Ana sayfa İnternet The Wall’u Gezi Yıktı!

The Wall’u Gezi Yıktı!

0

Sahnedeki Roger Waters; yaklaşık 1 yıl önce duyurusu yapılan performansını, yıldızların ve orta menzilde seyreden uçakların birbirine karıştığı pırıl pırıl bir İstanbul akşamında ortaya serdi.
 

110 metrelik duvarın cephesinde başladı ve bitti her şey. İkinci dünya savaşından kalma bir savaş uçağı havada süzüldükten sonra sahnede patladı, üzerinde “Trust Us” yazılı bir domuz, izleyicilerin üzerinde “Big Brother”lık oynadı ve Gezi Parkı sürecinde hayatını kaybedenlerin fotoğrafları duvarda belirdi. Kısacası, o gece öyle şeyler gördük ki; artık bizim için 4 Ağustos tarihi takvimde bir yaprak olmanın çok ötesinde.

2006 yılında da izlemiştik Roger Waters”ı. O yılki sahne Pink Floyd”un 1973 çıkışlı meşhur albümü The Dark Side of the Moon merkezine oturtulmuş, bunun yanı sıra Waters; öncülerinden olduğu topluluğunun diğer albümlerinden kimi noktalara da dikkat çekmişti.
 


 

Soyut Açılı, Somut Kavramlı Bir Duvar
Kuruçeşme Arena”daki o konserin çıkışında kulaktan kulağa söylenen “yaşlandı, bir daha gelmez” fısıltılarını çürütürcesine 7 yılın ardından tekrar karşımıza çıktı Waters. Bu defa tümüyle 1979 yılına yüklenilerek, Pink Floyd”un en yırtıcı stüdyo albümüne odaklanıldı. In the Flesh”ten başlanıp Mother, Another Brick in the Wall, Goodbye Blue Sky, Is There Anybody Out There ve Comfortably Numb”dan geçerek Outside The Wall”a kadar gidildi gece boyunca ve rock tarihinin en önemli dönemeçlerinden olan The Wall albümü; baştan sona bir opera tadında yaklaşık 30 bin kişinin bakışları arasında yeniden kimlikleştirildi. Hem 70 yaşındaki Waters”ın sahnede anlattıkları hala geçerli, hem de Pink Floyd”un müziği hala nefes alıyor. Sonuç olarak birileri toplum mühendisliğinin üzerine titremeye devam ediyor ve hepimiz biliyoruz ki; Orwell”ın 1984″ü yaşadığımız dünyadan çok da kopuk değil. Hal böyleyken, esas kahraman Pink”ten hareketle bireyin toplumdaki yerini duvarına işleyen ve politik çıkarlara heba olan hayatları o duvara yansıtan The Wall için “Artık eskidi” demek mümkün değil. The Wall”un her dönem geçerliliğini koruyabilen bir anlatıya sahip olması bu sahnenin en güçlü yanı. Performansı boyunca Waters da; güncelliğini koruyan bu noktalara yüklendikçe yükleniyor.

Sahneye önce soyut açılı, somut kavramlı bir duvar kuruluyor, ardından duvarın üzerinde bir dünya var ediliyor. O sıralarda İkinci Dünya Savaşı”ndan kalma bir uçak bir müddet havada süzüldükten sonra sahnede patlıyor, üzerinde “Trust Us” yazılı bir domuz izleyicilerin üzerinde Big Brother”lık oynuyor ve güçlü kolonlardan geçerek kulağınıza ulaşan sesler koca stadyumu bir sinema salonu kıvamına getiriyor.

 

Agresif tavırlı bir protesto gösterisi

üstelik The Wall”un tüm numarası bu kadarla da sınırlı değil. çünkü yaklaşık iki saat boyunca 110 metre uzunluğundaki duvarın ana hatlarında gerçekleşenler ne sadece bir sahne performansı, ne de salt bir şov. Waters”ın The Wall”u, akıp gittiği dakikalar boyunca kendi suyunda seyretmeyi reddederek, izleyenini olumlu anlamda agresifleştiren bir protesto gösterisi.

The Wall ile Roger Waters; aslında bir şeyleri yansıtmaktan çok anlatmak ve önündeki kalabalıkla paylaşmak istiyor. Bunu yaparken de ayağını bir adım bile geriye atmıyor ve sözlerini bir bir sıralarken en ufak bir çekince duymuyor. Duvara yansıyan uçaklardan dini figürlerin bomba misali atılması da, aynı yöntemle ekonomik pazarda büyük söz sahibi olan şirketlerin halkın üzerinde patladığının gösterilmesi de Waters”ın protestosunun omurgasını oluşturuyor. Hal böyle olunca da sahneden duyduklarınızla birlikte gördüklerinizi de işin bir parçası yapıyorsunuz. İki bölümden oluşan konserin ilk bölümünde duvar anbean tüm heybetiyle örülürken, ikinci bölümde o heybetli duvarın tek bir hareketle yıkılışına gidiliyor.
 


 
Duvardakiler
The Wall 199. gösterisini yaptı İstanbul”da ve 198 kez nasıl yıkıldıysa yine öylece çöktü olduğu yere. Fakat bazı sıradanlıkların üzerine farklı anlamlarla giderek onu eritmek mümkün. İTü”de de olan buydu. Konserden önce akıllarda dolaşan en önemli soru işaretlerinden birisi de “Acaba laf bir şekilde Gezi sürecine gelecek mi?” noktasında oluşuyordu. Bu sorunun cevabı için çok bekletmedi bizleri Waters ve Mother”ın intro”sunda 110 metrelik duvara 5 kişinin fotoğrafları yansıtıldı. ünlü müzisyen; kimi kelimelerde zorlansa da önündeki prompter”dan akan Türkçe cümleleri büyük bir sabırla tamamladı ve arka planda yer alan Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Mustafa Sarı ve Mehmet Alyvalıtaş”a tek tek selam gönderdi. O an İTü Ayazağı önce derin bir sessizliğe gömüldü ve Waters”ı dinledi. Sonra birden cılız bir ses duyuldu, Doğu Tribün”den o cılız sese bir omuz yardımı geldi, sonra saha içi iyice işin içine karıştı ve nihayet Batı Tribün ve arka bölümlerin de kendini belli etmesiyle dakikalarca tek bir sloganla selamlandı duvardaki suretler: “Her Yer Taksim Her Yer Direniş”

 

The Wall”dan Kalanlar
Duvarın yıkılışı için The Wall”un sonuna giden yol gözlenecekti ve Trial parçasıyla Waters “yıkın şunu” diyecekti belki; ama o 5 kişinin duvara yansıtılması, Waters”ın Türkçe kelimelerle “Mother”ı devlet terörü mağdurlarına ithaf etmesi ve ardından dakikalarca duyulan o malum Gezi merkezli sloganlar bizim için The Wall”u erkenden yıkmıştı.
 

 
4 Ağostos akşamının geceye bağlandığı sıralarda İstanbul; tarihinin en unutulmaz konserlerinden birini yaşadı. Biliyorum, birçok konser ve sahne şovu için benzer nitelemeler yapıldı, yapılacak da; fakat The Wall, gerçekten farklı izler bıraktı izleyeninin üzerinde. Bu iz bırakma işinin tek taraflı olmadığı ise; konser sonunda Waters”ın “Hiçbir yerde bu sıcaklığı görmedik” demesinden anlaşılıyordu.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here