Ana sayfa Sektörden Röportaj: Gece Yolcuları – Demlenmiş Şarkılar

Röportaj: Gece Yolcuları – Demlenmiş Şarkılar

0

Gece Yolcuları bu kez demlenmiş şarkılarıyla karşımıza çıkıyorlar…ve “Neden” diyerek aşkı ve hayatı en yalın haliyle yaşamaktan neden uzaklaştığımızın sorularını sorup, cevaplarını arıyorlar…
 

Sound: Şarkılarınıza baktığımda bu kez daha derine inen, yeri geldiğinde “Aldatıldık Arkadaş” diyerek kendini eleştiren adamlar var.Bu albüm için daha başka, daha derin sularda yüzmeliyiz mi dediniz?

Edis İlhan: Aslında biz hiçbir zaman sığ sularda yüzmedik. Fakat diğer albümlere oranla haklısın böyle bir konsepti oldu. Bunuda Uğur ile konuşmalarımız, hayatı kendi içimizde sorgulamamız belirledi.Bu aslında bizim 2012- 2013 yılında ki fotoğrafımız oldu ve konseptteki 9 parçada bunu ifade etti.

Uğur Aslantürkoğlu: Bunda galiba beklemekde etkili oldu. çünkü biz ilk defa, birazcık albüm yapma süremizi aştık. Albümü iki yılda yapan bir gruptuk, ilk defa araya 2008 yılında 1 single koyarak bu süreyi aştık. Doğal olarak da 2008″den bu yana bir birikme oldu. Belki demlenme dönemimiz olabilir. Demlendiği zaman şarkılar, eğer dibi tutmazsa çok tatlı, çok güzel şeyler oluşabiliyor.
 


 
S: Bu sefer prodüktör koltuğunda Haluk Kurosman”ı görüyoruz. Yollar nasıl kesişti?

E.İ: Haluk ile biz normal arkadaş boyutunda bir araya geldiğimizde acaba biz bu adamla çalışsak mı diye her seferinde birbirimize sorardık, aynı şekilde Haluk da kendi kendine aynı şeyi sorarmış. Cüneyt, aslında bu bir heyecan albümü. çünkü biz tekrar ilk plak şirketimize döndük, aranjörümüzü değiştirdik, basın danışmamızdan, yanımızda çalışanlara kadar… Ve heyecan insanı ayakta tutan bir şey. Dolayısıyla Haluk ile çalışmak bu heyecanı çoğaltır diye düşündük ve öncesinde bir iki şarkıda çalışarak; karşılıklı birbirimizi tarttığımız bir dönemde oldu. çünkü o sıfır bir grupla çalışmaya alışık ama Gece Yolcuları gibi bilinen bir grupla nasıl çalışır diye düşündük ama baktık ki kimyamız çok iyi tuttu. Bu aynı zamanda iyi bir işbirliğininde başlangıcı oldu. Bu arada özer Dönerkaya var, onu da unutmayalım. O da çok iyi bir müzisyen ve projemizde prodüktör yardımcısı olarak çok başarılı bir iş ortaya çıkardı.

U.A.: Haluk ve özer ile olan birlikteliğin müziğimize yansıyan çok doğru teknikkısımları da var. Zaman içinde Gece Yolcuları müziğinde çok eksikliğini hissettiğimiz bazı şeyleri bu albümde Haluk ve özer sayesinde fazlasıyla tamamladık.

 

S: Kayıt öncesi ve sonrası nasıl bir süreçti? Düzenlemeler ve besteler nasıl şekillendi?

U.A:
Stüdyo öncesi döneminde kendimize şöyle bir baktık ki bir şey eksik ve eski keyfimizi üretkenliğimizi bulamıyoruz. Edis ile şöyle düşündük; “Stüdyomuz var, elimizde inanılmaz teknik imkanlarımız var ama ilk başlarda bunlar yoktu” dedik ve bizim güzel şarkılara ihtiyacımız var diyerek amatör günlerimizde ki gibi elimize gitarı alarak şehirden uzaklaştık.

E.İ:
Zekeriyaköy”de ormanın içinde 15-20 günlüğüne bir ev kiraladık.

U.A:
En önemlisi biz oraya albüm kaydetmeye gitmedik, ruhumuzu dinlemeye gittik, ama kendimizi tanıdığımızdan biliyoruz ki illa yeni şarkılarda çıkacak.
 

 
E.İ: Birkaç gün tabiat sesleri kaydediyoruz, onları heyecanla dinliyoruz falan tabii ki bir süre sonra şarkıları çağırdığımızdan dolayı şarkılar çok gecikmeden gelmeye başladı.

