Ana sayfa Makale Röportaj: Kerem Göğüş

Röportaj: Kerem Göğüş

0
Kerem Göğüş kimdir? Grafik sanatlarıyla tanışması nasıl oldu?

8 Mart 1977, Gaziantep doğumluyum. İstanbul’da büyüdüm. Bilgisayar grafiklerine, çizime, çizgi filmlere ve bilimkurgu filmlerine çocukluğumdan beri ilgim var. Her şey ZX Spektrum ve Amstrad adlı bilgisayarlarla başladı diyebilirim. Ortaokul ve Lise yıllarında Commodore 64 ve Amiga 500 ile tavan yaptı bu ilgi. Kendim bir şeyler yaratmak istediğim için DeLux Paint, Red Sector Demo Maker, AMOS gibi programlarla zaman geçiriyor ve deli gibi de oyun oynuyordum. Liseden sonra üniversite, Askerlik gibi malum nedenlerden dolayı uzun süre ara verdim. Ama kağıt kalem ile çizim yapmaya devam ettim. Yazık ki çizimlerimin hiç birini saklamadım… Şimdi olsa iyi birer ilham kaynağı olabilirlerdi diye düşünüyorum bazen.
 

portfolyo
 
PC’lerden çok sorunlu oldukları için uzun süre nefret ettiğim bir dönem oldu. Bilgisayar denen nesneyi kesinlikle görmek dahi istemiyordum, o derece diyebilirim. Daha sonra hayatımıza Windows 98 ve internetin girmesi ile “wallpaper” dünyasını keşfettik. Başta sadece güzel bayan fotoğraflarından oluşan koleksiyona zamanla dijital çalışmalar eklenmeye başladı. Photoshop’u böylece keşfetmiş oldum (version 5.0 vardı sanırım o zaman). Dijital resim çalışmalarımdan en çok dikkatimi çekenlerse Ryan Bliss, Deanna Hancock, Jerry Composano ve Wade Wood imzalı çalışmalar idi. Böylece Terragen, Bryce, Poser ve Paintshop programlarından haberim olmuş oldu. Böylece Bryce, Poser ve Photoshop ile birbirinden kötü çalışmalara imza atmaya başladım. Gayet doğal bir sürecin parçası olarak bir sürü kötü render bazen de bir ya da iki tane güzel render yapabiliyordum. öte yandan Rochr (Rudolf Herczog) gibilerin Bryce, Poser ve Photoshop ile mucizeler yaratmaları da beni sürekli şaşkına çeviriyordu.

Yaklaşık iki yıl sonra e-eye.us adlı şu an kapalı olan ama tarz olarak CG Society Forumuna benzeyen bir siteye üye oldum. çalışmalarım hep kötü eleştiriler aldı. Bu beni yıldırmadı neyse ki (o zamanlar şu anki kadar olumlu düşünme yeteneğine sahip de değildim). Sadece nasıl daha iyisini yapabileceğimi sorguladım hep. Hatta Rudolf Herczog’a yaptıklarını nasıl yaptığını sorduğum ilk e-maili unutmam. Nezaketle yanıtlamış ve bir çok yararlı ip ucu vermişti. Meraklı olmak ve sorgulamak, bir de inatçı olmak sanırım işe yarıyor.

 

Kullandığım bilgisayar (PC – onlarla barışmayı başarmıştım çünkü Macler çok pahalıydı) her zaman olduğu gibi çok yavaştı. Bir sigorta şirketinde geçici olarak çalışıp biriktirdiğim $400 ile topladığım ve ilk toplandığı günden itibaren sadece sorun çıkaran bir teneke kutuydu. Buna rağmen devam ettim. Part time işlerle, sonra da deneyimsizliğime rağmen bana fırsat veren bir şirkette çalışarak, ardından da dizgi işleri yaparak “muhteşem” Pentium 4’e sahip olmayı başardım. Tabi ki iki sene sonra dünyanın en yavaş bilgisayarı haline geldi. Render alırken de kombiyi kapatıyordum, çünkü Pentium 4 yeterince ısı yayıyordu.
 
