Ana sayfa Sektörden Röportaj: Dünyada İlk Defa! 30+ Symphony

Röportaj: Dünyada İlk Defa! 30+ Symphony

0

Dünyada ilk defa 90 metrelik bir yüzeyde 3D videomapping teknolojisi ve surround ses sistemi İstanbul”da uygulandı. Biz de detayları Effective Stüdyoları’ndan ayn zamanda değerli yazarlarımızdan olan Tuğfan Dağtekin’e sorduk..
 

S: 30+ Symphony konseptini anlatabilir misiniz? Fikir nasıl oluştu, amacı ve hedef kitlesi neydi?

Tufan Dağtekin: 30+ aslında iki yıldır Türkiye”de organize ettiğimiz bir parti konsepti. Sadece 30 yaş ve üzerinin katılabildiği, içerideki müzik ve aktivitelerde yine bu yaş grubuna hitap ettiğimiz bir konsept. 30+ Kapalı bir grup, listede olmayanlar partiye katılamıyorlar, şu an 1500 kişiyi geçkin üyemiz var.
 

symphony
 
Her 30+ partisinde farklı bir konsept uyguluyoruz „30+ Symphony” ise son partide uyguladığımız ve teknojik desteği bir hayli fazla olan bir konsept. Bu parti için Hi-Fi müzik seti üreten bir firma (philips) sponsor oldu. Yoksa yüksek maliyet rakamlarından dolayı gerçekleştiremeyebilirdik. Genel olarak 30+”ın amacı, müzik, eğlence ve aynı zevkleri paylaşan insanların güzel bir gece geçirmesi ama bu sefer geceye sanatsal ve aynı zamanda parti ortamında sergilenebilecek bir aktivite daha katmak istedik. Başlangıçta neler yapabileceğimizi düşündük, bildiğimiz görüntü ve ses teknolojilerini nasıl kullanabiliriz ona baktık. Sadece ses ve görüntü sistemini kullanmanın yanı sıra bunu alışılmış çerçeveden çıkarmak istedik. Yapılan herşey 90 metre uzunluğunda ve 7 metre yüksekliğinde bir perdede 3D Video Mapping teknolojisi kullanılarak gösterilmek için tasarlandı. Organizasyon, Santral İstanbul”daki Enerji Müzesi”nde gerçekleşti. Proje için harika bir yerdi hem çok büyük hem de tavanı çok yüksekti. Planımız partinin ruhuna uygun mümkün olduğunca klasik müzik ögelerini barındıran bir parça bestelemek ve daha sonra bir videoklip çekmekti. Ama tüm bu prodüksiyon 7×90 metrelik bir ekranda gösterilecek şekilde ve surround ses düzeninde tasarlanacaktı. Bu şekilde bir gösteri dünyada ilk defa gerçekleşiyordu, bu nedenle Avrupa”dan oldukça geniş ilgi gördü. Hollanda”dan Philips”in CEO’ ları özellikle gelip izlediler.

 

S: Hazırlama aşamalarında neler yapıldı, nasıl bir süreçten geçildi?

Tufan Dağtekin: Hazırlıklar sırasında oldukça hızlı ve stresli bir süreçten geçtik. Bu iş için kalabalık bir ekip çalıştı. Müzik için Effective Stüdyoları ve Murat Sever filmin prodüksiyonu, animasyonlar ve çekimler için Yönetmen Necati Demircan, bahsettiğim özel teknik için Visio-Vox”dan Bülent Tunçay ve ekibi, organizasyon için ?ebnem Tunçay ve Esra Koraltan , tüm operasyona asist eden Merve özkan ve önder ?ahin,kostüm tasarımlarını ise moda dünyasının önemli ismi Hatice Gökçe yaptı. Set fotoğraflarını Flu Foto çekti ve daha sonra bunlardan harika bir sahne arkası videosu oluştu. Bunlar projeye katkıda bulunanlardan bazıları. Gerek videodaki müzisyen oyuncular gerekse set ekibi olsun toplamda yaklaşık 80 kişi canla başla bizimle çalıştı. özellikle Enerji Müzesi’nin tavanına 90 metrelik perdeyi monte etmek zor bir süreçti.

