Ana sayfa Donanım Sinyal Akışı ve Referans Seviyeler

Sinyal Akışı ve Referans Seviyeler

0

Dokuz Eylül üniversitesi öğretim görevlisi değerli yazarımız Cihan Işıkhan anlatıyor

Diğer alanlarda olduğu gibi yayıncılık sektöründe de sinyal akışı çerçevesinde kullanacağımız belirleyici parametre “seviye”dir (level). Dolayısıyla, yayıncılık sektöründe ele almaya çalışacağımız sinyal akışını ve referans değerleri, akışın yönü doğrultusunda (stüdyodan vericiye) farklı seviyeler belirler ve bu seviyeler en geniş anlamda 3 başlık altında toplanabilir:
 
1. Yayıncılık sektöründeki akustik ortam kapsamında, oda/stüdyo akustiğinin düzenlenmesi ile kontrol edilen ses basınç seviyesi değeri: Akustik Sinyal Seviyesi (ASS)

2. Akustik bilgilerin elektriksel ortama girmesi ile beraber kontrol edilen gerilim değeri: Mikrofon Sinyal Seviyesi (MSS)

3. Sinyal işlemcilerin çalışabilmesi için gerekli olan ve modülasyon sonrası vericilere kadar uzanan seviye:  Line Sinyal Seviyesi (LSS)

AKUSTİK SİNYAL SEVİYESİ (ASS)
Akustik biliminin temelleri 1885 yılında, Harvard üniversitesinin genç bilim adamı Wallace Clement Sabine tarafından atılır. Cambridge’de yeni kurulan “Fogg Art Museum’un konferans salonunda -konuşmacıyı işitememek- gibi ciddi bir problem vardır. Sabine, bu problemi çözebilmek için salona gider ve öğrencileri toplayarak uygulamalı araştırmaya başlar. Gerçekten de sonuç şaşırtıcıdır. çünkü ne öğrenciler Sabine’in konuşmalarını tam olarak anlayabiliyor ne de Sabine, öğrencilerin sorularını duyabiliyordur. Dönemin yapı akustiğinde zaten bu sorun yaşanmaktadır. Ancak bu binada olan akustik olaylar zinciri Sabine’e göre ilginçtir. çünkü sözlerin anlaşılamamasının sebebi, ses genliğinin alçaklığı ya da yüksekliği ile ilgili bir şey değildir. Araştırmalara büyük bir hız verilir. Salona kiliseden org getirilerek çok yüksek ses seviyesinde incelemeler yapılır. Salon köşelerinin tavanla birleştiği noktalar boydan boya delinerek içlerine ağaçtan yapılmış kutular yerleştirilir. Ses kaynağının gücü arttırılarak tekrar-tekrar test yapılır ve artık sonuç Sabine’e göre kesindir. Ses kaynağı dursa bile, salon içerisindeki işitme devam ediyordur. Bu da yapıda kullanılan malzemeler ile doğrudan ilgilidir. Köşelere konulan kutularla beraber salonun bazı malzemeleri de değiştirilir ve sorun çözülür.

Sabine’nin akustik üzerine geliştirdiği formüller bugün halen kullanılmaktadır. Yukarıdaki örneğe göre oda akustiğinde, ses kaynağı ile mikrofon arasında incelenmesi gereken iki temel parametre vardır: Ses kaynağından çıkarak mikrofona “doğrudan” (direct)  ve “yansıyarak” (reflect) gelen sesler. 1930’lu yıllardan sonra, oda akustiği üzerine yapılan çalışmalar sonucu, yukarıdaki parametrelere bir yenisi daha eklenir: “Gürültü”  (noise).

Doğrudan ve yansıyarak gelen sesler:
Ses kaynağından algılayıcıya (mikrofon, kulak vb.) hiç bir engelle karşılaşmadan gelen seslere doğrudan ses, kaynaktan çıkıp oda içerisinde bulunan yüzeylere çarparak algılayıcıya gelen seslere ise yansıyan ses denir. Birden fazla yüzeyden yansıyan sesler, aralarında zamansal bir farka yol açar. Oluşan bu zaman farkına yansıma süresi adı verilir. Yansıma süresini akustik ortam belirler ve ilişkinin iki ucu ses kaynağı ve insan kulağıdır.

Gürültü:

Sinyal akışı sırasında, taşınan bilgi sinyaline ek olarak başka frekanslarda farklı ses dalgaları da sisteme girerler. İstenmeyen bu ses dalgalarına gürültü  (noise) adı verilir. Gürültüyü oluşturan çok çeşitli faktörler vardır. Bu nedenle, her faktörün açığa çıkardığı gürültü için farklı adlandırmalar kullanılır:
Bir yayın stüdyosunda, stüdyoya en yakın yoldan geçen aracın kaçıncı vitesle ve hangi hızla gittiği anlaşılıyorsa, “hava ya da yapı kaynaklı gürültü  (air born or stracture born acoustic noise )”.

özellikle mikrofon soketlerinin temassızlığı nedeniyle, televizyonlarda yayın olmadığı zaman işitilen karmaşık frekansların (karlama) aynısı duyuluyorsa, “pembe ve beyaz gürültü  (white noise, pink noise )”.

?ebeke gerilimi işitiliyorsa, “şebeke gürültüsü (hum noise)” ya da “elektromanyetik (electromagnetic noise )”. 

Monitörlerden FM bandından yayın yapmakta olan radyonun sesi işitiliyorsa, “statik gürültü  (static noise)”.