portfolyo röportaj
 
2004 yılı biraz mihenk taşıdır benim için çünkü düzgün görünen kişisel bir site tasarlamayı başarmıştım. Ve adı duyulmamış sitelerdeki küçük ödüllerin ve üçüncülüklerin yanında şu an da kullanmakta olduğum Vue Infinite’in yaratıcısı olan Eon Software’in sitesinde White Stones adlı çalışmam Picture Of The Day ödülüne layık görülmüştü. Halen Vue D’esprit 4 kullanıyordum ama bir italyan sanatçının yazdığı Python script sayesinde Global Illumination’ı simule edebiliyordum. 3D Total kaplamalarını da keşfetmiştim. Böylece White Stones, Eon Software tarafından ödüle layık görüldü. Forumlarda Vue’nun iyi bir program olduğunu anlatmaya çalıştım hep. O zaman aynı Poser gibi oyuncak kabul edilen yazılım şimdi sinema sektöründeki en büyük özel efekt stüdyolarının araç kitlerinde hak ettiği yeri aldı. Eon Software’in başarılı politikası ve yaratıcı fikirleri ve tabii inat etmeleri de onlar için işe yaramıştı.

Ardından Cinema 4D ile tanıştım ve kendi Vue sahnelerim için modelleme yapabileceğimi keşfettim. Böylece Vue ve Cinema 4D’yi beraber kullanmaya başladım. Modelleme bittikten sonra OBJ formatında export edip Vue’ya import ediyor, kaplayıp ışıklandırıp render alıyordum. Renderlar her zaman olduğu gibi çok uzun sürüyordu.

 

İnternet”te oldukça popülersiniz. çalışmalarınız ilgiyle takip ediliyor. Kısacası hayranınız çok. Böylesine popüler olmanın yolunun kolay olmadığının farkındayız. Bu süreci biraz anlatır mısınız?

Bu işlerle uğraşan herkes gibi benim de adımı kimse bilmiyordu. çalışmaların kalitesi artınca ve hayal gücümde iyi çalıştığı için resimlerim ilgi görmeye başladı. Yeni açılan forumlardan da “bize katılın” diye e-mailler geliyordu. Hepsini destekledim, hepsine katıldım. Bazıları şimdi kapandı ama ben hiç bir şeyi geri çevirmedim. Hep optimist olmaya, sorunları göz ardı etmeden olumlu ve yapıcı düşünerek çözmeye çalıştım. Başkalarına yardım etmek ve bildiklerimi paylaşmak için yazılar ve keşfettiğim teknikleri yazdım. Yarışmalara katıldım, hiç kimseyi ya da hiç bir yarışma organizasyonunu küçümsemedim. Kazandığım ve ödül aldığımda bunu mutlaka sitemde, blogumda ve bulabildiğim her yerde yazdım. çünkü yarışma düzenleyen, grafik/3D paylaşım forumu kuranlar da katılım beklerler. Katılımcılarının memnun kalmasını ve bu memnuniyeti paylaşmalarını beklerler. Ben de bunu yaptım.
 


 
Bütün çabalarımdan sonra bir gün sakin sakin Seamus McGuire’ın The Wishing Tree adlı enstrümantal parçasını dinlerken zihnimde canlanıveren sahneyi oturup Vue Infinite ve Photoshop’da yaptım. Yalnızca bir gece sürdü. çalışmayı CGtalk.com forumuna postaladım. Fazla yorum almadı. Deviantart’da ise kendi çapında bir rekor kırdı. Dünyaya galip gelmek yerine sadece kendimi geliştirmeye çalışmışımdır hep. Koşucular buna “kendi rekorunu kırmak” derler. Başka bir deyişle eğer kendinizle mutlu değilseniz kendinize galip gelmenin yolunu bulun. Rekabet yok. Düşman yok. Sadece kendinizi geliştirme isteği var. Siz geliştikçe, dünya da gelişir.

