Üniversitelerde yapay zeka kullanımının sınırları yeniden tartışılırken, Brown University’de yaşanan dikkat çekici bir olay akademik dürstlük endişelerini büyüttü. Evde tamamlanan ara sınavdaki olağanüstü yüksek sonuçlardan şüphelenen ekonomi profesörü Robert Serrano, final sınavını yüz yüze yapmaya karar verdi. Yeni uygulamanın ardından sınıf ortalamasında yaşanan keskin düşüş, öğrencilerin önceki sınavda yapay zekadan yardım almış olabileceği şüphesini güçlendirdi.
Yapay Zeka Şüphesi Sınav Sonuçlarını Altüst Etti
ECON 1170 dersine geçmiş yıllarda genellikle 30’dan az öğrenci katılırken, bu dönem kayıt sayısı 86’ya ulaştı. Evde ve süre sınırı olmadan tamamlanan ara sınavda sınıf ortalaması 100 üzerinden 96 olarak hesaplandı. Üstelik sınavın geçmiş yıllardakilerden daha zor hazırlanmasına rağmen 40 öğrenci tam puan aldı. Önceki dönemlerde aynı dersin ara sınav ortalaması yüzde 65 ile yüzde 80 arasında değişiyordu.

Serrano, sonuçların ardından final sınavının sınıfta ve gözetim altında yapılacağını öğrencilere bildirdi. Bu karar sonrasında 18 öğrenci dersten ayrılırken dokuz öğrenci sınava katılmadı. Finalden çekilen veya sınava girmeyen toplam 27 öğrencinin 22’si, ara sınavdan 100 puan almıştı. Final sınavına katılan öğrencilerin ortalaması ise 96’dan 48’e geriledi.
Yaşanan olay, üniversitelerin yapay zeka kullanımına nasıl yaklaşması gerektiği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Eğitim kurumları genellikle kullanımı üç grupta değerlendiriyor:
- Fikir üretme, dil bilgisi kontrolü ve çalışma sorusu hazırlama gibi kabul edilebilir kullanımlar
- Öğrencinin açıklama yapmadan yapay zekaya ödev yazdırması gibi kısıtlı kullanımlar
- Sınavlarda veya açıkça yasaklanan çalışmalarda görülen tamamen yasak kullanımlar
Profesör Serrano, yapay zeka araçlarından çok öğrencilerin kopyayı normalleştirmesinden endişe duyduğunu belirtti. Eğitimciler ise teknolojiyi tamamen yasaklamak yerine sorumlu kullanım kuralları oluşturmanın daha gerçekçi olacağını savunuyor. Buna rağmen sınav sonuçlarındaki sert düşüş, öğrencilerin bilgi seviyesini ölçmek için yüz yüze değerlendirmelerin yeniden önem kazanabileceğini gösteriyor.