Ana sayfa İnternet Ürün Kalitesi ve Reklamın İşlevi

Ürün Kalitesi ve Reklamın İşlevi

0

Yaşamımızda “kalite” tartışmaya açılmayacak kadar önemli ve olmazsa olmazlardan…
 

İsmet İnönü Lozan”a gittiğinde eşi Mevhibe İnönü”de yanındadır. Mevhibe Hanım”ın Lozan”dan yazdığı mektuplar arasında 23 Haziran 1923 tarihlini taşıyan mektupta bir ayrıntı vardır gözlerden kaçan: “Hanım anneceğim, piyano için yazıyordunuz. Paşa”ya sordum. “Piyano satılmasın” diyor. Acaba, Hacı tavan arasına çıkartamaz mı?”

Mektuptan, İsmet İnönü”nün bir yandan masa başında ülkeyi emperyalistlere karşı savunurken, öbür yandan evindeki piyanoyu da kurtarma çabasında olduğu anlaşılıyor. Piyanonun satılmasına karşı çıkanların kurduğu bir ülkenin, arabeskin gözde olduğu yıllarda satılması rastlantı olmasa gerek!
 


 
Piyano çalmak ile kitap okumak arasında bir bağ var mıdır? Reşat Nuri Güntekin”e göre vardır elbette: “Niye kitap okumuyorlar?” demek, “Niye piyano çalmıyorlar?” demek gibi bir şeydir. Kafayı kitap okumaya alıştırmak, parmakları piyano çalmaya alıştırmaktan kolay değildir. Ona göre yetişmek, ona göre hazırlanmak lâzım gelirdi. Okumak, bir kitaptan alınan elemanlarla manevi bir dünya yapmak, onun içinde tek başına yaşayabilmek demektir. Bu, ta çocukluktan başlayan uzun alışkanlıklar ve egzersizler neticesidir.

Beyazperdeye de uyarlanan “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” adlı romanda, karşısına dizilen askerlere bağırır bir onbaşı: “Piyano çalanlar buraya!” Piyano çalmayı bilenler öne çıkarlar. Bunun üzerine onbaşı ikinci emri verir: “Piyano çalanlar sağa dön, marş, mutfağa patates soymaya!”

 

Söyler misiniz başka hangi yolla kişisel kalite artırılabilir? çoğalır.

Bu ayın konusu: Kalite! Kaybedecek vaktimiz yok, paylaşıma devam! Yaşamımızda kalite tartışmaya açılamayacak kadar önemli ve olmazsa olmazlardan. Ya sektör? Reklâmcının malzemesi, reklâmı verenin ona sunduğu bir mal veya hizmet olabilir. Hayatta ya da işte her zaman tatlı bir rekabet vardır, çünkü kalite bir adım öne geçirir. üründe kalite ne kadar önemli ve neler söyleyebiliriz?

Bir firmanın veya ülkenin rekabet açısından başarılı olması ürettiği ürünlerin kalitesine bağlı. örneğin, Amerikan şirketleri 1970″de dünya elektrik pazarının yüzde yüzüne sahipken, şu anda ancak yüzde beşine sahip. Aynı düşüş birçok pazar için söz konusu; örneğin 1980″de General Motors, Amerikan otomobil pazarının yüzde onunu Japonlara bırakmak zorunda kalmış. Amerikan otomobil sektörünün kaliteyi gittikçe düşürdüğünün en güzel delili, yabancı markaların daha az tamir gerektirdiğini gösteren Pentagon araştırması. Kalite ve satışlar arasındaki ilişki açık, bu nedenle kaliteyi yükseltebilmek için ilk önce tüketicilerin “kalite” olarak neyi anladıklarını belirlemek gerek.
 


 
İkinci adımda tüketicilerin yüksek kalite – yüksek fiyat ilişkisini ne ölçüde benimsediklerinin analizine bakmak icap eder. Araştırmaların sonuçlarına göre birçok kalite problemlerinin ana nedenleri kötü biçim (%40), üretim sürecindeki hatalar (%30) ve hatalı hammadde veya ara parçalar kullanımından (%30) kaynaklanmakta. Bu nedenle tüketici şikayetlerini çok dikkatle takip etmek ve üretimde kalite kontrol denetimine önem vermek, firmanın kârını artıracak olan dikkat noktalarıdır.

Tam bu noktada reklâmın rolüne iyice bir bakmak gerek. Reklâm, üzerinde çok tartışılan pazarlama eylemlerinden biri malûmunuz.Reklâmın iktisadi ve toplumsal etkilerine ve katkılarına değinerek, reklâmı yerenler olduğu gibi, övenler de pek çok. Tartışmaya, iktisatçıların ve pazarlamacıların yanı sıra, politikacıların, tüketicilerin, sosyologların ve psikologların da katıldıkları görülmekte ve tartışma reklâmcılığın ilk başladığı günlerden bugüne dek süregelmekte. Reklâmı yerenlere göre, reklâm yoluyla insanların doğal istekleri yok edilmekte, ihtiyaç duydukları mallara ilişkin yanlış bilgiler verilmekte, tüketicilerin duygularıyla oynanmakta ve böylelikle iktisadi kaynaklar boşuna harcanmakta.

