çıkana kadar, güvenli geri dönüşüm imkansızdır. Bu nedenle, değerlendirmelerde kimyasallar ile ilgili şirket politikaları, geri dönüşüm üzerine olanlardan daha fazla önceliğe sahiptir.
Kimyasallar ve E-atık (elektronik atık) hakkında 5″er ölçüt olmasına rağmen, BFR ve PVC içermeyen ürünler çift puan kazandıkları için kimyasal değerlendirmede tavan skor 18 iken e-atıklarda 15″tir.
İki eski kimyasal ölçüt, PVC imhasına yönelik çaba ve BFR imhasına yönelik çaba tek ölçütte birleştirilmiştir.

Eklenen yeni bir ölçüt ise başka zararlı madderin üretim sürecinden çıkarımı ve buna yönelik zaman çizelgesi üzerinedir. Söz konusu zararlı maddeler, markalar tarafından gelecekte üretim sürecinden çıkarılmak için belirlenmiş olup aşağıda verilmiştir:
(1) Tüm ftalatlar,
(2) Bileşik ve alaşımları da dahil olmak üzere tüm berilyum,
(3) Antimon/antimon bilesikleri.
Greenpeace, şirketlerin ürünleri yüzünden ortaya çıkan e-atıklarla ilgilenmeleri, ürünlerinin satıldığı bütün ülkelerde atılan ürünlerini geri alarak yeniden kullanmaları/geri dönüştürmeleri hususlarında finansal açıdan sorumlu davranmasını beklemektedir. Kullanımı sonlandırılmış ürünlerin bakımı bir masraf teşkil ettiğinden, sorumlu üretici tasarımcıya bu masrafları bildirerek, onu  zararlı ve imhası pahalı maddelerden uzak durmaya teşvik edecektir. Yeni bir e-atık ölçütünün yanı sıra, varolan ölçütler de yeni taleplerle daha zorlu hale gelmiştir. Yeni e-atık ölçütü, ürünlerdeki geri dönüşmüş plastik kullanımını ve bu kullanımı artırmaya yönelik bir zaman çizelgesini talep eder.

Greenpeace”in İklim Değişikliği”nin üzerine gitmek konusunda kararlı olan şirketlerden beklentilerini karşılayabilmeleri için beş yeni enerji ölçütü eklenmiştir: 
1) Sera Gazları (SG) salımının zorunlu küresel azaltımı için destek,
2) Şirektin kendi SG salımının ve arz zincirinin iki kademesindeki SG salımının açıklanması,
3) Şirketin kendi SG salımını azaltmaya zaman çizelgeleri sunarak bağlılık,
4) Yenilenebilir enerji kullanımı,
5) Yeni ürünlerin/modellerin enerji verimliliği.

Derecelendirme rehberi her çeyrekte güncelleneceği için şirketlerin daha yeşil bir konuma ulaşma şansı vardır. Ancak Greenpeace bir şirketin yalan söylediğini, çifte standart uyguladğını ya da başka usulsüzlükler sergilediğini keşfederse genel puanlarından ceza puanları düşürülecektir.”
•••
Yukarıdaki kriterler baz alınarak hazırlanan Greenpeace raporunda ise, Apple için şu yorum yapılıyor;
“Apple  4.1 puanla 11. sırada geliyor. ?irket bu puanları genellikle piyasaya ana parçaları PVC ve BFR içermeyen ürünler sürerek kazanıyor. örneğin tüm yeni iMac ve MacBook Air modelleri BFR içermeyen kaplamalara ve devre kartlarına ve PVC”siz iç kablolara sahip. Milyonlarca iPod”un artık Brom içermeyen kaplamaları ve devre kartları vardır. MacBook Air”in aynı zamanda civasız LCD ekranı ve arsenik içermeyen camı vardır. Bazı MacBook Pro”lar da civa içermeyen LED ışıklandırmalı ekranlara sahiptir. Apple 2006″da 7 yıl önceki satışlara oranla %9.5 geri dönüşüm oranı kaydetmek hariç, çoğu e-atık ölçütünde başarısızdır.

Enerji ölçütlerinde nispeten daha başarılıdır. Yalnızca enerji verimliliği konusunda (çift Puan) tam puan almıştır. Tüm masaüstü ve taşınabilir PC”ler ve ekranlar Energy Star 4.0 ile uyumludur ve iPod ile iPhone elektrik adaptörleri ise sadece ES standardını geçmekle kalmaz, 1 Temmuz 2008″den bu yana yürürlükte olan Kaliforniya eyaletinin daha keskin enerji verimlilik şartlarına da uygundur.”

