Ana sayfa Donanım Ses Tasarımı-2

Ses Tasarımı-2

0
Geçtiğimiz bölümde, ses rengi, parlaklığı ve genliğini üç boyutlu bir benzetme paralelinde düşünülebileceğimizi ifade etmiştik. Sesin “şeklini” çizebilmek için kullanmamız gereken zarf sinyallerinin öncelikle favori şekilsel şablonlar üretmemizde yardımcı olabileceğini ve bu sayede binlerce filtre-genlik zarfı kombinasyonunun anlamlı bir şekilde daraltılması ve sesin kullanılacağı uygulamanın hızına göre ufak düzeltmeler ile farklı amaçlar için kullanabileceğimiz bir veri tabanı oluşturabileceğimizi belirtmiştik.
 
solo sesler 2
Yine geçtiğimiz sayıda vurguladığımız bir husus, seslere atfedilen sıfatların nispeten subjektif olmasına rağmen bir çok durumda ortak bir tanımlama yapmanın mümkün olabilmesidir. özellikle synthesizer dünyasında markaya özgü ses karakterinin tanımlanmasında her zaman olmasa da genellikle fikir birliği sağlandığı söylenebilir. Bu durum, synthesizer üreticilerinin kendine özgü karakter sahibi ürünler geliştirme çabalarının da temelini oluşturur. Hatta, söz konusu ayırdedilir karakteristik özellikler küçük firmalar tarafından da yakınen takip edilir ve daha uygun fiyatlı alternatif ürünler şeklinde tüketiciye sunulur. Ses karakteri sadece tek bir faktöre bağlı olmayıp birçok synthesizer bileşeninin katkısı ile ortaya çıkan karmaşık doğalı bir sonuçtur. Tasarlamak istediğimiz sesin özelliğine göre bazen farklı markaları tercih etmek bu bakımdan son derece anlaşılabilir bir yöntemdir. örneğin, karanlık bir ses karakterine sahip olması ile tanınan Virus synthesizer”lar, daha metalik ve ince ses karakterine sahip Nord Lead serisi synthesizer”lardan ayrılmaktadırlar. Her iki karakterin de kendine özgü avantaj ve dezavantajları bulunmakla birlikte, bazen her iki özelliğe de ses paletimizde yer vermek mevcut seçeneklerimizi önemli ölçüde artıracaktır. Synthesizer”a özgü ses karakterinin ilginç bir tarafı, programlanan ses türünden bağımsız olarak kendini genel olarak (bazen de marka ve modele bağlı olarak değişen derecede) belli etmesidir.

 

Synthesizer sesleri bakımından eğitimli bir kulağa sahip olan bir kullanıcı veya dinleyici radyoda dinlediği bir synthesizer”ı düşük bir yanılma payı ile tahmin edebilir.

Karakteristik özelliklerin synthesizer tasarım detayları tarafından belirlenmesi sebebiyle her zaman tam yüzde ile anlaşılabilmesi ve deşifre edilebilmesi kolay değildir. özellikle, yazılım ortamında modelleme ile emülasyon yani taklit imkanlarının son derece geliştiği günümüzde, bazı synthesizer”ların halen istenen seviyede modellenememesi bu gözlemi destekler niteliktedir. O nedenle, ihtiyaç duyulan ses türünün orjinal synthesizer tarafından mı yoksa emülasyon ile mi elde edileceği kararı kritik bir karardır. özellikle eski analog klasiklerden Roland Jupiter-8 ses karakterini kabul edilebilir seviyede çok az ürün sağlayabilmektedir. Synthesizer”a özgü ses karakteri bazen de kullanıcı açısından vazgeçilmez hale gelebilmektedir. Jupiter-8 belki bu bakımdan da, şeffaf, renkli ve akıcı ses yapısıyla, verilebilecek örneklerden birisidir(Bkz Resim 1).
 

Vazgeçilmez hale gelebilen ses karakterini uzun yıllar boyunca kullanabilmek için bazen ilginç çözümler geliştirilmiştir. Bunun için, üreticinin ses karakterine yönelik kullandığı bazı tasarım detayları bilinmekte ve gerektiğinde donanım ya da yazılım vasıtasıyla taklit edilebilmektedir. örneğin, 80″li yıllarda yaygın olarak kullanılan Oberheim Ob-Xa synthesizer”lar ağır olmaları ve yüksek arıza oranları sebebiyle yerlerini Ob-8 modellerine bıraktığında, özellikle Ob-Xa tercih eden bazı kullanıcılar yeni Ob-8″lerinin filtre modüllerini modifiye ettirmişler ve alt frekans gücünü daha hissedilir seviyeye çekebilmişlerdir. Benzer bir örnek, dönemin Jupiter-6 synthesizer”ları ile yaklaşık aynı ses motorunu kullanan MKS-80 (Revision-4) rack modeli synthesizer”lardır. üretici tarafından yapılan alt frekans cevabı iyileştirmeleri ile daha doygun ses tonları üretebilen MKS-80 bu bakımdan tasarım iyileştirmesi bilinen bir diğer örnektir. Synthesizer tarihine bakıldığında, bazen ses karakterinin kullanıcı isteği dışında, üretim kısıtları ve diğer mecburiyetler sebebiyle değiştirildiği de görülmektedir. örneğin, ilk versiyon PPG Wave ve Prophet-5 synthesizer”larda oldukça beğenilen SSM filtreleri kullanılırken, filtre üreticisi kaynaklı ve teknik gerekçeli değişikliklerle CEM filtrelere geçilmiş ve oldukça farklı ses karakterine sahip synthesizer”lar ortaya çıkmıştır. Günümüzde emülasyon olarak temin edilebilen PPG V yazılım synthesizer”lar SSM filtre modelleri ile ilk versiyonları temel alırken, birçok Prophet-5 emülasyonu ise daha çok satılmış olan CEM filtreli versiyonları baz almaktadır. Sonuç olarak, ihtiyaç duyulan ses karakteri kullanılacak muhtemel markalar ve modeller hakkında da, dolaylı olarak, ipucu verecektir. Bu noktada, birçok sesin çok sayıda farklı marka synthesizer tarafından tatmin edici düzeyde üretilebileceğini de ifade etmek gerekir. Ancak, ses karakteri bakımından gösterilen titizlik ve projenin niteliği bu konuda verilecek kararda etkili olacaktır.

