Ana sayfa Sektörden Solid State Logic Üzerine…

Solid State Logic Üzerine…

0

Geçtiğimiz aylarda SAE’de yakaladığımız dünyaca ünlü anolog masa üreticilerinden olan SSL firmasının yöneticisi Richard Palmer, SSL ile ilgili sorularımızı yanıtladı.


S:Şirketin kurulduğu günden bu güne kısaca tarihinden bahsedebilir misiniz?

Richard Palmer: SSL, Colin Sanders tarafından, aslen kiliselerde ve konser salonlarında kullanılan kilise orgları için kontrol panelleri tasarlayan bir şirket olarak kuruldu. Ve SSL aslında orglarının üzerilerindeki seçimleri ve durma noktalarını hatırlayabilen ve geri çağırabilen ilk cihazdı. “Konsol tasarlamak” ise büyük ölçüde kazara ortaya çıktı diyebiliriz : Günün birinde Colin, klise orglarını kaydetmek için kendine ait bir konsol üretmek istediğine karar verdi. Bunun üzerine, aklına, ailesinin Oxfordshire’daki evine çok da uzak olmayan Acorn Studios’u kullanma fikri geldi ve orada adına “Acorn Console” dediği ilk konsolunu bir araya getirdi. Sonrasında stüdyoya gelen birçok insanın konsolu kullanıp, oldukça etkileyici ve başarılı bulması üzerine Colin bu konsoldan daha fazla üretmeye karar verdi. Böylelikle SSL, 1979’da, “B” serisi konsolları ile üretime başlamış oldu ve hemen akabinde, 1980’lerin başında, dünya genelinde birçok stüdyoda yaygın olarak kullanılan ilk konsol olan “E” serisini tanıttı… Bu noktadan sonra da her geçen gün yükselişimiz hızlandı. 1979’dan beri dünya genelinde 4000 den fazla konsol kurduk. Bunların neredeyse 1000 tanesi G serisi konsollarımızdı… Bunun yanı sıra, 90’lar itibari ile öncelikli olarak radyo ve televizyon yayıncılığında kullanılmak üzere dijital serilerimizi tanıttık. Son 4 senedir de hibrid tip çalışma ortamları ve ev stüdyolarında, SSL kalitesini daha küçük boyutlardaki cihazlarla elde etmek isteyen
kullanıcılar için workstation serilerimizi piyasaya sürdük…
 

S: SSL firmasının evrim sürecinden ve süper analog konseptiyle birlikte gelen kırılma noktasından bahsedebilir misiniz.?

R.P.: SSL, devamlı olarak evrim geçiren bir konsol tasarımı anlayışına sahip gerçekten. Bu anlayışı, son büyük format konsolumuz olan Duality’de de görebiliyoruz: büyük bir bilgi birikiminden ve 1997’den bu yana üretilen tüm konsollarımızın çeşitli bileşenlerinden oluşuyor. SuperAnalog konsepti ise 1994 yılına uzanıyor. Sebep oldukları istenmeyen etkenleri yok etmek amacıyla tüm transformatörleri, kapasitörleri ve VCA’leri analog kanal yolundan kaldırmayı kapsıyor. Evrimimizin en önemli noktalarından biri muhtemelen AWS konsolumuzun ortaya çıkışıydı. Bu, artık efektif olarak piyasanın ve ticari kayıt şekillerinin değiştiğini fark ettiğimiz noktaydı. Büyük stüdyoları kullanan insan sayısı kesinlikle düşmüştü; çünkü artık işin içinde bilgisayarlar vardı ve AWS’in ortaya çıkışı da tamamen bununla ilgiliydi. Madem devir bilgisayar devri, o zaman bu çalışma şekline yararlı olabilecek bir ürün sunalım dedik ve ‘dual- focus’ moduna sahip analog sistemleri ‘kontrol arayüzü’ elementiyle kombine ettik. Bu da, bilgisayarların artık “multitrack recorder”ımız olduğunu kavramamızdan sonraki en belirgin gelişme oldu.

 

 

  S: AWS 2004’de sunuldu. İki önemli ürün arasında uzun bir zaman dilimi girmiş. Böyle ürünler ortaya koymak uzun süreler istiyor değil mi?

R.P.: Evet, AWS 2004’te piyasaya sunuldu, yani SuperAnalog’un 9000 J ile tanıtımının üzerinden yaklaşık 10 yıl geçmişti. Ancak, konseptin özünü yansıtan küçük ve profesyonel bir ürün ortaya çıkarmak için bu zaman gerekli olabiliyor.

