Ana sayfa İnternet Web 2.0 ve ötesi

Web 2.0 ve ötesi

0

Web”in dünden bugüne dair hikayesi, gelecekle ilgili ipuçları veriyor

Her gün kullandığımız internet ve web hizmetleri, her anlamda çağımıza damga vurmaya devam ediyor. İnternet, başlangıcından bugüne çok büyük adımlar attı ve ileride atacağı adımlar da bu yüzden oldukça heyecan verici. Peki, her gün kullandığımız internet teknolojilerinin kaynağını ne kadar biliyoruz?  İnternet teknolojileri hakkında bilgi sahibi olmak, şüphesiz yarın olacaklarla ilgili tahminlerde bulunabilmek ve belki de hazırlıklı olmak, gelişmelerin bir parçası olmak adına büyük önem taşıyor. Ne de olsa “katılımcı internet” çağında yaşıyoruz. Bu kavram ve çok daha fazlasını incelemek amacıyla Web kavramının dünü be bugününe bir göz atıyoruz.

Web 1.0 ve “www”
Web 1.0, aslında web kavramının günümüzdeki gelişmelerle “Web 2.0” olarak tanımlanmaya başlamasıyla, dünya çapındaki ağın önceki halini anlatan bir tanım. İsterseniz bu önceki dönemin nsaıl başladığına ve burada neler olduğuna birlikte bir göz atalım. Dünya çapında Ağ (World Wide Web), internetteki örümcek ağları gibi birbiriyle bağlantılı sayfalardan oluşan, İnternet üzerinde çalışan ve “www” ile başlayan adreslerdeki sayfaların görüntülenmesini sağlayan servisi tanımlıyor.

 

 

Web kavramı, CERN’de bir bilgisayar programcısı olan Tim Berners-Lee’nin HTML adlı bilgisayar dilini bulup geliştirmesiyle oluşmuş. Bugün de kendisinin başkanı olduğu W3C (World Wide Web Consortium) tarafından düzenleniyor. Web projesi, ilk olarak 1989-90 yıllarında İsviçre’de CERN fizik laboratuarlarında fizikçilerin araştırma sonuçlarını hızlı bir şekilde paylaşmalarını sağlamak düşüncesiyle geliştirildi. 1993 yılında Illinois üniversitesi süper bilgisayar uygulamaları ulusal merkezinde ilk çapraz-geçişli, grafiksel tarayıcı olan Mosaic geliştirildi. Web yaratıcıları bir takim çalışma prensipleri etrafında anlaşmaya varmışlar. Bu prensipler arasında en önemlisi ise kuşkusuz merkezi kontrol olmaması. Bu Web etiğine göre herkes yayım yapabilir ve herkes sunulmuş bu bilgiyi okuyabilir. Bütün Web Sunucuları aynı protokolleri/mekanizmaları kullanacaklardı. Web üzerinde iletişim için http iletim mekanizması kullanılacaktı.

URL”ler (Universal Resource Locator)  ise ağ uzayı adreslemesi için kullanıldı. HyperText Markup Language ve Web tarayıcı mekanizmaları değişik formatları destekleyecek şekilde yapılandırıldılar. Web İstemcileri hangi formatı kullandıklarını bildirecekler ve Web görüntülüyücüleri temel tarayıcılara değişik formatları kullanma izni verecekti.

İnternet”in, Web”in temeli olduğunu söyleyebiliriz. Web İnternet üzerinde kurulmuştur ve İnternetin sunduğu mekanizmalardan çoğunun kullanılmasını sağlar. İnternetin fiziksel görünüşleri –bilgisayarlar, ağlar ve servisler- dünya üzerindeki diğer binlerce bilgisayara bağlanmamıza izin verir. Web, İnternetin en tepesindeki soyutlanmış genel servisler kümesidir. Birbirimizle bilgilerin paylaşımına izin veren protokoller ve araçlar kümesidir.

