Ana sayfa Donanım Röportaj: “Adobe’yi Türkiye’ye adapte ettik”

Röportaj: “Adobe’yi Türkiye’ye adapte ettik”

0

Adobe Türkiye”nin en önemli isimlerinden Barış özcan”a Adobe ile ilgili tüm merak edilenleri sorduk.
 

Dünyanın en önemli yazılım şirketlerinden Adobe, Türk pazarında da ciddi bir büyümeyle tasarıma dair hemen herkesin ilgisini üzerine toplamayı sürdürüyor. Türkiye ofisini de çok erken bir tarihte açan ABD menşeili şirketin ülkemizdeki en önemli isimlerinden biri ise Barış özcan. Türkiye ve çevre ülkelerin sorumluluğunu üzerine bulunduran özcan”la keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. İste o söyleşinin satır başları…

Macline:Barış Bey, öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Barış özcan:Adobe Türkiye”de beş yıldan beri dijital medya ürünleri ile ilgili çözüm danışmanı olarak görev yapıyorum. Adobe Türkiye ofisi 2008 yılında kuruldu ve ben de o tarihten günümüze çalışmalarımı sürdürüyorum. Bu görev kapsamında Adobe”nin Creative Suite ailesindeki bütün programlardan sorumluyum, Adobe”nin Türkiye ve çevre ülkelerde tanınması, sevilmesi yönünde sunumlar, demolar, kısa dersler gibi canlı faaliyetlerimizin yanı sıra web siteleri üzerinden e-seminerler, video yayınları gibi çalışmalar sürdürüyoruz.
 


 
M:Adobe”nintarihi 30 yıl öncesine dayanıyor; peki nasıl kuruldu ve günümüzdeki düzeyine nasıl ulaştı?

B.ö: Evet,Adobe”nin dünyadaki tarihçesi 30 yıl öncesine dayanıyor. Xerox”da çalışan iki mühendisin geliştirdikleri post-script”i bir dile dönüştürmek için kurdukları bir şirket Adobe.Daha sonra bu dil, PDF formatına, Acrobat ve Adobe Reader programlarına dönüşüyor. Bu macera sırasında kurucularımızdan biri, eşine doğum günü hediyesi olarak Photoshop diye bir yazılım alıyor. Daha sonra bu yazılımı çok beğenip geliştirmeye başlıyorlar. Bir yandan Illustrator bir yandan Photoshop, o günden bu güne efsaneleşmiş iki tasarım olarak yerini alıyor.

 

M:Adobe”nin gelişinin Türk sektörüne etkileri ne şekilde oldu? Tüketici üzerinde ne tür değişimler gözlendi?

B.ö: İlk geldiğimizde Türkiye”de bir pazarlama ve halkla ilişkiker bölümümüz bile yoktu. 2008 yılında Almanya”dan yürütüyorduk bu unsurları. Şu anda oldukça tecrübeli bir basınla ilişkiler departmanımız ve bununla ilgili ekosistemimiz var. Dolayısıyla basına bilginin iletilmesi, Türkçe içeriğin geniş kitlelere ulaştırılması noktasında misyonumuzu doğru şekilde yürütmeye devam ediyoruz. Sektörü zenginleştirmek için çalışmalar yapıyoruz. üniversitelerde ve sektörde yaptığımız eğitim çalışmalarını da önemsiyorum. üniversite”de eğitim gören kişiler sektör çalışanları olacaklar ve onlara büyük önem veriyoruz. Okul sıralarındayken doğru bilgiler edinmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Ayrıca öğretmenleri yetiştirecek programlar üretmeye çalışıyoruz. Seminerlerimiz, eğitim faaliyetlerimiz var. Adobe, eğitime büyük önem veriyor. Dünya da Adobe TV var biz bunun karşılığını Adobe Günlüğü ile yapmaya çalışıyoruz. İnsanların eğitilip sektörde daha verimli çalışabilmesi için faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.
 


 
Medya alanında yaptığımız bir takım çalışmalar var. Medyadaki ürünlerin daha iyi yapılması için Adobe Publishing Expert(Adobe Yayıncılık Uzmanlığı) adı altında bir program yürütüp, iki yıl boyunca Türkiye”de kurguladık; çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Türkiye”ye özel müfredat hazırlanması için yurtdışından bir uzman getirdik, belli başlı yayıncıların mutfaklarında dolaştı tabiri caizse ve editör odalarından, matbaalarına kadar her yeri dolaşarak ABD”den Türkiye”ye bakmak yerine Türkiye”deki gerçeği saptamaya çalıştık. Adobe”yi Türkiye”ye ye adapte etmeyi tercih ettik.

 

M:Adobe, henüz çok az sayıda teknoloji şirketinin Türkiye”de direkt ofisi varken ofis açma kararı almıştı;Türkiye Ofisi”nin kurulma sürecini kısaca açıklar mısınız?