S: SSL firmasının dünyadaki ve Türkiye’deki hedeflerinden biraz bahsedebilir misiniz?


R.P.: SSL’in dünya genelinde benimsediği amaç ve felsefe analogun ve dijitalin en iyisi olmaktır. ürün portfolyomuzun, insanların ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde gelişmesinin arkasında da bu yatar. üretici olarak ihtiyaçları ve çalışma şekillerini takip etmek durumundayız. anlamaya çalışıyoruz.
 

Ne var ki bu çalışma şekilleri büyük değişkenlikler ve farklılıklar göstermektedir. Bu durumda yelpazemizin; farklı yerlerden, farklı kültürlerden, farklı müzikal zevklere ve anlayışlara sahip her türlü kullanıcıya  en iyi şekilde hizmet edebilecek niteliklerde ürünlerden oluşması gerekir. Türkiye ise SSL için nispeten genç bir piyasa sayılır; birçok kişinin SSL hakkında çok fazla fikir sahibi olmadığı söylenebilir. Bu yüzden Compel firması ile birlikte Türkiye’ye daha fazla açılacağız. Compel ile olan ilişkimiz oldukça yeni. Ve markamızın görünürlüğünü en üst seviyeye getirmek için oldukça yoğun bir çaba sarf ediyoruz. İnsanların markamızı daha yakından tanımalarını, keşfetmelerini istiyoruz. Piyasanın hakkımızda ne düşündüğünü öğrenmeye ve buradaki müziğe nasıl katkıda bulunabileceğimizianlamaya çalışıyoruz.

 

 

S: Dikkat çeken yeni ürünleriniz neler?

R.P.: Geçtiğimiz yıl NAMM’de SSL, “Workstation” portföyüne yönelik 4 yeni ürün tanıtmıştı. Bunlardan biri 20 input / line level summing mikserimiz olan XDesk’ti. Bir diğer ürünümüz Macintosh için ürettiğimiz, farklı DAW’ lar (ProTools, Logic, Cubase vs…) arasında session’larinızı uyumlu bir şekilde transfer etmenizi sağlayan ve bir “DAW yazılım aktarım platformu” olarak tanımladığımız Pro-Convert oldu. üçüncü ürünümüz olarak Duende’nin ikinci versiyonunu tanıttık ki bu da aslında DSP ve Native prosesleri hibrid bir şekilde kullanmayı sağlayan ve dolayısıyla ” daha çok plug-in, daha az gecikme ” anlamına gelen sistemimizin yeniden doğuşu mahiyetindeydi. Tanıttığımız son ürün de MX4 kartımız oldu.
 

Bu ürünümüz de bilgisayar bazlı çalışma ortamlarında SSL Dijital teknolojisini arzu eden kullanıcılar için üzerinde SSL C serisi dijital algoritmalar bulunan bir PCIE kartıydı. Bu yıl ise Duende hakkında bazı güncellemelerimiz ile beraber Matrix, Xdesk, 24-Channel Duality ve umuyoruz ki Soundscape Editor’in yeni bir versiyonu ile NAMM’de olacağız.
 

S:İlerleyen dönemlerde dijital sistemler, analog sistemlerin yerini tamamen alabilecek mi?

R.P.: Olayların nasıl değişeceği büyük olasılıkla dünyanın hangi bölgesine bakığımızla ilgili…
örneğin Türkiye’de ‘Summing Mixer’ konseptinin bu denli taze ve yeni olması beni çok şaşırtıyor. Amerika’da, İngiltere’de ve Uzak Doğu’nun bazı yerlerinde bu artık alışılmış ve süregelen bir konsept. Kullanıcılar analog summing sisteminin dijital karşısındaki faydalarını bir süredir tecrübe ediyorlar. Ve gün geçtikçe daha bir çok kişinin “Tamam, bilgisayarlar iyi…İş görüyorlar, çok öngörülebilir ve güvenilirler ama müzik prodüksiyonunda tamamen ‘In The Box’ a geçerek kaybettiğimiz o büyüyü nasıl geri getireceğiz?” diye düşüneceğine inanıyorum. Biz de dijital ve analog sistemlerin birlikteliğini sağlamlaştıracak araçlar sunmaya çalışıyoruz SSL’de. XDESK’te ve bu yıl sunduğumuz XPATCH’te olduğu gibi kullanıcılara ‘analog hissini, dijital çalışma şeklinin kolaylığı ile sunmak istiyoruz. Ayrıca kabul etmeliyiz ki Matrix, AWS ve Duality’de olduğu gibi dokunabildiğimiz ve hissedebildiğimiz analog aygıtların, kontrol arayüzleri ile beraber kullanımı bir mouse ve klavye kullanmaktan çok daha ilginç ve yaratıcı bir çalışma ortamı sunuyor. özetlemek gerekirse: evet, analog her zaman önemli bir değer olarak kalacak; ama dijital çalışma şeklimizle de barışık olmak durumunda.
 