 

 

İnternet ve Web”in farkları
Zannettiğimizin aksine, İnternet ve web terimleri aynı olguyu tanımlamıyor. Web sadece internet üzerinde çalışan bir servisin adı. İnternet ise, ünya genelindeki bilgisayar ağlarını ve kurumsal bilgisayar sistemlerini birbirine bağlayan elektronik iletişim ağı. Hatta daha detaylı olarak, çok protokollü bir ağ olup birbirine bağlı bilgisayar ağlarının tümü olarak da tanımlanabilir. Binlerce akademik, ticari, devlet, ve serbest bilgisayar ağlarının birbirine bağlanmasıyla oluşan İnternette bilgisayarlar arasında bilgi çeşitli protokollere göre paketler halinde transfer edilir.

İstemci-sunucu uygulamaları ile yapılan birçok organizasyon üzerinde Web tarayıcıları İstemci olarak çalışabilirler. Web yürütümü standart İstemci-sunucu modelini izler. “Web tarayıcısı” adı verilen programı çalıştıran bir istemci bilgisayar ile Web sunucu yazılımı çalıştıran bir sunucu bilgisayar arasındaki etkileşime “İstemci-sunucu” etkileşimi adı verilir. Web tarayıcıları arasında bildiğimiz Internet Explorer, Mozilla Firefox, Safari gibi platformları sayabiliriz. İstemci bilgisayar sunucudan HTTP’yi (Hypertext Transfer Protocol) ve Internet mesaj standartı olan TCP/IP’yi kullanarak bir doküman ister ve sunucu istemcinin göstereceği dokümanı geri döndürür. “World-Wide Web” ibaresi HTTP ile anlaşan sunucuların kollektif ağını ifade etmek için kullanılır. Web tarayıcılarının ve sunucularının kendi aralarında iletişim için kullandıkları protokole HTTP (Hypertext Transafer Protocol) adı verilir. Bunun için Web Sunuculara genellikle HTTP Sunucu veya HTTP Deaemons (HTTPD) denir.

Web 2.0 ve ötesi
Web 2.0, adından da anlaşılacağı gibi ikinci nesil internet hizmetlerini anlatıyor. Bu tanımın içine girenlerse toplumsal paylaşım ağları, katılımcı internet ansiklopedileri ve folksonomiler. Bu hizmetlere baktığımızda ortak özelliklerinin internet kullanıcılarının ortaklaşa ve paylaşarak yarattığı sistemler olduğunu görüyoruz. O’Reilly Media tarafından 2004’de kullanılmaya başlayan bir sözcüğün içeriği hala tartışmaya açık olsa da internetteki hizmetlerin içeriği de gün geçtikçe gelişiyor ve değişiyor.

 

 

AJAX, SOA, widget gibi teknolojik terimlerle açıklanmaya çalışılan Web 2.0 gerçekte bir akım aslında. Birçok teorisyene göre, teknolojik araçlar, bu yaklaşıma hizmet edecek yardımcı araçlardan ibaret. Web 2.0 akımı, web hizmetini iyileştirmek amacıyla ziyaretçilerin siteye katılımını sağlamak, yine aynı amaçla diğer sitelerle ve ziyaretçilerle işbirliği yapmak fikrine dayanıyor. Haberdar olmayı ve katılımı kolaylaştırmak amacıyla AJAX, widget, RSS gibi teknolojiler kullanılabiliyor. Siteler kendi aralarında işbirliği yapmak amacıyla SOA, XML, WebService gibi teknolojiler kullanıyorlar. Bu akımda esas olan, içeriğin sınıflandırılmasından zenginleştirilmesine kadar internet kullanıcılarının sürecin bir parçası olması ve hatta sürecin yaratımında yer alması.

