Ana sayfa İnternet Türkiye”de İlk Defa: Tiyatro Sahnesinde 3D Mapping Teknolojisi!

Türkiye”de İlk Defa: Tiyatro Sahnesinde 3D Mapping Teknolojisi!

0

Yolcu Tiyatro, seyircisi ile buluşacağı ilk oyun için, tiyatro tarihinin en güçlü savaş karşıtı oyunlarından biri olan, Wolfgang BORCHERT” in “Kapıların Dışında” adlı oyununu, dijital 3D mapping teknolojisini kullanarak sahneliyor. Projenin yaratıcılarından Tufan Dağtekin sizler için anlattı
 

S: 3D mapping’i tiyatroda kullanma fikri nasıl gelişti?

T.D.: Bu tekniği kullanmayı aslında uzun süredir planlıyorduk ancak uygun bir projeyle buluşamamıştık. Geçtiğimiz sene Umut Ersin Güler ile yollarımız kesişti ve tamamen amatör ruhla başlayıp profesyonel bir oyun çıkarma üzerinde konuşmaya başladık. Daha sonra Yolcu Tiyatro kuruldu ve Umut, Wolfgang Borchert”in Kapıların
Dışında (Draußen vor der Tür ) oyununu seçerek hazırlamaya başladı. Ses eğitimimden önce Hacettepe Alman Dili Eğitimi mezunuydum ve Alman edebiyatı ile uzunsüre ilgilenmiştim bu nedenle oyun benim için zaten çok ilginç idi. Ekip olarak projeyi benimsedik ve herkes elinden geleni yapmaya başladı. Gerek teknik gerekse prodüksiyon dünyasında kendi alanında profesyonel arkadaşlar ile bir araya geldik ve beyin fırtınası ile prodüksiyon yola açıktı.
 


 
S: Eserden biraz bahsedebilir miyiz?

T.D.: Eserin baş kahramanı Backman sürekli kafasındaki öteki ile konuşuyor, bunu normal sahnede ancak iki oyuncu, kendi kendine konuşma yada ses kaydı gibi teknikler ile verebilirsiniz ama en doğru olan gerçekten kendisi ile konuşmasıdır ama diğer kendisi de farklı olmalıydı. Burada prodüksiyon teknikleri devreye girmeye başlıyor. Dijital greenbox kullanarak tüm sahnelerin çekimlerini yine oyuncuların kendileri tarafından oynatarak yaptık, daha sonra 3D mekanlar tasarlayarak görüntüleri bunlar ile eşleştirdik. Reel görüntülerin yanı sıra Elbe nehrini canlandıran, fantastik ve kompleks animsyonlar içeren sahnelerimiz oldu. Video çekimlerinde Yönetmenimiz Necati Demircan her ayrıntıyı düşünerek kayıtları gerçekleştirdi. özellikle ışık düzeni oldukça zorlayıcı sahnelerdi çünkü animasyonlar henüz sadece kağıt üzerindeydi. Kendisi animasyonları da tasarladığı için oldukça güzel görüntüler ortaya çıktı. Stüdyo çekimlerini sesli yaptık. Burada oyuncuya oldukça yakın konuşlandırılmış stereo mikrofon düzeni kullandım çünkü bazı sahnelerde oyuncu hareket etmek zorunda kalıyordu. Oyunun genelinde monochrome renkler hakim ve hemen hemen her sahnede ses tasarımı yaptık. Hareketli sahnelerin yanı sıra durağan sahnelerimizde vardı burada Caner Uyanık harika illüstrasyonları ile bize destek oldu. Oyunun ruhuna uygun yine neredeyse fantastik sayılabilecek kareler kullandık. Prodüksiyonda tüm görüntüler stüdyoda oyun ile eş zamanlı alınarak çekildi yani çekimlerde de oyun defalarca baştan sona oynandı. Başta oyunun yönetmeni Umut Ersin Güler olmak üzere her oyuncu sahnede farklı bir rol, görüntüde ise farklı bir rol üstlendi.

 

S: Tam olarak izleyici nasıl bir deneyim yaşayacak?

T.D.: Kısaca tanımlamak gerekirse oyun genel olarak animasyon ve tiyatro tekniğini birleştiriyor. Buna benzer teknikler tabi ki daha önce kullanıldı ancak diğer projelerde görüntü tekniği sadece arkada bir fon görevi görüyordu yani projeksiyon cihazı ile arkaya bir manzara yansıtıp önünde oyun oynanıyordu. Burada ise oyuncular animasyonlar ile sürekli etkileşim halindeler. Hatta oyunun yarısı animasyon ve oyuncular ile görüntü sürekli diyalog halinde diyebiliriz.
 


 
Bu tür bir işin niçin daha önce hayata geçirilemediğini prodüksiyona başlayınca anladık, işin arka planında inanılmaz bir ekibe ihtiyaç duyuluyor, malum tiyatro sektörünün getirisi hiç birisini karşılamaya yetecek gibi değil. Bu durumda herkesin özveri ile işe inanması gerekiyor ve maddi bir beklenti içerisinde olmaması gerekiyor. İşte kilit nokta burası idi. Böyle bir ekibi oluşturmakta oldukça zorlandık ama zaman her şeyin çaresi oldu.

 

S: Yapım aşamalarından biraz bahsedebilir miyiz?

T.D.: Genel olarak bakarsak Yolcu Tiyatro Ekibi ve Sahnelenen Oyun, Prodüksiyon, Teknik ve Dekor diye 4’e ayırabiliriz. Ancak bunlar da altlarında soy ağacı gibi ilerliyor.
Tüm prodüksiyonu eksiksiz yapmamız aslında teknik ve dekor olmadan pek bir şey ifade etmiyordu. Burada oyunun yarısı ekranda olduğu için özel bir görüntü ve ses sistemine ihtiyacımız vardı. Oyun sürekli farklı sahne ve ortamlarda oynanacağı için kullanılan teknik hem özelliklerini bildiğimiz hem de sürekli bizimle gelecek bir sistem olmalıydı. Diyaloglar için bir ses sistemi ve profesyonel bir projeksiyon cihazı işin kilit noktasında bulunuyor ve bu cihaz her salona uygun bir lens ile o salonunun uygun noktasına monte ediliyor. Montaj için ise profesyonel kitlere ihtiyaç duyuyorduk. Tüm bu teknik ekipman öyle süpermarketlerde bulunan cinsten değildi. Bu konuda görüntü teknolojisi alanında Türkiye’nin uzman isimlerinden Bülent Tunçay, tüm teknik ekipman ve ekip desteğini sağladı.
 


 
Tüm noktalardan sonra görüntülerimizin gösterileceği özel bir yüzeye ihtiyacımız vardı, her sahneye kurulabilecek ve turnede yanımızda götürebileceğimiz özel bir tasarım gerekliydi. Sıradan bir projeksiyon perdesi uygun değildi. Bu konuda Emre Gürsoy görüntü oynatacağımız dekorun tasarımı ve üretimi için büyük bir bölümüne sponsor olarak destek oldu.

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here