Ana sayfa İnternet Sanat mı, zanaat mı?

Sanat mı, zanaat mı?

0

Video ve fotoğraf, hatta manipülasyon gereçleri cebimize kadar girdi. Peki işin eğli kim?
 

Video sanatı, televizyon veya sinemanın aksine, hareketli imgelere dayalı sanatsal işlerin bir alt türüdür. Görüntü veya ses verilerinden oluşup analog veya dijital ortamlarda saklanabilir. Film ile arasında birçok paralellik ve ilişki olmasına rağmen video sanatı film değildir.

Video sanatı ile sinema arasındaki farklardan birisi; videonun, sinemanın dayandığı birçok temele dayanmaması; oyuncu, diyalog, konu, senaryo gibi öğelere sahip olmak zorunda olmaması ve eğlence amaçlı sinemada bulunan özelliklere bağımlı olmamasıdır. Bu ayrım videoyu sadece sinemadan değil, tanımların bulanıklaştığı bağımsız filmler, kısa filmler, avant-garde sinema gibi sinemanın alt kategorilerinden de ayırmak için önemlidir. Temel olarak, sinemanın ana amacı eğlendirmek iken; videonun ise mecranın sınırlarını keşfetmek veya izleyicinin alışılageldik sinema nedeniyle oluşmuş beklentilerine saldırıda bulunmak gibi çeşitli amaçlar güdebildiğini söyleyebiliriz.
 


 
Video sanatının Nam June Paik’ın 1965’te satın alıp denemelerine başladığı Sony Portapak ile başladığı söylenir. İlk olarak Papa VI. Paul’un New York’taki geçişini kaydetmiş, daha sonra aynı gün bunu Greenwich Village Cafe’de oynatmıştır. Sony Portapak çıkmadan önce hareketli resim teknolojisi yüksek fiyatlar ve anında oynatılamama gibi nedenlerden dolayı tüketiciler arasında yaygın değildi. Bunun sonucunda birçok sanatçı videoya filmden daha çok ilgi duydu, bu teknolojiler birbiri içine geçtiğinde de bu ilgi daha da arttı.”Video sanatı en etkili zamanlarını 1960 ve 70’lerde yaşadı. Hala da uygulanmaya devam edilen video sanatı, günümüzde daha çok başka ortam ve araçlarla birleştirilmekte, örneğin büyük bir enstalasyonun veya performansın bir parçası olarak kullanılabilmektedir.”*

 

Ayrışmak

Şimdi hal böyleyken, yani, video sanatı yukarıdaki gibi açıklanırken, bizim abuk subuk çektiğimiz her video “video sanatı”na mı dahil oluyor? Diyeceksiniz, elbette ki hayır. Bu yukarıdaki bilgilendirmeyi yapmamın asıl sebebi ise şudur: Ayrıştırmak!

Günümüzde herkes gereğinden fazla sanatçı. Şöyle ki, video ve fotoğraf, hatta manipülasyon gereçleri cebimize kadar girdi. Bunun sonucunda her arkadaşını fotoğraflayan ve ya kaydeden üzerinde çeşitli manipülasyonlar yaparak umulmadık derecede büyük kitlelerle paylaşabiliyor. En basitinden instagram ve youtube size dünyanın kapılarını açabilir. Fakat yapılan işin sanat kisvesi taşıması için herhangi bir kaygısı olmalıdır. Bu kaygı sanatçıya kalmıştır. çünkü sanatçının kaygısıdır. Kaygısızlığı vurgulamak amacıyla hiçbir kaygı gütmeyen bir iş dahi yapabilir. İşte tam burada sanat ve zanaat ayrımı başlar. Kaygısını anlatan kişi bu işin karşılığında alacağı maddi geliri amaçlıyorsa o iş zanaat olur. Zanaat her zaman sanatçının kaygısını anlatma lüksüne sahip değildir. Asıl amaç icraatını satabilmektir.
 


 
Günümüzde sanatçı olmak bu nedenle çok zordur. Şartlar yamandır. Nitekim grafik sanatçısı dediğimiz şey yahut video artist ya da motion graphic artist… Genellikle ya şirketler altında ya da şirketlere freelance olarak çalışmaktadır. Yani diyeceğim o ki eskisi gibi krala/padişaha bir şekilde ulaşıp ben sanatçıyım beni destekler misiniz, bana sponsor olur musunuz diyememektedirler. Elbette sponsorluk günümüzde de mevcuttur, fakat sponsorluk günümüzde ucuz yollu reklam kampanyası niteliğindedir. Bankaların caz festivalleri düzenlemesi en şahane örnektir.

 

çok çalışmak!

Günümüz sanatçısı bir nevi kendi sponsoru olmak zorundadır. Bu da her iki kanatta ayrı ayrı çalışmasını ve üretmesini gerektirir. Bunun net sonucuysa sürmenaj olmaktır. Yani bir zaman sonra beyin patinaj çekmeye başlar. Şaka bir yana bu ikisini birlikte götürmek zor iştir. Hayat şartları önemlidir. İnsanın kendisine vakit ayırabilmesi de önemlidir. Bu nedenle bir seçim yapılması şarttır. “Gitarist mi olacaksınız, gitar virtüözü mü?”.
 


 
çok çalışmanın size yapacağı en kötü şey erken yaşlanmak olur ki bu durumda verimsiz çalışmışsınız demektir. Bunun da patinaj çekmekten pek farkı yoktur hızlı gitmek yerine hızlı dönüp yerinde saydığı için eskir araba lastiği. Bu duruma engel olmak yine sizin elinizde. Verimli çalışma yöntemlerini araştırın ve verimli çalışmak için zorlayın kendinizi. Verimli çalışmanın en güzel yanı kendinize vakit ayırmanızı sağlamasıdır. Kendinize ayırdığınız vakit beyninizde kıvılcımlar çakmasına yeter. O kıvılcımlardan ocağı yakabilir ya da hibrit bir araba yapabilirsiniz, orası size kalmış.
*Kaynak:”vikipedi”

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here