Ana sayfa Yazılım Ses tasarımı

Ses tasarımı

0

Synthesizer ile ses tasarımı yaparken önemli olabilecek hususları inceleyeceğimiz bir yazı dizisine başlıyoruz.
 

Bir yıldan uzunca bir süredir synthesizer”ı oluşturan fonksiyonel bloklar ve ilgili parametreleri, ne şekilde bir araya getirildikleri ve ayarlamalara tabi tutuldukları ile ilgili makaleler okudunuz. Biraz da synthesizer”ın programlama açısından nasıl değerlendirilebileceği konusunda fikir yürütmekte fayda var. Synthesizer ile ses tasarımı yapmanın, hayal gücü bakımından, renkli boyalar kullanarak sanatsal değeri yüksek bir resim çizmekle oldukça fazla ortak noktası vardır. Bu ortak noktalar seste ve resimde farklı değişkenlere karşılık gelse de, algı bakımından paralellik taşırlar. Resim örneğinde, bakarak algıladığımız resme ait her figürün fiziksel bir şekli, ebatları ve şeklin içerisinde muhtemelen tonal değişiklikler gösteren renkler mevcuttur. Görsel anlamda figürlerin veya nesnelerin boyutları, ya da renklerin açık veya koyu olması ses dünyasında yine sesin veya seslerin yön ve uzaklığı, şiddeti gibi özelliklerle özdeşleştirilebilir. İki boyutlu bir resmin doğal veya yapay bir sese göre belki de en temel farkı durağan oluşu ya da zamanla değişen bir dinamizm sergilememesidir. Belki de, bu bakımdan, ses kaynaklarını bilgisayar veya TV ekranında izlediğimiz, şekli ve renk tonları sürekli değişen bir film akışına benzetmek daha doğru olacaktır.
 
synthesizer
 
Görsel anlamda renk ifadesi ile aklımıza gelen ışık dalga boyu, işitsel anlamda ses dalgalarının dalga boyu veya onunla bağlantılı olan frekansı ile direkt ilişkili olsa da, ironik olarak ses kaynaklarına bazen de renk çağrışımları şeklinde yorum verebilmekteyiz. örneğin, sıkça duyduğumuz EQ işlemcilerinin bazen sese kendi rengini kattığı, ya da 80″li yılların reverb ünitelerinin daha renkli olduğu, bugünkü reverb algoritmalarının daha şeffaf olduğu gibi yorumları sıkça duyarız. Bu bakımdan, sesin dalga boyu ya da frekansı düzeyinde ölçülebilir olmasa da, atfedilen subjektif anlam bakımından seslere de renk gibi anlamlar vermek ve o şekilde tarif etmek mümkündür. Bu durum, EQ işlemcisinin sese görsel renkler kadar net olmasa da, işitsel düzeyde renkler kattığı şeklinde yorumlanabilir. Algının subjektif olduğunu tekrar belirtmek gerekir, çünkü bir osilatörün kare dalga şekli her insanda farklı bir renk algısı yaratabilir ve tek bir doğrudan da söz edilemez. O nedenle, bir resme bakan farklı insanların resmi farklı tonlarda görmesi gibi bir benzetme de yanlış olmaz.

 

Synthesizer ile ses tasarımında sesin rengini osilatörler belirlemektedir. Resim örneğinde verdiğimiz şekil ve boyut gibi fiziksel özellik örneklerini ise synthesizer”larda daha önce yakından incelediğimiz zarf sinyallerinin zamana göre değişim şekilleri ile eşleştirebiliriz. Bu bakımdan, sese rengini veren osilatör (Bkz. Şekil-1) ve genlik/parlaklık açısından şeklini veren zarf sinyallerini (Bkz. Şekil-2) tekrar hatırlayalım.
 

 
Harmonik içerik bakımından çoğu dalga şeklinden daha kapsamlı olan testere dişini daha canlı bir renk gibi, tek bir harmonikten ibaret olan sinüs dalga şeklini ise daha donuk ve mat bir renk gibi düşünmek işimizi kolaylaştıracaktır.
 