ASS kapsamında en önemli gürültü, hava ya da yapı kaynaklı gürültüdür. Mekân dışı seslerden (araç sesi, rüzgâr sesi, çevre gürültüler vb.) oluşurlar ve mikrofona taşınırlar. Gürültüyü taşıyan etken hava ise, havanın geçebileceği ortamlar göz önünde bulundurulmalıdır. Bu ortamlar açık bir pencere ya da kapı olabilir.
   
Gürültüyü taşıyan diğer bir etken, mekânın yapısını oluşturan tuğla duvar, çatı ya da ahşap zemin gibi katı maddelerdir. Dış sesler bu maddeler ile mekân içerisine iletilir. özellikle dış seslerin frekansı ve genliği, mekân ile aynı değerlere ulaşırsa, mekân, tıpkı telli çalgıların kasaları gibi tınlama kutusu görevi görür. Bu fiziksel olaya rezonans denir.

Hava ya da yapı kaynaklı gürültüler, mekân dışından taşınarak mikrofona iletiliyordu. Bir de, mekân içerisinde kullanılan bazı donanımlar, doğal yapıları gereği istenmeyen seslere yol açabilirler. örneğin, bir televizyon stüdyosundaki kamera ayağının, görüntü kaynağına göre zemin üzerindeki yatay hareketi (özellikle “şaryo” tekniği) istenmeyen bir gürültüye yol açabilir. Mekân içerisinde var olan tüm bu gürültülerin kabul edilebilir en yüksek ses basınç seviyesi (Sound Pressure Level, SPL) değerleri, akustik bilimciler tarafından hesaplanmıştır. örneğin Nisbett’e göre, televizyon stüdyolarında tüm kaynaklardan açığa çıkan zemin gürültüsü, özellikle 500Hz’lik frekanslarda 30dB SPL’i geçmemelidir.

ASS Sound Level Meter ile ölçülür. Aygıt, gelen frekansın dB cinsinden SPL değerini gösterir. Aygıtın frekansları algılayabilme yeteneği, önceden kendisine switch ‘ler yardımıyla tanıtılır. Böylece aygıtın alıcısı, bazen insan kulağının zarı gibi, bazen de bir mikrofonun diyaframı gibi davranır. Bu tanımlandırmaya etkilenme (weighting)  adı verilir. Aygıt, gelen frekansa göre bir etkilenme eğrisi  (weighting curves) çizer. Bu eğri, dört biçimde oluşur ve kısaca A, B, C, LN olarak belirtilir.

Aygıt, tıpkı insan kulağında olduğu gibi, frekansın pes bölgelerinde algılama yeteneğini kaybettiği için, insan kulağına en yakın etkilenme eğrisini A pozisyonunda çizer. Konferans ya da konser salonlarının testinde A pozisyonu kullanılır.  B ve C, A’ya göre pes frekanslara daha duyarlıdır ve büyük konser sistemlerinde, ses kayıt stüdyolarındaki mikrofonlara kıyasla profesyonel olması beklenmeyen sahne mikrofonlarının davranışlarına göre seçilir. LN (LiNear), gelen tüm frekansları algılar. Bunu, ses kayıt stüdyolarındaki profesyonel mikrofonlara benzetebiliriz. Bu nedenle cihazın LN pozisyonu, ses kayıt stüdyolarında kullanılır. Böylece ortamın insan kulağına göre değil, kayıt stüdyosu mikrofonuna göre ASS testi yapılır.

Akustik ortamda sinyal seviyesini etkileyen faktörler ve bunların ortaya çıkardığı sonuçlar, yalnızca yayıncılık için değil diğer sektörlerde de referans bir seviyeyi zorunlu kılar. Akustik bilim uzmanları tarafından her detayı önemli böyle bir referans değerin bir yayın çalışanı olan ses operatörü için önemi, “bilgi” ya da “olası ayrıntı” ifadelerinden öteye gitmez. Ancak bu değerin bir ses operatörü tarafından bilinmesi, hayatının bir parçası olacak mikrofonların hangi referans değerlerle test edildiğini ve bu değerlerle mikrofondan nasıl bir verim alabileceğini önceden kontrol edebilmesi açısından önemlidir.

ASS için son söz, hemen-hemen tüm sektörlere referans olan değeridir. ASS, ses dalgalarının alıcıya uyguladığı basınç cinsinden seviye değeri olarak tanımlanır ve algılayıcının referans seviyesine göre alınan basınç değerinin, dB cinsinden hesaplanmasıyla ölçülür. Diğer alanlarda olduğu gibi radyo-TV yayıncılığında da direkt ve yansıyan seslerin ortamın gürültüsü ile birlikte mikrofona 15–30 cm uzaklıktan uygulayacağı referans ses basınç seviyesi “94dB SPL”dir. Kaynak, ancak bu seviye etrafında mikrofona yapacağı basınçla sinyal akışındaki diğer donanımları ve açıkça söylemek gerekirse hem ses operatörünü hem reji ve hem de dinleyici-izleyiciyi rahatlatır.

Tam bu noktada şunu belirtmeden bitirmem olmaz. Uzun yıllar çalıştığım yayıncılık sektöründe her zaman için ASS referans değeri etrafında dolaşan kaynak aradım. Yani, pek çok programın birçok spikerinde belki de aşırı kibarlıktan kaynaklanan, ancak rejide bizi bir hayli uğraştıran çok düşük konuşma seviyeleri gördüm/işittim. Ancak konuşma biçimi ya da diksiyonu şimdilerde özellikle genç nesil tarafından sevilsin ya da sevilmesin, çalıştığım TRT kökenli spikerlerin hiçbirinde seviye endişem olmadı. Yeri gelmişken son söz olarak bunu belirtmek istedim. Gelecek sayıda,  Line Sinyal Seviyesi (LSS) ile yayıncılık sektöründe ses teknolojisine devam etmek üzere…


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here