Ana sayfa Haber Popüler müzik mercek altında

Popüler müzik mercek altında

0

Popüler kültür, aslında öyle çetrefilli bir konu ki yazmakla bitmez…Ama zaten amacımız bitirmek değil anlamak…

Popüler müzik, bazı kesimlerce genellikle batının popüler müzik anlayışını taklit eden tarzıyla kültürel alışverişin, gelişmenin ve modernleşmenin göstergelerinden biri olarak algılanmıştır. Diğer taraftan, bazı kesimler tarafından pop müzik, yerel özellikleri dışladığı ve tamamen batı özentisi bir şekilde üretildiği için kültürel emperyalizmin; sermayenin ve ekonomik sömürünün bir uzantısı olarak görülmüştür. Hangisidir popüler müzik? Belki de hepsidir.
 

Türkiye”de serbest piyasa ve liberal ekonomi hareketlerinin hız kazandığı 80″li yıllardan önce müzik endüstrisinin oturmamış olmasının temel nedenlerinden biri 1980 öncesinde devletçi politikaların izlenmesi ve kitle iletişim araçlarının devletin tekelinde olmasıydı. örneğin BBC’nin elitist kültür tutumunu örnek alan TRT”de, popüler kültür ögelerine fazla yer verilmezdi. Denetimler oldukça sıkı, sansür uygulamaları yaygındı. 80’li yıllarda ise dünyayı kuşatan; büyük sanayileşme ve kentleşme hareketlerini içeren süreçle beraber ortaya çıkan kitle toplumunun bir örneği de Türkiye’de oluşmaya başlamıştı. “Devletçi” olarak nitelenen ekonomik politikaların geri plana atılması ve liberal ekonomi politikalarına ağırlık verilmesi, serbest piyasa ekonomisinde özelleştirme mantığının egemen olması, müzik alanını da etkilemiş ve 80″li yıllardan itibaren müzik bir ticari sektör halini almıştır.

 

“Demokratikleşme, çoğulculuk, çok seslilik, farklı kültürlere saygı” söylemlerinin 80″lerle beraber iyice gelişmesi sonucunda, Türk pop müziğinde pek çok tür bir araya getirilmeye ve kutuplaşmış türler, bir biri içerisinde erimeye başlamıştır. Arabesk-pop; halk müziği, sanat müziği, Türk müziği batı, müziği arasındaki çatışmalar giderek yok olmuştur; çünkü artık önemli olan büyük kitlelere hitap edebilecek, bol satış ve kazanç sağlayacak, basit ve kolay tüketilebilecek müzikler yapmaktır. Müziğin kalitesinden çok tanıtımının, pazarlanmasının ve dağıtımının nasıl yapılacağı önem kazanmıştır.

Müziğin pazar ortamında değişim değeri taşıyan bir tüketim nesnesine dönüştürüldüğü yolundaki eleştirilere rağmen, popüler müzik piyasası hızla gelişmiştir. 1990’lardan itibaren özel radyo ve televizyonların açılmasıyla beraber her türlü müziğin, radyo ve televizyonlardan halka ulaşmaya başlaması da Türkiye”de popüler müziğin yaygınlaşmasında büyük etken olmuştur.
 


