Ana sayfa Donanım Trautonium

Trautonium

0

Cem öcek, alışılmamış müzik enstrümanları üzerine yazdığı yazılarına Simeon”dan sonra Trautonium ile devam ediyor

Trautonium, Dr. Friedrich Trautwein tarafından Almanya´da 1928-1930 yılları arasında geliştirilmiş bir elektronik müzik enstrümanıdır. Trautonium´un geliştirilmesi aşamasında Trautwein´e kompozitör Paul Hindemith ve o yıllarda öğrencisi olan Oskar Sala da yardım etmişti. Hindemith, Trautwein´in elektronik org yapma eğiliminden, tamamen yeni ve denenmemiş bir fikir olan tele bağlı elektronik enstrüman yaratma fikrine doğru kaymasına neden olmuştu. Ortaya çıkan Trautonium, bir elektro-çello veya keman olmayıp yapısı ve ses üretme şekli bakımından tamamen benzersiz bir enstrümandı. 

Trautonium´un Theremin ve Ondes Martenot gibi diğer elektronik müzik enstrümanlarından en önemli farkı ses üretmek için kullanılan daha zengin armoniklere sahip neon tüplü osilatör kullanılmasıydı. Trautwein´in osilatöre bağladığı ses efekt devreleri osilatörden gelen ses frekansında göre sese eklenecek olan armoniklerin miktarını ayarlıyordu. Daha sonraları “çıkarma yöntemiyle elde edilen ses sentezleme” olarak adlandırılacak olan bu yöntem Trautonium ile ilk olarak kullanılmıştı ve bu yüzden çıkardığı sesin tonu açısından daha önce klasik osilatörlerle yapılan elektronik müzik enstrümanlarının sesinden tamamen farklılaşıyordu. 1934 yılında Trautwein´in enstrümana ikinci teli eklemesiyle enstrümandan aynı anda iki ayrı ses çıkarmak mümkün hale geldi. Trautwein enstrümanın bu versiyonunda tellerin üstüne iletken olmayan deriden küçük dilleri yerleştirdi. Müzisyen, enstrümanın gövdesine bağlı bir ray üstünde istenilen yere önceden sabitlenebilen bu diller yardımıyla parçada çalınacak notaların yerlerini daha önceden belirleyebiliyor ve enstrümanı çalarken tellere basmak yerine doğrudan bu dillere basarak notaları çalabiliyordu. 

 
 

Trautwein´in enstrümanını geliştirirken karşılaştığı sorunlarından biri tel alttaki metal raya değdiği anda oluşan rahatsız edici keskin ve yüksek sesti. Bu yüzden her nota çok hızlı bir şekilde en yüksek ses seviyesine ulaşıyor ve bunu gidermek mümkün olmuyordu. Trautwein bu sorunu gidermek için dokunma şiddetini algılayabilen bir sistem geliştirdi. Direnç tellerinin altındaki metal levhaların altına yaylar yerleştirerek müzisyenin uyguladığı basınca göre levhaların aşağı yukarı hareket etmesini sağladı ve bu hareketi algılayan elektronik devreyle sesin seviyesini kontrol etmeyi başardı. Böylece müzisyen hafif olarak bastığında az ses, kuvvetlice bastığında yüksek ses elde etmek mümkün oluyordu. Metal levha altındaki yaylar telin ve metal levhanın eski konumuna dönmesini sağlıyordu. 
Tratwein, Haziran 1930´da ilk üç Trautonium´un yapılmasını bitirdikten hemen sonra Berlin Müzik Akademisinde ilk konser verildi. Konserde kullanılan üç Trautonium, Hindemith, Oskar Sala ve Rudolph Schmidt tarafından çalındı. Kompozisyonun ismi “7 Triostuecke für 3 Trautonien” (üç Trautonium için 7 üçleme) idi. Daha sonra Hindemith, Trautonium için birkaç eser daha besteledi. Bunların içinde en öne çıkan, “Trautonium ve yaylı çalgılar için konçerto” oldu. Konser o kadar büyük bir etki yarattı ki Trautonium´de kullanılan neon tüplü osilatörlerin üreticisi Telefunken 1932 yılında enstrümanın seri olarak üretilmesine ve pazarlamasına karar verdi. Trautwein ve Sala tarafından tasarlanan ve ev kullanımına uygun Volkstrautonium adı verilen bu versiyondan 1935 yılına kadar 100 adet yapıldı ancak çok daha azı satılabildi. Trautonium ile birlikte, enstrümanın bakımının nasıl yapılacağını ve nasıl çalınabileceğini açıklayan Oskar Sala tarafından yazılmış küçük bir kullanma kılavuzu veriliyordu.

 

Sala daha sonraları enstrümanın değişik versiyonları olan 1935´te Rundfunktrautonium´u ve 1938´te konser Trautonium´u geliştirmiş ve bunlarla Avrupa´de çeşitli ülkelerde konserler vermişti. Trautwein Trautonium dışında amplifikatörlü klavsen ve elektronik çanlar üstünde de çeşitli çalışmalar yapmıştı. 