 

Reklâmın, boşuna harcama (israf) olduğunu söyleyen tanınmış iktisatçı Bach”a göre: “ülkenin verimli kaynaklarından pek çoğu (işgücü, mürekkep, kağıt vb.) mallar ve hizmetler yerine, reklâm için kullanılmakta.” Reklâmı savunanlar ise reklâmın, malların etkin (ekonomik) olarak ve büyük ölçülerde dağılımını sağladığını; malların değerini arttırdığını, böylece, reklâmın hem tüketicilere, hem işletmecilere, hem de tüm ekonomiye büyük katkıda bulunduğunu söylemekte. Reklâmı yerenler ile savunanların görüşleri gözden geçirilerek, reklâmın toplumsal rolü, üzerine düşünmeye değer bir konu.
 

 
Reklâmın önemini ve sorunlarını iyi kavramak gerek. Rekabet düzeninin söz konusu olduğu ekonomilerde tüketici, kendisine sunulan çok çeşitli mallar arasından gereksinimlerine en elverişli olduğunu düşündüklerini seçme hakkına sahip. Benzer mallar arasında ve/veya değişik gereksinimleri karşılayan mallar arasında tüketicilerin ilgisini çekmek ve onun seçimini etkilemek için değişik yollardan rekabet söz konusu. İşte reklâm, müşterilerin ilgisini çekmek ve gereksinimlerini karşılayan mallar arasında seçim yapmalarını etkilemek bakımından önemli.

Reklâmın insanları gereksiz bazı malları satın almaya güdüleyerek, savurganlığa neden olduğunu öne sürenler ve bu bakımdan reklâmın zararlı olduğunu söyleyenler var, olacak da. Gerçekten müşterilerini aldatmakta olan ve gerçeğe uymayan iletileri (mesajları) tüketiciye ulaştıran reklâmlar var, yok denilemez. Bununla birlikte, bu gibileri çoğunlukta sayarak reklâmı, kötülemek de doğru değil.

İşletmeciler açısından reklâmın önemi üzerinde durmadan önce, piyasa mekanizması veya pazar adını verdiğimiz, satıcı ve alıcının karşılaşabildiği organizasyondan bahsetmek yerinde olacak. Piyasa mekanizması, piyasa koşullarını içine alan kapsayıcı bir kavram.

 

Pazarları farklılaştıran belirleyici unsur ise, rekabet. Rekabet unsurunu dikkate alarak pazarları incelediğimizde, iki farklı ekonomik örgütlenme uç örnekler olarak karşımıza çıkmakta. Uç örnekler “tekel” ve “tam rekabet” biçimleri. Fakat bu biçimlerin gerçekte çok az örneğinin yaşandığını görmekteyiz. Yaşamdaki ekonomik örgütlenmeler ise, bu uç örnekler arasında bir yerlerde bulunmakta. Oligopol adı verilen, bazıları çok büyük olan az sayıda firmanın egemen olduğu bir ekonomik örgütlenme başlangıçta Amerika”da olmak üzere pek çok ülkede ve Türkiye”de de gözlenmekte. Geleneksel olarak rekabete yakın koşulların egemen olduğu piyasalarda, reklâm faaliyetlerinin yoğunluğu bir hayli düşük.

Buna karşın az sayıda firmanın egemen olduğu oligopol piyasalarda, reklâm faaliyetlerinin yoğunluğu bir hayli yüksek. Satış maliyetleri toplam maliyetlerin önemli bir bölümünü oluştururken, reklâm faaliyetlerinin yoğunluğu da dikkat çekici. Böylesi bir piyasada var olan firmalar, satış gayretine ve özellikle reklâma büyük meblağlar ödemek durumunda. Bu piyasa koşullarında faaliyet gösteren firmalar, piyasa payını koruma stratejisini benimsediklerinde, fiyat dışı rekabet adı verilen bir takım politikalar önem kazanmakta.
 


 
Firmalar, büyüdükçe ve piyasa payları arttıkça ayakta kalabilmek için daha çok reklâma başvurmak zorunda kalınmakta. Bu açıdan ele alındığında firmalar açısından tüketiciye ulaşmanın en verimli, hesaplı yolu ve rekabet unsurunun en belirgin ögesi. Ve yine reklâm, satışları arttırıp üretim kapasitesini genişletir ki, bu da firmaların büyümeleri anlamını taşımakta.

Ustalarımı selamlıyorum. En büyük ustayı unutmadan…
Adnan Binyazar, eleştirel yöntemle kitap okumayanı şöyle tanımlar: “O başkasının düşüncelerini, kendi varlığı gibi satmaya çalışır. Onun için iyi ya da kötü sonuca bilinçle varma söz konusu değildir. Tabulaştırdığı kişilerin iyi ya da kötü dedikleri önemlidir. Böyle kişilerin “orijinal” bir çocuk oyuncağı gibi kurulmuşları azınlıkta değildir. Bir hacıyatmaza taş çıkartanları da az değildir.” Binyazar”ın söylediklerinin doğruluğu tartışılmaz. Tıpkı, Mustafa Kemal Atatürk”ün şu sözlerinin doğruluğunun tartışılamayacağı gibi: “Bir ulus, varlığını ve haklarını korumak yolunda, bütün gücü ile, bütün görünür görünmez güçleriyle ayaklanmış ve karara varmış olmazsa, bir ulus yalnız kendi gücüne dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlayamazsa, şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz.”

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here