Wishing Tree adlı çalışmamda da tam olarak yaptığım buydu. çalışmayı forum ve online galerilerde yayınladıktan yaklaşık bir hafta sonra Avrupa ve ABD’nin en çok satan dergisi 3D World Magazine’den çalışmama yer vermek istediklerine dair bir e-mail aldım. çalışmanın yüksek çözünürlüklü halini gönderdim. Sanırım beğenmiş olmalılar ki Ayın Resmi seçtiler ve bir de Artvps HDRI dvdsi hediye ettiler. Ardından Advanced Photoshop Magazine ve CG Magazine China dergilerinden e-mailler geldi. çalışmanın yapımını makale haline getirmemi istiyorlardı.

 

David Arkenstone’u ülkemizde bilen az vardır belki ama gerçekten çok iyi müzisyendir. World Of Warcraft bütün görkemini onun yazdığı soundtracklere ve ambient müziklerine borçludur diyebilirim. Kendisine üç yıl boyunca e-mail yazdım ve hep onun müziklerinden etkilenerek yaptığım çalışmalarımı kendisiyle paylaştım. Sonunda, 2007’de o yıl çıkacak DVDsindeki kliplerde çalışmamı istediğine dair bir e-mail aldım. Beraber internet üzerinden 4 ay çalıştık. Beni Johnny Wilson adlı bir komposit ve video sanatçısı ile tanıştırdı. Johnny Wilson yüksek bütçeli Hollywood yapımlarında çalışan bir kompozitör. Onunla çalışma şerefine erişmiş olmak bile tek başına mutluluktu. DVD tamamlandığında gerçekten çok iyi hissediyordum. Büyük projeleri tamamlamak ve bitmiş hallerini izlemek gerçekten keyifli. Myths And Legends DVD’si ile ilgili olarak daha önceden makale yazdığım CG Magazine China’ya teklif götürdüm. Bu proje ilgili olarak da yazmak istediğim söyledim. Yedi sayfa ayırdılar. Hatta ışıklandırma ile ilgili bölümü detaylandırmamı bile istemişlerdi.

Bunu söylememi bazıları ukalalık olarak görebilir ama “bir gecede gelen şöhret” diyerek başarılarına haksızlık ettiğimiz insanlar da aslında arka planda böyle çabalar harcıyorlar.

kerem gögüş
çalışmalarınıza başlamadan önce ne gibi bir planlama yapıyorsunuz. önce eskiz, olarak kağıtta mı bir şeyler karalarsınız yoksa direkt bilgisayarın başına mı oturursunuz?

Başlarda direkt bilgisayar başına oturup deneme yanılma yoluyla bir şeyler çıkarmayı tercih ediyordum. çünkü sabırsızlık vardı. Ama imaj zihnimde canlandığında önce kağıda dökmenin çok daha faydalı olduğunu fark ettim. çizim çok basit olsa da size takip edebileceğiniz bir rota vermiş oluyor. Daha sonra aklınıza gelen şeyleri de ekleyebiliyorsunuz ve çalışma daha da zenginleşiyor.

Artık bir çalışmaya başlamadan önce eskiz çizmeyi adet haline getirdim. Kağıt kalemle ya da tablet ile Photoshop’da olsun fark etmez. Aklımdakileri netleştirmem için gayet iyi bir araç olduğunu düşünüyorum. Bazen bazı fikirler sadece çizim olarak da defterde kalabiliyor. Ama eminim bunlar da ileride işime yarayacaklar.

 

Sürekli takip ettiğinizi dijital artistler var mı, ilham aldığınız? Takip ettiğiniz çalışmalar, hoşlandığınız tarzlar nelerdir?