Trautwein´in 2.dünya savaşında Nazilere olan sempatisi, birçok sanatçı için yaşanmaz hale gelen o yılların Almanya´sında Trautonium´un sağ kalabilmesi için büyük bir avantaj sağlamış ve Trautwein´in Nazi Partisiyle olan iyi ilişkileri sayesinde savaş yıllarında da gelişmesine devam edebilmişti. 1952 yılında Trautwein Konser Trautonium´unda bazı değişiklikler yaparak Monochord adını verdiği yeni bir versiyon daha üretti. Köln´deki Batı Alman Radyosu Stüdyosu için yaptığı enstrüman yine aynı ilkeyle çalışıyordu. 

Bu arada Oskar Sala da Trautwein´den bağımsız olarak Trautonium üstünde bazı geliştirme çalışmaları yapıyordu ve yine 1952´de Trautonium´nin yeni bir versiyonu olan Mixtur-trautonium´u bitirdi. Bu yeni enstrümanda ana sesi zenginleştiren armoniklerin sayısı dörde çıkarılmış ayrıca enstrümanın kontrol devreleri geliştirilmişti. Enstrümanda aynı anda iki ana ses çıkarmak için iki adet ayrı tel ve osilatör bulunuyordu. Müzisyen iki eliyle iki ayrı telde nota basarken, iki ayağıyla da sesin seviyesini ve armoniklerin karışımını kontrol ediyordu. Oskar Sala ayrıca enstrümana gürültü üretici devre (noise generator) ve eko devresi de eklemişti. 1956´da Trautwein´in ölümünden sonra Oskar Sala Trautonium´un hem teknik geliştiricisi, kompozitörü ve aynı zamanda da müzisyeni olmuş ve kendi evinde kurduğu stüdyosunda Trautonium ile sahne, televizyon ve özellikle endüstriyel filmler için çeşitli besteler yapmış, bazı çalışmaları NASA tarafından belgesellerde kullanılmıştı. Bunlardan en önemlilerinden biri Alfred Hitchcock´un “Kuşlar” filmi için yaptığı çalışmaydı. 1963´de Hitchcock, Sala´dan “Kuşlar” filmi için bir elektronik müzik parçası bestelemesini istemiş, Oskar Sala, Mixtur-Trautonium ve manyetik teyp kullanarak besteyi yapmış ve hatta filmdeki kuşların seslerini bile yapay olarak Mixtur-Trautonium´dan üretmeyi başarmıştı. Bir diğer önemli çalışma da 1961´de enstrümanın ses kalitesinden çok etkilenen kompozitör Remi Gassman ile Oskar Sala tarafından yapılan “Electronics” balesinin müziğiydi. Remi Gassman o zamanlar Stüdyo-Trautonium olarak da adlandırılan enstrümanın limitsiz bir ses zenginliğine ve kapasitesine sahip olduğunu, ayrıca çağdaşı diğer elektronik müzik enstrümanlarının aksine daha önceki müzik deneyimleriyle rahatça çalınabilecek eşsiz bir sese ait olduğunu belirtmişti. 

1960´lı yıllarda Sala, enstrümandaki neon tüplü osilatörler yerine yarı iletken devreler kullanmaya başlamış ve böylece armoniklerin kalitesini önemli derecede artırmıştı. 

Günümüzde…
Enstrüman için müzik üretilmesine Oskar Sala´nın birlikte çalıştığı Pete Namlook tarafından halen devam edilmektedir ve enstrümanda ilk yapılışından bu yana armonik tonların artırılması ve değişik ses kaynaklarına bağlanmış olmasından başka ciddi bir değişiklik yapılmamıştır. Enstrümanın en büyük dezavantajı olan büyüklüğü ve taşınmasının çok zor olması, değişik ülkelerde verilebilecek konserlerin oluşmasını kısıtlamış ve böylece enstrüman büyük kitlelere ulaşamamıştır. Ancak kayıt teknolojilerinin gelişmesiyle ve Trautonium sesinin filmlerde çokça kullanılmaya başlamasıyla yaygınlık kazanmıştır.

Trautonium, Strauss, Genzmer, Weismann ve Varese gibi önemli kompozitörler tarafından kullanılmış ve popüler hale gelmiştir. Günümüzde biri Bonn´daki Alman Müzesinde diğeri Oskar Sala´nın kendi stüdyosunda olmak üzere iki adet Mixtur-Trautonium bulunuyor. Oskar Sala enstrüman için yapılmış 600´ün üstünde kaydı evindeki manyetik teyplerinde korumuştur. Yaşamı boyunca Trautonium için 300´ün üzerinde eser yazan ve kompozisyonlarıyla pek çok ödül alan Sala,  ?ubat 2002´de 91 yaşındayken Berlin´de ölür.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here