İlk önce beste üzerinde uzun süre çalıştık, oldukça yetenekli bir pianist Murat Sever beste yapılırken baştan sonra benim isteklerime katlandı. Müzik burada normal bir beste sisteminde olmamalıydı çünkü ekranda görüntü nerde beliriyorsa ses de oradan gelecekti, dolayısı ile mümkün olduğunca enstrümanlar perdede sahnede tek başına görünmeleri gerekiyordu. Seyircilerin bakışları çok abartmadan müzenin duvarlarında dolaşmalıydı. Mesela bir köşeden flüt sesi gelirken diğer köşeden keman sesi gelmeliydi, bu görüntüler arasında bazen 50 metre olacaktı. Biz beste üzerinde çalışırken aynı zamanda Yönetmenimiz Necati Demircan ile devamla projeyi değerlendiriyor ve video klip için çizimler yapıyorduk. Aynı zamanda Bülent Tunçay ile devamlı görüntü ve ses tekniği için koordine halindeydik. Sonuçta daha önce hiç uygulanmamış bir projeydi ve herkes hayal gücünü zorluyordu. Aynı zamanda oyuncu seçmeleri yapıldı bir çok müzisyen ve cast içerisinden 4 kişi seçtik. Bunlar çello, keman , flüt ve kontrabass çalacaklardı. Cast seçimlerini Hatice Gökçe ile birlikte yaptık.
 

30+ symphony
 
S: En çok hangi aşamada zorlanıldı?

Tufan Dağtekin: Sanırım en çok beste aşamasında zorlandık çünkü besteyi yaparken hem perde düzenini düşünüyorduk hem de video klibin bu büyük perde üzerindeki dağılımını… Yani besteyi düşünürken aynı zamanda tüm projeyi gözümde canlandırıyordum. Bu aşamada Murat Sever sanatsal olarak oldukça zor bir görev üstlendi. Daha sonra vide klip çekimine geçtik. Bir gün boyunca herkes setteydi. Bu süreçte Elif Sevtap Gürbey ve Deniz Metin bize film ekipmanı ve tekniği olarak büyük destek sağladılar, video çekimlerinde tüm oyuncular 30+ Symphony bestesindeki enstrümanları çaldılar. Sete bir stüdyo kurduk ve sanatçılar Cubase proje ekranından müziğin matematiğini görerek çaldılar.

 

S: Yapılan ses tasarımının inceliklerini öğrenebilir miyiz?

Tufan Dağtekin: Burada önce video klibi hayal ederek müziği biçimlendirdik. Daha sonra bu sistemi bozmadan müzik üzerinde çalıştık. Klasik müzik ortamına mümkün olduğunca yakın kalmak için çok fazla enstrüman kullanmadık. Aslında biraz oda orkestrası gibi oldu. Flüt, keman, çelo, kontrbas ve piyano. Mümkün olduğunca bu enstrümanları yalnız kullanmaya çalıştık. Böylece surround ses sisteminin ihtişamı ortaya çıkacaktı. Surround ortamında seyirciler sanki orkestranın içinde gibi olacaklardı. Parçanın sonuna doğru ekranda tüm enstrümanlar ortaya yani piyanonun yanına doğru hareket ederek geleceklerdi. Tabi ki sesleri de onlarla birlikte hareket edecek ve ortada ekranda stereo ses düzenine geçilecekti, böylece orkestra seyircilerin önünde konuşlanmış olacaktı yani konser ortamı sağlanacaktı. Bu nedenle görüntü olmadan müziği dinlediğinizde bazen tuhaf gelebilir.
 

tufan dağtekin
 
S: Hangi efektler kullanıldı?

Tufan Dağtekin: Aslında burada çok fazla efekt kullanmadık çünkü hem klasik enstrümanlar vardı hem de enerji müzesinin akustiği oldukça zor bir durumdu. Sadece seslerin tonlarını birbirine yaklaştırmak için EQ ve çeşitli dinamikler kullandık. Efekt olarak Steinberg REVerence ve mastering’de Steinberg dinamiklerinin yanı sıra Flux Audio’dan Syrah kullandım.

S:
Tüm ekipman detayları ve yapış sürecini öğrenebilir miyiz?