B.ö: Daha öncesinde distribütörlerimiz ve iş ortaklarımızla sürdürdüğümüz satış ve destek maceramızı Adobe, bizzat Türkiye”de ofis kurarak 2008 yılından itibaren sürdürmeye başladı. Adobe, uluslararası şirketler arasında Türkiye”ye ofis açan ilk şirketlerden biri diyebiliriz. Apple”a baktığımızda bizden çok daha büyük bir firma olmalarına rağmen geçen yıl Türkiye ofisini açtılar. Adobe için Türkiye”ye erken geliş yapan bir firma diyebiliriz. Nitekim ben de 2008 yılından beri çalışmalarımı yürütmeye çalışıyorum.

M: Sosyal medya, Adobe ve sizin açınızdan önemle üzerinde durulan bir konu. Sosyal medyayı aktif olarak kullanıyorsunuz ve geniş kitlelerle etkileşiminizi biraz bu yönüyle ele alabilir miyiz?

B.ö: Sosyal medya da aktif olmaya çalışıyorum. Sosyal medyanın büyük topluluklara hitap etme de yeni bir yöntem olduğunu düşünüyorum. İnsanların re-aktif olmak yerine interaktif olabilecekleri bir ortam olduğunu ve gelecekte de bu yönde önemini artıracağını düşünüyorum. Şirket olarak da sosyal medyayı aktif olarak kullanıyoruz. Sosyal medya da ürünlerimizi, ürünlerimizin yeni özelliklerini, mutfakta pişirmekte olduğumuz ürünlerimizi sosyal medya da fısıldamaya çalışıyoruz.
 


 
M: 2013″ün Adobe ve sektör adına en önemli gelişmelerinden biri de hiç kuşkusuz Adobe Creative Cloud oldu. Bu yeni servis, gerek tasarım profesyonelleri gerekse yeni başlayanlar için dikkat çekici bir konu durumunda. Geride kalan süre zarfında ilk tepkiler nasıl?

B.ö:
Uzun zamandır hazırlıklarını titizlikle yürüttüğümüz bir servisti ve ilk tepkilerden dolayı çok mutluyuz. üyelik sistemiyle ilerleyen Adobe”nin Creative Cloud çözümü tasarımcı ve yayıncılar için pek çok alternatifi bir arada sunuyor. üstelik tüm bu alternatifler kolay ve doğal tek bir deneyim ana fikrine dayanıyor. Dijital yayıncılık dünyasını şekillendiren ürün AdobeDigital Publishing Suite”inSingle Edition versiyonu da yine sadece Creative Cloud”dan ulaşılabilecek çözümlerden. AdobeDigital Publishing Suite, medya ve iş yayıncılarının tablet cihazlar için yayın yaratma, dağıtma, bu yayınları paraya çevirme ve optimize etmelerini sağlayan bir çözüm. üstelik tüm bu uygulamaları kullanıcılar Türkçe veya istedikleri bir dilde kullanabiliyorlar.

 

M:Adobe Türkiye”nin kuruluşuyla birlikte özellikle yazılımların Türkçe dil desteği kazanması ve bu yönde gelişmesi konusunda önemli çalışmalar gözledik. Adobe”nin Türkiye”deki faaliyetlerinden bahseder misiniz?

B.ö: AdobeTürkiye kurulduğu zamanlarda Türkiye”de yaygın olarak belli kesimlerde Adobe kullanılıyordu. Fakat o yıllarda yaptığımız bir gözlem şuydu; Türkiye”de kaliteli bir Türkçe içeriğin eksikliği söz konusuydu. İnsanlar kulaktan dolma bilgilerle, yanındaki ustasına abisine bakarak bu programları üstünkörü öğrenerek kullanıyordu. Adobe, Türkiye”ye gelince biz programlarımızdan daha fazla değer elde edilmesine odaklandık. Bu amaçla programlarımızın Türkçeleşmesine ve Türkçe kalitesinin artırılmasını -ki biz geldiğimiz de bazı programlar Türkçeydi; ancak kalitesi noktasında sıkıntılar vardı- Program satın alındıktan sonra maksimum verimi elde edebilmek amacıyla kullanıcılarımızın Türkçe içerikle desteklenmesi konusunda bazı çalışmalarımız oldu. Adobe Günlüğü gibi bir bloğun oluşturulması, ekosistemdeki kişilerin bazı bilgilere doğru kaynak üzerinden ulaşması ve sektörün içine de nüfus edebilmesinin sağlanması yönünde bazı çalışmalar yaptık. Sektördeki değerli dergilerin ve basının bu konularda bilgilendirilmesi konusunda bir takım faaliyetlerimiz oldu. çalışmalarımızı artan şiddette geliştirmeye çalışıyoruz.
 


 
Türkçe konusuna önem veriyoruz. Adobe”nin en etkili faaliyetlerinden biri yazılımların Türkçe dil desteğiyle sunulması ve Türkçe yazılımların yaygınlaştırılması şeklinde. Bunun etkilerini somut olarak gözlemleyebildiğimizi düşünüyorum. Eskiden dünyadaki bazı eğilimler ve kullanım metotları ülkemize çok daha geç gelirdi, hatta bazıları yanlış gelirdi; oysa şu anda dünyayla senkronize olmuş durumdayız. Bir yenilik dünyayla aynı anda hatta bazı durumlarda daha öncesinde Türkiye”ye yansıtılabiliyor. Türkçe içerik konusunda istenilen noktaya tam anlamıyla gelmesek de önemli yol katettiğimizi düşünüyorum.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here