Ana sayfa Makale Portfolyo Röportaj- Ertaç Altınöz

Portfolyo Röportaj- Ertaç Altınöz

0

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Grafik sanatlarıyla nasıl tanıştınız?

Dijital sanatlar konusunda söylediğine özen gösteren, takdire değer bulunan çalışmalara sahip, ülkemizdeki insanların da yurtdışındaki dijital platformlarda bir eksiği olmadığını gösterebilen ve bu işi yapmak isteyenlerde azim uyandırmayı amaç edinen okullu bir emektarım. Günümün çoğunu bilgisayar başında geçiriyorum ve uykum gelmedikçe uyumuyorum. Yani uzun süren aralıksız mesailere karşı dirençli biriyim.
 

Play Station”ım her zaman baş köşededir. Figür koleksiyonu yapmayı ve arşivciliği her üretken insan gibi bende seviyorum. çizgi filmleri ise, özenle takip ediyorum. Kendimde var olan enerjinin ve yeteneğin farkındayım. Bunu bana bahşedene en iyi karşılığın, bu yetenekleri en etkili şekilde kullanarak verebileceğime inanıyorum.

Grafik sanatlarla tanışıklığım, lise yıllarımda oldu. özellikle o yıllarda birçok değişik branşı tanıma ve değerlendirme fırsatı elde ettim. Heykele bulaşmış, fotoğraf çekmiş, kısa filmleri olan ve fakat bunların hiç birini bugün maalesef tatbik etme fırsatı bulamayan birisi olarak kolaylıkla söyleyebilirim ki, ben bir grafik sanatçısı değilim. Zaten grafik de okumadım. Dijital ressamım diyebilirim belki. Konu illüstrasyon olduğunda ve özellikle fantastik konulu olduğunda, potansiyelinin çok azını gösterdiğine ve daha söyleyecek çok şeyi olduğuna inanan birisiyim.

 

 

Dinodream ve DeviantArt”ta oldukça popülersiniz. çalışmalarınız ilgiyle takip ediliyor. Kısacası hayranınız çok. Böylesine bir popülerlik kazanma sürecini biraz anlatır mısınız?
 
Popüler olmak nedir, ne değildir bilemiyorum. Ama sanırım biraz da olsa birileri ismime aşina olmaya başladı. Aslında gururumun okşanması yanında, tanınmak düşüncesi bana başlı başına garip geliyor. Sıradan bir insanım, fakat meraklı da biriyim. Bazen boş birkaç dakikam varsa nette gezip neler olduğuna bakmayı seviyorum. Bu sırada kendi ismime birilerinin cümlesi içinde rastladığımda, hissettiklerimi anlatmak zor. O an duyumsadığım şey, gurur olabilir, sevinç olabilir, utanç olabilir… Ve komedi de kesinlikle var. Gururla verdiğiniz bir hediyenin içinden saçma sapan bir şey çıkması ve tam o anda gıdıklanmak gibi bir şey. Evet, kesinlikle bir gıdıklanma durumu söz konusu…

“Bir grafik tablet sihirli değnek değildir”

Tabii ki hiçbir başarı rastlantısal değil. Dijital resmi tecrübe etmeye başlayalı aşağı yukarı 2, bu alanda profesyonel çalışma sahasına adım atalı 1 yılı geride bıraktım. Dolayısıyla bu süreçte yaşadıklarımı özetlemem çok zor.  Ama kesinlikle diyebilirim ki sürekli ve “ne istediğini bilerek” çalışmak çok önemli. Kendini yönetebilme işi, çalışmanın kendisi kadar önemli. Stratejik davranmak, zeka, öğrenme hızı, ne istediğini bilmek, bunun için sırasıyla hangi engelleri aşmak gerektiğini kestirebilmek, kendine güvenmek, işine inanmak, pes etmemek, hayalci olmak ve tabi ki işini severek yapmak gerekiyor. Bunların çoğu veya hepsi bir araya geldiğinde başarı elde edilebiliyor. Tabii bu süreci hızlandıran, temellendiren veya başarı sürecine sebebiyet verecek kadar çok duruma katkısı olan etkenler, muhakkak var. Büyük bir ustanın desteğine sahip olmanız gibi. Kendisine minnetini her fırsat bulduğunda belirtmek istediğim Kerem Beyit”in sanatının ve kişiliğinin değeri çok büyüktür. Dijital arenada 2 yıldır süregelen uğraşımı bir yola benzetirsem, Kerem Beyit”in çalışmaları yola çıkma kararı almama; daha sonraki süreçte tevazusu ve öğütleriyle kendisi bu yolda çalışmaya devam etmeme, son etapta mesleki anlamda adımlar atmama ön ayak oldu. Umarım bir gün birileri için ben de bu denli itici güç olabilirim. Zira sanatçı unvanı kazanmanın esas kıstasının, ilham vermek olduğuna inanıyorum. Kısacası özendim, ilgilendim ve her kademesiyle yaptığım işin içini doldurmaya çalıştım.