Var tabii ki. Eric Hanson’ı çok severim. Yarından Sonra filmi için Manhattan adasındaki yapıları ve New York’un büyük bir bölümünü modellemişti. Kendisiyle 3D konusunda e-mailleşmiştik bir süre. Daha önce de bahsettiğim Ryan Bliss’in çalışmalarını takip ediyorum. Jeremy Engleman alanında çok çok iyidir. Alex Alvarez aynı şekilde çok yaratıcı ve konusunda uzman bir sanatçıdır. Eskilerden Rodney Matthews ve Roger Dean’in çok etkileyici çalışmaları var. Yakın arkadaşım Dax Pandhi özellikle Vue kullanarak inanılmaz güzel ve detaylı 3D resimlere imza atıyor. Türk arkadaşlardan da en sevdiğim ve taktir ettiğim Serdal Ertaş. Gerek kişisel gerekse profesyonel çalışmalarında detayların ve gerçekçiliğin üzerinde çok duruyor bu da genel olarak kaliteyi çok arttırıyor. Böyle çalışan ve baştan savma iş yapmayan insanları takdir ediyorum. çünkü işi sadece para kapmak olarak görmüyorlar. Altına imza attıkları işe değer veriyorlar, bu da önemli ve bu sanat dalının gelişmesi için son derece gerekli bir yaklaşım.
 

kerem gögüş röportaj
 
Bunun dışında sinemasever olarak özel efektlerin ağırlıklı olduğu filmleri ilgi ile takip ediyorum. Belki garip gelecek ama animasyon film Madagaskar hariç aşırı ilgiyle izlemiyorum. Mesela Shrek’i teknikleri merak ettiğim için izlemiş ama sıkılmıştım. Diğer yandan 9 adlı animasyon filmi kesinlikle herkese tavsiye ederim. “İşte böyle olmalı” dediğim animasyon filmlerden. özel sinema efektlerinin çok farklı yaklaşımlarla kullanımını görmek isteyenler için de Dark City’yi (ülkemizdeki adı Gizemli Şehir) herkese tavsiye ederim.
Dijital çalışmaları sürekli takip ettiğiniz yerli-yabancı siteler vardır mutlaka. Bu siteler hangileri biraz açıklayıcı bilgi rica edelim.

Derginiz Digital Arts başarılı ve önemli bir açığı kapatıyor. TR3D.com güzel bir site. deviantart.com’da şu an 3D Galeri Yöneticisi olarak görev yapmaktayım (artofkerem. deviantart.com) ve burada yeni yüklenen 3D çalışmaları gözlemlemek ve başarılı olanları ön sayfa için seçmek görevlerimden biri. Bunun dışında endüstri haberlerini genelde CG Society’den takip ediyorum. CG Hub ve CG Arena da güzel forumlardır. Buralarda çalışmalarınızı paylaşıp kritik alabilir ve eksik kaldığınız yönleri de geliştirebilirsiniz.

Son zamanlarda şikayetçi olduğum konu ise bazı forumlardaki anonim puanlama sistemleri, yıkıcı eleştiri dışında yorum yazılmaması, kimsenin neden bahsettiği hakkında en ufak bir fikri olmaması gibi konular. Forumlarda yorum yazabilmeyi bir ayrıcalık olarak görmemiz gerektiğini düşünüyorum, hak olarak değil. Yapıcı, eksik kaldığını düşündüğümüz ve bu eksiklerin tamamlanabilmesi için teknik bilgi verebileceğimiz konularda eleştiri yazmamız gerekir. Bu konuları iyi bilen arkadaşların yüreklendirici ve nazik olması, özellikle yeni başlamış arkadaşlarımızın devam etmesi açısından gerekli. İnsanlara kendilerini yetersiz hissettirmenin hiç bir anlamı yok, ne sizi daha iyi bir sanatçı yapar, ne de yorum yazdığınız insana faydası olur.

 

Profesyonel iş hayatınızda grafik sanatçılığınızın yeri nedir?

