Ana sayfa Sektörden Röportaj: Ahmet Ali Çakır: Kemane”yi Günümüze Taşıyor

Röportaj: Ahmet Ali Çakır: Kemane”yi Günümüze Taşıyor

0

Ahmet Ali çakır, Orta Asya’da icat edilen ve pek çok yaylı çalgının atası sayılan kemaneyi modernize ederek, Türkiye”de bir ilke imza attı.
 

S: öncelikle geleneksel bir kemane hakkında kısaca bilgi verebilir misin?
A.A.ç.: Orta Asya”daki ıklığ”dan bugüne kemanenin evrimleşme ve gelenekselleşme sürecini, kullanılan materyaller ve tel sayısı bakımından genel olarak tamamladığını söyleyebilirim. Buna göre de geleneksel bir kemane üç ana kısımdan oluşur. Sap, kuyruk ve gövde. Sap ve kuyruk kısmı genellikle aynı cins orta sertlikte bir ağaçtan yapılan kemanenin, gövde kısmını da hiçbir standardı bulunmayan, her biri diğerinden farklı ve doğada su kabağı olarak bilinen bir tür bitki oluşturmaktadır. Su kabağı doğal yollarla kurutulup sertleşmekte ve göğüs kısmına da büyük baş hayvanın yürek zarı, balık derisi veya son zamanlarda kullanılan cenin haldeki deve derisinin uygun bir biçimde gerilmesiyle oluşturulduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte sap içinden kabağın dışına kadar uzanan kuyruk ise hem çalgının tüm yükünü taşımakta hem de ömrünü belirlemektedir. Bu kuyruk üzerinde ise alt eşik ve kemanenin dizde kolay dönmesini sağlayan bir mekanizma bulunmaktadır. Ses sahası olarak da iki buçuk oktavlık bir ses sahasına sahip olan kemane dört teli bir çalgıdır.
 

 
S: Peki kemaneyi modernize etmek nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?
A.A.ç.: Aslında tarih boyunca süregelen bir durum var ki benim hem müzisyen, hem de lutiye olarak bundan etkilenmemem adeta imkansız bir şeydi. Bu da, müzik var olduğundan bu güne devam eden, gelişen müziğin çalgıyı etkilemesi ve gelişen çalgının da müziği etkilemesi döngüsünün bir sonucu olduğunu görebilmekti. Kemaneyi modernize etme fikrinin de böyle bir gerçekle oluştuğunu söyleyebilirim. Silent kemane adını taşıyan bu çalgı, kemane icracılarının en çok sorun yaşadığı, hava değişimlerinden etkilenen derinin oluşturduğu akort ve ton bozukluklarını gidermek, solo ve grup müziğine eşlik ederken yaşanan ses alçaklığı sorununu gidermek, daha fazla tonlanabilme kabiliyeti kazandırmak, pedal ve prosesörlerden yararlanılan daha zengin bir platform oluşturmak, Anadolu”nun mistik ve lirik müzik ifadelerinin başka tarzların icrasında da denenmeye başlandığı bu günlerde bir alternatif olarak sunmayı amaçladığımı söyleyebilirim.

 

S: Geleneksel bir çalgı olan kemaneyi modernize ettikten sonra müzisyenlerden nasıl bir tepki aldın? Klasik yapıdaki bu yenilikler genel olarak nasıl karşılandı?
A.A.ç.: Bildiğiniz gibi geleneksel bir çalgıya yapılan değişimlerin kabul görmesi uzun bir zaman diliminde ağır işleyen bir süreçte gerçekleşiyor. Bu konuda en köklü çalışmalara imza atan büyük usta Erkan OĞUN”un yine bir lutiye olan bağlama yapımcısı Kemal EROĞLU”yla birlikte yaptıkları “”Oğur Sazını”” örnek göstererek devam etmek istiyorum. Silent kemanenin Trt İzmir ve İstanbul sanatçıları tarafından gerek canlı yayınlar da gerekse de konserlerde kullanıldığını söyleyebilirim. Bununla birlikte süreç içinde ve halen akademisyen, profesyonel müzisyen ve amatör kemanecilerden görüş ve öneriler almakta ve bu doğrultuda gerekli düzenlemeleri yapmaktayım. Kemane icrasının altın çağını yaşadığı bu günlerde müzikteki gelişim, müzisyenleri yeni arayışlara yönlendirmekte ve bu sayede de yeni oluşturulan çalgılara da ilgiyi artırmaktadır. Bu bakımdan silent kemaneyi olumlu karşıladıklarını ve bazılarının edinip kullandıklarını söyleyebilirim. Kemane konusu sadece ülkemizde değil Anadolu”da, Azerbeycan ve İran”da daha gelişmiş bir halde olan “”Kamança”” şeklinde de karşımıza çıkmakta. Yakında bu bölgelerin müzisyenleri ile de bir araya gelip görüşlerini alacağım.
 