U.A:
Şarkılar çıkmaya başlayınca; bu demlenme kısmında bir yandannasıl bir hayat sorguladığımızda ortaya çıktı ve kendimize döndük “Biz öze dönmedik mi, döndük, hayatda öze dönüldüğü zaman keyif alınan bir oyun değil mi” dedik. Ve albümün konsepti o an; kendi kendine oluştu.Kısacası bu albüm kendi özümüzü dinlediğimiz ve hayattan kaybettiklerimizi tekrar geri çağırdığımız bir zaman dilimiydi. Şarkıları nasıl aranje edeceğiz diye düşünmeye başladığımızda Haluk ile konuşmaya başladık o da bize o dönem özer”i önerdi ve böylece çalışmaya başladık. İs disiplini konusunda Türkiye”de kendimizi çok gıcık insanlar olarak bilirdik ama Haluk ve özer ile çalışmaya başlayınca gördük ki bizden hiçbir farkları yok. çalışma açısından birbirine benzeyen adamlar olunca sonuç olarak topluca içimize sinen nefis bir iş çıkardık.

 

S: Kayıt süresince sizi en çok zorlayan şarkı hangisi oldu ve neden?

E.İ:
“Zaman Geçse de” diyebilirim. Albüme ilk dahil olan şarkıydı. Geçen sene üzerine çalışılmış bir besteydi ve haliyle o dönem albümün konsepti belli değildi. O şarkıya çok önceden bir iskelet verilmiş, bir fon oluşturulmuş ama diğer yandan albüm öyle bir yere gelmiş ki; hepsine bütünsel bir şekilde bakmak istiyorsunuz ve geriye döndüğünüz de ilk parça muhakkak eksik kalıyor. İlk yapılan şarkı olması ve bütünsellik arz etmesi açısından uğraştırdı.

U.A:
Ee bir de teknik ile ilgili de değişiklik yapmak da zorunda kaldık, İlk parça olduğu için atıyorum “Zaman Geçse de” yi bir mikrofonla kaydetmişiz ama sonra “Yarım ve Yalnız” adlı şarkımızda inanılmaz bir vokal kaydı almışız ve diyoruz ki “Zaman Geçse de” ye tekrar dönelim ve böylece üzerine daha eğildiğimiz bir şarkı oldu ve en güzeli belki de o şarkı oldu.
 

 
S: Yola çıktığınız ilk andan beri sizin müziğinizde Türk müziği enstrümanları var ama bu kez daha çok hissediliyor. Yeni albümde Türk müziği enstrümanları grubun elemanı gibi olmuş, bu prodüktörünüz Haluk Kurosman”nın teklifimiydi yoksa sizin isteğiniz mi?

U.A:
Bundan hiç gocunmam bu daha çok Haluk Kurosman”nın tadı ve etkisidir.
Haluk bu işin erbabı ve mecrayı bulduğu zaman bunu çok daha güzel yapıyor ve Gece Yolcuları onun için bu mecrayı iyi uygulayacağı bir alan; işte bu anda bizim için hem dünyanın en zevkli süreci başlarken, bir yandan da en riskli zamanı başladı. Sonuçta Türk müziğinin etkisinin daha çok olmasıyla; ortaya çıkan sound, hem bizi hem de Haluk Kurosman”ı çok mutlu etti.

 

S: 2006 yılında sözleri Münir Ebcioğlu”na ait “Seninle Bir Dakika” adlı ilk Eurovision şarkımızı coverlamıştınız. Şimdi son albümde yine sözleri Münir Ebcioğlu imzalı “Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar” adlı kült Türk müziği şarkısını söylüyorsunuz. Söz yazarı olarak Münir Ebcioğlu”nun şarkılarını söylemek bilinçli bir tercih mi yoksa tesadüf mü sizi buluşturdu?

E.İ:
Tamamen tesadüf aslında.

U.A:
Demek ki Münir Ebcioğlu”nun şarkılarını seviyoruz.Tesadüf bile olsa bir sürü şarkı arasında algıda seçicilik, “ne güzel sözler” diyerek o şarkıyı çalmaya başlıyorsunuz. Teoman Alpay harika bir beste yapmış Münir abi de ona nefis sözler yazmış. Demek ki onun şarkılarını seviyormuşuz.Cover şarkı yapmak aslında bizim önemli taraflarımızdan biri ve biz bunu asla yadsımıyoruz. Ama cover hiçbir zaman bizim manifestomuzun tepesinde olmadı.Her zaman en büyük hayalimiz Türkiye beste havuzuna iyi ve doğru şarkılar kazandırmak ama diğer yandan cover”lar da bizim en keyif aldığımız anlar.
 

 
S: Albüm kaydında olmazsa olmaz dediğiniz ekipmanlarınız ve enstrümanlarınız neler oldu?

E.İ:
Haluk Kurosman”nın stüdyosuna gittiğimiz de onun yıllardır kullandığı bir set up”ıvardı; yıllardır kullandığı ses kartı, pre amfileri, mikrofonları, odasında kullandığı gitar amfileri… Fakat kayıtlar ilerledikçe özellikle yazın ortalarına doğru ekipman yenilemesine girdi. Bu durumda bizim için farklı ve özel bir durum oluşturdu. Ne oldu mesela?Neumann mikrofon efsanedir ve hepimiz kullanırız, Neumann mikrofonun en iyisini almak istedi ve en sonunda no markanın tüplüsüne karar verdik. Fakat bunu kullanmaya karar vermemizin dışında aynı zamanda pre amfilerimizde de değişiklik yapmaya karar verdik. Tüplü mikrofon kullanıyorsak tüpsüz pre amfi ile benim sesimi kaydetme durumu ortaya çıktı. Şimdidiğer albümlerimize baktığımda benim sesimi kaydetme konusunda çok iyi bir iş ortaya çıktığını görüyorum. Bununla beraber digital analog ve analog digital dönüştürücülerimizi de değiştirdik. Vox amfi kullandık. Bunlar bizim parametrelerimizi öyle geliştirdi ki, böylece en iyi sesi bulma yolunda güzel bir yol katetmeye başladık.