Albüm kapağı illüstrasyonu ve tasarımı, video klipler ve filmler için 2.5D/3D arka planlar ve dijital ortamlar yaparak profesyonel iş hayatımı oluşturmaya çalışıyorum. Dizgi yaparak para kazandığım da çok oldu. öncesinde çok farklı işlerde de çalıştım. En büyük hayalim tüm hayatımı sevdiğim şeyi yaparak kazanmaktı. Mevlana’nın dediği gibi “Bırak sevdiğin şey yaptığın şey olsun…”

Şu sıralar daha geniş bir müşteri portföyü oluşturmak için çalışıyorum. Turbosquid web sitesinde 3D modellerimi, Zazzle’da ise 3D ve fotoğraf çalışmalarımı poster formatında satmaktayım. Yani bütün hayatımı sevdiğim işi yapmak üzerine kurmaya çalışıyorum. Umarım her şey düşündüğüm ve istediğim gibi olur. Tabi bu işlerle severek uğraşan herkes için de aynı şeyi diliyorum.
 


 
çalışma mekanınız ve teknik donanımınızla ilgili bilgi verir misiniz?

çalışma mekanım kendi ev ofisim. Bir adet 4GB ramli Athlon 64 4400+’üm bir de 3GB ramli Athlon 3700+’üm var, ayrıca UC Logic Tablet ve yedekleme hard disklerim. Son model sistemler değiller ama iyi çalışıyorlar. Tabi yenilemeyi düşünüyorum yine de, “teknolojiyi takip etmek” olarak adlandırılan tüketim sisteminin parçası olmam lazım, yoksa yazılımların “yeni” versionlarını kullanamam değil mi?… Bu kez sanırım intel’in yeni işlemcilerinden tercih edeceğim. Performanslarının iyi olduğu söyleniyor. AMD de fazlaca fiyat kırmış değil. Stabil ve serin çalıştığı için tercih ettiğim bir markaydı ama bazen beygir gücü (mhz) çok daha önemli olabiliyor.

Sistem toplamak için işi bilemeyen ama bildiğini sanan yerlerle görüştüğünüzde ve yaptığınız grafik işinden bahsettiğinizde ilk olarak “size çok iyi bir ekran kartı lazım” diyorlar, ardından işlemci ve ramleri düşük tuttukları bir sistemin listesini size çıktı almak suretiyle veriyorlar. Bunun tam bir saçmalık olduğunu düşünüyorum. Ekran kartı render (3D imaj hesaplama) performansını asla etkilemez. İyi bir ekran kartı çalışırken önemlidir tabi, ama sırf iyi bir ekran kartı için işlemci ve bellekten feragat etmenizi tavsiye etmem. çünkü performansı olumsuz etkileyecektir bu durum.

 

çalışmalarınızda 2B kullanır mısınız?

Kullanıyorum. 3D sahnelerin her zaman biraz düzeltilmeye ve cilalanmaya ihtiyacı vardır. Ayrıca kaplama hazırlamak için de Photoshop’dan faydalanıyorum. Multipass (çoklu geçiş) renderları kompozitlemek için de yine Photoshop ve After Effects tercih ettiğim yazılımlar. After Effects gerçekten çok başarılı bir yazılım, o olmasaydı Showreel’imi yapamazdım. çünkü poligon sayısı, kaplama ve ışıklandırma olarak genelde ağır ve detaylı sahneler yapıyorum ve bunların animasyonlarının hesaplanması çok fazla zaman alıyor.

Showreel’imi hazırlarken kullandığım yaklaşım 3D sahneleri katmanlar halinde render edip (yakın/orta/uzak plan) bunları After Effects’de birleştirerek paralax yani derinlik etkisi vermekti. Bütün çalışmayı bu şekilde tamamladım. Arka plana hareketli bulutlar, alan derinliği efektleri eklemek de After Effects ile son derece kolay oldu. Renderlar da kısa sürdü neyse ki.
 


 
Kendi fırçalarınızı mı kullanırsınız?

Photoshop’da hiç kendim fırça hazırlamadım. Genelde hazır olanları kullanıyorum. Zbrush’da ise ihtiyacım olduğunda kendim Alpha Brush hazırlıyorum, onun dışında programla beraber gelenler fazlasıyla yetiyor çünkü bir yüzeyde farklı fırçaları kombine edebiliyorsunuz. Böylece istediğiniz detayları elde edebiliyorsunuz. Ama daha özel bir sonuç isterseniz tabii ki kendi Alpha Brush’ınızı oluşturmanızda fayda var.