Pop müzik çoğu zaman sığ olmakla eleştirilir
Popüler kültür, kullanım ve tüketim kültürüdür. Kültürün metalaşmaya başlamasıyla ve kültürel ürünlerinin, değerlerin pazarlanmasıyla oluşan endüstrinin kültürüdür. Popüler kavramı ise çoğunluk tarafından sevilen, tercih edilen, ya da tercih edilmese bile gündemde kalmayı sürdüren anlamında kullanılmaktadır. 20. yüzyılda kapitalist sitemin ve kitle iletişim araçlarının hakimiyeti ele geçirmesiyle beraber Batı dünyasında bu kavram tartışılmaya başlanmıştır. Popüler kültür karşıtı, elit kültür yanlısı kesimler, popüler ürünlerin halkın beğenisi baz alınarak oluşturulmasının kültürü yozlaştırdığını ve bayağılaştırdığını iddia etmiştirler. Popüler kültürün tamamen sermaye güçleri tarafından önceden hazırlanıp paketlenen ve sonra da halka dayatılan bir kültür olduğunu, ticari kaygılardan ötürü ortalama beğeni kriterleri baz alındığı için kalitenin iyiden iyiye düştüğünü savunmuşturlar. Yüksek kültür olarak, Batının klasik ve aristokrat kültürünü destekleyen, popüler kültürü de alçak kültür olarak tanımlayan elitisit kesimin yanında, popüler kültür yanlısı kesimler de vardı tabii. Bunlar da popüler kültürü demokratikleşmenin çoğulcu demokrasinin ve bireysel özgürlüğün bir göstergesi olarak ele almışlardır.

 

Benzer bir karşıtlık bizim ülkemizde de yaşanmıştır. Hatta ilk özel TV’ler çıktığında TRT yanlıları, özel TV”leri basit ve kalitesiz olmakla suçlarken, özel kanallar da TRT”yi halka hitap etmemekle, fazla elitist olmakla suçluyorlardı. En çok da arabesk müziğinin yayınlanması konusunda bu tartışma ortaya atılmıştı. TRT halkın bir gerçeği olan arabesk müziği yayınlamazken, toplumun çok az bir kesiminin dinlediği klasik müzik yayını yapmayı niye tercih ediyor diye bir takım sorular ortaya atılıyordu. TRT”yi eleştiren özel medyalar halkın istediğini verdiklerini iddia ediyorlardı zaten hala da bunu iddia ediyorlar. Aslında ne medya bu kadar masumdur ne de halk her dayatılanı tüketecek kadar basit bir kitledir.
 

Hepimiz TRT’nin yurttan sesler korolarıyla büyümedik mi?
Yani popüler kültür ne yeni bir barbarlık aşamasının, ne de birebir halkın istemlerini yansıtan demokratik bir toplumsallaşmanın sembolü olarak görülmeli. Popüler kültür, egemen mülkiyet ilişkilerince üretilen ve pazarlanan bir kitle kültürü olmasına rağmen, içinde direniş ve mücadele ögeleri mevcuttur. Ancak inkar edilemeyecek bir gerçek var ki, popüler kültürün en önemli ögesi olan medya dış dünyayı birebir yansıtan, ya da halkın istemlerine göre birebir hareket eden bir temsil aracı değil. Bilgiyi belirli bir ideoloji doğrultusunda işleyen, kurgulayan, biçimlendiren, bazı bölümleri onlarca kez tekrarlayarak vurgulayan, gerçeğin belirli kısımlarının aktaran, bir anlam üreticisidir medya. Bilginin son derece hızlı ve yaygın olarak dolaşımını sağlarken, söylenmesi gereken şeyleri seçme, ya da engelleme gücüne sahiptir.

 

Genel anlamda kültürün dolanımını ve yayılımını hatta oluşumunu sağlayan medyanın popüler kültürde belirleyici gücü halkmış gibi lanse ettiği malum. Halk bunu istiyor tarzı söylemlere de sık sık rastlamaktayız. Oysa esas belirleyici konumda olan halk değil pazar sisteminin ta kendisidir. Sistem faaliyetlerini halkın arzusuna dayandırdığını iddia ederek kendi meşrulaştırmış ve aklamış oluyor. Yani bugün televizyondaki malum yarışmaların yapılmasının, magazin programlarının en çok izlenilen programlar arasında yer almasının nedeni, halkın bunları izlemek istemesindendir denilerek popüler üretim aklanmış olunuyor. Oysa popüler kültür gerçekten halkın ihtiyacından kaynaklanan, halkın arzu ve seçimine dayanan bir kültür değildir. örneğin Popstar yarışmasından önce halkın yeni bir Popstar ihtiyacı yoktu. Kimse sokakta dolaşırken, yeni bir pop star bulma kaygısıyla dolaşmıyordu. Yani kültür endüstrisi, planladığı bir ürünü, ya da programı pazarlamadan önce ilk iş olarak halkın içinde o ürüne dair yapay bir ihtiyaç ve arzu yaratır. Bu ihtiyacı yaratılmasında medya ve reklamlar kullanılır ve sürekli gündeme getirilen bir konu sonunda halk tarafından da benimsenmeye başlar. Ama bu demek değildir ki halkın tercihi buydu, halk bunu istedi. Halk üretimi tamamlanmış, bitmiş ürünün tüketicisi konumundadır.
 