S: Post prodüksiyon ve müzik prodüksiyonu için farklı tarzda hedefleriniz var mı?

R.P.: Tabi ki farklı alanlardaki gücümüzü belirleyen şey, o alanlara yönelik ürünlerimiz oluyor.
Daha önce de değindiğim gibi, hibrid tip ev stüdyolarında SSL sound’una ait özelliklere daha uygun fiyatlarla sahip olmak isteyen kullanıcılar için Channel Strip’lerimizi ve XRACK gibi ürünlerimizi devreye soktuk. SSL her ne kadar büyük müzik stüdyolarının kurulumları ve analog konsolları ile tanınmış da olsa, 80lerin sonu ve 90’ların başından beri dijital teknolojilere de önem veren ve yatırımlar yapan bir üretici. Bu teknoloji öncelikle post prodüksiyon ve yayın çevrelerince tercih edildi tabi ki. Ancak büyük-format analog konsollarımızın dijital bir versiyonu niteliğindeki C200 ürünümüz, müzik sektöründe de büyük rağbet gördü. Bunun dışında da C serisi konsollarımızın pazarda oldukça sağlam yerleri var: On-Air olarak kullanılan ve serinin en yenisi olan C10, daha büyük bir model olan C100 ve özellikle dublaj stüdyolarında sıkça rastlayabileceğimiz C300 gibi… Dolayısıyla “live” dışında – ki o zaten tamamen bambaşka bir alan – uzmanlaşmadığımız ya da genişlemediğimiz, ya da diğerinden ayrı tuttuğumuz bir pazar yok.

 

 

S: SSL firması, live sektörüne girmeyi hiç mi düşünmüyor?

R.P.: Bence öncelikli olarak güçlü olduğumuz noktalara odaklanmalı, bu noktaları en üst düzeye taşımalı ve bunları olumlu anlamda kullanmalıyız. Ancak söylediğim gibi, “live” farklı bir pazar, farklı bir zihniyet. Tamamen bambaşka bir üretim yaklaşımını içeriyor. Tamam, mixing konsolu, mixing konsoludur… Ama elinizde, üzerine çokça bira dökebileceğiniz bir şey olması gerekiyor! Gerçekçi olmak gerekirse, “asla ‘live’ sektörüne girmeyiz’ diyemem; ancak kesin bir şey var ki o da böyle bir durumda bunu, pazarın tamamının dikte ettiği şekilde, dijital mixerlerle yapacağımızdır. Ama belirtmeliyim ki “live” alanında bu işi çok iyi şekilde yapanlar zaten mevcut ve bu kadar kalabalık ve yoğun bir pazarda en ufak bir farklılık yaratmanız için bile inanılmaz derecede özel bir şey sunmanız gerekir. Ve gerçekten de şu anda bu bizim işimiz değil. Ama kim bilir… Belki de şu anda üzerinde çalışıyoruzdur ama benim haberim yoktur!
 

S: ürünlerinizin klonlanması hakkında neler düşünüyorsunuz?

R.P.: Bu konu benim alanımın dışında aslında. Ama gerçekçi olalım: bir şeyin kopyalanması güzel bir olay! Bunu iki taraflı düşünmek gerekir: İyi bir ürün iyi kopyalanmışsa bu bir başarı kabul edilmelidir. Bizim en çok klonlanan ürünümüz SSL Bus Compressor’dur. Muhtemelen herkes bir ürün alırken bilir ki taklidi asla aslının yerini tutmayacaktır. Ama bu onların bileceği bir şey. Belli bir ölçüde ürününüzün telif haklarını koruyabilirsiniz tabi ki; ancak kompresyon işleminin telif hakkini alamazsınız. Bence yine de ürünlerimizin klonlanması gurur verici. Sadece insanların ne aldıklarını bilmemeleri oldukça üzücü. ürünün düşük kaliteli olma ihtimali bir yana, resmi ürünle beraber gelen teknik destekten yararlanamamak da çok büyük bir kayıp.
 

S:Şu anda Türkiye’deki ilgiden memnun musunuz?

R.P: TRT sayesinde Türkiye’deki satışımızın oldukça iyi olduğunu söyleyebilirim. Onlara hem analog hem de dijital konsollarımızı tedarik ediyoruz.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here