 
S: Geleneksel kemane şu anda başka ülkeler tarafından da kullanılıyor mu?
A.A.ç.: Evet. Dünyaya kemaneyi akademik anlamda tanıtan ilk isim Laurence Picken”in 1975 yılında yayımladığı “”Folk Musical Instruments of Turkey”” isimli kitabı olmuştur. Bunun dışında 2000 yılında Polonya”da yapılan bir yarışmada E.ü T.M.D.Konservatuvarı öğr. Gör. özgür çELİK kemane ile dünya birinciliği almış ve çELİK 2010 yılında, benimde kaynak kişi olarak katkıda bulunduğum “Türk Dünyası”nda üç Yaylı çalgı: Kılkobız, Kamança ve Kabak Kemane” adlı kitabı yayımlamıştır. 2012 yılında ise “öznağme” isimli ilk solo albümünü kayda almıştır. Bunun dışında 2009 yılında kemanenin yine solist olarak kullanıldığı “”Efkar”” isminli albüm, kemanenin en eski ve en tanınan usta isimlerinden İhsan MENDEŞ tarafından kaydedilmiştir. Tüm bu çalışmalar kemanenin dünyaya açılmasında ve kullanılmasında büyük faydalar sağlamıştır. Bunun sonucunda ise son birkaç yıldır İngiltere, Hollanda ve Almanya gibi ülkelerden kemane istekleri almaya başladığımızı söyleyebilirim.

 

S: Yaptığın modernizasyon çalışmasından biraz bahseder misin? Geleneksel kemaneyle senin yaptığın çalgı arasında ne gibi farklılıklar var?
A.A.ç.: Kabak kemanede henüz standardı oluşmuş ölçüler mevcut değildi. Yaptığım ilk iş de kemaneyi altın oran sistemine göre yeniden ele almak oldu. Bununla birlikte kemanda mevcut bulunan gelişmiş sistemden de fazlasıyla yararlandığımı söyleyebilirim. çalışmaya ilk önce iki eşik arası mesafesini belirlemekle ve bu durumda köprünün nerede durması gerektiğini hesaplayarak başladım. Teknik çizimleri oluşturduktan sonrada hedeflediğim ses doğrultusunda ağaç seçimlerimi yaptım ve kabak kemanenin üç ana kısımını, silent kemanede tek parça olarak tasarladım.
 

 
önceleri kemanede ağaç burgular kullanılıyordu, sonraları ise bunun yerini gitar veya mandolin burguları aldı. Bu değişimle birlikte kemanenin ağırlık merkezi değiştiğinden, denge sorunları meydana geliyordu. Bu yüzden burguluk kısmını silent kemanede değiştirerek. Telleri üstten takılabilen bir dizayna, burguları da alt kısımda yerleştirdim. Bu sayede kemane parmak ile perdesiz gitar ifadesine benzer bir ses özelliğine sahip oldu, boyu kısaldı ve akort sorunu büyük bir oranda giderilmiş oldu. Bununla birlikte kemane tuşesin de daha sınırsız ve rahat çalınabilen bir his yarattı. Köprü baskısı deriye göre daha istendik tansiyonda oluşturuldu ve keman köprüsündekine benzer bir alıştırma tekniği ve işleme ile piezoelektrik manyetik de kullanılarak dengeli ve kontrol edilebilen bir ses yüksekliğine sahip olduğunu söyleyebilirim.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here