Ana sayfa Sektörden Röportaj: Direc-t: Son Ağaç

Röportaj: Direc-t: Son Ağaç

0

Direc-t grubu (Bilge Kösebalaban, özgür Peştimalci, Alex Tintaru) Rus Kozmonotları ve Olympos’un ardından yıllardır beklenen üçüncü albümleri “Son Ağaç” ile geri döndü…
 

S: Albümünüzün kayıt süreci öncesinde demo aşamasında neler yaşandı?

D: öncelikle, parçayı besteleyen hangimizse, diğerlerine kısaca gösteriyor. Ardından çok az bir provayla parça oturtuluyor. Coverlar-kaplamalar da keza aynen stüdyoda pek az bir prova ile trafik olarak oturtuluyor. Sonra canlı bir demo kaydı alınıyor. Bu albümde farklı olarak özgür önce Cubase’te davul yazdı. Sonra her şey üstüne canlı çalındı. ilk 4-5 parçalık bir demosunu öyle yaptık. Sonra canlı kayıt olarak provaları aldık.
 

direc-t
 
S: Kayıt sürecinden bahsedebilir miyiz? Hangi stüdyoda, hangi koşullar altında kayıt yapıldı?

D: Kayıtlar ilk olarak 911’de başladı Barış Kırımşelioğlu ve asistanı Kubilay Kapsız davul,bas,ksilafon ve akordeonu aldılar. Bu stüdyo kapanınca kayıtların devamı için stüdyo arayışlarımız başladı. Ardından kısa bir süreliğine Mecidiyeköy’de cingıl kaydeden bir stüdyoya amfileri kurup konser tonamaisterimiz Serhat Deniz ile gitarları almaya başladık ama üst komşular sese dayanamayınca biz de Kadıköy barlar sokağında dostumuz Emre Atılgan’ın stüdyosu Kamuflaj’ın eski yerinde kayda devam ettik. Burda gitarlar, perküsyon, çello, mızıka alındı. Sonra dostumuz Mehmet Sungur’un modadaki odasında da onun ekipmanıyla kemanı aldık. Bu arada Yayınlanmamış İngilizce albümümüz için kaydedilmiş 20 ways’i ve Türkçe’sini bu albüme ekledik.

 

S: Provalarda en çok neye dikkat ediyorsunuz? Grubunuz nasıl hazırlanıyor?

D: Açıkçası Alex ile çaldığımızda konserler için neredeyse hiç prova yapmıyoruz. Ama şu sıralar Alex Moldova’da ve Kurban’dan Kerem Tüzün ve Kung-Fu’dan Alp Okcu ile prova yapıyoruz. En çok dikkat ettiğimiz şey gereksiz nota israfı. O yüzden parçalar fazla uzun olamıyor. Biz sıkılırsak parçadan seyirci de sıkılır. Gereksiz tekrarlardan kaçınıyoruz. önemli olan müzik bizde, sözler 2. planda. O yüzden parçaların stüdyoda oturtulmasında “oldu” dediğimiz an çok önemlidir.

S: Direc-t farklı bir sound’a ve espri anlayışına sahip. Bu albümün sound’unda diğer albümlerinize göre ne farklar var?

D: Bu sefer sadece üçümüzün prodükte ettiği bir albüm oldu. Bir de ilk ikisine göre beraber çok fazla çaldık. Bu yüzden albüm daha oturmuş bir grup sesi içeriyor. Ama klişe olmasın en iyi albümümüz diye. Her albüm kendi tadında güzeldi. Bu albümde biraz daha alternatif yanımızı ortaya çıkarttık. özellikle de “3 Maymun”, “Yoksun”,”Kaçamam” parçalarında.
 

son ağaç
 
S: Grupta kim kimin hangi huyunu sevmez? En çok kavga müzikal anlamda neden çıkar?

D: Alex çok suskundur, genelde davul ve vokal kavga eder. Alex’in nötr kalması da sinirleri iyice gerer. İlk ben gelirim her yere(Bilge),karşıdan bile. Ama ikisi hep geç kalır. Grup işi çok zordur. Hele emeklerinin karşılığının 1000de 1’ini alamadıysan sinirlerin gerilmesi çok daha kolaydır.

S: Türk müzik piyasasında en sevmediğiniz şey nedir?

D: Grupların emeklerinin karşılığını alamaması ve rock ‘a medyanın yer ayırmaması. Yanlış müziklerin çok pohpohlanması ve çok gösterildiği için de “iyi” olanın o olduğu düşünülmesi. “Kral çıplak” diyemeyen bir sistem…

 

S: Fatih ürek cover’lama fikri nasıl aklınıza geldi? Ne tür tepkiler alacağınızı düşünüyorsunuz?

D: Bu zatan 4 senedir seyirciden konserlerde.inanılmaz tepki alıyordu ve çok keyifli bir cover oldu. Kesinlikle albümde olmalıydı. Böylece bu müziği dinlemeyen kitlelere de ulaşacağız.

S: Canlı performanslarda nasıl bir sistem kuruyorsunuz? Soundcheck”te neler oluyor?

