Ana sayfa Sektörden Röportaj: Müzik Etrafında Dönen Bir Roman

Röportaj: Müzik Etrafında Dönen Bir Roman

0

Sinema yazarı, senarist ve romancı Uygar Şirin son kitabı Karşık Kaset ile geçmiş şarkılarla hafızamızı tazeliyor. Sizler için onunla obsesif bir aşkın çevresinde dönen şarkıları kurguladığı kitabını konuştuk.
 

S: Karışık Kaset”in yazım süreci ne kadar sürdü?
U.Ş.: 2009″da başladı. Fikir ana hatlarıyla ortaya çıktıktan sonra bir iki deneme yazdım ama her iki seferde 5, 10 sayfa yazıp attım. Sonra filme çok uygun diye düşünüp senaryo olarak uzunca bir süre yazdım, sonra onu da bir kanara attım ve 2,5 yıl hiç dokunmadım. Sonra geçen yıl tekrar döndüm. Aslında hikaye çağırdı ve şu an da olan yapıyı buldum. Kasım 2012″de de tamimiyle bitti zaten.

S: Karışık Kaset”in roman olmasının dışında bazı bölümler var ki Türk popüler müziğinin bir anlamda külliyatı gibi. Kasetden CD”ye geçiş dönemleri, bazı şarkıların hikayeleri gibi. Burada hafızan sana kıyak mı çekti yoksa birilerinden yardım aldın mı?
U.Ş: Aslında her ikisi de diyebilirim. Türk pop tarihine bir ilgim hatta zaafım hep vardı. Bu yüzden de hafızam epey kıyak geçti. çok sevmediğim şeyleri bile dinliyorum, öyle bir toleransım var. Ama tabii ki okumam ve konuşmam gerekti. önce Murat Meriç ve Naim Dilmener”in Türk pop müziği üzerine yazdıkları kitaplarla başladım. Sonra kitabın arkasında teşekkür ettiğim kişilerle birebir görüşmelerim oldu. Tabii ki bu süre zarfında bir görev edinerek 70″lerden günümüze müzik üzerine üretilen ne varsa dinledim. Roman ve sinemada şunu çok önemsiyorum. Yazan kişi belli bir konuya değiniyorsa, okuyucu okuduğunda yazan kişi için “bu adam anlattığı konuyu yutmuş”demeli.
 


 
S: Romanın ana karakteri olan Ulaş”ın aşkı için obsesif bir aşk diyebilir miyiz?
U.Ş: Tabii ki diyebiliriz. Aslında genel bir durum var ve hepimizin aşkı gayet takıntı denebilecek boyutta yaşıyoruz. Normalde hiç yapmadığımız şeyleri, söylemediğimiz şeyleri aşıkken ya da ayrılırken özellikle ilk ve son safhalar yani en kritik safhalarda sıklıkla yapabiliyoruz. Burada da Ulaş”ı ileri götüren şey yıllara karşı takıntının dirençli çıkması ya da hayatın dirençli çıkması ve bu iki insanı çocukluklarından sonra önce gençliklerinde sonra da yetişkinliklerinde tekrar tekrar karşılaştırması. Aslında romandaki karakterlerimin aşkı obsesif yaşamasının bizden çok da farkı yok.

 

S: Karışık Kaset”i yazarken en zorlandığın nokta neresiydi? Nasıl çözdün?
U.Ş: Tıkanma değil de uzun bir bölümü çıkarttım. çünkü bana gereksiz uzattığımı düşünerek biraz yüklü geldi. O bölümde şöyleydi; Ulaş gazeteci kimliğiyle Mazhar Alanson ile söyleşi yapıyordu. Bunun için Mazhar Alanson ile ilgili okumadığım, izlemediğim şey kalmadı ama sonra dışarıdan bakınca ki bu bölüm aslında benim en sevdiğim bölümlerden biri olmasına rağmen kitap üzerinde gereksiz bir yük ve ağırlık olarak görüp çıkarttım.
 

