Ana sayfa Donanım Temel kavramlar ışığında dijital fotoğrafçılık-Bölüm 4

Temel kavramlar ışığında dijital fotoğrafçılık-Bölüm 4

0

Dijital fotoğraf makinemizle fotoğraf çekeceğimiz fotoğrafın hangi formatta kaydedileceğini belirleyen “Quality” (kalite)  seçeneğidir.

Temmuz sayımızda başladığımız temel kavramlar ışığında dijital fotoğrafçılık dizimizde öncelikle fotoğraf makinemizin üzerinde bulunan “Program, Manuel, Enstantane öncelikli ve Diyafram öncelikli” modları açıklamış, uzun pozlama, kısa pozlama, alan derinliği ve alan derinliğini etkileyen faktörler üzerinde durmuştuk. Ağustos sayımızda aynı dosyanın ikinci bölümü olarak ISO/ASA kavramını ele alıp bu temel kavram hakkındaki farkındalığımızı artırmaya çalışmıştık. Eylül sayımızda dosyamızın üçüncü bölümü olan White Balance (beyaz ayarı) üzerinde yoğunlaşmış ve dijital fotoğrafın bizlere sunduğu en önemli enstrümanlardan biri olan sayısal renk düzeltme ve değiştirme imkanlarını araştırmıştık. Ekim sayımızda ise dijital fotoğraf makinemizin menüsünde bulunan  önemli seçimlerden birisi olan Quality (kayıt kalitesi) seçeneği altında bizlere sunulan iki önemli başlıktan, JPEG ve RAW”dan bahsedeceğiz.

Quality (kayıt formatı)
Dijital fotoğraf makinemizle fotoğraf çekmeye başlamadan evvel ilk olarak karar vermemiz gereken menü seçeneklerinden birisi, çekeceğimiz fotoğrafın hangi formatta kaydedileceğini belirleyen “Quality” (kalite)  seçeneğidir. Bildiğimiz gibi dijital fotoğraf makinemizi film kullanan bir fotoğraf makinesinden ayıran en önemli fark, yakalanan görüntünün dijital olarak kaydedilmesidir. Bu noktada bizlerin bu makinelerin kullanıcıları olarak kayıt şekline müdahale edebilmemiz, kendi ihtiyaçlarımız doğrultusunda doğru kayıt formatını kullanmamız, dijital fotoğraf makinemizden daha iyi verim alabilmemiz için önemlidir. Bu nedenle bu yazımızda kayıt formatlarının üzerinde duracak, hangi koşullarda hangi seçeneği kullanmamızın bizlere avantaj sağlayacağını açıklamaya gayret edeceğiz.
öncelikle pek çok makinenin menüsünde bulunan JPEG ve RAW kavramlarını açıklamaya çalışalım.
JPEG: JPEG formatı değişik makine üreticilerinin seçtiği değişik kodlama sözcükleri ve kısaltmalarıyla makine menülerinde yer alır:
Nikon:  Fine – Normal – Basic
Canon: Large – Medium – Small
Olympus: Super fine – Fine – Normal – Basic
Pentax: Best – Better – Good
Sigma: Super High – High – Medium – Low
Sony: Extra fine – Fine – Standart
Samsung:  Super fine 1 – Super Fine 2 – Fine – Normal

Kodlamalarda seçilen sözcüklerin anlamlarından da anlayabileceğimiz gibi Fine, Large, Super Fine, Best, Super High, Extra Fine, Super Fine 1 gibi ilk seçenekler, o makinelerin JPEG formatında kaydedebileceği en büyük çözünürlüğü, en sonlarda yer alan Basic, Small, Good, Low, Standart, Normal gibi seçenekler ise JPEG formatında kaydedilebilecek en düşük çözünürlüğü temsil etmektedirler. Peki JPEG formatının temel yapısı nedir? Biz makinemizde JPEG seçeneklerinden birini seçip fotoğraf çekmeye başladığımızda nasıl bir kayıt mantığı devreye girer ve bu kayıt mantığının bizlere sağladığı avantajlar ve dezavantajlar nelerdir?
JPEG; Joint Photographic Experts Group (Birleşik Fotoğraf Uzmanları Grubu) tarafından standardize edilmiş bir sayısal görüntü kodlama şeklidir. JPEG depolama ve transfer yapısının elverişli olması nedeniyle özellikle internet üzerinde görüntü saklamak için çok tercih edilen bir kodlama biçimidir. Ayrıca içinde bazı editor programları içermeyen bilgisayarlarda bile kolayca görüntülenebilecek olması kullanımını çok artırmaktadır. Makinelerin çekim modları içinde yer almasalar da özellikle görüntü işleme programlarında karşımıza çıkan başka bazı kayıt formatları bulunmaktadır. önemli olan birkaç tanesini sıralarsak:

GIF: (Graphics Interchange Format ): GIF 1987 yılında yaratılan 8 bitlik bir görüntü formatıdır. 256 renklik bir aralıkta çalışan bu görüntü saklama biçimi uzun yıllardır özellikle az renk içermeleri nedeniyle grafiklerin  saklanması için kullanılmaktadır. Ancak bir fotoğraf saklama biçimi olarak değerlendiğinde, 256 renklik limiti nedeniyle GIF formatı pek tercih edilmemekte, bu konuda JPEG çok daha kabul gören bir durumda bulunmaktadır.

PNG: (Portable Network Graphics): Gelişen ve yaygınlaşan donanım teknolojisiyle beraber GIF biçimi yetersiz kalmaya başlamıştı. Yeni geliştirilen PNG (Portable Network Graphics) formatı ise bazı  konularda GIF formatından daha fazla olanak sunsa da (özellikle patent konusunda GIF formatında başgösteren  sorunları aşması gibi), web içinde yeterli boyut optimizasyonu yapamadığı için büyük boyutlu görüntüler ortaya çıkmaktadır. çizim ya da metin içeren görüntülerde PNG daha iyi sonuçlar verse de, özellikle yalın fotoğraf içeren görüntülerde JPEG, bir görüntü saklama biçimi olarak PNG”ye göre bizlere avantaj sağlayacaktır.

PSD:
(Photoshop Document):  Psd dosyası bir görüntünün tüm photoshop opsiyonları(katmanları) ile birlikte kayıt edilmiş halidir. Bu opsiyonlara örnek olarak tüm layer maskeleri (layers with masks), renk uzayı, ICC profilleri, metin bilgileri, alfa kanalları, vb gibi daha sonra değiştirilerek daha farklı görüntülere ulaşabilme ihtimali kazandıran yapılardan bahsedebiliriz.
.psd dosyaları tam olarak bitiremediğimiz görüntü işleme durumlarında kullanabileceğimiz bir dosya şeklidir. örneğin çektiğimiz bir fotoğrafı photoshopta işlemeye başladık, bazı müdahaleler yaptık, ama zaman sorunu nedeniyle tüm fotoğrafı işleyemeyeceğiz. Böyle bir durumda eğer yarısını işlediğimiz fotoğrafı JPEG olarak kayıt edersek büyük bir hata yapmış oluruz. öncelikle JPEG sıkıştırma içeren bir kayıt sistemine sahip olduğu için ve aynı zamanda 8 bitlik bir yapıda kayıt yaptığı için 16 bitlik (RAW olarak) çekmiş olduğumuz fotoğrafımızı 8 bit”e indirgeyerek bilginin bir kısmını kaybeder, aynı zamanda JPEG”in sıkıştırma özelliğinden dolayı yine bilgi kaybına uğrarız. Ayrıca JPEG olarak kaydedilen bir görüntü daha sonra açıldığında önceki müdahalelerimizi değiştirme imkanından yoksun kalırız.

TIFF (Tagged File Format) :
TIFF de yukarıda anlatılan diğerleri gibi görüntü saklamak için kullanılan bir dosya formatıdır. En önemli özelliği JPEG çalışma prensibindeki gibi sıkıştırma yaparak görüntü kaybına neden olmamasıdır. 16 bit renk derinliğinde görüntü bilgisini kayıpsız saklar. En büyük dezavantajı ise büyük dosyalara neden olmasıdır. örneğin internet üzerinden TIFF formatında bir görüntü dosyasını şu an için paylaşabilmek pek mümkün değildir (işlenmemiş halde en az 50-60 MB”lık dosyalardan bahsediyoruz). Ancak, sıkıştırma yapmadığı için ve RAW”dan açılan 16 bit derinliğinde olan görüntü dosyasını bit derinliğinden ödün vermeden 16 bit olarak saklayabildiği için bitmemiş görüntü işleme durumlarında psd dosyası gibi arayüz olarak kullanılabilir.  Eskiden tiff dosyası olarak kayıt yaptığımızda katmanlar ile ilgili bilgiyi kaybediyorduk. Yani görüntüdeki katmanlar kayıt durumunda tek bir katmana indirgeniyor, bu nedenle kayıttan sonra aynı tiff dosyasını açtığımızda eski katman bilgilerine ulaşamıyorduk. Ancak geliştirilen tiff yapısı ile birlikte, tiff formatında kayıtlarda da aynı psd formatında olduğu gibi katman bilgilerini kayıp etmeden dosyayı saklayabiliyoruz. Hatta artık önümüzde iki seçenek var, istersek katman bilgilerini tek katmana indirgeyip daha küçük bir tiff dosyası halinde dosyayı 16 bit saklayabildiğimiz gibi, katmanları birleştirmeden daha büyük yer kaplaması karşılığında da kayıt yapabiliyoruz. Belki burada yeni tiff formatı ile psd formatı arasındaki tek farkın yeni tiff formatının daha büyük bir renk gamutunda çalışması olduğunu söyleyebiliriz.