Tufan Dağtekin: Tüm müzik prodüksiyonu Cubase 5 ortamında gerçekleştirildi. VST olarak keman için Kontakt 4 session strings, piyano ve flüt için Halion 3 ve kontrbas için Trillian kullanıldı . Dinamiklerde Steinberg Limiter ve kompresörlerin yanı sıra Flux Auido plug-in’leri kullanıldı. Stereo mix ve prodüksiyonda Presonus studio Live 24 kullanıldı. Surround mix için M-Audio Fast Track Ultra interface kullanıldı.

 

S: Video prodüksiyonu hakkında da bilgilendirebilir misiniz?

Tufan Dağtekin: Video Prodüksiyonunda kamera olarak Red One kullanıldı ve tüm video greenbox”da çekildi. Tüm sanatçılar uçan bir platformun üzerine yerleştirildi. Piyano ise tamamen 3D animasyondu. Animasyonlar için 3D max ve AfterFX programları kullanıldı. çözünürlük 5000 pikselin üzerinde olduğu için normal montaj programlarını ve günlük video formatlarını kullanamadık.

Gösteride teknik olarak tüm yapı Watchout sisteminden yürütüldü. 5 adet Christie 15.000 ANSI projeksiyon kullanıldı. 10 adet Yamaha MSR hoparlörler ve Boose subwoofer kullanıldı. Filmi perdelere göre 4 ayrı sahneye böldük. Her perdedeki görüntü ayrı bir projeksiyon grubundan geliyordu ve bu görüntüler için ayrı ayrı bilgisayarlar kullanıldı. Filmi olduğu gibi surround kanallarını da ayrı ayrı bu şekilde böldük ve videoların olduğu bilgisayarlara dağıttık yani gelen görüntü hangi bilgisayardan oynatılıyorsa ses de o bilgisayardan geliyordu. Senkronizasyonu böyle sağladık.
 

tufan dağtekin röportaj
 
S: Surround sistemde çalışmak nasıl bir süreçti,detaylandırabilir misiniz?

Tufan Dağtekin: Exclusive bir proje olduğu için başta oturtmakta zorlandık ama bir süre sonra sistem ortaya çıktı ve buna göre ilerledik. Hayatımda yaptığım en eğlenceli işlerden birisiydi diyebilirim. Bestenin ana kısmını stereo düzende yaptık, ama planını zaten surround için yapmıştık. Beste bittiktkten sonra surround mix”e geçtik. Genelde önce film yapılır sonra müzik. Bu sefer biz önce müziği yaptık daha sonra video buna göre kurgulandı. Cubase5 surround opsiyonu ile mixi gerçekleştirdik ama hareketli bir video olacağından mix durağan değildi yani enstrümanlar ekranda devamlı hareket edecekti. Yani surround mix’de otomasyon dolu bir setup ortaya çıktı. Böyle bir çalışmada çok titiz ve düzenli olmalısınız yoksa çok çabuk kontrolü kaybedebilirsiniz çünkü 5 enstrümanınız var ve hepsi senkron olarak surround düzende hareket ediyorlar. Bir kanalın isimlendirmesini bile unutursanız ileride sorun olabilir.

 

S: Ses ve görüntüyü uyumlandırma sürecini öğrenebilir miyiz?

Tufan Dağtekin: Görüntü senaryosu aslında surround mix esnasında yazıldı. Mix esnasında aynı zamanda aklımda görüntülerin de nerede olduğunu tasarlıyordum, ancak video editini yapacak olan aynı zamanda Yönetmen Necati Demircan bunu nereden bilecekti? Tüm çalışmam esnasında yanımda olmasına imkan yoktu. Bende surround panner pencerelerini ekranda videodaki sanatçılar gibi açtım ve parçanın çalma anında ekranı capture ettim. Bu sayede yönetmen için harika bir storyboard çıkmıştı. Video edit esnasında bu ekranlara bakarak hangi enstrümanın nerede durması gerektiğini kolayca anladılar.
 


 
S: Bu videoyu izleyebileceğimiz bir yer var mı?

Tufan Dağtekin: Bu gece için tasarlanan 30+ symphony sıradışı bir perde için yapıldığından bunu normal bir ekranda seyretmek imkansız bu nedenle herkesin sıradan bir ekran ve stereo ses sisteminde seyredebileceği bir versiyon yaptık, bununla birlikte kamera arkası görüntüleri ve geceden görüntüleri www.vimeo.com/channels/efective adresinden seyredebilirsiniz.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here