 

 

çalışmalarınıza başlamadan önce ne gibi bir planlama yapıyorsunuz. önce eskiz, olarak kağıtta mı bir şeyler karalarsınız, yoksa doğrudan bilgisayarda çalışırsınız?

Kağıt kalemle çalışmak, gerçekten çok önemli. Kalemin ucunun kağıda değmesi, çok özel bir his ve çizimi yaparken size yol gösteren de, çoğunlukla takip ettiğiniz bu küçük his oluyor. Tabletle çalışmak çok daha hızlı ve fakat çok daha sentetik. Kibrit çöpünü plağa sürtüyormuşsunuz gibi bir hissi var. Fazla hızlı giderseniz veya işin kolayına kaçmaya başlarsanız, müzik doğru çalmamaya ve plak da bozulmaya başlıyor. Bu açıdan muhakkak kalem, kağıtla çalışmak ve mümkünse tabletle çizmeye olabildiğince geç başlamak önemli. çoğu kişi, grafik tabletlere umut bağlıyor. Akıllarındaki rengarenk sahneleri çizemediklerinde “Acaba tabletim mi yetersiz?” diye düşünüyorlar. Bir grafik tablet sihirli değnek değildir. öncelikle resim çizmeyi tecrübe etmek ve işi temelinden öğrenmek gerekiyor.

Genellikle sorulan “Nasıl çizeceğim?” sorusu. Bunun cevabı, siyah beyaz çalışmalarda iyi olmak, karakalem ile canlı modelle çalışmak ve özü kavramakta gizli. “Bu tür çalışmalar nasıl yapılıyor?”, “Hangi fırçayı nasıl kullanayım?” gibi sorular da var. Burada cevap, “neyi, nasıl uygulayacağımız” değil, “nasıl uygularsak, ne ile karşılaşacağımızı kestirebiliyor olmak”ta gizli. Eskiz, daima çok yararlıdır. Bir çalışmaya başlamadan önce yapacağınız eskiz elinizi ısıtır, konuya daha iyi adapte olmanızı sağlar; kompozisyon, kağıda yerleştirme veya oran orantı gibi konularda modelinizle ilgili ilk tecrübeyi 5 ila 10 dakika içine edinme fırsatı verir.
 

Ben genellikle, bir şeyleri çizerken oluştururum. çalışma belirmeye başladıkça yeni fikirler, anlamlar keşfederim. Bunun dezavantajları oldukça fazla. Zaman kaybı, gereksiz efor veya çalışmaya uzun süre bakıyor olmanın yol açtığı bakar körlük durumu gibi… Eskizli, ardından çizgisel ve ardından lineart”ı net belirlenmiş sonra boyamaya geçilmiş bir iş yerine; benim yaptığım gibi düzensiz bir yol izlerseniz çok fazla oyalanmak ve sayısız hata ile karşılaşmak neredeyse kaçınılmazdır. Yöntem olarak mutlak doğrulara inanmıyorum; herkes kendi rahat hissettiği veya kolaylık sağladığı şekilde çalışmalı.

 

 

Sürekli takip ettiğinizi dijital artist”ler var mı, ilham aldığınız? Ne tür çalışmalardan hoşlanıyor ve takip ediyorsunuz?

Takip ettiğim birçok sanatçı var. Martin Bland (pürüzsüz), Michael Kutsche(ifade), Gonzalo Ordóñez Arias (anime), Andy Park(God of War), Bobby Chiu & Kei Acedera(kesinlikle çok eğlenceliler), Patrick Brown (hızlı gelişiyor), Raphael Lacoste (konsept),  Stanley Lau (çeşitlilik), Adrian Smith (bilgisayar oyunları), Joe Vriens (manga ve cover art) gibi çok sayıda sanatçı sayabilirim. Büyüklerden ise, John Howe ve Tony DiTerlizzi en sevdiklerim.

