Ana sayfa Makale Perspektif Bozulmasını Önleme Teknikleri2

Perspektif Bozulmasını Önleme Teknikleri2

0
(1) Mesafe”nin Etkisi:

öncelikle değerli fotoğraf hocamız Prof. Sabit Kalfagil”in bir fotoğraf dergisinde perspektif ile ilgili bir soruya verdiği karşılıktan bir alıntı yaparak başlamak istiyorum:

” Biz fotoğrafçılar perspektifi hep objektife bağlı olarak düşünmeye alışmışızdır. Hatta şöyle bir kanaat fotoğrafçılar arasında çok yaygındır: ” Geniş açı objektifler güçlü abartılı perspektifler verir, derinlik izlenimini arttırır. Uzun odaklı objektifler ise sıkışık, ezik, derinlikten yoksun perspektif verir. Hani ne derler, bu lafın yalanı yok da yanlışı var. Yalanı yok, çünkü bu, dünyaya vizörden bakanların görüşü. Gerçekten, geniş açı objektif takıp vizörden bakınca abartılı perspektifler görürsünüz. çünkü çerçeveyi dolduran yakın konumlardır. Uzun odaklı bir objektifin görüş açısı dar olduğu için yakın objeleri dışarıda bırakır; sadece uzakları görürsünüz. Bu kez de perspektif eziktir ve derinlik izlenimi neredeyse yoktur. Sadece bu açıklamadan da kolayca anlaşılacağı gibi perspektif, yani derinlik izlenimi, kullanılan objektife doğrudan bağlı değil, çekim mesafesine bağlıdır.”

Sabit hocamızın bu satırları aslında çok önemli bir gerçeği hayatımıza taşıyor. Perspektif ile ilgili konularda sadece objektife bağlı açıklamalar yapmak genel eğilimimizdir. Ancak aslında önemli olan kullanılan objektifin odak uzaklığı değil, konuya olan mesafemizdir. Yakından çekmek zorunda olduğumuz fotoğraflarda ister istemez konunun tamamını kadraja alabilmek için geniş açı objektif kullanır, oluşacak distorsiyonların (optik bozulmaları) ise objektiften kaynaklandığını düşünürüz. Elbette geniş açı objektif o bozulmaları yaratır, ama asıl neden, kullanılan objektif değil bizim konuya çok yakın olmamızdır.
 

  Fotoğraf 1: 1,5 metre mesafeden 24 mm objektif ile çekilmiş Fotoğraf 1″de görüldüğü üzere 1,5 metre gibi çok yakın mesafeden çekilen bir kapı fotoğrafında 24 mm objektifin yarattığı optik bozulma (fıçı distorsiyon) daha ilk bakışta hemen göze çarpıyor. özellikle kapının sol dik ekseni ciddi anlamda içbükey bir distorsiyon göstermiş.

 

Fotoğraf 2: 3,7 metre mesafeden 17 mm objektif ile çekilmiş.

İkinci örneğimiz ise 3,7 metre mesafeden 17 mm objektif ile çekilmiş bir kapı.  Fotoğraf 2 daha geniş açılı bir objektif olan 17 mm ile çekilmiş olmasına rağmen, mesafe olarak daha uzaktan çekildiği için, fotoğraf 1″de 24 mm ile çekilmiş kareden daha az fıçı distorsiyonu göstermekte. Buradan şu sonucu çıkartabiliriz. Konudan uzaklaştıkça geniş açı objektiflerde ortaya çıkabilecek perspektif bozulmalar daha az belirgin hale gelmekte. Bu da elbette daha sonra bunları düzeltmek için uygulamak zorunda kalacağımız yazılımsal müdahalelerin şiddetini azaltmakta. Bu nedenle, mimari anlamda yatayların ve dikeylerin önem taşıyacağı karelerde mümkün olduğunca uzaktan çekim işimizi kolaylaştıracaktır.

 
 
  Fotoğraf 3: 4,5 metre mesafeden 35 mm objektif ile çekilmiş.Fotoğraf 3″te ise daha uzak bir mesafe olan 4,5 metrenin oluşturduğu görüntüyü görüyoruz. Ne yataylarda ne de dikey eksenlerde herhangi bir fıçı distorsiyonu oluşmamış.

 

Fotoğraf 4: 11 metre mesafeden 85mm objektif ile çekilmiş.

Dördüncü örneğimizde ise 85mm bir objektif ile 11 metre mesafeden çekilmiş bir kadraj görüyoruz. Görüldüğü üzere konudan uzaklaştıkça perspektif bozulmalar minimum düzeye inmektedir.

 
 
  Fotoğraf 5: Halep kalesinin kapısı; 11,9 metre mesafeden 96 mm odak uzaklığında çekilmiş.

 

Fotoğraf 6: 3,7 metre mesafeden çekilen bu karede özellikle minarelerin perspektif bozulma nedeniyle ortaya doğru eğildiğini rahatça görebiliriz.  

 

Fotoğraf 7: Oysa bu karede çekim mesafesi 17 metre. Görüldüğü üzere minarelerdeki perspektif eğilme neredeyse sıfıra yakın.

