Ana sayfa Sektörden Üçü Bir Arada: Subsky aka Cervus aka Göktuğ Çitçi

Üçü Bir Arada: Subsky aka Cervus aka Göktuğ Çitçi

0

Bu aydan itibaren Burcu Baykal, sizlerle elektronik müzik alanındaki en önemli isimleri buluşturmaya başlıyor. İlk konuğu ise prodüktör ve Dj Göktuğ çitçi aka Subsky aka Cervus!”

Müziğe olan ilgin nasıl başladı?

Sobsky: çocukluğumdan beri hep ilgiliydim. Ortaokul ve lise zamanlarım kaset, cd toplamakla geçti. Ayrıca bilgisayarlarla aram hep iyi oldu. Demoscene”i bir dönem bayağı iyi takip ettim, bu sayede önce Amiga”da protracker ile daha sonra PCde fasttracker ile müzik üretimine başladım. Bir zaman sonra artık topladığım müzikler ve üretme çabalarım içime sığmamaya başladı. 98 yılında dönemin en iyi dans müziği radyolarından Radio Cool”da çalışmaya başladım. çok iyi arkadaşlar edindim, çok şey öğrendim. DJ oldum, aynı zamanda prodüksiyonu da hiç bırakmadım. Müzik teknolojilerini mümkün olabildiğince iyi takip edip, bir yandan DJ”lik, bir yandan prodüksiyon, kurcalayıp duruyorum.
 

 

 

S: Parça yaparken hangi enstrümanları kullanıyorsun? Stüdyonun demirbaşlarını öğrenebilir miyiz?

Subsky: Stüdyom her sene değişikliğe uğruyor, eskiler gidiyor, yeniler geliyor ya da tam tersi. Dolayısıyla kullandığım enstrümanlar da sürekli değişiyor. ?u an için stüdyomun ağır topları şunlar:

Access Virus TI: 2006 yılında edinmiştim, ilk çıktığı zaman çok sorunluydu, ancak son OS ile şu an canavar gibi çalışıyor.

Dave Smith Prophet 08: Belki bir Prophet 5 kadar “şişman” değil ama gene de çok iyi. Kendine has bir sıcaklığı var. Ayrıca 16X4 Step sequencer”i çok eğlenceli.

 

 

Roland JX-3P: Hak ettiği ilgiyi ve takdiri kazanamamış 83 yapımı bir analog synth. Ek olarak Internetten edindiğim bir DIY MIDI genişleme kiti yükledim. Bu sayede MIDI CC yollayarak harici bir controller ile kontrol edebiliyorum. Kesinlikle en favori aletlerimden biri.

Oberheim OB12: Gene internetten edindiğim bir digital synth. Diğer synth”lerin yanında biraz cılız ama özellikle fx ve pad”lerde çok iyi sonuç veriyor.

Radikal Technologies Spectralis: Sanıyorum sahip olduğum en komplex synth. Monophonic 4 osc analog synthesizer, groovebox, drum sampler, hybrid synthesizer ve filterbank özelliklerini barındırıyor. çok popüler bir alet olduğunu söyleyemem, keza temin etmesi de çok kolay olmadı. Her gün yeni bir fonksiyonunu keşfediyorum. Muhteşem.

Elektron MachineDrum MK1:
?u anda sahip olunabilinecek en iyi drum machine. Parameter lock fonksiyonu sayesinde eşsiz. Ayrıca minicommand isimli arduino bazlı özel yapım bir harici kontroller”a da sahibim. Machinedrum için canlı performanslarda yardımcı olarak kullanılan bu kontroller ile normalde yapamayacağınız hareketleri yapmanız mümkün.
 

 

 

Novation BassStation: İlk sahip olduğum synth”lerden biri. Klasik.

Akai Mpc2500: canlı performanslar için master sequencer”ım. 4 MIDI out”u, sağlamlığı ve stabilitesi harika. İşletim sistemi olarak JJOS kullanıyorum. ?u anda beta olarak yayınlanan JJ sequencer ile mpc projelerini PC üzerinde edit”lemek artık mümkün.
 
S: Mikser, turntable gibi ekipman tercihlerin neler?

Sobsky: Mikser olarak Allen & Heath Xone92 ya da Pioneer DJM800 tercih ediyorum çünkü Xone92″nin filtreleri, DJM800″ün efektleri şahane… Turntable tercihim Technics 1210 çünkü endüstri standardı, başka alternatif düşünemiyorum. Cd Player olarak Pioneer CDJ1000mk3 (CDJ serisinden herhangi bir Pioneer da olabilir). DJ kulaklığı olarak Sennheiser HD25, Laptop ve iPod içinse hafif ve kulağı yormayan Grado SR80″i tercih ediyorum. Ses kartı, RME Fireface 800 tercih ederim. Monitör olaraksa Yamaha MSP10″u 5 senedir kullanıyorum. 180 watt, inanılmaz bir derinliği var. Yeni monitör alsam gene MSP10 alırdım sanırım.

S: Genelde hangi tarzlara yakın buluyorsun kendini?
   