 
S: Romanda bir yerde İrem “çocukluğumuz Barış Manço öldüğü zaman bitti” diyor. Bu çok etkileyici, sence de Türkiye”de 80″lerin başında doğanların çocukluğu o dönemde bitmiş olabilir mi ya da senin çocukluğun da o zaman mı bitti?
U.Ş.: Yazarken bana da etkileyici geldi. Bu konuda şöyle düşünüyorum; insan yaş aldıkça 30″lara 40″lara geldikçe yaşını çok fark etmiyor ve bir şekilde kendini hala 20″lerindeymiş gibi görüyor ama bu meseleyi asıl hatırlatan, çocukluk kahramanlarımızın ölmesi. Bu her insanda farklı olabilir. Bizim çocukken dinlediğimiz, okuduğumuz, izlediğimiz, oyuncu, yazar ve müzisyenlerin ölmesi bence insana çocukluğunun bittiğini fazlasıyla hissettiriyor. Bu bölümde Barış Manço”yu koymamda ki sebep biz 80″lerde onu tanıdığımızda hem şarkıcıydı hem de dünyayı gezen adamdı, “adam olacak çocuk” programını yapıyordu ve dolayısıyla bir kuşağın gözünde çok başka bir yerdeydi. O yüzden İrem ve Ulaş”ı baz alarak bu duyguyu en iyi anlatacak biri olarak onun ismini kullandım.

 

S: Yazarken en çok neleri dinlersin? Yoksa sessizlikte mi yazmayı tercih edersin?
U.Ş.: Daha çok enstrümantal müzik tercih ediyorum çünkü sözlü şarkı dinleyemiyorum. Senaryo yazarken hep film müzikleri dinlerim. Mesela Fellini”nin müziklerini yapan Nino Rota”yı, Vangelis”i ve Angelopoulos’un müziklerini yapan Eleni Karaindrou”yu tercih ederim. Bunun dışında jazz dinlerim. Aslında hiç iyi bir jazz dinleyicisi değilim ama buna rağmen yazarken jazz dinliyorum. Kendimi unutturan müzikleri dinlerim; bir süre sonra yazmaya konsantre olunca zaten çalan müziği duymamaya başlıyorum. Sanki fonda ki herhangi bir şey gibi gelmeye başlıyor. öbür türlü maalesef yapamıyorum. Bu arada bunu uygulayan insanlara da imreniyorum.

 
S: Son dönemde senaryo olarak en çok etkilendiğin, seni çarpan bir film veya kitap var mı? Varsa hangileri?
U.Ş.: Geçtiğimiz ay yapılan İstanbul Film Festivali”nde izlediğim ve etkilendiğim bir sürü film var. Mesela orada izlediğim “çocuk Pozu” adlı bir Romen filmi var. Bunun dışında Avusturya yapımı Aşk, İnanç, Umut diye “Cennet üçlemesi” var. Yıllardır izlediğim en çarpıcı film diyebilirim. Türk filmi olarak da yine festivalde izlediğim “Yozgat Blues”u sayabilirim. Roman olarak ise Murat Gülsoy”un “Baba Oğul ve Kutsal Roman” adlı kitabından çok etkilendim.

S: Peki son olarak Sound için karışık bir kaset yapsan, içinde hangi şarkılar olurdu?
U.Ş.: Mabel Matiz (Yıllar Saçlarına), Göksel (Yarım Kalan Şarkı), Kardeş Türküler (Zamanın Bahçesinde), Nazan öncel (çocuk Kalbim), Mirkelam (Bağırıyorsam Sebebi Var) bu arada Mirkelam”ın bu şarkısını kitapta kullanmadığım için sonradan çok pişman oldum çünkü yazdıktan sonra fark ettim ki Ulaş”ı en iyi anlatan şarkı aslında bu şarkıydı. Sound için hazırladığım Karışık Kaset”e geri dönersek son olarak Duman (Belki Alışman Lazım) olurdu.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here