Ana sayfa Sektörden Röportaj: Multitap “Özel Birisin”

Röportaj: Multitap “Özel Birisin”

0

Bir gün televizyonu açtım ve battaniyesine sevgi sözcükleri düzen “büyük” çocukların klibiyle karşılaştım. Yetişkin olmanın tüm sıkıcı ve yapay dayatmalarından uzak, kendilerine ait özel dünyalarında müzik yapan Multitap, “Takım Oyunu”ndan sonra şimdi “özel Birisin” ile geri dönüyor…
 

S: Bu albümün diğer albümden farkları neler? Sound olarak elektronik yapının biraz daha azaldığını, akustiğin daha arttığını hissettik. Siz ne dersiniz?Bunun nedeni neydi?

M:
Bu albümde ilk göze çarpan şey elektronik elementlerin azalıp akustiklerin öne çıkması… Bunun nedenlerinden biri geçen zaman içerisinde dinlediğimiz müziklerin değişmesi. Dünyadaki bağımsız müzik akımlarında müziğin temellerine dönüş ve sadeleşme göze çarpıyor. Ayrıca bu süre içinde verdiğimiz konserlerde enstrümanlarımızla daha fazla yakınlaştık, akustik elementlerdeki organik tat birlikte çalarken bize daha iyi gelmeye başladı ve yeni şarkılar da biraz bunu istedi. Bu aşamada bunun hakkını verebilmek bizim için önemliydi, iyi bir sonucun müziğimizi daha olgun bir noktaya taşıyacağını biliyorduk. Bu anlamda Babajim’da çalışmak bizi mutlu etti. İşin bu kısmı da teknik anlamda ilk albümün sound’uyla bir fark oluşturuyor.
 
multitap
 
S: Kayıt sürecinden bahsedebilir miyiz?

M:
Kayıt ve mix’i Babajim İstanbul Studios&Mastering’te tamamladık. Albümümüzün kayıt prodüktörlüğünü Ertuğrul Musluoğlu yaptı. Kayıt için 12 gün boyunca stüdyo A’da çalıştık. A stüdyosunda Rupert Neve 5088 32 Kanal konsol ve Pro Tools vardı. Kullandığımız pre-amplar ağırlıklı olarak Neve Portico serisi olmakla beraber API 7600 channel strip, API 3124, Grace m801 vardı. Vokal hariç albümdeki her şeyi burada 12 günde kaydettik. Kayıt sırasındaki zincirimiz genel olarak pre-amplerden sonra gerekli gördüğümüz mikrofonlarda compressor ve eq ye oradan Neve 5088’e oradan da Apogee ad/da 16 x dönüştürücülerimiz aracılığıyla Pro Tools’a kaydediyorduk. Kayıtlara davul ile başladık, pek fazla kanal sıkıntımız olmadığı için mixte elemek üzere davulda 21 kanal kullandık. Davuldaki yakın ve uzak mikrofonları 4 kanal halinde masadaki gruplardan yüksek sıkıştırma oranlarıyla kullandığımız Empirical Labs Distressor (x2) ve Fatso jr. ‘ye göndererek parallel compression kullandık. Elimizde farklı bir kaç davul kit’i vardı.

 

S: Davul nasıl mikrofonlandı?

M:
Kimi şarkılarda günümüzdeki alışıla gelmiş snare sound’undan daha farklı bir ses yakalamamız gerekiyordu. Yaklaşık 4 trampetin arasından en uygun bulduğumuzu seçtikten sonra kimi zaman akordunu çok fazla düşürmemiz gerekti hatta bir şarkıda trampetin üstüne t-shirt koyduk. Kendi akustik sesi garip gelse de monitörlerden gelen ses bizi tatmin etti 🙂 Ayrıca bütün kitlerde istemediğimiz rezonansları azaltmak için  trampet ve tomlarda jeller kullandık. Kick için çoğu şarkıda içeride Senhessier e902 Dışarıda Shure beta52a olmak üzere 2 mikrofon kullanıldı. Davulda tomları API 3124 ile ride ve hi-hat ise grace  olmak üzere genel olarak Neve Portico serisi pre-amp’ler, kompresörler ve EQ’lar kullandık. Trampette sm57 ile md-421, Sennhessier md-421, hi-hat için Josephson C42, Ride için Royer r121, overhead’ler için Matched pair AKG c414 kullanıldı.
 
multitap röportaj
 
S: Bas ve gitarlar?