Türkiye”ye bakarak grafik tasarım sektöründe en çok nerede eksiklik görüyorsunuz, umut verici gelişmeler var mı? İleride grafik sektörümüz nereye gelecek. Gelişme hızı yeterli mi?

Bence en büyük eksiklik eğitim alanında. 3D ile ilgili kurslar yetersiz, özel efekt endüstrisi diye bir şey neredeyse olmadığı için olmayan bir endüstriye kalifiye insanlar yetiştirme gibi bir amaç da yok. “Hap yap para kap” derlerdi eskiler, amaç bu gibi geliyor bana. Gnomon School Of Visual FX’e bakın, büyük stüdyolarda istihdam edilen mezunlarıyla onurlanıyorlar. Bu onlar için bir başarı.

 

Bilgisini paylaşarak para kazanmak herkesin hakkıdır, sözüm yok. Ama çok para kazanmak isteyen arkadaşlara tavsiyede bulunmak isterim; amacınız para dışında bir hedefe yönelik olduğu zaman çok para kazanırsınız. Başarı bilimi ya da para ile ilgili yazılmış kitapları okursanız gerçekten başarılı ve zengin olan insanların başka insanların iyiliğine ve çıkarına yönelik büyük hedefleri olduğunu görürsünüz (burada yazar, bilim-adamı ve sanatçılardan bahsediyorum söze “iş” adamlarından ya da mafyadan değil). örnek olarak Gnomon School Of Visual FX’i kuran Alex Alvarez’in yola çıkış amacı, yetenekli ama özel efekt stüdyolarının iş akışını bilmeyen insanlara yol gösterecek kapsamlı bir kurs açmaktı. Amacı direkt olarak sadece para değildi, ama alanında en iyi kazananlardan biri durumunda şu an. Hep kendisini geliştirdi ve bildiklerini çekinmeden paylaştı. Kendisi ile yazıştığımızda beni Romanya’daki seminerine davet etmiş ve kesinlikle ücretsiz giriş sağlayabileceğini belirtmişti. Bu iyi niyet, cömertlik ve sevecenliktir. Ve maalesef toplum olarak bunlardan yoksunuz.
 

 
Bir de 3D alanında ülkemizde ne var diye baktığımda tek gördüğüm stant, mimari görselleştirme, stant ve de stant. Bir de sadece 3ds Max – programı ben de seviyorum, hatta şu sıralar onunla takılmaktayım – Ama Hİç BİR program HER ŞEY de iyi değildir, olamaz da. Her programın güçlü ve zayıf oluğu yönler vardır. Max, Cinema 4D’nin MoGraph’ının ya da Maya’nın karakter animasyon araçlarının yanına bile gelemez. Ama poligon modelleme araçları Cinema 4D ve Maya’nın toplamını aratmayacak kadar iyidir. ülkemizde tek bilinen ve kullanılan program 3ds Max. özel efektler çok küçük gruplar, TV kanallarının kendi iç yapım ekipleri tarafından kotarılmaya çalışılıyor. Mimari Görselleştirme dedik mesela, benim alanım değil. Ama bu alanda uzman olan Serdal Ertaş arkadaşımla konuşuyoruz bu konuları; TV reklamı yapılmış, yeni bir kent projesi tanıtılıyor. İki kişilik ekiple yapılmış reklam ve gerçekten vasat. TV’ye çıkacak bir animasyonun ve özellikle de reklamın daha iyi olması gerekmez mi? Biz çok daha iyi olması gerekir diye düşündük.

Diğer bir olay da bir TV kanalının, Türk malı olduğunu iddia ettiğini dizisinin jeneriğinde arka plandaki sokağı tesadüf bu ki Serdal Ertaş arkadaşımdan izinsiz kullanmış yani çalmış olmaları. Neden peki? çünkü işlerin başında bu konulara hiç bilmeyen insanlar var ve zaten küçük olan ekiplerinden saatler içinde mucizeler yaratmalarını bekliyorlar. İşinin bitmesini istemiyorsan hemen bitmiş işi göstermek durumundasın. Tüm bunlar yaratıcılığı, sanatçı kurgusunu, ve tüm bu işlerin değerini yok ediyor. Ve böyle gelmiş böyle de gidiyor. üzülerek söylüyorum Türkiye’den gelecek için pek fazla bir beklentim yok.