 

Hazırlanan bu rapor eşliğinde Apple”ın daha çevreci ürünler geliştirmek için yaptığı atılımları biraz daha dışarıdan bakarak değerlendirme imkanına kavuşuyoruz ve bu sayede, Apple”ın neyi iyi, neyi kötü yaptığını görebildiğimiz gibi, gelecekte başka ne gibi çevreci atılımlarda bulunabileceğini kestirebiliyoruz.

Apple”ın kendisinin de dile getirdiği göze çarpan çevreci atılımları ise şu şekilde özetlememiz mümkün:
• PVC ve BFR gibi atık maddelerin üretim hattından çıkarılması,
• Yeni ürettiği bilgisayarların enerjiyi verimli kullanma açısından bir öncekilerden daha iyi olması,

• Zehirli kimyasal maddelerin kullanımını önemli ölçüde azaltmış olması,
• ürünlerinin geri dönüşümün oranının %20 (2008 için son 9 yılda üretilen ürünleri kapsıyor) seviyesini aşması ve 2010 yılına kadar bunu %30″lara yaklaştırmayı taahhüt etmes,
• LCD yerine LED ekran kullanımına geçerek civa gibi zehirli maddelerin doğaya salınımına son vermesi,
• iPod”ların üretiminde brom kullanımını sona erdirmesi,
• Malzeme güvenliği ile ilgili verileri her ürünü için ayrı ayrı açıklaması,
• Geri dönüşüm kampanyaları ile eski ürünlerini (Mac”ler için) geri alarak çöpe gitmesini engellemesi ve geri dönüşüm çevrimine sokması,
• ürünlerini uzun süre kullanacak şekilde imal etmesi ve ürün geri dönüştürme süresini olabildiğince uzatması, 
• Geri dönüşüm için (değişim kampanyaları) kendi ürünleri haricinde her marka bilgisayar ve monitörü kabul etmesi,
• ürünleri satışa sunarken kullanılan ambalaj atık oranını önemli ölçüde azaltması (daha küçük ve geri dönüştürülmüş / dönüştürülmesi mümkün paketleme),

• çevre duyarlılığını artırmak amacıyla bu konuda “My Green Apple” gibi kamuoyunu bilgilendirici ve özendirici kampanyalar yapması, ürünleri hakkında doğanın korunumuna yönelik adımları kamuoyuna açıklaması,
Hala eleştiri alan ve puanlamada henüz çok yukarılara çıkmasına engel olan unsurları da çözüme kavuşturduğunda Apple”ın çevrecilik etiketini daha fazla hakedeceğini düşünebiliriz. Peki nedir bu eleştiri alan unsurlar?
• üretimde kullanılan sera gazı salınımı hakkında bilgi vermemesi ve bu salınıma azaltmaya yönelik bir planı olup olmadığından söz etmemesi,
• üretim tesislerindeki elektrik kullanımını bildirmesine karşılık, bu enerjinin üretimi sırasında salınan sera gazlarının oranına ilgili bilgilendirme yapmaması,
• ABD ve Kanada dışında iPod ve iPhone gibi bilgisayar harici cihazların geri dönüşümünü sağlamakta yetersiz kalması,
• Avrupa ve ABD haricindeki ülkelerde (Asya, Ortadoğu, Güney Amerika ve Afrika) geri dönüşümle ilgili yeterince bilgilendirici olmaması,
• Halihazırda az da olsa kullandığı Ftalatlar ve berilyumun kullanımını ne zaman sonlardıracağına dair bir zaman çizelgesi sunmaması,
• Geri dönüştürülmüş plastik kullanımında tatmin edici bilgi vermemesi,

•••
Tüm bu liste, Apple”ın daha temiz bir dünya için attığı adımları gösteriyor. Elbette bunlar dışında Apple daha fazla adım atacağı taahhüdünde de bulunmaktan geri durmuyor. Objektif baktığımızda, “yeşil” ürünlerin Apple”ın gelecek planlarında oldukça fazla yer tuttuğunu görebilmek zor olmuyor. Bunun en büyük delillerinden biri, Apple”ın ürettiği her cihazın “çevreci” özelliklerini ısrarla vurgulaması ve pazarlama stratejilerini bunlar üzerinden şekillendirmeye başlaması. Bu tabloya baktığımızda Apple”ın yakında kendine birincil pazarlama usulu olarak çevre dostu olma kartını seçeceğini varsaymak yanlış bir tahmin olmayacaktır.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here