Web 2.0, internet kullanıcılarının sadece bilgiye ulaşmaktan çok daha fazlasını yapabilmelerini sağlıyor. Web 1.0″da görmeye başladığımız interaktif özellikleri kullanarak kullanıcılar, ağ platformları yaratabiliyor ya da bunlara katılabiliyorlar. Kullandıkları yeni internet tarayıcılarının özellikleri, kullanıcılara bu platformda çok daha etkin rollere sahip olmak için yeterli imkanları sağlamak üzerine tasarlanıyor. Kullanıcılar rahatlıkla bir internet sayfasında kendilerine ait verileri yayınlayabiliyor, bu verilere yasal olarak sahip olduklarını kanıtlayabiliyor ve bu verileri istedikleri gibi düzenleyebiliyorlar. Başka bir deyişe kontrol tamamen kullanıcılarda. Ayrıca yeni siteler, bir paylaşım mimarisi kullanarak katılımcılara sitedeki uygulamaları da kullanabilme imkanı veriyor. Burada Web 1.0″la karşılaştırıldığında görebileceğimiz öneli bir fark ortaya çıkmış oluyor. Bu da tabii ki sayfalarını istedikleri gibi kişiselleştirme seçeneği. Buradan hareketle, Web 2.0″ın özelliklerini sıralamamız gerekirse, çok daha zengin kullanıcı deneyimi, mutlak kullanıcı katılımı, içeriğin dinamik olması, metadata, web standartları ve ölçülebilirlik diyebiliriz. Yani artık Web kullanıcıları, izleyici ya da okuyucu değil, katılımcı olarak ağı oluşturan aktörler. örneklerle somutlaştırırsak, çektiğiniz bir videoyu, YouTube”de yayınlayabiliyor ve milyonlarca kullanıcı ile paylaşabiliyorsunuz. Bugün internetin en popüler sitelerinden biri olan YouTube”un içeriği tamamen sizin gibi katılımcıların yayınladığı videolardan oluşuyor. Facebook gibi sosyal ağlar ise daha fazla bilgiyi paylaşabilmenizi sağlıyor, bu ağı hem iletişim hem de paylaşım ağı olarak görmek mümkün. Ancak bu ağdaki paylaşımlarınız, sizin eklediğiniz içerikler ve kullandığınız uygulamalar ile tamamen kişiselleştirilebilir durumda. Diğer yandan blog”unuzda da istediğiniz içeriği yayınlayabilir; yazılarınızı, fotoğraflarınızı, sanatsal çalışmalarınızı ve videolarınızı tüm internet kullanıcılarıyla paylaşabilirsiniz. Böyle bakıldığında, tüm internet kullanıcılarının, katılımcıdan öte, “yayıncı” olarak görülebileceği bir platform Web 2.0. Burada ister istemez insanın aklına Andy Warhol”un söylediği “Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak” sözü geliyor. Tabii bu ünün çok daha uzun olması da, internetteki katılımınızın ve yayınladığınız içeriklerin niteliğine bağlı olabilir.

 

 

  Web 2.0″ın ötesinde neler var?
İnternetin geleceğinde multimedya ağırlıklı uygulamaların çok daha fazla görüleceği tahmin ediliyor. İnternetin yanı sıra, mobil cihazlar için geliştirilen uygulamalar, şaşırtıcı ve çığır açacak nitelikte olabilir. İnternet bilgisayar ekranından çıkarak sokağa inebilir ve bu anlamda “sanal gerçeklik” kavramı da çok daha belirsiz bir hale gelebilir. örneğin “etiketleme” kavramıyla internette neler yapılabileceği hakkında çok şaşırtıcı çalışmalar bulunuyor.
Bunun bir örneğini vermek gerekirse, www.layar.com adresinden inceleyebileceğiniz yeni bir uygulamadan bahsedebiliriz. Bu uygulamayı kameralı ve internet bağlantılı cep telefonunuza indirdikten sonra, sokakta bir video çekmeye başlıyorsunuz. Sokak, uygulama tarafından gerçek zamanlı olarak algılanıyor ve hemen o sokakla ilgili etiketler ve bu etiketlere bağlı olarak bilgiler görüntülenmeye başlıyor. Bu açıklama çok uzun geldiyse, kısaca şöyle diyelim, cep telefonunuzun video kamerasıyla görüntülediğiniz alandaki tüm kafeler, satılık ve kiralık evler, barlar, restoranlar ve çok daha fazlası ile ilgili baloncuklar çıkarak size o alanda internete yüklenmiş tüm bilgileri sunuyor. Amsterdam”da kullanılmaya başlanan bu teknolojinin yakında tüm Avrupa”da kullanılabileceği söyleniyor. Sanıyoruz ki bu örnek, gelecekte internetle neler yapılabileceğine dair önemli bir ipucu veriyor.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here