Ana sayfa Donanım Röportaj: Bahçekat Stüdyo

Röportaj: Bahçekat Stüdyo

0

Başarılı bir ses kayıt ve prodüksiyon stuüdyosu ile karşı karşıyayız. Müzik dünyasının önemli isimleri Oya Erkaya ve Serkan Ayman tarafından kurulan bu stüdyoyu yakından tanıyalım…
 

Sound: Bahçekat”ı tanıyabilir miyiz?

SA: Bahçekat; davulcu Serkan Ayman ve basçı Oya Erkaya olarak kurduğumuz bir ses kayıt ve prodüksiyon stüdyosu. Basçı ve davulcu kimliğimiz yıllardır çok daha ön planda olduğu için bunu öncelikle belirtmek istedim. Fakat, sahnede çaldığımız yıllarda hep stüdyo projelerinin içerisinde olduk. 2000 yılında kurduğumuz stüdyomuz Drum&Bass” i 10 sene kadar çalıştırdıktan sonra artık prodüksiyonlara yöneldiğimiz ve çok daha profesyonel bir stüdyomuz olsun istedik. Zaten bu süreç içerisinde gerek aranje gerekse jingle üretimi konusunda hem evdeki stüdyomuzda hem de kardeşimiz Mine Erkaya” nın kayıt stüdyosunda çalışmalar yapıyorduk. Aydilge/ Sobe, Şehnaz Sam/Aşka düşer, Feridun Düzağaç/Bir devam filmi albümlerindeki aranjelerimiz ve Müzikotek için özel olarak hazırladığımız Vol.25 Bass&Vox Cd si bu döneme denk düşer.

 


 

 

S: Bahçekat projesinin başlangıcından bu yana gelişimi, özellikle akustik tasarım ve mimarisini ele alacak şekilde özetleyebilir misiniz?
 

SA: Son birkaç yıldır Bahçekat”ın hayalini kuruyorduk. Rahatça davul kaydedebilmek, aranjeden jingle”a her türlü müzik prodüksiyonunu daha kaliteli ekipmanlarla, profesyonel bir ortamda üretebilmek adına kolları sıvadık ve bir seneye varan tasarım ve inşaat sürecinin
ardından gemiyi suya indirdik. Bu serüvende tabi ki yalnız değildik. Bahçekat” ın kayıt odasının yaşayan ve organik bir sese sahip olmasını sağlayan akustik mühendisi Dr. Murat TAN ve projeye en başından inanarak tüm enerjisini veren, tozunu yutan, hiçbir köşeyi ve detayı atlamadan Bahçekat “ı bu keyifli görünümüne kavuşturan dostum mimar Taner özsevinç ile birlikte başardık. Her ikisine de ne kadar teşekkür etsek az. Murat Tan, gerekli testleri ve ölçümleri yaptıktan sonra hataya yer bırakmayan, bu yüzden de uygulamada bizi bir o kadar zorlayan izolasyon projesini hazırladı. Bu aşamada mimar Fatih özberk ve dostumuz Gökalp Baykal”ın desteğini de belirtmek isterim. Daha sonra Taner özsevinç, ekibini harekete geçirip bir yandan izolasyon uygulamasını yaparken diğer yandan tüm odaları, kontrol masamızdan banyo detaylarına kadar çizip tasarladı ve Bahçekat ortaya çıktı. İnşaatlar bittikten sonra ilk deneme kaydının ne kadar heyecan verici olduğunu tahmin edersiniz. Sonuçlar son derece memnun ediciydi. Zaman içinde odalar, cihazlar ve kulaklarımız kalibre oldukça performans ve memnuniyetimiz de artıyor.

 

 

 

S: Ekipman seçerken neleri göz önünde bulundurdunuz?