 

Ses tasarımı için kullanılan synthesizer”ın hangi seviyeye kadar programlama imkanı verdiği oldukça önemli bir kriterdir, keza her synthesizer her ses türü için uygun değildir. Standart hale gelmiş pad, solo, bas ve perküsyon gibi ses kategorileri yanında efekt türü sesler de belli bir spektrum içinde hemen her tür synthesizer üzerinde programlanabilir, ancak özellikle karmaşık bağlantı modelleri ve zamanlama gerektiren ses uygulamalarında birçok synthesizer yetersiz kalacaktır. Bu durumu basit bir örnek ile detaylandıralım. Yapacağımız bir çalışmada, bir otomobil motoru sesine ihtiyacımız olduğunu ve hazır sample veya kayıt imkanımız olmadığını varsayalım. En basit otomobil motoru efektini rölantide çalışan 4 silindirli bir motor olarak kabul ettiğimizde ses frekansının kabaca 1000 Hz altında olacağını varsayabiliriz. Birbiri ile faz farkı ile hareket eden ama aynı frekansta ses üreten 4 piston olduğunu ve sese katkı sağlayan aktarma organları ve egzost etkilerinin kolaylık olması için mevcut olmadığını varsayalım. Bunun için A5 notası (880 Hz) uygun bir frekansa sahiptir. Motor sesini olabildiğince gerçekçi bir şekilde taklit edebilmek için her bir pistonun bir diğeri ile olan faz ilişkisi ve bu ilişkilerin synthesizer ile elde edilip edilemeyeğine bakalım (Bkz. Resim-2).
 
Verilen örneğe benzer bir programlama yapmak istediğimizde, birçok synthesizer için, karşılacağımız ilk sorun osilatörlerin analog ise “free running” (rastgele fazlı) veya sabit fazlı oluşudur. Yani, her osilatörün tuşa basılması ile birlikte hangi faz açısı ile salınıma başlayacağını belirleyemeyiz. Her osilatör ya tamamen rastgele, ya da sıfır faz açılı veya tasarıma bağlı olarak belli bir offset açısı ile salınıma başlayacaktır. Ancak, elde etmek istediğimiz motor sesinde her çevrimde 0, 90, 180, 270 derece döngüsünü elde etmemiz gerekir, aksi halde motor benzeri bir efekt elde edemeyiz. İkinci problem, her bir sesin (voice) 4 osilatöre sahip olması gerektiğidir. Bu özellik birçok synthesizer”da bulunmamaktadır. 2 osilatörlü bir yapıda 2 tuş kullanmak da istenen sonucu vermeyecektir, çünkü her tuş belli bir perde değerini vermekle görevlidir. Karşılaşacağımız bir diğer problem ise dalga şekli seçimi ile ilgilidir. Motorların yapısı gereği sesin oluşumu pistonun sıkıştırma anı olan üst noktasında meydana geldiği için piston hareketinin tamamı boyunca aynı ses üretilmeyecektir. Bu durum, periyodik dalga seçenekleri ile çok sağlıklı sonuçlar vermeyecektir. Motorun devrinin artırılması istendiğinde osilatörlerin her birinin kaba frekans değerleri bir zarf sinyali boyunca modüle edilmek durumundadır. Ancak, gaza basma hızının zarf atak zamanı ile, ulaşılan üst devrin de zarf miktarı ile ilgili olduğu düşünüldüğünde, bu iki parametrenin gerçek zamanlı olarak modüle edilebilmesi her synthesizer”da sağlanan bir imkan değildir. Sonuç olarak, yapılması istenen ses tasarımı synthesizer tarafından sağlanan programlama özellikleri ile karşılanamadığı takdirde daha gelişmiş özelliklere sahip ürünler seçilmesi gerekmektedir. Ancak, müzikal uygulamalar için beklenen teknik özellikler nispeten daha basittir.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here