Ana sayfa Sektörden Palaspandıraspera: Tuvalle objektifin buluşma öyküsü

Palaspandıraspera: Tuvalle objektifin buluşma öyküsü

0

Fotoğrafçı özgür Akpınar, resim atölyeleri dizisinin son fotoğraf projesi olarak ressam Haydar özay”ın Palaspandıraspera çalışmasını ölümsüzleştirdi

İstanbul”un karanlık ve soğuk bir sonbahar akşamüstü,  Şan Tiyatrosu”nda sergilenmekte olan Büyük İstanbul Resmi”ni görmeye gidişimi hatırlıyorum. Sahnede asılı duran, bu koskocaman resmin, ne kadar görkemli olduğunu düşündüğümü… Yanmış, yıkılmış, kaderine terkedilmiş tiyatro sahnesinin nasıl hayata döndüğünü, sanki hiç bir şey olmamış gibi tekrar sanat dünyasında adının söylenir olduğunu. Geçen süre içinde bu koskoca resim, o kadar çok şeye tanık oldu ki durduğu sahnede, her yönüyle Türk resim tarihinin en özgün yapıtlarından birisi olduğunu kanıtladı.

Resmi ilk gördüğümde bu resmin İstanbul üçlemesi”nin ilk resmi olduğunu bilmiyordum. Büyük İstanbul Resmi”nden kısa bir süre sonra, ressamın ikinci yapıtı Palaspandıraspera”nın yapılışına tanık oldum. Palaspandıraspera, “kaos” üzerine yapılmış, renkle birlikte başlayıp devam eden karmaşık ve belirsiz bir ritme sahip bir resimdi.

Neden Palaspandıraspera?

Bu isim sadece basit bir kelime oyunu değil. “Koşulların belirsizliğinde, henüz resmi tam olarak biçimlendirmemişken, resmin ismine ulaştım; Palaspandıraspera…* Bu büyüklükte bir resmi atölyemde çalışmayı düşünmüyordum. Serinin devamı olan ikinci resim için istediğim gibi bir mekan da bulamamıştım. Yeni yer aramaya vaktim yoktu. Yaz tamamlanırken, sonbaharda istediğim resmi yapamamış olmayı kabullenemedim.” diyerek anlatıyor bu süreci Ressam Haydar özay.

Ressamın çok zamanı yoktu; çabucak harekete geçti, kendi tarzıyla resmini yapmaya başladı. Neredeyse doğaçlamaya dayanan bu tarz, resmin ismini de şekillendirdi. Yine de, dikkatlice izlediğimizde, titizce düzenlenmiş bir resimle karşı karşıyız. Düzensiz görünen, şiddet ve hareket dolu pek çok alan, mekanik olmayan, yapısal bir bütün içinde bir duruyor. İlk günün başlangıcına her zaman yeni şeyler eklenmiş olmalı. İlerleyen günlerde başka başka ayrıntılar, üst üste konmuş boya katları, harcanan büyük çaba. Atölyeyi aşan tuval, ressamı resim duvarlarının içine hapsetmiş, Şan Tiyatrosu”nda gün ışığında yapılan resmin aksine, gün ışığından yoksun, geceleri yapılmak durumunda bırakmıştı. özay, Ağustos 2008″de başladığı Palaspandıraspera”yı, Ekim ayının ortasında bitirmiştir. Yapılış aşamasını, Haydar özay şu şekilde tanımlıyor: “Renk duvarlarıyla çevrelenmiş olarak çalıştığımı söyleyebilirim. Kendime tuvallerden bir atölye yaptım sanki. Kurumamış tuvalin üstünde çalışırken, tamamlanmış ayrıntıların üstündeydim.” Bir zamanlar yaşanmış olan hayatların izi, yan yana var olan tarihi binalarla, yeni inşa edilmiş zevksiz yapılardan yola çıkan Haydar özay, renklerle bütünleşmiş bir hareketin ifadesine ulaşıyor. Bir yere varmayan, ama hep devam eden bir hareket… Bir siluet olarak betimlenen pek çok şey, bacalar, antenler, yağmur oluklarının oluşturduğu bu parçaları ustalıkla bir araya getiriyor. İşte ressamı, sanatçıyı, diğerlerinden ayıran, gün boyunca tanık olduğumuz her bir ayrıntıya can vermesi değil midir? Alışılmadık, olağandışı İstanbul”u anlatmış bize, resmin içerisinde, yoğrulmuş, savrulmuş İstanbul, tüm kaosuna karşın inatçı bir renklilikle karşımızda… Birbiri içine geçmiş figürlerin devleşerek bambaşka bir dünya oluşturdukları, her bir ayrıntısında İstanbul”u barındıran resim, bize hiç olmadığı kadar canlı, bir o kadar karışık bir İstanbul”u anlatıyor. Beyoğlu veya eski adıyla Pera”ya bağlanan sokaklara ait öğeler arasında gitgide bir uyumsuzluktan doğan, yeni bir uyumla karşılaşıyoruz.

 

Peki nedir Palaspandıraspera”yı fotoğrafla buluşturan?

Fotoğrafçı özgür Akpınar, 2001 yılından itibaren üzerinde çalıştığı resim atölyeleri dizisinin son fotoğraf projesi olarak, Haydar özay”ın atölyesinde çalışmıştır. Sanatçının geçmiş yıllara ait çalışmalarından Sonbahar, Melankoli, Savaş gibi yapıtlarıyla yeni çalışması arasındaki çarpıcı ayrılıklardan ve benzerliklerden yararlanmıştır. Palaspandıraspera”nın dışında kalan bu tuvaller, bir portre fotoğrafında ya da ressamın figüratif bir hareketiyle etkili bir kadrajla belirlenir. Akpınar”ın bir tür sahne düzenlemesi sayabileceğimiz bu tavrı, serinin pek çok fotoğrafında güçlü etkilere dönüşür. özgür Akpınar, kalın tuşlarla sürülmüş renk dokularını, engebeli renk yüzeylerini de fotoğraflamada son derece başarılıdır. Resim yapan elin ve vücudun hareketlerini tuval yüzeyinde ve atölye mekanında saptar.

Palaspandıraspera, eş zamanlı olarak, Demet Taşpınar tarafından videoart olarak da çalışılmış, bu çalışma “Renklerin Beşiğinde Haydar özay” adıyla, Tüyap 2008″de sergilenmiştir.Ressam Haydar özay, bundan sonra yapacağı resmiyle “Büyük İstanbul üçlemesi”ni tamamlayacak ve 2010 Dünya Kültür Başkenti İstanbul”a önemli bir değer kazandıracaktır.

*Palaspandıras:
Hemen, birdenbire, habersiz, hazırlıksız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here