 

S: Miks ve mastering için kimlerle çalıştınız?

E.İ:
Miks”de Haluk Kurosman ile çalıştık ve mastering olarak Amerika”da yine Haluk Kurosman”nın daha önce çalıştığı ama her şeyden önemlisi bizim müziğimize aşina bir isimle çalıştık. İsim verecek olursak Steve Fallone ile çalıştık. Sonuç olarakçok iyi mastering yapıldı.

S: Bu albümü bir insana benzetirseniz, sizce nasıl biri olurdu?

E.İ:
Bence günümüz İstanbul”unda yaşayan heyecanlı, genç bir adam olurdu. Arena”da Beyonce konserine giderken, bir yandan Nevizade”deud sesi eşliğinde bir şeyler içebilirdi.

U.A:
Buİstanbul”lu delikanlı ne istediğini bilen ve kesinlikle ayakları çok yere basan biri olurdu yani hangi semte gideceğini, nerede ne yeneceğini çok iyi bilen biri olurdu.
 


 
S: Olgunlaşan şarkı sözleriniz ve müziğiniz dışında bu kez görsel olarak bir değişim söz konusu, profesyonel bir yardım aldınız ve Buse Terim ile stil çalışması yaptınız. Buse Terim ile yollar nasıl kesişti?

U.A: Bizim baştan beri bir isteğimiz vardı, bu klipten, kartonet fotoğrafına, basına dağıtacağımız fotoğraflara kadar bir bütünlük olsun ve bu albümün renklerini doğru yansıtsın diye düşündüğümüzde aklımıza gelen birkaç isimden biri Buse Terim oldu. Ayrıca Buse”yi bizim ilk çıkış anımızda ki halimize çok benzettik. İnanılmaz yetenekli, inanılmaz heyecanlı ve ne yazık ki inanılmaz derecede eleştiriliyor. Böyle bir bağ oluştu aramızda, bu arada biz bunları ona hiç anlatmadık dolayısıyla onunla ilgili bu tespitlerimizi hiç bilmiyor. Onun genç bir ekibi var ve bizimle ilgili bir hafta süren bir çalışma yaptılar. Sonuç olarak kendimizi rahat hissettiğimiz kıyafetler içinde çok keyifli bir çalışma yaptık. Kendisine buradan da bir kez daha teşekkür ederiz.

 

S: Siz bu piyasada en çok neye sinir oluyorsunuz? Kendinizi hangi konumda görüyorsunuz, piyasanın neresinde duruyorsunuz?

E.İ: Dürüst olmak gerekirse bazı insanların kendi fildişi kuleleri var ve bunu kaybetmek istemedikleri için bazen genç arkadaşların yolun başında bile tekrar farkedilmeden piyasadan yok olup gitmelerine çok uyuz oluyorum.

U.A: Kendimizi nerede görüyoruz diye soruyorsan “Neden” albümü ile ilgili olarak; “Gece Yolcuları” müziğinin ulaştığı en doğru, en yelkenleri dolu, en üst noktada hissediyoruz ve kulvarımızı biz yarattık, günümüzde bu kulvardan bizim yolumuzdan yürüyen bir çok genç rock grubu var. Zamanında bu kulvarın tek insanıydık, şimdi bu kulvarda yürüyen kardeşlerimiz, arkadaşlarımız var. Şimdi bu tarza hep birlikte devam edeceğiz.
 


 
S: Prodüksiyon sürecinde grup olarak yaşadığınız en büyük kriz anı neydi? Ve de en büyük ortak mutluluğunuz?

E.İ: çok büyük bir kriz anı yaşanmadı belki cover şarkımızın varislerini bulma açısından sıkıntı yaşandı diyebilirim.

U.A: Haluk ve özer o kadar titiz ki; ben onlara arkalarında kanıt bırakmayan adamlar diyorum, hatta kriz yaşandıysa bile bize asla yansıtmamışlardır. Ortak mutluluk dersek; bence en büyük ortak mutluluk, şarkılarımızın tamamının Gece Yolcuları parçaları haline geldiğini gördüğümüz ve buna ikna olduğumuz andır.

S: Son olarak bu albümü bir seyahat olarak düşünürsek, yolculuk nasıl geçti ve daha nerelere gidecek?

E.İ: (Gülerek şöyle devam ediyorlar) Yolculuk bizde asla bitmez. Albümler hancı biz yolcuyuzdur.Bu albümle yine bir handa konakladık mola veriyoruz ama yolumuz uzun.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here