D: Sonuçta minimal bir grubuz. Seste en kolay grubuz sanırım. öyle ahım şahım istekler yok ama Anadolu barlarında isteneni bulmak zor tabii. Bir davul mikrofon seti mesela çok zor. Gitar amfisi bile çoğu zaman başka yerlerden zar zor geliyor. Sahnede üçgeniz biz. Davul arka orta, bas sağ ve vokal solda. Alt yapı kullanmıyoruz.

S: Miks ve mastering için kimle çalıştınız?

D: Miksi 3K1A’da Ercüment Subaşı yaptı. Mastering’i ise Black Dog Mastering’den Andy Bartow yaptı.

Kayıtlarda Neler Oldu…

Davul, bas, ksilafon ve akordeonu kaydeden Barış Kırımşelioğlu anlatıyor:

Barış Kırımşelioğlu: Yazılım olarak Cubase 4.0 kullandık… Mindprint MK II Envoice preamp ve RME Octamic 4 kanal mic pre kullandık. Diğer 4 kanalı da kullandığımız ses kartı olan RME Fireface 800′ ün 4 kanal preamp’ından kullandık. Compresor olarak Waves’in klasik compressor’lerini kullandık. Herhangi bir analog kompresör kullanmadık. Monitörlerimiz ADAM orta alan serisinden p 33 monitörlerdi. Nedenine gelince elimizde bunlar vardı:) RME ses kartı ve mindprint takıntım var…Orta alan monitörde ADAM’dan iyisi zaten yok.. Cubase her zaman candır. No Protools!

Davul DW idi. Gitarlar Jackson Surfcaster, Squier Jagmaster, Eko Vintage, Yamaha Dave Navarro signature akustik gitar, Gibson Firebird, Gretch silver jet ve Fender American Telecaster’dı. Bas da 5 telli Fender American Jazz Bass idi. Bas amfisi olarak Ampeg Portaflex kullandık. Ayrıca keman, çello, bağlama, akordeon, ksilafon, mızıka, klavye ve tef çalındı kayıtta.

 

Mikrofonlama sırasında overhead’ler A B şeklinde yapıldı. çok sert olmayan davul tonlarında genelde A B tercihimdir. Bunun dışında trampete 2, altolara 1’er Shure SM 57 ile destek yapıldı..AKG kick mikrofonu kullandık çünkü istenen guplu tonları en iyi veren mikrofondur. Overhead’ler de AKG idi. Bas mikrofonlamasını 3 kanal yaptık. 1 kanal line desteği kaydı yaparken bir kanal AKG kick mikrofonu ile daha bas tonları Shure SM 57 ile de daha mid tonlarını ayırt etmek amacı ile bu ayarları yaptık. Ksilofon ve akordiyon kayıtlarında ise Rode NT 2 A mikrofonlar kullandık. Ksilofonda A B mikrofonlama ile 2 adet Rode akordiyonu ise tek Rode NT2 A ile aldık.

“Bana Ne”de çocuk vokalleri Dorian’ın stüdyosunda İlkin, Mehmet ve Bilge tarafında kaydedildi. Kemanlar da Mehmet Sungur’un kendi evinde Serhat Deniz tarafından kaydedildi. Vokaller, gitarlar, bağlama, perküsyon da Kamuflaj’da yine Serhat Deniz tarafından kaydedildi.

Ayrıntıları ondan alıyoruz:

Serhat Deniz: Kadıköy Kamuflaj stüdyolarında yapılan gitar, vokal kayıtlarında RME Fireface800 ses kartı Presonus preamp ve Yamaha o1v mix desk, Akg c414, Shure SM57, Beta57, Genelec 8040 referans monitörleri ile yapıldı. Kayıt sırasında Steinberg Nuendo programını kullandık. Miksler ise ProTools üzerinde yapıldı. Converter olarak Lynxx Aurora, preamp olarak da TL Audio ve Apogee RME kullandık. Kayıtta mikrofon seçimine dikkat ederiz. Mesela Bilge’yi kaydederken Rode nt2 ve onun altında Shure SM 57 koyduk çünkü şarkı içindeki nüansları ve ayrıntıların hiçbir kısmını kaçırmak istemiyorduk.

Gitar kayıtlarına başladığımızda odanını akustiği başta bizi çok yanıltıyordu. Bu yüzden yaklaşık 3 4 saat kadar mikrofonlama ile uğraştık. Off axis olan bir c 414 ve on center olan bir Shure SM57 ile son şeklini aldı mikrofonlama. Başta 2 Rode NT 5 ile xy ve Shure SM57 ile sadece on center denedik fakat high midlerdekı fazlalık şarkı içinde bizi çok rahatsız etti. Ayrıca başta da bahsettiğim gibi stüdyonun içindeki akustik bizi yanılttığı için amfinin etrafını kendimizin ürettiği akustik bloklarla çevirerek odanın içinde oda gibi amfinin daha az yansıyacağı bir alan oluşturduk ve kayıt etmeye başladık. Gitar amfisi Marshall JCM 800 kullandık.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here