Ana sayfa Sektörden Röportaj: İsmail Dalgın ile Gitar Yapımı

Röportaj: İsmail Dalgın ile Gitar Yapımı

0

Konuğumuz İsmail Dalgın. Kendisi ile gitar yapım atölyesinde buluştuk…
 

S: Enstrüman yapımına ilginiz nasıl başladı?
İ.D.: Küçük yaştan beri ağaç işleri ile ilgili atölyelerde çalıştım, ağaçlar hakkında her şeyi öğrendim. Müzik ise hayatımın hep bir parçası olmuştur, 2000 yılında İstanbul’a gelmemle birlikte hep yapmak istediğim şeyi yaparken buldum kendimi. Bildiğim en iyi şey ağaçla uğraşmak ve bunun en keyifli tarafı ağaçtan ses çıkarmak. Hemen karar verdim: Benim yapabileceğim en iyi şey enstrüman yapmak…
 
ismail dalgın
 
S: Kimlerle çalıştınız?
İ.D.: 2000 yılında bağlama yapımcısı Mehmet Uysal ile tanıştım ve onunla çalışmaya başladım, 7-8 ay sonra kanun yapımcısı ümit Bolu ile 1 yıl çalıştım. 2002 de Ekrem özkarpat ile çalışmaya başladım. Uzun bir çıraklık döneminden sonra gitar yapmaktan çok keyif almaya başladım ve 9 yıl Ekrem abi ile çalıştıktan sonra kendi atölyemi açmaya karar verdim.

S: Hangi enstrümanları yapıyorsunuz ve yaparken nelere dikkat ediyorsunuz?
İ.D.: Klasik perdesiz gitar, elektrik gitar, bas gitar, akustik bas gitar, elektrik bas gitar ve özel dizayn enstrümanlar yapıyorum. Bir gitar yapımına başlarken ben ağaçları titizlikle seçip kuru olmalarına dikkat ediyorum çünkü yaş ağaçla yapılan enstrümanlar kurudukça deforme oluyor; kapağı çatlıyor, eşiği, sapı atıyor… Ayrıca ağaçları doğru kesitlerde kesip kullanmak gerekir. Gitarın formunu verebilmek için sıcak bir kalıp üzerinde yanlıklarını büküyorum, yanlıkları büktükten sonra yanlık kenarlarına mukavemet çıtalarını yapıştırıp gövdenin boş kasnağını oluşturuyorum ve gitarın formu ortaya çıkmış oluyor. Daha sonra sırt ve ladin ağacından olan ön kapağa başlıyorum. Sırtın bas balkonlarını ve harmonik ses tablosu dediğimiz ön kapağı hazırlayıp gereken ölçüleri verdikten sonra kasnağa önce sırtı yapıştırıp daha sonra ses tablosunu yapıştırıyorum. Böylece gitarın kasası ortaya çıkmış oluyor. Hem estetik görünmesini sağlayan ama asılda sesin içinin dolgunluğunu arttıran kasanın kenar fletolarını yapıştırıyorum. Sonra sapın yapımına geçiyorum. Sapı yaparken en çok maun ağacı kullanıyorum. Klavye için de abanoz ve pelesenk ağacı kullanıyorum. Geriye sapı gövdeye monte etmek kalıyor. En sonunda da temiz, güzel ve en önemlisi olarak ciladan önceki işlem olarak zımpara yapmaya başlıyorum. İncelik isteyen zımpara işlemini bitirdikten sonra estetik, güzel bir görüntüye sahip olması ve ağacın en iyi şekilde korunması için cilalıyorum. Cilalama işlemi bittikten sonra genelde deve kemiğinden yaptığımız eşikleri hazırlayıp yerlerine oturtuyorum ve geriye heyecanla beklediğimiz ilk sesi almak kalıyor. Bunun için de gitarı telleyip son ayarlarını yapıp çalmaya hazır hale getiriyorum.

 

S: Erkan Oğur büyük bir üstat. Onun ile çalışmaya basıl başladınız?
İ.D.: Erkan Uğur ile Ekrem abinin yanında çalışmaya başladığımda tanıştım. Farklı fikirler üreten ve paylaşan biri, ne istediğini yani perdesiz gitar çalımındaki ince ayarları, sap kalınlığından tel boyuna kadar her detayı düşünen, en rahat çalımı elde etmek için neler yapılacağını bilen bir insan bu son on yıldır gitarlarını bakımı ve yapım aşamalarını birlikte keyifle yapıyoruz.

S: Gitar yapımında ne tür yerli yabancı ağaçlar kullanılıyor?
İ.D.: Yerli ağaç olarak akça ağaç, ladin, dışbudak, ceviz, dut, kızıl ağaç, selvi gibi ağaçlar kullanılıyor. Tabi bu ağaçların kuruluk ve doğru kesimlerini kullanıyoruz. Yurt dışından gelen ağaçlar bulması biraz daha zor ve pahalı. Genelde kullandığım ağaçlar abanoz, pelesenk, honduras maun ağacı gibi… Bu ağaçları işlemekte olduğumuz aparat ve takımlar yani el aletlerinin çoğu yabancı üretim. Gitarın elektrik aksamları yani manyetikler ve burgular, metal aksamlar Türkiye’de hiç üretilmiyor. Yurt dışından sipariş ile getirtiyorum.
 

ismail dalgın röportaj
 
S: Bir enstrümanda olması gereken en önemli noktalar nelerdir?
İ.D.: Entonasyon ayarı, çalım rahatlığı, ergonomisi, elektronik sistemi, elektronik sisteminin balansı ve doğru çalışması gibi detaylardır çünkü her telden çıkan sesin aynı kalitede olması gerekir; yani volume yüksekliğini dengelemek açısından balans önemlidir.

S: Sektörle ilgili sıkıntılarınız var mı?
İ.D.: Türkiye’de enstrüman yapan usta, parmakla gösterilecek kadar az. İstanbul’da, Ege ve Eskişehir’de de çalgı yapım bölümü var ama mezun olduktan sonra bu işi yapan çok az insan var. Enstrüman yapımcılarının ne bir derneği ne de kayıtlı olduğu bir yer var. Buradaki olumsuz şartlara rağmen bir çok iyi enstrüman yapımcısı yavaş da olsa yetişiyor.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here