M:
Bize tonlama açısından daha rahat olmamızı sağlayacağını düşündüğümüzden bas gitarları di box’tan direkt olarak kaydedip daha sonra re-amp kullanarak Ampeg model amplimize yollayıp mikrofonlayarak tekrar kaydettik. Bas gitarda Senhessier e902, Coles 4038 ve sm57 olmak üzere toplam 3 mikrofon kullandık. Elektro gitarlar için ise ağırlıklı olarak Fender telecaster ve Vox AC 30 kullandık. Ayrıca her gitar partisyonunu Orange tiny terror ile dubleledik. Bir şarkıda Roland Jazz Chorus da kullandık. Drive’lı part’lar için pedal kullanmak yerine amfilerin drive katını kullandık. Tüm gitar setup’ı için DI’dan gelen kuru sinyal de dahil olmak üzere 5 kanal kullandık. Royer r121, Shure sm57, Coles 4038 kabine yakın ve Akg c414’ü ise biraz daha odalı bir ses kaydetmek için kullandık. Neredeyse her şarkıda akustik gitar olduğu için vazgeçilmez sm57, Royer r121, Neumann u-87, Akg c414 olmak üzere bol dubleli çok mikrofonlu bir setup yaptık. Bu albümde akustik gitar olduğu kadar piyano da var. Piyanolar için Babajim’daki Fazioli F228 Concert Grand Piano’yu kullandık. Gerçekten mükemmel bir sesi var. Hemen tellerin üstünde bir çift sm57 ile akg 414 dışarıda ise dpa 3506 4006 kullandık. Piyano dışında Korg Sv-1,Kronos ve Roland Juno Di albümümüzdeki diğer tuşlular. Masumiyet adlı parçadaki trompet için sm 57 ve Royer r121 kullandık. Royer’den istediğimiz eski tınlayan bir ses, 57’den ise parlak tiz bir ses elde ettik.

 

S: Bu stüdyoda çalışmanın bellirli avantajların yaşadınız mı?

M:
Evet, bu albümde kayıtlar sırasında kanal sıkıntımız olmadığı için mixte elemek üzere olabildiğince kanal kullandık. Bu bize sonradan fazla eq kullanmadan mikrofonlar arasında mixleyerek istediğimiz sesi elde etmemizi sağladı. özellikle akustik gitarda kullandığımız her mikrofon birbirinden çok farklı konumlarda farklı karakterlerdeydi. Bu bizi hem mixte hızlandırdı hemde sonradan keşke şöyle olsaydı demekten kurtardı. ?arkıları zaten çok daha önceden prova etmeye başladığımızdan ve aranjeler belli olduğundan vaktimizin çoğunu doğru sesi bulmak adına enstrüman ve sinyal işlemcilerle geçirdik. Bir diğer avantajımızda stüdyoya girmeden önce bütün şarkıların ortalama demo kalitesinden çok yukarıda kayıtlarına sahip olmamızdı. Ne yapacağımız nasıl bir sound istediğimiz aşağı yukarı ortadaydı. Babajim stüdyosundaki ekipmanlar bize istediğimiz rahatlığı ve seçme şansını sağladı. Adam p-33a, Yamaha hs-80 ve Avantone mixcubes olmak üzere 3 farklı monitörümüz vardı.
Albümün mixleri Babajim B stüdyosunda Ertuğrul Musluoğlu ve Sertac özgümüş tarafından, mastering’i ise yine Babajim’da Pieter Snapper tarafından yapıldı.
 

multitap özel birisin
 

S: Bir Multitap provası nasıl geçer?

M:
Provalarımızı eve kurduğumuz ufak bir stüdyoda yapıyoruz. Dijital bir mikserimiz,kulaklık pre-amp’ imiz ve bir 2box elektrik davulumuz var..Rahat bir ortamda zaman sınırlaması ve gürültü sorunu olmadan prova yapmak hayalimizdi. Sahnede yeni şeyler denemeyi seviyoruz, ayrıca keyif alacağımız ve istediğimiz tansiyonda ideal bir setlist’i bulmak için her konserden sonra sahneyi analiz edip provalarda şarkıları, şarkı bağlantılarını ve diğer detayları şekillendiriyoruz. çok sık prova yapmak şarkılara hakim olarak sahneye çıkmamızı ve böylece sahnede daha rahat hissetmemizi sağlıyor, çalarken oradan oraya koşabiliyor, birbirimizle ve seyirciyle daha çok aksiyona girebiliyoruz. Provalar sırasında herkesin birbirini yeteri kadar iyi ve kaliteli duyması bizim için çok önemli, ayrıca ortaya yeni bir fikir geldiğinde onun objektif olarak değerlendirilmesi ve herkesin içine sinmesi de çok önemli, provalar bu şarkıların piştiği, lezzetinin ayarlandığı ve sunum fikirlerinin tartışıldığı yerler, ayrıca sahnelerde sizden bağımsız teknik sorunlar yaşanabilir ama provalarda mükemmeli aramalısınız.

 

S: Canlı performanslarda nasıl bir sistem kuruyorsunuz?