Kadrajın içinde mimari bileşenler bulunduğunda perspektif bozulmaların önüne geçebilmek, bir fotoğrafçının en önemli amaçlarından biri olmalıdır. Bunu başarabilmek her zaman kolay değildir. Günümüzde özellikle iç içe geçmiş pek çok yapının bir arada bulunduğu kentsel alanlarda, bir mimari eseri fotoğraflamak için yeterince uzak mesafeye gidebilmek pek olası değildir. örneğin eski Antakya”nın dar sokaklarında kapı ve pencereleri fotoğraflıyorsanız, ya da Safranbolu”nun o daracık sokaklarında konakları fotoğraflamaya çalışıyorsanız, muhakkak konuya yakın olmak ve geniş açı objektif kullanmak zorunda kalacaksınız. Ancak perspektif bozulmaların önlenmesi için mesafenin önemini bilirsek, elimizden geldiğince konudan uzaklaşarak kadrajımızın içindeki mimari eksenlerin eğilip bükülmelerini en aza indirebiliriz.

 

2) çekim Yüksekliği Ve Açısının Etkisi:

çekim mesafesinin yanında, çekim yüksekliğinin de perspektife etkisi büyüktür. örnek fotoğraflar üzerinden bakarsak:

Fotoğraf 8: Yüksek bir noktadan aşağı doğru bir çekim. Görüldüğü üzere kadrajın alt kısımlarına doğru indikçe perspektif bozulma iyice artmakta. Böylesi bir bozulma, çekim sonrası işlemlerle bile düzeltilemez.

 

 

Fotoğraf 9: Oysa yüksek bir çekim noktasından karşımızdaki binaya 90 derecelik bir açı ile baktığımızda perspektif bozulma oluşmamakta; yalnızca objektiften kaynaklanan fıçı distorsiyonu rahatsız edici. Bu da çekim sonrasında bilgisayar ortamında rahatlıkla düzeltilebilir.

 

Fotoğraf 10: Bir sokağı fotoğraflamak istediğimizde, sokakta bulunan yüksek binaları eğip bükmeden kadrajımıza dahil etmek istersek, o binaların yüksekliğine göre biz de yüksek bir çekim noktasından kadrajımızı kurmalı, mümkün olduğunca makinemizi yere paralel tutarak eğilme ve bükülmelerin önüne geçmeliyiz. Fotoğraf 10″da görüldüğü üzere yüksek bir noktadan yere paralel tuttuğumuz fotoğraf makinemizle İstiklal Caddesi”ni fotoğrafladığımızda, kadrajımızın sağ tarafından giren Yapı Kredi binasında eğilip bükülme oluşmaz. Bize yakın olan binaların büyük, bizden uzakta olan binaların ise küçük gözükmeleri, mesafenin perspektife etkisinden kaynaklanıyor.

 

  Fotoğraf 11: Fotoğraf 10″da gördüğümüzle aynı etki. Yüksekten çektiğimiz için perspektif bozulma yok. Ancak bizden uzaklaşan binalar mesafenin etkisiyle perspektif olarak küçülerek gözükmekte.

 

Fotoğraf 12: Antakya Samandağ’da bulunan son Ermeni Köyü olan Vakıflı Köyü’nün kilisesinin bu fotoğrafını yerden çektiğim için fotoğraf makinasını yukarı doğru açı ile tuttum. Bu nedenle dikey perspektif bozulma oluştu.

Fotoğraf 13: Kilisenin çatısı ile aynı yüksekliğe tırmanarak çektiğim fotoğraf 13″te ise fotoğraf makinemi konuya dik, yere paralel tutarak çektiğim için hem yataylarda hem dikeylerde herhangi bir perspektif bozulma yok.

 

Fotoğraf 14: Yüksek bir binanın dış yüzeyinin panoramik fotoğrafı için yüksek bir çekim açısından panoramik çalışma.

Fotoğraf 15: Halep Kalesi”nin yer yüksekliğinden panoramik çalışması. Fotoğraf 14″te görüldüğü üzere yüksekten panoramik çalışmalarda bize yakın olan binalar, mimari eserler çok daha fazla yer kaplarken, yerden yapılan panoramik çalışmalarda zemin ve gökyüzü kadrajda daha çok yer kaplamakta.

 

Sonuç olarak kadrajımızda yer alan mimari eserlerin perspektif yapılarının bozulup bozulmaması bizim elimizdedir. Konuya olan mesafemiz, çekim yüksekliğimiz ve çekim açımız sonuç fotoğrafın perspektif durumuna etki edecektir. Elbette çekim sonrası kullanacağımız bazı yazılımlarla fotoğrafımızdaki bazı küçük perspektif bozulmaları düzeltebiliriz. Ancak önemli olan çekim esnasında mümkün olduğunca bu konuya dikkat etmek ve olabildiğince düzgün perspektifli kareler üretmektir. Bu nedenle çekim yaparken konuya olan mesafemize, çekim yüksekliğimize ve çekim açımıza çok dikkat etmeliyiz.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here