Ana sayfa İnternet Profesyonel Reklamcılık

Profesyonel Reklamcılık

0

Televizyon, internet, matbu medyadaki yayın çeşitliliğindeki patlama, açık hava reklamcılığı, görüntülü telefonlar, paylaşım siteleri, sanal sosyallik derken görsel kirlilik bir anda hayatımızı işgal etti. Tıpkı yediklerimizdeki katkıların sağlığımızı tehdit ettiği gibi görsel kirlilik de ruhumuzu tehdit etmeye başladı. 

 

90″lı yılların sonunu zihninize geri çağırmaya ne dersiniz? ülkemizde özel televizyonların yaygınlaşma safhasını tamamlayıp medya sektöründe liderlik savaşlarının yaşandığı döneme tekabül edecektir bu çağrışım. Bu dönem, vatandaşlar için devlet televizyonu tekelinden kurtulup şov dünyasının büyülü sarhoşluğuna kendilerini teslim ettiği dönemin de ta kendisidir. Bir önceki akşam popüler olabilmeyi başaran televizyon kanallarında yayınlanan görüntülerin ertesi günün gündemi belirlediği dönemin ilk yılları. Görsel kültürün, estetik algının, eleştirel zekânın, ahlaki yapının, doğu mistisizminin kitlesel çöküşünün ilk yılları. İçimde kopan fırtınaların “Dualite Dünyası”nda nasıl vücuda gelebileceğini bulmak için çıktığım o uzun yolun ilk yılları. Yönümü, metodumu, dilimi daha bilemediğim acemilik yılları.

 

 

Aynı dönemde, aynı yola koyulan diğerlerinin sahip olamadığı şans Koray Kasap Ustam ile tanışmam oldu. Kasap dönemin meşhur reklam ve moda fotoğrafçılarından ilk akla gelen, nevi şahsına münhasır bir karakterdi. Ancak filmlerde ya da çizgi romanlarda görülen tarzda bir stüdyo-evde yaşıyordu. İki kapı yanda ise benim çıraklığını yaptığım stüdyo vardı. İşlerden zaman kaldıkça Koray Kasap”ın yanında soluğu alır, engin hayal gücü ve büyülü ortamında kendimi kaybederdim. Soğuk bir günün akşam saatlerinde Koray ustam başlamış olduğum yolu bitirmek istiyorsam televizyonu hayatımdan çıkarmam gerektiği düsturunu verdi.Benim en büyük şansım ise Koray ustayla tanışmam oldu. 

 

 

Tüketim toplumunun kalbinde…

 

Profesyonel reklam ve tanıtım fotoğrafçısı olma yolunda yürümeye başlayan biri kendini tüketim toplumunun kalbinde, bu topluma yön veren bir pozisyonda bulur. Tüketimin temel denklemi arz-talep ilişkisidir, eğer ki arz yoksa talep de oluşmaz. Her arz bir zaman sonra popülerliğini yitirir; bu olgu zamanın devinimi, insanın sahip olma içgüdüsü, yeni ihtiyaçların oluşması ve âdemoğlunun sahip olduğu metadan sıkılmasıyla ilgilidir. Bu nedenle üreticiler yeni, farklı, değişik,  en önemlisi de gerçek anlamda insanın ihtiyaç duymadığı “şeyler” üretir ve bu şeylerin tüketimiyle oluşan kaynakla kapitalist ekonomide varlıklarını sürdürürler. Bu noktada reklam ve tanıtım fotoğrafçısı devreye girer. Reklam ve tanıtım fotoğrafçısının tüketim endüstrisindeki temel görevi son kullanıcıya üretilen bu gereksiz şeylere aslında neden ihtiyaç duyduğunu ve “o” olmadan kimliğinin bütünlük arz edemeyeceğini anlatmaktır. ürün tüketilmeli ve tüketici o “ürün”e ihtiyaç duyduğuna karşı koyulamaz derecede ikna olmalıdır.

 

İhtiyaçtaki büyük ihtiyaçsızlık!

 

Bir bahar temizliği yapsak ve sadece “gerçekten” ihtiyacımız olanları tutsak yaşam alanlarımızda bulunan “şey”lerin %95″ini çöpe atardık. Zayıfladığımızda giyeceğimiz elbiseler, geçen sezonun gömlekleri, her sıcak içecek için farklı bir kap, ara sezon ayakkabıları, yumurta sarısı ayırıcı kaşık, krep tavası, hamam seti, vücudun her bölgesi için farklı nemlendirici ve uzayıp giden listedeki diğer “şey”ler… Tüm bunları satın alırken aklımız neredeydi? Tüm bunları satın aldık; çünkü nasıl dönemin Kıta Avrupa”sında küçük burjuva prestij için ünvan satın alıyorsa, günümüz insanı da prestij ve kimliği için güncel tüketim araçlarından faydalanıyor.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here