Ana sayfa Donanım Retina Devrimi

Retina Devrimi

0

Yeni MacBook Pro, hiç olmadığı kadar net ve hızlı

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz aylar içerisinde yapılan WWDC 2012 toplantısında lansmanı yapılan en büyük ürünlerden biri yeni MacBook Pro ürün gamı idi. Apple”ın daha evvel iPhone ve yeni iPad”lerle başlayan Retina Display ekran teknolojisini Mac”lere de monte ettiği ilk ürün gamı örneği olan yeni MacBook Pro serisi, sadece bu yeniliği ile dahi oldukça fazla önem arz ediyor.
 
Retina Devrimi
Yeni MacBook Pro Retina Display haricinde endüstrinin geldiği son noktanın gerektirdiği birçok teknik yeniliği getirdiği iddiasını taşıyor. Tek parça alüminyum gövde, yenilenmiş ve çok daha ince ve hafif hale gelmiş bir gövde tasarımı ve güçlendirilmiş donanım bileşenleri yeni MacBook Pro”nun öne çıkan yenilikleri arasında.

 

Retina Display
Apple”ın sınırları insan gözünün algı kabiliyetinin de ötesine geçecek derece yüksek çözünürlüğe sahip ekranlara verdiği isim olarak tanımlanabilecek Retina Display, ilk olarak bundan yaklaşık 2 yıl önce, 2010 yılında lanse edilen iPhone 4 ile ilk olarak görücüye çıkan bir teknoloji idi. Apple, gördüğü yoğun ilgi ve merak neticesinde bu teknolojisi bir sonraki iPad nesline de taşıyarak, ekranın etkisinin daha büyük ekranlarda nasıl olacağını da kullanıcılarına göstermiş oluyordu.
 
Retina Display ekrana sahip MacBook Pro ise aynı geleneği sürdürme iddiasında. Bir önceki MacBook Pro modelinin 15 inçlik versiyonu standart olarak 1440*900 değerinde çözünürlüğe sahipti. Yeni MacBook Pro”nun ise aynı büyüklükteki ekranı tamı tamına 2880*1800″lük gibi inanması zor bir çözünürlük oranına sahip. Bu da, görüntüdeki keskinlik söz konusu olduğunda yeni MacBook Pro”nun inç başına 221 piksel daha yüksek bir değere ulaşabildiğinin göstergesi. Bir başka deyişle yeni MacBook Pro ekranı 5 Megapiksel”lik bir görüntü kalitesi sunmakta.

 

Görüldüğü üzere ekran çözünürlüğündeki bu artış, onun insan gözünün görebileceği çözünürlük değerlerinin üzerinde olmasını sağlıyor. Retina Display ismi de tam da bu özellik nedeniyle ürüne verilmiş durumda. Ancak kafamızı çelen bir başka konu da Retina Display ekran teknolojisinin kişisel bilgisayarlarda kullanılmasının ne kadar gerekli olup olmadığı idi.
 
çünkü en basitinden bir iPhone veya iPad kullanıcısının cihazı kullanırken gözü ile cihaz arasındaki mesafe her zaman bir kişisel bilgisayar kullanıcısından daha kısa olacaktır. Dolayısıyla kişisel fikrimiz, her ne kadar müthiş bir teknoloji olsa da, Retina Display”in asıl geliştiriliş amacının iOS cihazları olduğu yönünde. Tabi ki Apple, büyük ilgi çeken bu yeni teknolojinin MacBook Pro”lara da sirayet ederek genişlemesini bir pazarlama avantajı olarak kullanacaktı.

 

Retina Display”in avantaj ve farklarını çok da teknik ayrıntıya girmeden açıklamaya çalışırsak, Retina Display”e sahip bir MacBook Pro”yu bir süre kullandıktan sonra yeni nesil herhangi bir PC veya bir önceki nesil bir MacBook Pro ekranının sönük ve pikselli bir görüntü yapısı olduğunu söyleyebiliriz. Kısa vadeli kullanımda oldukça göze batan bu fark, gittikçe Retina Display görüntü teknolojisine alışmayı ve daha başka kişisel bilgisayar ekranlarına bakışı zorlaştırmaya başlıyor.
 
Tabi Retina Display ekranının tüm avantajlarından yararlanabilmek için Mac OS X haricinde, işletim sistemi içerisinde çalışan diğer bazı yazılımların da belli seviyelerde desteği gerekmekte. Apple menşeili Aperture, iMovie, Final Cut Pro X ve GarageBand gibi uygulama ve yazılımların bu teknolojiye adapte olması kuşkusuz çok daha çabuk olacaktır.