M: İlk albümümüzden farklı olarak yeni sahne düzenimizde altyapıyı azalttık. İlk albümümüzde bulunan elektronik altyapılı parçalarımızı daha akustik bir anlayışla biraz daha sadeleştirerek çalıyoruz. Daha önce davulda trigger kullanıyorduk. Yeni albümümüzle beraber playlistimizi de daha interaktif bir hale getirdik. Ayrıca sahnemize, yeni albümümüzde yoğun olarak kullandığımız akustik gitar ekledik. Sahnede Selim in-ear monitör kullanmayı tercih ediyor. Vox AC 50 gitar amfisi ve Hartke Bass amfisi kullanıyoruz.Fender Jazz bass, Fender Telecaster,Yamaha Akustik Gitar,Korg Sv-1,Roland Juno Di, Moog Little Phatty ,Micro Korg ve Korg WaveDrum sahnede kullandığımız diğer ekipmanlar.
 

multitap yeni albümü
 
S: Multitap farklı bir sound’a ve espri anlayışına sahip. Siz diğer gruplardan ayıran temel özellikler sizce nedir?

M: Bize kendi tarafımızdan bakınca her şey bizi diğerlerinden ayırıyormuş gibi geliyor, zaten bu his olmasa çok uzun yıllar devam etme hayalini de kuramazsınız, bu gücü de hissedemezsiniz. Bir araya gelişimizden başlayan çok ince hesaplara ve olasılıklara dayalı gelişmelerle dolu bir hikayemiz var. Aynı evde yaşıyor olmamız birlikte hissetme,hızlı karar alma,müzikal anlamda birlikte beslenme gibi avantajlar sunuyor. Yaşantımızı yönlendiren bu kapalı sistem bizi dünyadan ayrı bir kıvamda tutuyor, şarkıları ve sözleri besleyen şey bu işte. Herkesin bizde bir farklılık olarak tespit ettiği pozitif enerjinin de kaynağı bu.

 

S: Grupta kim kimin hangi huyunu sevmez? En çok kavga müzikal anlamda neden çıkar?

M:
Bunca zaman birimiz de çıkıp bir diğerine sen şöylesin dememiştir. Hepimizin karakteristik farklılıkları olabilir ama kimse diğerinden yapamayacağı bir şey istemez, kim hangi konuda emek sarfetmek istiyorsa o konuda çalışır genelde, müzikal fikirleri elbette tartışıyoruz. Kesinlikle sabit fikirli değiliz, bizim için her şeyin telafisi var. çok uğraşarak ortaya çıkardığımız bir şeyi yeteri kadar hissetmezsek anında çöpe de yollayabiliriz. Ayrıca müziği ve Multitap’ı konuşurken kimse diğerini kırmamak için düşüncelerini veya tespitlerini söylemekten kaçınmaz. Bunun bizi daha özgür ve güçlü bir grup yaptığını biliriz.

S:
Türk müzik piyasasında en sevmediğiniz şeyler nelerdir? Bu albümü yaparken en çok kim tepenizi attırdı?

M:
Müzik sektöründe de tıpkı diğer sektörlerde olduğu gibi işini severek yapmayan, önemsemeyen, artı değer katmak istemeyen insanlar kaliteyi düşürüyor, sektörün doğru şekilde gelişmesine engel oluyor. Biz binlerce müzik grubu, şarkıcısı, dünyaya yön vermiş bir müzik tarihi olan bir ülke değiliz. Yeni yeni bir kıpırdanma ve üretme süreci var ülkede. Bazı şeyleri birlikte öğrenerek geliştiriyoruz. Bu nedenle yaptığınız işin kaliteli olmasını istiyorsanız sadece şarkı yazıp çalmanız yeterli olmuyor, işin diğer kısımlarına da el atmanız gerekiyor, herkes bir albüm yaptıktan sonra her şeyin çok daha rahat olacağını düşünür ama asıl mevzu orada başlıyor. Kendi müziğini yapan herhangi bir grup ya da şarkıcının (popüler bir kimliği olup bu işe girmiş isimlerden bahsetmiyorum) ismi insanlara ulaştıysa bu ülke şartlarında bunun bile ne kadar takdire değer bir şey olduğu bilinmeli, önümüze gelen her şeyi basitçe karşılaştırıp bu iyi bu kötü diye ayırmaktan ziyade beğendiğimiz şeyleri destekleme kafasına gelmemiz lazım. Bir ülkenin sanatçıları ancak böyle bir kültür ortamında motive olabilir, sınırsızca ve tüm yaratıcılığıyla üretebilir, yoksa kaliteli olan ve insanın değerlerini zenginleştirecek işlerin ortaya çıkması çok tesadüfi gelişmelere bağlı olacaktır.

Bu nedenle biz de grup olarak “şunları şunları sevmiyoruz” dan ziyade, yapabildiğimizin en iyisini yapalım, doğru insanlarla işbirliği yapalım, severek yapanları aramıza kazandıralım ve böylece bir yol oluşsun düşüncesindeyiz. özetle müzik sektörünün her alanında doğal bir seleksiyon gerçekleşmesini ve bu işi gönülden yapanların işbirliği içinde olmasını diliyoruz.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here