Ana sayfa Makale Sanal-Real Müzik

Sanal-Real Müzik

0

Noisest müzik prodüksiyon şirketinde sound tasarım, müzik kompozitörlüğü alanlarında çalışmalar yapan ve elektronik müzik grubu ‘POST’un kurucusu olan ses mühendisi  Erdem Tunalı, elektronik müzik kavramını masaya yatırıyor.

Elektronik müzik, klasik besteleme anlayışına karşı olarak doğan ve ortam seslerinin de(çoğalmakta olan makine sesleri) müziğe dahil edilmesini öngören bir mantıkla doğmuş, gürültü kavramının üzerinde durarak, sanatta  bilinen uyum ve ahenkin yıkılmasını sağlamıştı. ‹nsan davranışlarını etkileyen ahlak kalıplarının yıkılmasının istenci gibi, sanatta da ahenk kavramları yıkılmalı, hıza ve dinamizme doğru cesurca yönlenilmeliydi.

Besteci Balilla Pratella, 1910 yılında fütüristelere katıldı ve Fütürist Müzisyenlerin Maifestosu’nu yazdı. Luigi Russolo ise 1913 yılında Gürültüler Sanatı adlı eserinde; artık doğal seslerin döngüsünün kırılması gerektiğinden ve müzikte ‘gürültü’ kavramının üzerine gidilmesi gerektiğinden bahsediyordu. Sesi özgürleştirmek adına atılan bu adımlar, elektronik müzik bestecilerinin uğraşları, düşünüşleri, yönelişleri açısından son derece aydınlatıcı ve etkileyeci olacaktı.

Başlıca maddeler…

a) Gürültü-ses kavramına doğru yönelmektedir ve böylece müzik, makinelerin çoğalışına koşut bir evrim izleyecektir

b) Ne uğruna olursa olsun, saf seslerin kısır döngüsü kırılmalı, gürültü-seslerin sonsuz çeşitliğine egemen olunmalıdır

c) Eroica ya da Pastorale”ı bir kez daha dinlemektense, tramvay, otomobil ve sokak kalabalığı gürültülerinin birleşiminden daha büyük bir tad alırız

d) Bu çok çeşitli gürültüleri uyumsal ve ezgisel bakımlardan düzenleme dileğindeyiz e)Her bir gürültünün bir yüksekliği kimi kez de bir duygusu vardır ve bunlar, belirli aralıklarla yinelenmeyen titreşimlere egemendirler
 

 

f) Gürültüler sanatı, yalın ve öykünen bir çoğaltmanın sınırları içinde kalmamalıdır.” [Daha sonra Russolo akustik ve müzikal problemlere döndü ve “Bruitisme” (Gürültücülük) akımını başlattı.]

Gittikçe  gelişen teknoloji, fütüristlerin bu ideallerini gerçek kıldı ve gürültüden doğan yepyeni bir müzik ortaya çıktı. Plak çalarlar ve mikrofonlar sayesinde ortam sesleri kaydedilip besteciler tarafından eserlerinde kullanıldı. çeşitli akustik enstrümanların doğal tınılarını bozarak, besteciler daha önce duymadıkları, duymak istemedikleri sesleri de eserlerinde kullanmaya başladılar. Doğal seslerin ötesine uzanan bir anlatım-duyum tarzına doğru hareket etmekteydiler. 1920’li yıllarda Edgar Varese’nin bu yeni müzik üzerine ciddi, deneysel çalışmaları, elektronik müziğin doğumunu müjdeledi.

 

Fütürizme kısa bir bakış…

Sanat türleri arasında oldukça farklı etki yaratan fütürism, resimden heykele, edebiyattan mimariye uzanan,  yenilikçi, deneysel  bakış açılarını cesurca, etrafa  saldırarak, ortaya koyuyordu. ”Bütün eski sanat konuları terk edilmeli, onların yerine gurur ve hızla dolu yaşam ifade olunmalıdır ” ve ‘Hareket ve ışık maddeyi eritmelidir” gibi görüşler, temel olarak fütüristlerin başlangıç noktasıydı. Fütüristler, koşan bir atın yirmi ayağı vardır diyerek geleneksel ve durağan bakış açılarının yerine kinetik ifadeyi vurgulamak istiyorlardı.

Fütürizmin doğuşu, kübizmin yayılmaya başladığı yıllara rastlıyordu. Fütüristler, kübistlerin araştırmalarından faydalanmakla birlikte, resim alanında yeni buluşlara gitmişler ve dikkate değer eserler arasında o zaman başlıca fütürist ressamlar tarafından yapılmış eşzamanlık anlayışı içinde kübist tarza giden kompozisyonlar yer almıştı. (Boccioni’nin Elasticità ve Severini’nin Spherical Expansion of Light “Işığın Küresel Genişlemesi” tabloları bunlar arasındadır.) Dünden ve gelenekten ayrılmış, bugünü geçerek geleceği, onun dinamik varlığına ulaşmayı amaç edinmiş olan Fütürizm, plastik durgunluktan (statik teknik) bir başka duruma geçişi (dinamik teknik) sembolleştirmişti. çoğunlukla hareketli konular seçilmiş, dansözler, karnaval sahneleri, fabrika, motor, son hızla giden otomobil, uçak, mekanik araçlar gibi boşluk içinde yer değiştiren, değişen temalar üstün tutulmuştu. 1914 – 1918 Dünya Savaşı ile fütürizm hızını kaybetmişti.

Elektronik müziğin doğumu olarak isimlendirelebilecek bu akım, sanattaki bütün eski kavramların ve tekniklerin yıkılmasını benimseyerek daha özgür, hiç denenmemiş alanlara doğru yönelmeyi tercih etmişti. Modernizmin getirisi olarak görülmesi gereken bu akım, yıktığı şeyler kadar da yeni teknikler ve bakış açıları yaratmıştı. Bugün müziklerimizde dinlediğimiz ve kullandığımız ‘distortion’, ‘noise’ gibi sesler o günlerden buraya kadar gelen düşünce ve hayallerden ibaret aslında. Bir çoklarının halen anlamakta zorluk çektiği bu “yeni” müzik, aslında nerdeyse yüzyıldır kendini var etmekle meşgul. Yüzyılın sonunda varılan nokta, akustik hata ve dijital hata mesajlarının da, akustik ve dijital ortamlarda yaratılan ve kaydedilen sesler ile olan sentezidir. Tarihe inanmayan biri olarak söyleyebilirim ki  artık sanal ve real seslerin oluşturduğu bu müziğin ilk evrimsel döngüsü günümüz itibariyle tamamlanmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here