Ana sayfa Sektörden Röportaj: Birsen Tezer: Zamansız Coğrafyanın Çığlığı

Röportaj: Birsen Tezer: Zamansız Coğrafyanın Çığlığı

0

Onun sesi ve şarkıları zamansız bir coğrafyanın çığlığı gibi… Şarkıları kimi zaman kırılgan bir çocuğun ağıtı, kimi zamansa efeler gibi güçlü… Karşınızda Birsen Tezer
 

S: Sesiniz, şarkılarınız dinleyicinin kendiyle yüzleşmesini ve sonunda huzura yelken açmasını sağlıyor. Sizde de şarkı söylerken bir huzura yelken açma hissi oluyor mu?
B.T.: Olmaz mı? Sahnede şarkılarla yaşadığım her an, yeni bir keşfediş kendimi, bazen çocukluğumda bıraktığım bir duyguyu, bazen anda kaybettiklerimi hatırlamak biraz gelecekten kaçmayı becerebilmek… Ama şarkıyı söylerken değil de nihayetinde yakalıyorum o iç huzurunu… Aksettirdiğim duyguların karşılığını ararken dinleyen gözlerde…
 

 
S: Cihan sonrası “”İkinci Cihan”” çıkartması diyeceğimiz albümünüzde yine müzisyen arkadaşlarınızla ortak melodilere ses nefes veriyorsunuz. Bu kez kemikleşmiş takımın dışında başka müzisyenler de var; kimlerle çalıştınız?
B.T.: Aslında “”kemikleşmiş”” takım demeyelim de yolculuğun bir kısmında ortak duygu ve bilgiyle birbirimizi yakalamak diyelim biz bu birlikteliğe. Hayat bu sonuçta. Dostluklar, arkadaşlıklar, sevgililikler dahi sonsuza kadar aynı düzlemde kalamıyor. İnsanlar değişken varlıklar, denk düşülen anları değerlendirmek lazım. Daha önceki albümden Tunç öndemir ve Emre Tankal ile yolculuğumuz devam ederken, birlikte müzik yapmayı hala tatmin edici buluyorken, Gürol Ağırbaş ve Derin Bayhan ile karşılaştık ve birbirimize el uzattık bu albümde. Umduğumuz gibi kanımız o kadar uydu ki birbirimizden beslenip daha zenginleşebildik, yepyeni şeyler öğrendik hem müzik hem hayat adına birbirimizden. Sonrasında müziğimize diğer dostlarımız da katıldı sağ olsunlar. Akın Eldes, Bülent Ortaçgil, Birol Ağırbaş, Erkan Oğur, İlhan Şeşen, Sibel Köse, Tarık Aslan, özer Arkun.

S:Kayıt süresince sizi ve ekibinizi zorlayan bir şarkı var mı?
B.T.: “”Kuş Masalı”” zorladı biraz bizi, defalarca albümden çıkarıp çıkarmama arasında kaldık. Bir yandan sözlerinin içinde geçen “”ayıp”” kelimenin hissedilip yazıldığı gibi kalması konusu düşündürdü, bir yandan şarkının formundan emin olamamak gibi detaylar. Ama çıkan buydu ve ben seviyordum o şarkıyı, yine içimden geçen sese sığınıp vazgeçmedim.

 

S: Miks ve mastering için kimlerle çalıştınız?
B.T.: Albüm kaydını zaten Arıkan Sırakaya”nın stüdyosunda yapıyorduk Gürol”un fikriyle. Başından beri bizimle aynı titizlikle kayıtları değerlendiren, müzisyenliğine ve deneyimlerine zaten çok güvendiğimiz Arıkan”ın miksleri yapma konusunda hem fikir olduk. çok da memnun kaldık sonuçtan. Sonrasında zaten birçok albümün masteringini yapma konusunda işinin ehli Cem Büyükuzun devraldı albümü.

