Ana sayfa Donanım Solo Sesler

Solo Sesler

0

Ses tasarımı konusuna devam ediyoruz. Bu sayıda genel bir solo ya da lead ses programlarken göz önüne almamız gereken önemli hususlara değineceğiz

Solo sesler, melodik mesajlar taşıyan, bazen arpej şeklinde kullanımla geri plan desteği sağlayan ve müzik türüne göre çok farklı tonal özellikler taşıyabilen oldukça geniş bir kategoridir. Solo seslerin vazgeçilmez bir özelliği, melodiye bağlı olarak, farklı nota uzunluklarına adapte olabilme yeteneğidir. örneğin, 16″lık bir nota ile yarım notanın aynı solo ses için ifade bakımından sorun teşkil etmemesi sesin zamansal özelliklerinde bazı ayarlara dikkat edilmesi gerekliliğini ortaya çıkarır. Bu durum, genel olarak daha yavaş değişim gösteren akor geçişlerinde kullanılan pad seslerden farklı bir kriter oluşturur.
 
ses programlama
Hatırlayacağınız üzere, sesin zaman içinde yayılım şekli amplifikatör zarfı ile ayarlanır. Bu zarf ile wav dosyalarına otomasyon eğrileri uygular gibi filtrelenmiş sinyallere iniş ve çıkış detayları veririz. Filtre zarfı ise bu süreçte sesin parlaklığına ait detayları barındırır ve sebep olduğu spektral davranış şekli amplifikatör zarfınca şekillendirilen sinyalin içinde saklıdır. Zarf zamanlamaları için yaptığımız her ayarlama genellikle sesin kullanılacağı müzikal çalışmanın temposundan bağımsızdır. Daha doğrusu, yapılan ayarlamalar genellikle en sık kullandığımız BPM değerlerini göz önüne alarak yaptığımız ayarlardır. 120 BPM çalma hızında her bir notanın sahip olduğu uzunluğu (dörtlük notanın 0.5 sn uzunluğunda olması gibi) referans alarak oluşturduğumuz zarf eğrileri 150 BPM için çok da uygun olmayabilir. Synthesizer”larda hemen her parametre belli bir referansa göre tanımlanır ve gerekli değişiklikler o referansa göre otomatik olarak yapılır.

 

örneğin, osilatörler 440 Hz referansına göre semitone ve cent düzeyinde ayarlanırken, filtreler 65 Hz frekansına göre açılır veya kapatılırlar. Ancak, zarf eğrilerinin ne frekans ne de zaman yani BPM ile herhangi bir direkt bağlantısı yoktur. Yani, amplifikatör zarfı için yaptığımız zaman ayarları 120 BPM için optimize edilmişse, 160 BPM”e çıktığımızda zarf kendiliğinden ¾ oranında sıkıştırılır gibi bir yorum yapamayız. Bazı özel uygulamalar olabilse de, genellikle yapılan ayarların ortalama tempo değerlerini baz aldığını ve bu tempo değerlerinden aşağı ve yukarı ancak küçük miktarlarda sapmalarla kullanılabileceğini ifade edebiliriz. Profesyonel kayıtlarda, synthesizer solo notalarının müzikal çalışma içinde son derece hassas bir zamanlama ile yer aldığını ve kusursuz bir duyum sağladığını kolaylıkla gözlemleyebiliriz. Seslerin çıkış ve iniş zamanlarının müzik ile kusursuz bir uyum içinde olduğunu fark ederiz. Oysa, bir synthesizer”ın jenerik bir solo preset sesini aynı nota ve tempo ile çaldırdığımızda aynı etkiyi elde edemeyebiliriz. Bunun sebebi, kayıt öncesi synthesizer üzerinde ses genliğindeki iniş çıkışların ve sesin sahip olduğu enerjinin nota zamanlamalarını ve tempoyu göz önüne alarak optimize edilmiş olmasıdır. özellikle hazır kullanılan seslerde kayıt öncesi amplifikatör zarf ayarları ile ufak ayarlamalar yapmak sesin müziğe uyum sağlayabilmesi bakımından oldukça önemlidir. Bu noktada, sesin enerjisinin ağırlıklı olarak atak ve iniş zamanından oluşan üçgensel bölge ile belirlendiğini de ifade edelim.
 


Şekil-1
“de, bir ölçü içerisinde farklı nota uzunlukları ve ayarlı bulunan amplifikatör zarfı görülmektedir. Farklı notalar için oluşan sinyal genliği grafiği, her tuşa basışta yeniden tetiklenen zarf ve glide benzeri bir şekilde her yeni notada kaldığı yerden devam eden ikinci bir zarf davranışı şeklinde olmak üzere, iki farklı senaryo halinde görülmektedir. Görülen zarf grafikleri esasen, DAW programı içinde wav dosyası olarak incelenirse, bipolar yani artı ve eksi yönleri olan simetrik bir görüntü sergileyecektir. Genliğin solo çalım boyunca izlediği grafik incelendiğinde en kısa notada atak ve iniş safhasının belirgin olarak duyulabileceği ve sus anlarında oluşan bırakma (release) zamanının da hem yumuşak bir iniş hem de yeteri kadar sessizlik için yeterli olacağı görülecektir. Onaltılık notaya kadar inilen bu örnekte, sesin atak ve inişten oluşan enerjili kısmının hem duyulabilirlik hem de parlaklık karakteristiğini sergileme bakımından farklı nota uzunluklarında yeterli olacağını söyleyebiliriz. Altta görülen genlik grafiğinde ise glide benzeri bir zarf geçişi davranışı görülmektedir. Daha akıcı sololar için synthesizer”larda bulunan glide veya portamento olarak bilinen parametreleri aktive ederek uygun zaman ayarları ile boşluklar oluşmadan daha düzgün bir genlik dağılımı elde edilebilir. Bu şekilde, basılan her nota için bir önceki notanın bıraktığı zarf safhasından devam edilmekte ve aynı zarf içinde süreklilik taşıyan perde değişimi yapılabilmektedir.

 

Filtre zarfı ayarları ise amplifikatörü aynen takip edecek şekilde veya biraz daha gecikerek izleyebilecek bir şekle ayarlanabilir. Şekil-2″de olası bir filtre-amplifikatör zarf şekli ikilisi görülmektedir. Amplifikatör zarfının çok kısa atak zamanlarına sahip olması, sesin ani yükselişi sebebiyle çok sayıda yüksek frekans bileşeni oluşturacağı için “klik” olarak tabir edilen istenmeyen etkiler duyulur hale gelebilecektir. Bu durumda, filtrenin biraz daha geç açılması ve söz konusu yüksek frekansların cut off (kesme) frekansının henüz düşük olduğu değerlere denk getirilerek etkisizleştirilmesi uygulanması gereken ilk çözümdür.
 

Solo sesin bu dinamik özelliklerinin müzik ile uyumlu hale getirilmesinin ardından, sesin rengini belirleyecek olan osilatör dalga şekillerinin seçimi yapılmalıdır. önceki yazılarımızdan hatırlayacağınız üzere, gerek eksiltmeli senteze özgü klasik dalga şekilleri, gerekse dalga tablosu, örnek tekrarlama veya FM gibi daha egzotik teknikler sesin rengine yönelik ayarlar olduğu için ihtiyaca göre seçim yapılabilir. Osilatör çıkış seviyelerini filtre öncesinde yüksek değerlere ayarlayarak agresif, düşük değerlere ayarlayarak ise nispeten daha yumuşak solo sesler elde edilebilir.

Görüşmek üzere.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here