Subsky: Prodüksiyon olarak Subsky adıyla yaptıklarım genelde deep house, techhouse, dubtech sound”lar arasında gidip geliyor. ?u an için üzerinde çalıştığım yeni bir moniker daha var, biraz daha techno sound”lara ağırlık veriyorum. DJ”likte ise çalacağım yerin ve kitlenin çalacağım müzik tarzına etkisi çok oluyor. House ve  Techno”nun bütün alt türevlerini çalıyorum diyebilirim. Dinleyici olaraksa pop, rock, indie hiphop fark etmez, günümüz müzik piyasasını olabildiğince takip ediyorum. Evde ise fon müziğim reggae ve dub. Eski ve bir hayli geniş bir reggae, dub mp3 arşivim var.
 

 

 

S: Müzik dışında neler yaparsın?

Subsky: Günün 12-13 saatini bilgisayar karşısında geçirdiğim için çok sosyal bir insan olduğum söylenemez. çok iyi bir film izleyicisiyim, her gün sci-fi film avına çıkarım. Her sabah mutlaka google reader”ımı okurum. Kankalarla ps3, pingpong oynarım, program yada synthesizer manüellerini okurum. İyi bir kayakçıyım, her kış en az bir kere mutlaka kayağa giderim. Fotoğraf çekerim. Astronomiyle ilgilenirim, gök olaylarını takip etmeye çalışırım. Yazları ise İstanbul”dan mümkün olabildiğince uzak olmaya özen gösteririm.

S: DJ olmasaydın ne olurdun?

Subsky: Dj”liğe yeni başladığım senelerde Bilgi üniversitesi”nde görsel iletişim tasarımı öğrencisiydim ama müzik daha ağır basınca okuldan ayrıldım. Eğer Cervus olmasaydım muhtemelen bir reklam ajansında kel olurdum!
 

 

 

S:İzlediğin filmlerden en çok hangisinin müzikleri seni etkiledi?

Subsky: Tartışmasız Pulp Fiction. Bir filme müziğinin bu kadar iyi kaynaşabildiği başka bir yapım daha aklıma gelmiyor. Onun haricinde en beğendiğim ve saygı duyduğum kompozitor; Craig Armstrong. Ray, Romeo and Juliet, Moulin Rouge katkıda bulunduğu filmlerden bazıları. Kendi solo çalışmaları da bir o kadar etkileyici.

S: 2004 yılından beri, yani kurulduğu ilk günlerden beri, digital download sitesi Beatport’ta parçaların yayınlanıyor. İlk parçan hangisiydi ve ne türdü?

Subsky: Sanıyorum Strawberry Fields olmalı. 2003-2004 progressive house”un en tavan yaptığı dönemdi. Benim de ilk hitimdi bu parça.

S: Parçalarını hangi programda yazıyorsun ve  hangi özelliklerinden ötürü bu programı tercih ediyorsun?

Subsky: Belli başlı bütün programları kullanabiliyorum. Ama en sıklıkla ve rahatlıkla kullandığım Ableton Live 8. Oldukça hızlı çalışabiliyorum, fikir oluşturma kısmı çok keyifli, ayrıca yeni çıkan Max For Live eklentisiyle kullanılabilirlik ve esnekliği büyük ivme kazandı. Kullanıcısı da çok geniş olduğundan birçok eğitici ve öğretici video bulmak mümkün. Ayrıca hardware üreticileriyle yaptıkları ürünlerle Live arasında entegrasyon sağlanabiliyor. örneğin Novation”ın yeni ürünü Launchpad ve beraberinde çalıştırdığınız bir aplikasyon ile Ableton Live içinde Monome emule etmeniz mümkün. Gene Launchpad için Novation”un kendi yazdığı bir Mac For Live device ise, launchpad”inizi hardware bir stepsequencer”a çeviriyor. Bunun gibi imkanlar Live”ı eşsiz kılıyor.
 

 

 

 

S: Hangi sesleri birbiriyle kullanmayı seviyorsun?

Subsky: Basa line”lar için özellikle analog synth”ler tercih ediyorum. Ama ille de analog olsun diye bir kaygım yok. Genelde club”da çalınan parçalar yaptığım için basa line ve kick dengesini olabildiğince iyi dengelemeye çalışıyorum. Parçanın dans pistinde verdiği etkinin en iyi olabilmesi için seslerin tınısından çok, verebileceği sonik etki üzerinde durmaya özen gösteriyorum. Davullarım genelde sample, ancak bazı parçalarımda sadece machine drum kullandığım da oldu. Projeye göre kullanılan synth ve davullar da farklı oluyor. Mesela bazı pad”ler JX3P”de inanılmaz tınlıyor, bazen de en cılız VST synth bile yerini doğru bulduğunda analog gibi tınlayabiliyor. Olabildiğince farklı opsiyonları deneyip en uygun olanı seçmeye çalışıyorum. Bu deneme yanılmaların da hoş sürprizleri olabiliyor, onları da mutlaka değerlendiriyorum.

S: Seni nerelerde dinleyebiliriz?

Subsky: Ayda bir kere mutlaka Crystal”de çalıyorum. 11:11, Lokal ve Minimüzikhol”de de bazı geceler oluyor. Ayrıca şu anda üzerinde çalıştığım bir live proje var. Yakın bir gelecekte bazı performanslarım da olacak. Bütün gelişmeleri ve belli olan tarihleri sitelerimden takip edebilirsiniz.
 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here