Ana sayfa Sektörden Röportaj: Ken Ishiwata

Röportaj: Ken Ishiwata

0

Hi-Fi dünyasının efsane ismi Ken Ishiwata…
 

C.M. : Merhabalar Bay Ishiwata. Hi-Fi dünyasının bir efsane ismi olarak size ilk olarak sormak istediğim soru Türkiye”yi Hi-Fi dünyasının neresinde,hangi noktasında görmektesiniz.

Ken Ishiwata: Türkiye”ye yıllardır gelmekteyim. Daha önce de çeşitli etkinlikler için defalarca geldim. çok boyutlu kültürel yapıya ve renge sahip bu ülkede, müzikal çeşitlilik de aynı oranda zengin bir portföy sunuyor. Doğudan batıya uzanan geniş bir müzikal spektrumun zengin dokusunu , burada fazlasıyla görmek mümkün. İnsanlar töresel Anadolu müzikleri türkülerden, klasik, jazz, rock, pop vs. gibi batı müziğinin her tarzına kadar geniş bir müzik yelpazesinin içinde yaşıyorlar. Değişik türlere karşı araştırmacı ve açıklar. Bu müzikal tutku doğal olarak, müzik dinleme cihazları,ve de dolayısıyla konumuz olan hi-fi sistemlere doğru olan ilgiyi de o oranda artırıyor. Dolayısıyla, Türk insanını müziğe ve müzik dinleme cihazlarına karşı çok ilgili görüyorum ve bu ilgilerini ,araştırmacı yönlerini,hiçbir tarza kapalı olmayışlarını takdir ediyorum.
 

ken ishiwata
 
C.M: Dünyada hi-fi sistemlere olan ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Artık bu dijital dünyada müziğin cep telefonlarına kadar girip tamamen taşınabilir bir hale geldiği bir durumda, hi-fi sistemler bundan nasıl etkilenir sizce?

K.I: Artan yaşam hızı, kalabalıklaşan dünya ve iyice karmaşıklaşan yaşam örgüsü içinde, beslenme ve diğer sosyal aktivite alışkanlıklarımız gibi müzik dinleme alışkanlıklarımız da bu hızın içerisinde küçüldü ve yüzeyselleşti biraz ne yazık ki. Yemeklerin sandviç haline dönüp, hızlı güncel temponun içinde zamansızlıktan ayakta ve aceleyle yendiği gibi, evinizde de ayaklarınızı uzatıp, pikabınıza sevdiğiniz bir plağı koyup bunun keyfini çıkarabileceğiniz zaman aralığı da kısıtlandı . Bu durumda da, yollarda koşuşturma ile geçen yaşantımızda, pratik ve taşınabilir sistemler ister istemez hayatlarımızı domine etmeye başladı . İnsanlar ofislerinde, ulaşım araçlarında, caddelerde kulaklıkla müzik dinleme alışkanlığını edindiler. Ancak şu önemli noktayı unutmamamız gerekiyor. Dinlediğimiz müzik kaynağı ister plak dinlemek gibi analog olsun, ister MP3 gibi dijital formatta olsun, bizim kulağımız analogtur. Organik bir madde olan biz insanoğlu analog bir sistemdir.

 

C.M : Peki bu dijital, yani sıkıştırılmış formatta dinlenen müziklerin dezavantajları konusunda neler diyebilirsiniz? Müzikal veri medyaları gitgide küçülmekte. Bu durumu nasıl görüyorsunuz?

K.I: Şimdi şöyle bir durumla karşı karşıyayız. Teyp, kaset, plak gibi analog medyaların dinlendiği 50″li yıllardan 90″lara kadarki aralıkta bu formatlar yoğun olarak kullanılmaktaydı. 80″li yılların sonunda, 90″lı yılların başında dijital dünyanın hızlı büyüyüşü, analog formatların popülerliğini büyük oranda azalttı. Dijital bir çağa geçiş başladı. Sıfır-Bir mantığıyla çalışan bu sistemi bir hafızada saklamak gerekiyordu ve o yıllarda hafıza kapasiteleri hem düşük hem yavaştı. Dahası hafıza saklama medyaları çok pahalıydı. Bu nedenle hafızadaki datalar çok yer kaplayıp aşırı maliyetlere ulaştığından, içinde saklanan müzik verilerini sıkıştırıp, kompresleyip makul bir hale getirmek gerekiyordu. Böylece dinlediğimiz müzikler günden güne daha çok sıkıştırıldı, daha çok küçültüldü ki insanlar bunu para ve zaman açısından daha kolay kullanabilsinler daha az zahmetle dinleyebilsinler. Ancak bu sıkıştırma müzik dinlemeyi masraf ve zaman açısından kolaylaştırdığı kadar müziğin kalitesini de bir o kadar yontuyordu. Sesin harmonik özellikleri,sahne genişliği, derinliği gitgide analoğun tam tersine kulağa sıcak gelen fiziksel özelliklerini yitirmekteydi.
 

hi-fi
 

C.M: Değerli bilgi ve görüşleriniz için çok teşekkür ederim Sayın Ishiwata. Tekrar görüşebilmek ümidiyle hoşçakalın.

K.I: Ben teşekkür ederim. Mutlu ve bol müzikli güzel günler dilerim.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here