JPEG formatına geri dönersek, kısaca avantajları ve dezavantajları sıralayalım:
Dezavantajları:

1) 8 bit kanalında çalıştığı için her kanalda  28 = 256 renk bilgisi ile sınırlıdır.
2) Fotoğrafın çekilmesi ile birlikte 1 ile 10 kat arasında bir sıkıştırma uyguladığı için daha çekim aşamasındaki kayıt durumunda bilgi kaybına neden olur.
Avantajları:
1) Sıkıştırma yaparak kayıt etmesi nedeniyle hafıza kartında daha az yer kaplar. Aynı kart ile daha fazla sayıda fotoğraf çekilebilir.
2) Daha az bilgiyi kayıt yaptığı için makinemiz kare çekildikten sonra bir sonraki kare için daha çabuk hazır hale gelir. özellikle ard arda hızlı çekim gerektiren durumlarda bu bir avantaj sağlar.
3) JPEG fotoğraflar hemen hemen tüm bilgisayarlarda ekstra bir editor programına gerek duymadan kolayca görüntülenebilir, daha küçük dosya yapısı nedeniyle internette kolayca paylaşılabilir.
Yukarıda kısaca özetlediğimiz avantaj ve dezavantajlardan yola çıkarak, bir fotoğrafsever eğer bir anı fotoğrafı çekiyorsa, çekeceği fotoğrafı bir fotoğraf işleme programında gerekli müdahaleleri yaparak toparlamayacaksa, muhtemelen 10*15 gibi küçük ebadlarda bastıracaksa, makinesindeki hafıza kartında az yer varsa, fotoğrafı JPEG formatında çekmesi daha uygundur.

RAW (Digital Negatif): RAW; sensörden gelen görüntü datasını minimum düzeyde işleme tabi tutarak (neredeyse hiç işlemeden) kaydedilmesini sağlayan bir görüntü kayıt formatıdır. RAW herhangi bir terimin kısaltılmış hali değildir, işlenmemiş anlamında kullanılmaktadır. Fotoğraf makinelerinin kullandığı kodlama sistemi ile yakalanan görüntü, o makine üreticisinin oluşturduğu RAW algoritması mantığında işlenmeden kaydedilir. Bu nedenle bu bilginin bir bilgisayarda yeniden görüntü halini alabilmesi için bir RAW dönüştürücü editor programı gereklidir. Her makina üreticisi kendi RAW sistemine göre bir editor programı sunduğu gibi aynı zamanda bağımsız olarak çalışan RAW editörleri de bulunmaktadır. RAW sistemi standart bir sistem değildir, her makina üreticisi kendi RAW algoritmasını yaratmış ve ona göre kullanıcılarına editor programları sunmuştur. RAW formatının temel prensibi sensörün gördüğü tüm görüntü bilgisini (data) ve o anda makinenin menüsünde kayıtlı seçilmiş olan tüm ayarları (metadata) birbiri içine uygulamadan ve kaybetmeden %100 saklamaktır. Bu sayede fotoğraf çekildikten sonra fotoğrafçı, makinasında yaptığı bazı ayarları bilgisayarı başında çok kolay müdahelelerle (ve görüntü kalitesine müdahale etmeden) kolayca değiştirebilmektedir. örneğin fotoğrafınızı çekerken makinenizi yanlış bir beyaz ayarında unuttunuz ve fotoğrafı çektiniz. Eğer RAW çektiyseniz, fotoğrafınızı bilgisayarınızda açarken bu hatanızı kolayca telafi edebilirsiniz. Aynı kolaylık belirli bir aralıktaki pozlama için de geçerli. Biraz eksik veya fazla pozlayarak çektiğiniz fotoğrafı RAW formatında açarken pozlamaya müdahale edebilirsiniz (elbette pozlamada doku kaybedecek derecede hata yapmadıysanız). Bu noktadan bakıldığında RAW formatı dijital fotoğrafın negatif halidir diyebiliriz.