Türkiye”den Emrah Elmaslı, Eren Arık, Melike Acar, Yıldıray çınar ve Kerem Beyit”in işlerini zevkle takip ediyorum.  özellikle takip ettiğim bir tarz ise, yok. Hayal gücünü ön plana çıkaran ve “Bunu ben düşünmedim; neden düşünemedim?” sorusunu sorduran işler bana keyif veriyor.

“Sanatçı olmak için en iyi çağdayız”
 

 

 

 

Dijital çalışmaları sürekli takip ettiğiniz yerli-yabancı siteler vardır mutlaka. Bunlardan bahseder misiniz biraz?
Kişisel tercihimden ötürü portfolyomu barındırdığım yerli site sayısı oldukça sınırlı. İlki, Dino-Dream. Bu sitede, kişisel portfolyonuzu hazırlamanın yanında, işlerinizi yükleyip yolun neresinde olduğunuzu kolayca anlayabiliyorsunuz. İş ilanı bırakmak ve sektördeki önemli gelişmeleri takip etmek için de oldukça kullanışlı bir site. Bu sitede bilgi elde etmek çok kolay. Birçok kişiden “Burası benim için bir okul” gibi diyor. Sitenin içeriği ve işleyişi başarılı bir biçimde kurgulanmış. Tabii böyle bir sitenin yerli olması büyük bir avantaj.

Bir diğer yerli site ise, Photoshop Magazin. Bu siteyle bir gönül bağımız var. çaylak zamanlarımda benimleydiler; umarım daha uzun süre de benimle olmaya devam edecekler. Photoshop Magazin de yine aynı şekilde sosyal paylaşımın çok yoğun olduğu, özellikle bu işe yeni başlayan arkadaşlarımıza yol göstermekte başarılı bir site. Son olarak, çok yakında yeni ara yüzüyle yayına girecek olan Konsept Sanat var. Bu forum sitesinin kurucusu Emrah Elmaslı dahil, diğer iyi çizerlerin işlerini inceleme fırsatı bulabileceğiniz bu sitede, zaman zaman düzenlenen çalışmaya teşvik edici yarışmalara katılabiliyorsunuz. Aynı zamanda her seviyede çizerin işlerini sergilemesine ve fikir alışverişi yapabileceğiniz sıcak bir ortamı var. Yoğun olarak dijital resim ve illüstrasyon üzerine giden site, spesifik çizgisiyle aradığınız şeyleri kolayca bulmanıza imkan veriyor. Böylelikle kaybedeceğiniz zamanı minimuma indiriyor. Ben ise bu sitelerde, öncelikle “ilham verme” ülkümü gerçekleştirebilmek üzere varım.

Yabancı sitelerden ise, DeviantArt”ı özellikle takip ediyorum. DeviantArt, her daim hareketin olduğu ve sayısız işin yüklendiği bir platform. Bu yanı onu çok dinamik kılıyor. Fakat yüklenen çalışmaların türleri konusunda kocaman bir yelpazeye sahip olduğundan, sadece kendi branşınızı takip edebiliyorsunuz. Bu anlamda biraz daha az kullanışlı bir platform.

 

 

Ancak freelance iş bulmak, daha doğrusu işin sizi bulması konusunda biçilmiş kaftan. Ayrıca çalışmalarınızın çeşitli boyutlarda baskılarının yapılmasına site aracılığıyla izin verip, bu satışlardan komisyon alabiliyorsunuz. çok iyi sanatçılarla karşılaşabilme ve fikir alışverişinde bulunma şansınız var. Bir diğer site, It”sArt Magazine. Aylık Newsletter uygulamasıyla sitede neler olduğunu takipçilerine duyuran It”s Art, çalışmalarınızı kolayca yükleyebileceğiniz ve çalışmanız oy aldıkça fark edilme oranının arttığı keyifli bir site. Takip etmeye çalıştığım ve galerimin olduğu diğer bir site de, CGHub. CGHub bu saydığım özelliklerin yanı sıra önemli şirketlerin iş ilanlarına, çeşitli aktivitelere, yarışmalara ve yaklaşan CG yönü ağır basan filmlerin fragmanlarına dair birçok haberi de size ulaştırıyor.

Bahsetmek istediğim bir diğer site, CGSociety ve forumu CG Talk. Ballistic Publishing”e bağlı olan ve sektördeki tüm profesyonelleri buluşturan, devasa ve bence en gerekli site. Bünyesinde yok yok. örneğin, boyunuza posunuza bakmadan bir numaralı kişilerle aynı yarışma içinde yer alıp onlara meydan okuyabilirsiniz. Kesinlikle atlanmaması gereken bir platform. Bunlar dışında Gnomon Workshop, GFXArtist, MassiveBlack gibi diğer önemli platformları takip etmek de faydalıdır.