 

Ancak birçok kullanıcının merakla beklediğini bildiğimiz Adobe yazılımlarının da (bilhassa Photoshop”un) çok kısa bir süre içerisinde Retina Display için gerekli uyumluluk düzenlemelerine gireceğini biliyoruz. Sözün özü, Photoshop, InDesign veya Illustrator gibi tasarım programlarının Retina Display ile kullanılması hayali, çok da uzak değil.
 
İncelik
Her ne kadar tüm pazarlama iletişiminde öne çıkarılan unsur Retina Display olsa da yeni MacBook Pro”nun en önemli yeniliklerinden biri de MacBook Air”in açtığı yolda gittikçe incelerek neredeyse onun kalınlık değerlerine ulaşmış hale gelmesi. Her geçen gün kullanımı gittikçe azalan DVD”lerin bu durumu, Apple”ın MacBook Air”lerden sonra MacBook Pro”larda da optik disk sürücüsünü kaldırmasını sağladı.
 

 

Tahmin edilebileceği gibi sadece disk sürücüsünün kalkması bile MacBook Pro”yu gözle görülür biçimde inceltiyor. İnceliği dışında çok radikal bir endüstriyel tasarım değişikliğinden bahsetmek zor ancak ağırlığa da pozitif sirayet eden bu incelik bile, onun bir önceki nesilden farklılaşmasına yeterli oluyor.
 
Cihazın geneline baktığımızda tasarım konusunda hiçbir sıkıntının olmadığını söylemek mümkün. Daha önceki MacBook Pro kasalarından memnun olmayan bir kullanıcı ile karşılaşmadık; Apple çıtayı daha da yukarı çekerek onu MacBook Air”e doğru yaklaştırmış vaziyette. Dolayısıyla Yeni MacBook Pro”nun da tasarım olarak herhangi bir negatif geri bildirime uğrayacağını sanmıyoruz.

 

Kapılar
Apple”ın geçtiğimiz dönemde kullanıcılara sunduğu yüksek hızda veri transferi protokolü Thunderbolt”un gittikçe bir standart haline geleceği aşikar. Yeni MacBook Pro ile bir önceki dönemde bir adet olan Thunderbolt kapısı ikiye çıkmış vaziyette. Bu ufak değişimden Apple”ın Thunderbolt teknolojisine ileriki dönemde çok daha fazla yatırım yapacağını tahminlemek hiç de zor değil.
 
Söz konusu Thunderbolt kapılarının aynı zamanda Mini Display Port olarak da kullanılabildiğini ve bu sayede MacBook Pro”nun ekran görüntüsünün bir başka monitör veya projektör ile paylaşıldığını da belirtmek isteriz. Bununla beraber HD görüntü çıkışı için bir adet de HDMI kapısı bulunmakta. Apple yeni MacBook Pro ile birlikte nihayet beklentileri karşıladı ve USB standardını 2.0″dan 3.0″a çekti. Uzun süredir USB 3,0 protokolü için bekleyen Mac kullanıcıları için iyi haberlerden biri de bu olsa gerek. özellikle Intel”in IvyBridge işlemcileri ile de uyumlu çalıştığı söylenen USB 3,0 platformunu destekleyen piyasada çok sayıda harici depolama ünitesi bulunuyordu.
 

 

RAM
Son olarak MacBook Pro”nun performansını direkt olarak etkileyen en önemli faktöre yani RAM”e bir göz atalım. RAM”lerin kasa içindeki yerleri değişmemiş ve 15 inç”lik model söz konusu olduğunda 8GB”lık bir RAM miktarının standart olarak sunulduğunu görüyoruz. Ortalama bir kullanıcı için gayet yeterli olabilecek bu miktar ileriki dönemlerde artırılabilir.
 

özellikle çok büyük boyuta sahip profesyonel uygulamalarda veya oyun, video işleme gibi görsel ağırlıklı uygulamalarda performans artışı için ilk etapta RAM yükseltmesi akla gelebilir.
 

özetle, yeni MacBook Pro”nun gelişen özellikleri ve özellikle de Retina Display”e sahip ekranı ile piyasaya bir dinamizm getireceği aşikar. ürün gamının incelen yapısı ve güçlenen özellikleri Mac kullanıcıları için cezbedici olacaktır ama bakalım Mac ile yeni tanışacak tüketiciler için Retina Display rüzgarı ne kadar çekici olacak?
 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here