Ana sayfa Donanım Rode NT2A

Rode NT2A

0

Sanırım sene ya 2006 ya da 2007 idi. Avustralya’dan bir yetkili, mikrofonunun ne kadar dayanıklı olduğunu cihazı yere atarak göstermişti. Tabi böyle vurdulu kırdılı şovlara pek gerek yok. Cihazın başarısı çok bariz, ama bir yetkilinin mikrofonuna bu kadar güvenmesi de ürünün ne kadar özel üretildiğinin kanıtı. İşte o mikrofon Rode NT2A
 

Mikrofon markaları arasında kullanıcının cebini en çok düşünen firmaların başında geliyor Rode. Tabi ki firmanın ürettiği mikrofonların tek özelliği bu değil. İlk dikkatimizi çeken tarafı gürültü düzeyinin çok düşük oluşu ki bunu gayet parlak bir ekolayzır grafiğine rağmen kullanıcıya sağlıyor. Rode firmasının NT2A ürünü, yine çok satan NT2′ den sonra çıkmış ve enteresan olan şu ki NT2′ nin satış grafiğini de biraz engellemiş. Bu durumu sahip olduğu bazı ekstra seçeneklerle sağlamış. öncelikle bu seçeneklere bir göz atalım. Polar pattern seçeneği sayesinde bu mikrofon ile figür 8, omni ve kardioid polar seçkisi yapmanız mümkün. Açıkçası bu durum büyük kayıt odası olan stüdyolar için bir avantaj ama ev kayıt stüdyosu olan, küçük odasında kayıt yapmaya çalışan kullanıcı için ne kadar avantajlı bir durumdur tartışılır. Bir diğer ekstra seçenek filtreleme alanında.
 

 
Seçmeli olarak 80 veya 40 Hz’e high pass filtreleme yapabiliyorsunuz. Bu hakikaten evinde kayıt yapan kullanıcıya büyük bir kolaylık. Malum bu tip odalar genellikle kullanıcı tarafından (yani donanımlı bir mimar tarafından değil) izole ediliyor ve bu odaların büyük bir çoğunluğunda bas frekanslarda ciddi yoğunluklar yaşanıyor. Mikrofondaki 80 veya 40 hertzlere yapılacak filtrelemeyle bu tip sorunlu odalarda daha rahat kayıt yapmak mümkün olacaktır. 3 ayrı dB ayarıyla – 5 ve -10 dB pad yapabilme özelliği de güzel bir olanak. Güçlü bir ses kaynağıyla yapılacak kayıtta eğer kullanıcının mikrofon preamplisinde bu özellik yoksa, çok ciddi can kurtarıcı bir özellik. Mikrofonun SPL’ i çok güçlü olduğu için düşük güçteki ses kaynağında zaten hiçbir sorun yaşamıyorsunuz.

 

Bunlar mikrofonu ilk ele aldığımızda dikkat çeken özellikler. Gelelim yaptığımız test kayıtlarında öne çıkan özelliklere. Mikrofonumuz kutusundan profesyonel bir shock mount ve hatta bir pop filtre ile çıkıyor. Bunlar atlanacak farklılıklar değil, çünkü üst düzey mikrofonların opsiyonel sunduğu shock mount ve pop filtrelerin bazıları bu mikrofondan pahalıya gelebiliyor. Uzun lafın kısası firma kullanıcıyı en ince ayrıntıya kadar düşünmüş.
 

 
Mikrofonu test ederken fiyat aralığı biraz daha yukarıda olan AKG C 214 ile kıyaslamalar yaptık. Bu test esnasında transparan bir mikrofon premaplisi olan Focusrite ISA One kullandık. İlk olarak erkek vokal kaydı yaptık ve karakter olarak erkek sesine çok oturduğunu gördük. Tiz frekanslara uyguladığı ufak bir ek sayesinde kullanıcının mix aşamasında belki biraz bas frekanslara filtreleme yapması dışında ekolayzır gerektirmeyeceğine kanaat getirdik. Tabi şunun da altını çizmek isterim ki iyi bir “de-esser” ve hatta “de-popper” kullanma şartı da doğuruyor bu mikrofon, çünkü bu güçte bir parlaklık “S”, “Ş”, “T” ve “P” harflerinin tehlike azletmesine sebep oluyor. Aynı erkek vokalist ile pozisyonu değiştirmeden ve de preamp’in gain ayarında değişiklik yapmadan bir de AKG C 214 ile test yaptık. C 214 biraz daha güçlü bir sinyal yolladı bize, fakat bas frekanslarda biraz karambol veya aşırı yoğunluk da hissettirdi.

 

İkinci testimizi kadın vokalle yaptık ve bir önceki testte bahsettiğim parlak karakter, yüksek oktavda bağıran bir soprano sesinde çok iç açıcı sonuç vermedi ve hemen üzerindeki pad seçeneğini -5 dB’ ye aldık. Bu sayede “pad” özelliğini de test etme fırsatı doğdu. Bu arada şunu da söylemeden geçemeyeceğim, genellikle pad özelliği “-10” ve “-20” olarak çalışır, -5 dB gibi ara bir sınırın düşünülmüş olması da güzel bir incelik. -5 dB pad ile bağıran sopranomuzu daha sakin bir havaya soktuk ve sonuç gayet keyifli oldu. Ama tekrar altını çizmek istiyorum, güvendiğiniz bir de-esser ve de-popper’ ınız olmalı. (Hardware de olabilir plug in de) AKG C 214′ ü aynı kaynakta kullandığımızda yine alt frekansların yoğunluğu dikkatimizi çekti ama tizlerde sertlik ortadan kalktı.
 

 

Vokal kaydından sonra en çok yaptığımız kayıt gitar kaydı malum. Hemen Yamaha LL6 büyük kasa akustik gitarımızı aldık. önce pena ile arpej kaydettik. Sonuçtan çok memnun kaldık. O tepe frekanslardaki ufak abartı sayesinde çıtır çıtır, tüm parlaklığıyla ve algısı çok yüksek bir arpej kaydı yapmış olduk. Ardından ritm kaydettik. Bu esnada high pass filtresini de test ettik. önce 80 hertz’e sonra da 40 hertz’ e filtreleme uyguladık. İkisinin de çok doğru işlediğine tanık olduk. Bu evinde stüdyo ortamı kurmuş kullanıcı için önemli bir nokta. Yani mikrofonu hem vokal, hem de enstrüman kaydında sorunsuz kullanabilmek büyük avantaj. Amerika’lıların “all purpose” dediği tam da bu işte.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here