Kısaca RAW formatın dezavantaj ve avantajlarını sıralarsak:
Dezavantajları:

1) RAW dosyaları JPEG dosyalarından 2 ile 6 katı arasında fazla yer kaplar.
2) RAW için kabul edilmiş ve uygulanmakta olan standart bir dosya biçimi yoktur. Her makine üreticisi kendi makinesinde kendi RAW dosya biçimini kullanır . Bu nedenle RAW çekerken bilgisayarımızda o RAW dosyasını açabilecek bir editöre ihtiyaç duyarız.
3) RAW dosyasının kayıt süresi JPEG dosyasına göre daha uzundur. Bu nedenle hız gereken fotoğraf çekimlerinde RAW süre ile ilgili sorunlar yaratabilir.
Avantajları:
1) RAW kayıt sisteminde sıkıştırma yoktur, ya da bazı RAW standartlarında bilgi kaybına neden olmayan bir sıkıştırma mantığı uygulanmaktadır. JPEG formatında çekim yaptığımızda, sensörün gördüğü bilgi sıkıştırılarak iç içe geçirildiği için bilginin bir kısmı kayıt esnasında kaybedilir. Oysa RAW bu konuda kullanıcısına bir dezavantaj sağlamaz, tüm bilgiyi kaybetmeden saklar. Bu nedenle ileri amatör ve profesyonel fotoğrafçılar genelde RAW kayıt formatını tercih ederler.
2) RAW dosyalar bize daha iyi bir görüntü kalitesi sağlarlar. Bunu şu şekilde açıklayabiliriz: örneğin JPEG dosyalarında bir görüntü işleme programında işlem yaptığımızda her işlem bir sonraki işlemin üzerine gerçekleşir. Mesela bir gamma curve uygulaması yaptık, ardından beyaz dengesi için filtreleme uyguladık, ardından kontrast verdik ve son olarak sharpness ile ilgili bir müdahalede bulunduk. Tüm bu işlemler birbiri ardına uygulanır. Yani bir işlem görüntüde bir değişiklik sağlar, daha sonra ikinci işlem mecburen görüntüsü değiştirilmiş dosyaya uygulanır. ‹şlem miktarı arttıkça görüntü kalitesinde bozulmaların yaşanması olasıdır. Ancak RAW çekilen bir görüntü için bahsettiğimiz gibi temel müdahaleler daha RAW editörü fotoğrafı açarken bize sorulan ekranda bir seferde uygulanır. Tüm müdahalelerimizi ayarlar ve  “RAW fotoğrafı aç” diye editörümüze onay veririz. Bu anda tüm müdahaleler bir kerede ve base data (ilk görüntü datası) üzerine uygulanır. Bu da sonuçta üst üste yapılan müdahaleler yüzünden görüntüde oluşacak bozulmalara (JPEG”deki gibi) ve kirliliğe neden olmaz.
3) RAW editörleri artık bizlere fotoğrafımızı açarken çok daha ince ayarları çok daha kolayca yapabilme imkanı sağlamaktadırlar (beyaz ayarını kolayca değiştirmek, pozlamaya kolayca müdahale etmek,renk uzayını değiştirmek vb.)
4) Makinemizdeki A/D converter”imizin (analogdan dijitale çevirici) 12 bit ya da 14 bit olmasına bağlı olarak RAW dosyalar 16 bit kanalında kaydedilirler. Bu da 8 bit kanalında çalışan JPEG formatına göre daha geniş bir bilgi alanını temsil eder. Bu nedenle raw çekilen fotoğraflar 8 bit / kanal çalışan JPEG”e göre daha fazla görüntü bilgisi içerirler.
Yukarıda saydığımız avantajların ışığında yeterli hafıza kartı sorunumuzu da en kısa zamanda hallederek uzun vadede hem daha iyi görüntü kalitesi hem de daha esnek müdahale imkanları sağlayabilecek ve daha fazla bilgiyi kayıpsız saklayabilecek olan RAW formatında, daha güzel fotoğraflar çekmek dileğiyle…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here