Pop kültürünün en büyük yaratıcılarından MTV…
Neyin, nerede, nasıl üretileceğine ve dağıtılacağına karar veremez. Yani popüleri popüler yapan güç halk değildir. Halk, ancak birbirine benzer seçenekler arasından seçme özgürlüğüne sahiptir. Tabii buna özgürlük denirse. Yani halkın mavi portakal yeşil portakal kırmızı portakal sarı portakal arsından seçim yapması, halkı belirleyici güç konumuna oturtamaz, çünkü halk hangi rengi seçerse seçsin, sonuçta yine portakal tüketmiş oluyor. Popstar yarışması için de aynı şey geçerli. üstelik halk oylamasıyla, halkın seçtiği popstar gibi söylemler, halkın kendini belirleyici konumda hissetmesini sağlaması için kullanılan bir strateji. Peki halk Stuart Hall”ın deyişiyle “kendilerine sunulan şeyin çağdaş bir uyuşturucu olduğunun farkına bile varmayan kültürel ahmaklar mıdır gerçekten de” halkta hiç mi direniş unsuru yok? Tabii ki var. Bu programları eleştiren bir sürü kesim var, şu anda benim yaptığım gibi. Ancak bunun bile tehlikeli bir yanı var çünkü herhangi bir programı olumsuz yönde eleştirirken bile, biz o programın ya da o ürünün kendi sürdürme araçlarından biri haline geliyoruz. Yani bir konu hakkında negatif de olsa sürekli konuşulması, o programın gündemde kalmasına, yeniden üretilmesine ve canlılığını korumasına yardımcı oluyor.

 

Yani popüler kültürde tanımlayıcı güç halk gibi görünür ama asıl tanımlayıcı güç, üretim biçimi ve bu biçimin satışını yapan medya endüstrisidir. Bu öyle bir güç ki herhangi bir direniş öğesini bile içine alıp kendi çıkarlarına uygun hale getirebilir. örneğin kapitalist sisteme, var olan düzene bir tepki olarak rock dinleyicileri arasında kot yırtma geleneği vardı. Ancak kısa bir süre içerisinde sistem bunu kendi içerisine dahil ederek, yıktık kot giymeyi yeniden tanımlamış onu moda haline getirerek, popülerleştirmiş ve kot yırtmak bir başkaldırı unsuruyken, direniş unsurları törpülenmiş bir popüler ürün haline getirilmiştir.
 

Pop müzik ucuzlukla suçlansa da, MJ’ın müziğine kimse laf söyleyemedi.
Zaten popüler kültürü özünde direniş desteklemeyen süregelen sistemle bütünleşmeyi kolaylaştıran bir kültürüdür Ama yine de Halk tamamen popüler kültürün kölesi konumunda görülmemeli. üretim aşamasında fazla müdahale edebilecek durumu olmasa da halk, tüketim aşamasında kendi anlamlarını üretme özgürlüğüne sahiptir. Bir şeyi nasıl anlamlandırdığımız da medya tarafından yönlendiriliyor tabii ama, yine de bireyin iç dünyasına, neyi nasıl değerlendirdiğine tamamen müdahale etmek ve şekillendirmek imkansızdır.. Direniş unsurlarıyla üretilen kültürü tükettirmeye çalışan güç arasındaki çatışma her zaman var olacağı için, popüler kültür alanı da her zaman bir mücadele alanı olacaktır.
 

Günümüz pop piyasasının son ikonu Lady Gaga

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here