SA: Ekipman seçimi de planlı ve önceliklerimiz göz önüne alınarak yapıldı. Bildiğiniz gibi prodüksiyon, önce beste sonra sırasıyla aranje, kayıt, miks ve mastering şeklinde iç içe geçmiş halkalardan oluşan bir zincirdir. Her bir halkanın bütünle uyumu, birlikte salınımı sağlar, sinerji oluşur ve sonunda dinlerken bize samimi bir his olarak geçer. Bahçekat”ın altyapısını ve ekipman seçimini yaparken ilk olarak zincirin en önemli halkası olan “kayıt” aşamasını dikkate aldık. Bu noktada önceliği kayıt odasının tasarımına verdik. Kontrollü bir akustik tasarım ile, hiçbir harmoniği yutmadan sesi en doğal haliyle kaydetmeyi amaçladık. Ayrıca odadaki ambiyansın, bir müzisyenin rahatı ve kayıt performansı üzerindeki olumlu etkisini gözönünde bulundurduk. Bir enstrüman ya da mikrofon değiştirmek kadar kolay olmadığı için, biz odamızla titizlikle ilgilenip yıllarca tutarlı bir sese ve imzaya sahip olmasına öncelik verdik. Kayıt zincirindeki diğer halkaların müzisyen, enstrüman, doğru mikrofonlama ve ekipman olduğu aşikar. Bahçekat”n ekipman listesini oluştururken sinyali, mikrofon ve kablodan başlayarak sonunda dijitale dönüşümüne kadar minimum kayıpla kaydedebileceğimiz en kaliteli cihazları bir araya toplamaya özen gösterdik. Yola çıkış noktamızda başarılı davul kayıtları da olduğu için en az 16 kanal birinci sınıf mikrofon preamplilerine ihtiyacımız vardı. Kick, trampet, tomlar, overhead ve oda mikrofonları için farklı renk ve dinamikte preamplilerle kurulum yaptık. Avalon, Daking, Germanium Chandler Limited, A Design Pasifica, Studio Projects, Universal Audio ilk etapta seçtiğimiz renkler oldu. Bunlarla uyum içinde çalışan Neumann U87, Neumann KM184 çift (matched-pair), AKG C414 çift, Audix davul mikrofon seti de bizim için duyan kulaklarımızdan oldular. Bu çeşitlilik, vokal, gitar, bas, perküsyon, yaylılar, nefesliler gibi diğer enstrüman kayıtları için de bize, projeye göre seçim yapabilme imkanı veriyor. Kablolamada Neutrik ve Klotz tercih ettik. Apogee Symphony I/O ise AD DA dönüştürücü kalitesiyle stüdyonun kalbi oldu. önümüzdeki dönemde miks aşamasıyla ilgili olarak outboard”a yeni oyuncaklar eklemeyi de düşünüyoruz.

 


 

S: özellikle son zamanlarda gerçekleştirdiğiniz bir projenin gitar kayıtlarında aynı anda 5 farklı kanal olarak çalıştığınıza şahit olduk. Bu süreçten bahsedebilir misiniz? Faz sıkıntısı
yaşamadan 5 mikrofonla gi- Serkan Ayman tar kaydetmek sıkıntılı bir süreç olabiliyor mu?

SA: Evet, bunlar keyifli detaylar.. Bir projeye gitar solo kaydederken, sevgili dostum ve yol arkadaşımız Cengiz Köroğlu”ndan öğrendiğim bir yöntem bu. MS (Mid-Side) mikrofonlama tekniği olarak bilinir. Eğer kayıt odanızın güzel bir akustiği ve rengi varsa, bunu kayıda katmak, hacmi büyütmek adına etkili bir mikrofonlama yöntemi. Ayrıca sonradan panaromaya müdahale edebilme imkanı da veriyor. Kısaca şöyle özetleyebilirim; gitar amplimizi yakın mikrofonladıktan sonra odanın diğer ucuna iki kondenser mikrofonu biri cardioid diğeri figure8 patternde yerleştiriyoruz. (Odada gezerek keyifli tınlayan bir nokta bulmanız önerilir çünkü mikrofon da kulağınızdan pek farklı çalışmayacak.) Cardioid direk karşıdan ampliyi duyarken, figure8 sağ sol yanları kaydediyor. Kullandığımız DAW”da (ben Protools kullanıyorum) figure8 patterndeki mikrofon için 2 kanal açıp, tam sağa ve sola panlıyoruz. Birinin fazını ise ters çeviriyoruz. Gitarı ayrıca DI out ile de kaydediyoruz. Bu da bize ileride reamp ile ton ya da ampli değiştirebilme imkanı veriyor. Netice olarak 3 mikrofon kullanarak, faz problemi de yaşamadan 5 kanal kayıt almış oluyoruz.

