Ana sayfa Donanım Ses Tasarımı-3

Ses Tasarımı-3

0

Ses tasarımı yazı dizimize üçüncü bölümüyle devam ediyoruz.

Hatırlayacağınız üzere, geçtiğimiz bölümde efekt sınıfında yer alan bir ses örneğinin ortalama bir synthesizer ile programlanabilirlik durumuna göz atmıştık. İstenen ses tasarımının belirli bir synthesizer tarafından sağlanan programlama imkanları dahilinde yapılamaması durumunda daha gelişmiş özelliklere sahip mimarilere yönelinmesi gerektiğini ifade etmiştik. Ancak, müzikal uygulamalar için beklenen teknik özellikler nispeten daha basit olduğu için birçok synthesizer”ın bu yönde tasarlandığını tekrar hatırlatalım.
 
Synth Master 2.5 üzerinde yaygın bazı ses türlerinin ne şekilde programlanabileceğini adım adım incelemeye başlayacağız. Klasik sesler dışında trance lead gibi popüler uygulamalara da değineceğiz. Bu sayıda, seslerin programlanması esnasında sadeleştirme olarak adlandırabileceğimiz ve işimizi kolaylaştırabilecek bir yaklaşım üzerinde duracağız. Esasen en karmaşık synthesizer sesleri bile bu yaklaşım kullanılarak analiz edilip temel özelliklerine ayrıştırılabilir. Sadeleştirme ile kastımız, programlamanın vazgeçilmezleri olan osilatör, filtre, amplifikatör ve modülasyon ayarlarının ve bazen efektlerin olabilecek en basit varsayımlardan başlayarak adım adım nüans eklemeleri ile istenen karmaşıklık düzeyine ulaştırılmasıdır. Modülasyon ile ilgili olarak aklımıza gelebilecek ilk sadeleştirme işlemi, Nisan sayısında bahsettiğimiz zarf sinyali safhalarının kullanışlı kombinasyonlara indirgenerek gereksiz karmaşalardan kurtulmaktır. Basitten karmaşıklığa gidiş, yine önceki sayılarda kullandığımız resim çizme benzetmesi ile de uyumlu olacak şekilde önce ana çerçeveyi çizmek, daha sonra iç kısımları doldurarak şekilsel ve renk detayları eklemek şeklinde yorumlanabilir. Efekt kullanmak gerektiğinde ise, bu işlemi en sona bırakmak son derece akılcı bir seçim olacaktır.

 

Yapılabilecek sadeleştirme işlemlerine geçmeden önce programlama esnasında karşılaşacağımız temel parametreleri bir kez daha hatırlayalım. Aşağıda yer alan tabloda, genel olması bakımından eksiltmeli (subtractive) sentez çerçevesinde ilgili parametreler ve bu parametrelerin hangi değerlerle başlamasının işimizi kolaylaştıracağı bilgisi özetlenmiştir (Bakınız Şekil 1).
 
Günümüzde hemen her türlü synthesizer çok sayıda fabrika preset bankası ile satılmakta, hatta gerek üçüncü parti geliştiricilerin sattığı ses bankaları gerekse internette ücretsiz olarak paylaşılan profesyonel veya amatör programlarla ihtiyacın çok ötesinde bir ses kütüphanesi oluşturulabilmektedir. Ancak, yine de bu büyük potansiyeli istenen seviyede kullanabilmek için hazır sese hangi parametreden başlayarak müdahale edilmesi gerektiği ve kullanılacağı müzikal çalışmanın hangi özelliklerine göre son şeklini vermek gerektiği konusu zaman ve dikkat isteyen bir süreçtir. Yüzlerce, bazen binlerce hazır ses içerisinden ihtiyaç duyulan sesi belirleyip kullanılacağı çalışma içerisine adapte etmek yukarıda bahsettiğim sistematik yaklaşımdan büyük ölçüde istifade eder. Müzikal çalışma içerisine adaptasyon için gereken dikkatli ayarlamalar yanında, çalışma içerisinde farklı karakterlere sahip birden fazla synthesizer kanalı kullanılması halinde seslerin birbiri ile uyum sergilemesi ise ayrıca dikkat edilmesi gereken bir süreç halini alacaktır. Keza, akıcı ve yumuşak karakterli synthesizer sesleri ile nispeten daha kuru ve agresif bir synthesizer karakterini aynı ortamda buluşturmak oldukça zordur.

 

Sadeleştirme yaklaşımını aşağıda görüldüğü şekilde iş akışı halinde özetleyebiliriz. (Bakınız Şekil-2).

Ses tasarımı çalışmasına öncelikle amplifikatör zarfı ile başlamak sesin görev yapacağı müzikal içeriğe uyum sağlaması bakımından son derece akılcı bir yoldur. Daha sonra filtre zarfını benzer değerlere ayarlayıp, ihtiyaca göre farklılaştırmak kontrollü bir ilerleme sağlayacaktır. DAW yazılımı içerisinde birkaç playback döngüsü yardımıyla optimal zarf ayarlarına ulaşmak mümkündür. Osilatörler için öncelikle basit dalga şekilleri ile çalışmaya başlamak, ve takiben kesme frekansı, rezonans ve amplifikatör zarf miktarı ayarlarını ortalama değerlere ayarlamak her iterasyonda yapılması gereken işlemlerdir. Altı çizilmesi gereken husus, en iyi sonuçların tekrarlama gerektiren bir programlama süreci ile elde edilebileceğidir. Bu nedenle, herhangi bir ses türü üzerinde çalışırken öncelikle basitten başlayıp her tekrarda sesi biraz daha geliştirmek gerekir.
 

Şekil-2″de yer alan akış şemasında en sonda yer alan efekt bölümü, her synthesizer”da standart olarak bulunmasa da, sonradan yapılabilecek efekt ilaveleri ile de ses tasarımının ayrılmaz bir parçası haline gelir. özellikle chorus, phaser, flanger, pitch shifter ve bazen tremolo, vibrato gibi uygulamalar programlanması istenen synthesizer sesinin bir parçası olarak ele alınmalıdır.

Reverb ise, birden fazla fonksiyona sahip bir efekt olması sebebiyle müziğin geneli ile de ilişkili olup, synthesizer özelinde biraz daha dikkatli kullanımı zorunlu kılar. Sesi renklendirme, metalik bir karakter katma, agresif duyum gibi vasıflar için plate reverb, sese kontrollü bir hacim etkisi verebilmek içinse küçük boyutlu room reverb algoritmaları idealdir.
Ses tasarımını sadece synthesizer tarafından sunulan temel parametrelerle sınırlandırmayıp deneysel kombinasyonlar yapmak, beklenmeyen sürpriz sonuçlar için mutlaka gereklidir.

örneğin, sayısal synthesizer”ların analog efektlerle veya analog synthesizer”ların sayısal efektlerle kullanımı, basit seslerin zarf safhalarını farklı synthesizer”lar ile (tercihen analog ve sayısal synthesizer”ları birlikte kullanarak veya aynı synthesizer”ın farklı part”larını farklı zarf safhaları için kullanarak) oluşturup sıralı şekilde birleştirerek ya da sesleri değişik filtrelerle işleyerek katman halinde kullanmak klasik programlama pratikleri ile elde edilmesi imkansız olan sonuçlara ulaşmamızda yardımcı olacaktır.

Görüşmek üzere.
 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here