Ana sayfa Sektörden Röportaj: Gürcan Ersoy

Röportaj: Gürcan Ersoy

0

Gürcan Ersoy, kendi hikayelerini müzikle anlatan genç bir müzisyen. “Ben ve Benim Gibi çocukların Hakkında” adlı ilk albümünde naif,içten ve kişisel gibi görünürken aslında herkese dokunabilen hikayeler anlatıyor
 

S: Müzik macerası nasıl başladı?

Gürcan Ersoy: 7 yaşında hediye edilen bir orgla başladı bütün macera. İlk ve ortaokulda koroların piyanistiydim, ortaokul zamanlarımda evdeki mandolini keşfettim. çok güzel el yapımı bir enstrümandı fakat ben gitar çalmak istiyordum. Mandolini gitar gibi akortlayıp, gitar çalmayı mandolin üzerinde öğrendim. 15 yaşında da ilk gitarımı aldım ve beste çalışmaları için orkestramı kurarak müzik yolculuğuma başladım.
 

gürcan ersoy
 
S: Albümü kaydedene kadar nasıl bir yoldan geçtin?

Gürcan Ersoy: Aşağı yukarı 10 yıldır beste yapıyorum. Albüm hazırlamak büyük konsantrasyon gerektiriyor. Bu yüzden aynı zamanda barda çalmak istemiyordum. Bar programı bambaşka bir mesai, yoğun ve yorucu. öte yandan sahneyi de öğrenmem gerekiyordu. Ben de gitar ve klavye teknisyeni olarak Kargo”yla çalışmaya başladım. Ardından MaviSakal, Yaşar, Feridun Düzağaç ve Foma gibi isimlerle devam ettim. Onları sahne üzerinden izleme fırsatım oldu. Tecrübelerinden yararlandım, sordum, öğrendim. Kısacası, stajımı sahne üzerinde yaptım. 2008 de “BvBGCH”nin demo kayıtlarına başladım. 2009 Temmuz”da albüm kayıtları için stüdyoya girdik ve Murat İlkan”dan şan dersleri almaya başladım. 2011 Kasım”da da albüm raflardaki yerini aldı.

 

S: Albümü kaydederken neler yaşandı, kimlerle çalıştın?

Gürcan Ersoy: Albüm kayıt süreci 2 yıl 4 ay gibi uzun bir zamana yayıldı. Bu da bize her detayla rahat rahat ilgilenme payı yarattı. Bu yüzden de çok keyifliydi. Bütün parçalar demlendi, son rötuşları yapıldı, Yeni riff”ler, melodiler yazıldı. Kesinlikle bitmesini istemediğim bir süreçti. Kayıt, bir albümün temel direğidir, her şey kayıtla başlar. İşinin ehli ses mühendisleriyle çalışmak da tabii ilk albümünü yapan bir müzisyen için çok önemli bir motivasyon. Kayıtları Ender Balcı ve Umut İsan”la birlikte Flat Production stüdyolarında yaptık.

Albümün mikslerini Tarkan Gözübüyük, Ender Balcı, Murat Bulut, Erim Arkman ve Alp Turaç üstlendi. Mastering de Erim Arkman tarafından yapıldı.
 

gürcan ersoy ile röportaj
 
S: Kayıt esnasında teknik ekipman ve enstrüman olarak hangi cihazlar tercih edildi?

Gürcan Ersoy: Tüm kayıtlar Avid/ Digidesign ProTools HD3 DAW sistem üzerine 24bit 96 kz kayıt edildi. Vokal kayıtlarında Neumann m149 mikrofon ve Neve1073 preamp kullanıldı. Davul kayıtlarında biraz karışık bir setup kullandık; kick için 1adet Shure beta91, 1 adet Shure Beta52, 1 adet Yamaha subkick kullandık. Trampetin üstünde Sennheiser MD441, altında ise MD421 kullandık. Tomlarda Shure Beta98, floor tomda ise Shure sm57 ve Beta56 kullandık. Overhead’lerde Neumann km184, hi hat’te ise Sennheiser e914 kullandık. Room mikrofonlarda ise geniş diyaframlarından dolayı Audio-Technica 3035’i tercih ettik.

Gitar kayıtlarında; Marshall JCM series/ Mesa Boogie triple / Fender Twinreverb (Yavuz çetin’in orijinal kendi amplisi), Sennheiser MD441/MD421, Shure sm57/ Beta56, Audix i5 kullandık. Bas gitar kayıtlarında Manley Tube-DI, Ampeg svplc bas preamp kullandık. Back vokal kayıtlarında ise lead vokallerden ayrışabilmek için Neumann TLM 103 kullanıldı. Bütün bu kaydettiğimiz kanalları SSL Matrix mikserde analog olarak mixledik.

Keyboard kayıtlarını ise daha sıcak bir sound alabilmek için Manley Tube-DI’ı kullandık. Bu yöntemi Mor ve ötesi albümünü kaydederken Tarkan Gözübüyük ile denemiştik. Manley’in sıcak sound’u bu durumda bize yine çok başarılı sonuç verdi. Mixler sırasında outboard fx olarak ise; TC-Electronic M300, M350, Digitech Quadfx kullanıldı.

 

S: Albüm çıkana kadar yaşadığın en büyük zorluklar neler oldu?

Gürcan Ersoy: Teknolojiyle birlikte her ne kadar kolaylaşmış gibi görünse de bu müzik işleri, aslında günümüzün getirdikleri ve yine teknolojinin götürdükleri göz önünde bulundurulduğunda oldukça zorlaştı. Artık bir müzisyen sadece müzik yaparak hayatını sürdüremez durumda, kaldı ki albüm gibi uzun vadeli ve geri dönüşünün net olmadığı bir proje üzerinde çalışıyorsanız, işiniz bir kat daha zor. Bunun sebeplerini sadece korsana bağlamak eksik olur. İşte teknolojinin götürdükleri parantezine, kalitenin düşmesi, bu sebeple dinleyicinin Türk rock müzisyenlerine eskisi kadar ilgi göstermemesi, bize yatırım yapacak prodüktörleri de düşündürüyor ve bu da dolaylı olarak müzisyenlerin özgürlüğünü kısıtlıyor. Sonucunda verimsiz, birbirinin aynı ve giderek alıştığımız işler çıkıyor ortaya. Ben bu konuda kendimi şanslılardan sayabilirim, çünkü son 5 yılımı sadece bu albüme verebildim ve bu kararımda bir gün bile tereddüt etmedim.
 


 
S: Şu anda albümün çıkmasıyla ilgili neler hissediyorsunuz?

Gürcan Ersoy:
Albüm henüz çok yeni. Kasım sonu gibi raflardaki yerini aldı. Dinleyiciyle tanışıyor yavaş yavaş. 13 Aralık’ta Roxy’de albüm tanıtım partimizi yaptık. 8 Şubat”ta Ghetto”da bir albüm tanıtım konserimiz olacak. Onun hazırlıklarına başladık. Dinleyenlerin çok sık rastlamadığı türden bir şov hazırlıyoruz. Ayrıca albümün ikinci klibi “Eski Şehir” de ilk defa o gece görücüye çıkacak. Detayları www.gurcanersoy.com’dan ve facebook.com/GurcanErsoyOfficial adresinden ve twitter.com/gurcanersoycom adreslerinden öğrenebilir dinleyenlerimiz.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here