 

Grafik tasarımcı arkadaşlara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz? Ne gibi bir yöntem izleyerek sizin yaptığınız kadar güzel çalışmalar yapabilirler?

öncelikle çalışmalarımı güzel bulduğunuz için teşekkür ederim. Herkese, sadece grafik konusunda değil her konuda çok okumalarını tavsiye ederim. 3D ve grafik forumlarında kitaplardan çok şey öğrendiğimi yazdığımda garip tepkiler alıyorum, “kitaptan bişey öğrenemezsin argadaşım” gibi. Ama öğrendim ve ilerledim, böyle yorumlar yazanlar da hala aynı yerde saymaktalar. Kitaplar değerlidir, ve kitaplardan çok şey öğrenilir… Diğer tavsiyem ise ilham geldiğine harekete geçmek. Yapsam mı yapmasam mı diye düşünmeyin, üşenmeyin. İlham geldiği anda yaptığınız tek bir kişisel çalışma bütün profesyonel işlerinizden daha fazla dikkat çekip sizi uluslararası arenaya taşıyabilir. Benim başıma gelen buna benzer bir şeydi.
 


 
Ayrıca, hiç bir sonucu başarısızlık olarak görmeyin. Sadece yanlış sayılabilecek bir yaklaşımdan dolayı aldığınız geri bildirim olarak düşünün. Yönteminizi değiştirin ve tekrar deneyin. Unutmayın Edison 10.000. başarısızlığa katlanıp katlanamayacağını soran asistanına “ben başarısız olmadım, sadece ampulü yapamamanın 9.999 yolunu keşfettim” diye yanıt vermiştir. Başarısızlığı kabul etmeyen bir zihin yapısı en büyük dostunuz ve müttefikiniz olacaktır. Ders izleyerek karakter ya da otomobil modelliyorsanız ve defalarca denemenize rağmen bir şeye benzemediyse, bir şeye benzeyene kadar devam etmeniz gerekir. Sonra bir şeye benzediğinde de “profesyonel bir şeye” benzeyene kadar üzerinde çalışmaya devam etmelisiniz. Kulağa zor gelebilir ama değil. Olabildiğince olumlu düşünmeye çalışın ve sizi motive eden bir şey bulun. Müzik olabilir, hoşlandığınız birini etkilemek olabilir, modelinizi internette satmak olabilir. çekinmeyin ve bu motivasyonu kullanın.

Bize gelecek projelerinizle ilgili biraz ipucu verebilir misiniz?

Gerçekleşmesini istediğim pek çok projem var. Kendi animasyon filmimi yapmak, film projelerinde yer almak, 3D modelleme, kaplama ve render tekniklerimi geliştirmek ve yeni teknikler keşfetmek istiyorum. Ayrıca bunlardan video dersler hazırlamak hatta kitaplar yazmak harika olurdu. Genel olarak çizime ve 3D modellemeye ağırlık vermek istiyorum. Sonuçta 3D’nin en keyifli kısmı bence. özellikle mekanik ve organik modelleme (otomobiller, uzay araçları, robotlar, silahlar, karakterler) uzmanlaşmak istediğim alanlar. Yukarıda umutsuz bir tablo çizmeme rağmen ülkemde de özel efekt sektörünün gelişmesini yürekten diliyorum. Yaratıcılığı ve yeteneği olan, sanat ve fikir üreten insanlara saygı gösterilmesi ve değer verilmesi gerekir. Hayat sadece yüksek Matematik puanı almak demek değildir çünkü.

 

Biraz da özel yaşamınızdan bahsedelim. Hobileriniz nelerdir? Boş zamanlarınızı nasıl değerlendirirsiniz?