 

Ses tasarımı, resim örneğinden hareketle, üç boyutlu bir şekil ile yapılan çalışmalara benzetilebilir. Görsel resmin aksine, sesi oturtabileceğimiz üç eksen zaman, genlik ve frekans (parlaklık) olarak düşünülebilir. çünkü her ses dalgası zaman içerisinde yayılır ve zamana bağlı olarak hem genliği hem de parlaklığı birbirleriyle ilintili olarak değişir. Bu ilintinin nasıl olacağına ise zarf ayarları ile karar verebiliriz. Zamanla genliği ve parlaklığı değişen sesin, yani benzettiğimiz üç boyutlu resmin, renk tonunu ise osilatörlerce belirleriz.

 

Protools veya Cubase yazılımlarında sıklıkla audio editörü içinde gözlemlediğimiz wav veya benzeri ses dosyaları, esasen yatay eksende zamanı (bpm veya dakika/saniye birimiyle), dikey eksende ise genliği ifade eder. O halde, iki boyutunu (genlik ve zaman) aynı anda görebildiğimiz sesin göremediğimiz üçüncü boyutu olan parlaklığını ise bir başka ilave araçla, spektrum analizörü ile görebiliriz. Her üç ses boyutunu da aynı anda görebildiğimiz üç boyutlu spektrogramlar da bulunmakla birlikte, müzikal uygulamalarda her zaman tercih edilmediğini belirtelim. Sonuç olarak, ses tasarımını bazen iki bazen de üç boyutlu görsel algılama araçlarına benzer araçlarla gerçekleştirebilir ve tasarım sürecine daha fazla hakim olabiliriz.

önceki makalelerimizde yine sıklıkla bahsettiğimiz filtreleri, rengi osilatörlerce belirlenen sese ufak renk değişiklikleri katarak daha doğal hale getiren araçlar olarak değerlendirebiliriz (Bkz. Şekil-3).
 

teoman pasinlioğlu
 
önümüzdeki aylarda değişik türlerde seslere detaylı olarak değineceğiz, ancak ses tasarımında ses renginin osilatör dalga şekli ile belirlenmesi dışında, belki de en önemli safhanın filtre ve genlik zarflarının ne şekilde çizileceğinin belirlenmesi olduğunu ifade edebiliriz. Gerek filtre gerekse genlik zarfları sürekli (continuous) sinyaller oldukları için, teorik olarak sonsuza yakın değer alabilirler. Pratikte muhtemel değerler kontrol düğmelerinin (knob) veya sürgülerinin (slider) çözünürlük değerleri ile sınırlı olsa da, her iki zarf için de binlerce olası ayarlamadan bahsedebiliriz. Zaten, MIDI konusundan da hatırlayacağınız üzere, herhangi bir değişken için iki byte çözünürlük kulladığımızda 65 bin civarında olası değere ulaşabilmekteyiz. Bu durumda, binlerce zarf ayarı içerisinden anlamlı bir küme üretmek işimizi kolaylaştıracak ve gereksiz karmaşayı önleyecektir. Yapılabilecek en basit indirgeme, filtre ve genlik zarflarının ADSR safhalarından her birini asgari, orta ve azami olmak üzere üç muhtemel değere ayarlamaktır. Bu durumda, filtre zarfı için 3**4, yani 81 farklı ayar dörtlüsü elde edebiliriz. Genlik zarfı için de 81 farklı olasılığı göz önüne aldığımızda her iki zarf arasında 6400″den fazla ayar eşleşmesi yapabilir, bu ayarlar içerisinden de ihtiyacımıza göre ayrıca bir seçim yapabiliriz. Bu yaklaşım, ses tasarımında bize favori şekilsel şablonlar üretmemizde yardımcı olabilir ve gerektiğinde sesin kullanılacağı uygulamanın hızına göre (bpm ya da saniye cinsinden) ufak düzeltmeler ile farklı amaçlar için kullanabileceğimiz bir veri tabanı sağlayabilir.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here