Okuyuculara önerim, çalışmalarını asla ama asla kendilerine saklamamaları yönünde. “Aman işim çalınır” anlayışı önünüzü tıkayan en önemli unsurdur. İnternetin gücünün farkında olmalısınız. Geçtiğimiz günlerde bir yazı okudum. Kişi, “Sanatçı olmak için en iyi çağdayız” diyordu. Tamamen katılıyorum. önceden görsel tasarımla uğraşan insanlar için iş bitirme, bunu bir yerlerde gösterme ve farkındalık yaratma durumları çok daha meşakkatliydi. Her şeyin dijital ortama aktarılmış olmasıyla, hem işinizi daha hızlı bitiriyorsunuz, hem de dünyanın öteki ucundaki işverenler veya sektörün önde gelen tasarımcılarına saniyeler içinde ulaşabiliyorsunuz. Sanal galeri, bu anlamda büyük avantaj.

 

 

Profesyonel iş hayatınızda, grafik sanatçılığınızın yeri nedir?
 

Dijital ressam olmamın yeri çok büyük. Ama ben daima yapılan iş ne olursa olsun, insanın içindeki “öz”ün sağlam olması gerektiğini düşünenlerdenim. Karakteriniz, sizi siz yapan şeyler ve görsel sanatınızın özü- yani temel resim bilginiz- çelik gibi sağlam ve hamur kadar da şekil verilebilir olmalı. Dijital ressamlık, şu an için yaptığım işin tamamı; ama öncesinde edindiğim hissedebilme yeteneği, görsel ve işitsel doygunluk, hep de edinmeye devam edeceğim sanatsal birikim, yapmaya çalıştığım işe hizmet eden en temel bloklar.
 

Nasıl bir mekanda çalışabiliyorsunuz ve hangi teknik donanımlara sahipsiniz?

çalışma mekanım olabildiğince loş veya karanlık olmalı. Jaluzileri sıkı sıkıya kapatılmış, oradan buradan giren ışıkları minderlerle kapattığım bir odada çalışıyorum. Oturduğum sandalye belimi destekliyor ve rahat bir pozisyonda, uzun saatler çalışabiliyorum. Monitörüm göz hizasında ve masa dirseklerimin hemen altında sonlanıyor. çünkü monitör parlaması ile uğraşarak veya bedensel acı çekerek çalışılmak mümkün değil. Alanın geniş olması bir yana, oturma planımı da çevremdeki her şeye kolaylıkla erişebileceğim şekilde tasarladım. çalışma odam, aynı zamanda yaşadığım ortam olduğu için çevremde yüzlerce materyal görmek istemiyorum. Dağınıklık yaratabilecek tüm nesneler ya raflarda ya da çekmecelerde durur. Teknik donanımıma gelince, ekran kartları ve Ram”leri abartılmış iki adet Pentium 4 PCye, biri normal, diğeri Apple Cinema Display 20-Inch Widescreen LCD olmak üzere iki adet monitöre (kalibrasyonu iyi yapılmış bir monitör bizim işimizde çok önemli), bolca depolama alanı için external hard disklere ve tablet olarak da A4 Wacom Intuos grafik tablete, Wacom Cintiq 12WX interactive pen display”e sahibim.

 

 

Şu anda yaptığınız iş dışında başka bir iş yapmak ister miydiniz. Bulunduğunuz noktadan memnun musunuz?

Bulunduğum noktadan hem memnunum, hem de yapım gereği tatmin olmuyorum. Tatmin olmak, yaratıcılık gerektiren işlerde çaba harcayan insanlar için sanırım hiç ulaşamayacakları bir nokta. Diğer yandan memnunum; çünkü kısa zamanda iyi şeyler yaptığımı düşünüyorum. Tabii bu daha kısa sürede, daha iyi işler yapma zorunluluğumu doğuruyor. Böyle bir koşullanma altında sanatsal anlamda agresif olmak, ama eski tecrübelere dayanarak sağlam adımlar için ağırbaşlı davranmak, huzur verici. İki sene önce askerde okuduğum bir dergiye, bugün -hiç aklımda yokken- dijital ressam sıfatıyla misafir oluyorum. çabalarımdan nasıl memnun olmam?

Şu an yaptığım işi yapmıyor olmasaydım, canlandırmayla ilgilenmeyi ve günün birinde iyi bir animatör olmayı düşünebilirdim. Muhtemelen 3D.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here