S: Prodüksiyona son anda bir şarkı dahil olur ve o şarkı albümün uğuru olur; var mı böyle albümün uğuru diyebileceğiniz bir şarkı?
B.T.: Hakikaten öyle bir şey var galiba. Arı Maya son anda geldi mesela. üç sene önce Samsun”da filizlenen bir melodiyken bir anda sözü ve müziği ile tamamlandı kafamda. “”Cihan”” albümünde de Erkan Oğur bestesi “”Bilsen”” sözleriyle gelmişti son dakikada.
 


 
S: 90″larda yanılmıyorsam konservatuvardan arkadaşlarınızla “Altın Kızlar” grubu olarak Türk musikisi şarkıları söylüyordunuz; ileride sadece Türk Müziği klasiklerinden oluşan bir albüm sizin sesinizden hayat bulabilir mi?
B.T.: ömrümüz, ruhumuz yeterse üçüncü albüm Türk müziği şarkılarından oluşacak diye bir planım var aslında… Gerçi plan yapılmaması gerektiğini öğretti ya şu hayat bana, umarım gerçekleştirebiliriz.

S: Albümünüzü bir insana ya da bir nesneye benzetseniz, cevabınız ne olur?
B.T.: Tek bir nesne yada insan, varlık yok benzetmemin içinde koca bir hayat var yalnızca, birikenler… Bence dinleyenlere yöneltmek lazım bu soruyu.

 

S: Albümde 8 numaralı “Ne Tuhaf” adlı şarkıda İlhan Şeşen ile düet yapıyorsunuz¸ bu şarkı sosyal medyada yıllardır konuşulan efsane bir şarkı; albüme nasıl dahil oldu? Bu arada sahnede bildiğim kadarıyla gitaristiniz Tunç öndemir ile söylüyorsunuz…
B.T.: Bu şarkının mazisi çok eskidir, hatta tam olarak kaydedildiği seneyi dahi tam olarak hatırlayamıyorum inanın. Sadece kaydedilişinden yıllar sonra Burhan Şeşen”in “”Yorumsuz”” adlı programına çağrılmıştım ve prova bile yapılmadan tamamıyla o anda gelişen şekliyle söylemiştik İlhan Şeşen”le. Hatta sözlerini unutmuştum 🙂 O hali ile yer ettiğini biliyorum dinleyenlerde ki o bölüm geldiğinde hala oradaki diyaloğu beklerler 🙂 Ondan tam on üç sene sonra tekrar bir araya gelip kaydettik İlhan Şeşen”le, şimdiki halimiz ve sesimizle… Sahnede ise dediğiniz gibi Tunç öndemir ile seslendirmeye devam ediyoruz bu güzel düeti.
 

 
S: Albümün kapak fotoğrafı çok etkileyici; fikir nasıl gelişti?
B.T.: Bir süredir fotoğraflarıyla bir hayli dikkatimi çeken şair arkadaşım Kadri Karahan çekti albümün tüm fotoğraflarını. Fikir şuydu; arabaya atlayıp güzel bir yer buluncaya kadar sürmek. Yol bizi nereye götürdüyse gittik, çamurlu çukurlu patikalara girdik sonunda bir ağaç gördük, arkasında da küçüğünü ve işte dedik “”Cihan”” burada, arkasında da “”İkinci Cihan”” 🙂

S:
Son olarak Bodrum “Mavi” demek istiyorum ve sizde bıraktığı izlerden bahsetmenizi istiyorum?
B.T.: “Mavi” adı gibi naif, sıcacık ev gibi bir yerdi biz müzisyenler için. Nice usta müzisyenler orda söylediler ilk şarkılarını, orada aşık olup sonrasında döktüler aşklarını şarkılara, kendimizi bulduğumuz gibi, bize benzeyenlerle karşılaştığımız, lafımızı anlatabildiğimiz, anlaşıldığımızı bildiğimiz bir yerdi. Şimdi bitti. Ama anlıyorum ki “biten” mekanla sınırlı kalıyor, halbuki “”Mavi””deki bizi taşıyabiliriz gittiğimiz her yere..

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here