 

S: özellikle son zamanlarda gerçekleştirdiğiniz bir projenin gitar kayıtlarında aynı anda 5 farklı kanal olarak çalıştığınıza şahit olduk. Bu süreçten bahsedebilir misiniz?

SA: Evet, bunlar keyifli detaylar.. Bir projeye gitar solo kaydederken, sevgili dostum ve yol arkadaşımız Cengiz Köroğlu”ndan öğrendiğim bir yöntem bu. MS (Mid-Side) mikrofonlama tekniği olarak bilinir. Eğer kayıt odanızın güzel bir akustiği ve rengi varsa, bunu kayıda katmak, hacmi büyütmek adına etkili bir mikrofonlama yöntemi. Ayrıca sonradan panaromaya müdahale edebilme imkanı da veriyor. Kısaca şöyle özetleyebilirim; gitar amplimizi yakın mikrofonladıktan sonra odanın diğer ucuna iki kondenser mikrofonu biri cardioid diğeri figure8 patternde yerleştiriyoruz. (Odada gezerek keyifli tınlayan bir nokta bulmanız önerilir çünkü mikrofon da kulağınızdan pek farklı çalışmayacak.) Cardioid direk karşıdan ampliyi duyarken, figure8 sağ sol yanları kaydediyor. Kullandığımız DAW”da (ben Protools kullanıyorum) figure8 patterndeki mikrofon için 2 kanal açıp, tam sağa ve sola panlıyoruz. Birinin fazını ise ters çeviriyoruz. Gitarı ayrıca DI out ile de kaydediyoruz. Bu da bize ileride reamp ile ton ya da ampli değiştirebilme imkanı veriyor. Netice olarak 3 mikrofon kullanarak, faz problemi de yaşamadan 5 kanal kayıt almış oluyoruz.


 

 

S: Yine gitar kayıtları konusunda; bizlere stüdyonuzda gerçekleştiğini gördüğümüz reamping tekniğini de açabilir misiniz? Reamping aşamasını hangi durumlarda tercih ediyorsunuz?

SA: Aslında bir davulcu olarak kıskandığım bir şey bu çünkü canlı davul kayıtları sonrası “şu trampeti ya da zilleri değiştiriverelim” deme şansımız yok. Baştan sounda karar verip çalıyoruz. Ama reamping, gitar ya da bas kayıtları sonrasında ampliyi ya da tonu değiştirebilme imkanı veriyor. Bunun için baştan öngörülü olup gitarın DI çıkışını da ayrıca kaydetmiş olmak lazım. Böylece istediğimiz bir aşamada sinyali ReAmp pedal sayesinde gitar sinyali empedansına çevirip tekrar ampliden geçirip kaydedebiliyoruz. Bahçekat”ın odasını reamping için özellikle tercih eden arkadaşlarımız var. Evlerinde rahat rahat çalıp kaydettikleri, editleyip temizledikleri gitar kanallarını getiriyor ya da internetten yolluyorlar, burada yeniden ampliden geçirip oda sounduyla beraber kaydediyoruz. Dahası sağ sol panlanan gitarları farklı amplilere sürüp renk katmak da mümkün..

 

 

 

S: Oya Erkaya”nın bas set up”ını da öğrenebilir miyiz? (Yine enstrüman ve mikrofonlama teknikleri olarak)

OE: Stüdyomuzda bugüne kadar İsmail Soyberk, Nurhat Şensesli, Hakan Gürbüz ve daha birçok sevdiğimiz basçılar kayıt aldılar. Bas kayıdı alınan parçanın tarzına göre bazen ampli setup ı bazen de direkt preamp üzerinden kayıt alıyoruz. Preamp olarak Daking ya da Avalon kullanıyoruz. Ampli olarak Eden WT800 bas kafa, Eden 2*10 XLT kabin kullanıyoruz. Mikrofon ise yine projeye uygun olarak seçiliyor. Audix i5 ilk tercihimiz oluyor ama klasik Shure SM57 tonu ya da gitar kayıtlarındaki gibi oda sesini de katmak için kondenser mikrofon ilavesi seçenekler arasında..
 


 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here