Kitap okumayı çok seviyorum, o yüzden her fırsatta okuyorum. Fotoğraf çekmeye de babam sayesinde bulaştım, cidden keyifli ve güzel bir uğraş. Genelde görsellikle alakalı dallara ilgim olmasına rağmen bilgisayardan uzak kaldığım bir dönemi de müzikle geçirmiştim. Eskisi gibi gitar çalamasam da arada denediğim oluyor.
 


 
Gelecekle ilgili planlarınız nelerdir?

Eğer mümkün olsaydı Mars’a gidip fotoğraf çekmek isterdim. Delice gelecektir ama düşünsenize… Başka bir gezegenin vadilerini, dağlarını ve gökyüzünü fotoğraflıyorsunuz. Bunu düşündüğümde inanılmaz derecede heyecanlanıyorum. Keşke mümkün olsaydı.
Dünyaya dönersek; kendi stüdyomu kurmak plan ve hayallerim arasında. Müzisyenlerle çalışmayı sevdiğim için albüm kapakları için illüstrasyon ve tasarım yapmak, 3D video klipler hazırlamak gibi en sevdiğim şeyleri yapmaya devam etmek istiyorum. Yine filmleri sevdiğim için bu tarz özel efektlerin hazırlanmasında görev almayı isterim. Ama geleceğin neler getireceğini bilemem, yaşamın ben plan yaparken geçip gitmesini de istemem. O yüzden benim için ne istemediğimi bilmek, ne istediğime karar vermek, net olmak, amacıma çoktan ulaşmış gibi hissetmek, ilham geldiği anda harekete geçmek ve akışına bırakmak benim izleyebileceğim adımlar. Bunların dışındakiler daha büyük bir gücün takdiri ve onun da bizim için istinasız her zaman çok iyi planları olduğuna inanıyorum. Mesela ben 3D video klip hazırlayarak hayatımı kazanmayı planlıyorken bir film projesi ile ilgili dijital ortam ve arka plan sahneleri hazırlamam için teklif alabilirim. Bir sanatçı ile çalışmak için ona teklif götürdükten sonra çok farklı bir alandaki birinden bir proje için teklif alabilirim. Buradaki sır size geleni kovmamak ve karşınıza çıkabilecek fırsatlarla ilgili olarak uyanık ve bir “farkındalık” içerisinde olmaktır. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum. Yukarıda saydığım adımları atıp, eyleme geçip sonrasını daha büyük bir güce bırakıyorum.

 

Şu anda yaptığınız iş dışında ne gibi işler yapmak isterdiniz. Bulunduğunuz noktadan memnun musunuz?

Fotoğrafçılık çok keyifli. Dünyayı (ve de Marsı :)) gezip fotoğraf çekmek ve hayatımı yine bu keyifli uğraştan kazanmayı isterdim. Ama bu yaptığım şeyden memnun olmadığım anlamına gelmez. 3D grafik hayatımdaki en köklü şeylerden biri. Aynı çizim yapmak gibi hayatımdan hiç çıkmadı. Uzaklaştığım zamanlarda bile aklımda oluyor. Tutku gibi bir şey. Bulunduğum noktadan memnun olma düşüncesi hoşuma gitmiyor çünkü bunun beni durduracağını düşünüyorum. Fazla memnun olur ve gelişme arzumu kaybedersem öğrenmeyi bırakırım ve öğrenmeyi bıraktığımda da sanatımın gelişmesi durur.
 


 
Bu yüzden hayır memnun değilim… Ve bu yüzden kendimi sürekli geliştirmek ve yeni şeyler öğrenmek için çalışıyorum. Ve bunun önemli bir nokta olduğuna inanıyorum. Bizim yerli forumlarda gördüğüm pek çok 3Dci arkadaş bir kaç kayda değer çalışmadan sonra her şeyi bildiklerini sanmaya başlıyorlar, ve bu yüzden o bir kaç kayda değer çalışma dışında herhangi bir yeniliğe, yaratıcı fikre ya da sanat eserine imza atamıyorlar.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here