Ana sayfa Donanım Oyun Müzikleri

Oyun Müzikleri

0

Oyunlardan aldığımız zevki daha da fazlalaştıran oyun müzikleri, oyunların satışında da belirleyici bir etken haline geldi. Kült haline gelmiş Birkaç oyun üzerinden “oyun müzikleri” dosyamızı açıyoruz.
 

O müziklerinin art arda tekrarlanan ‘BİP’ seslerinden ibaret olduğu yıllar, nitelik açısından çok gerilerde kalmış olsa da nicelik açısından aradan sadece yirmi yıl geçmiş durumda. Müzikler, artık o kadar çok ilgi görüyor ki zaman zaman oyunların önüne geçtikleri bile oluyor. Bir yandan çok önemli müzisyenler, Hollywood’un gişe rekorları kıran filmleri için yaptıkları gibi, bilgisayar oyunlarının müziklerine el atıyorlar, diğer yandan dünyanın en ünlü orkestraları, konserlerinde bilgisayar oyunlarında kullanılan müzikleri çalıyorlar. İnanmıyor musunuz? O zaman hemen Los Angeles Filarmoni Orkestrası”nın web sitesine bir göz atın. Orkestra bir dönem, sevilen bilgisayar oyunu müziklerinden oluşan bir konser serisi düzenlemiş. Arka plana ‘Halo’ ve ‘Tomb Raider’ gibi bilgisayar oyunlarının görüntülerinin yansıtıldığı konserlerde, oyunların orijinal müziklerini icra etmişler.
 
oyun müzikleri
 
Japonya ve Amerika”da büyük bir oyun soundtrack pazarı oluştuğu, yadsınamaz bir gerçek. Müzik, öyle çok ilgi görüyor ki, oyunu alan insanlar ona ayrı bir ürün olarak ulaşabilmek istiyorlar ve oyunu oynarken hissettikleri duyguları yeniden yakalayabilmek için müzik marketlere koşup soundtrack”lerini alıyorlar. Böylece sevdikleri melodiyi dinlemek için oyunu baştan başlatıp belirli sahnelere yeniden gelmek için uğraşmak zorunda kalmıyorlar.

Japanyo”da oyun soundtrack”lerinin büyük bir pazarı var. örneğin efsane oyunlardan biri The Final Fantasy serisi, çıktığı zaman aralığında kısa sürede 2 milyon kopyanın üzerinde satışa ulaşmış. Amerika”da da oyun soundtrack pazarı, günbegün büyüyor. Hatta Amerika”da oyun müziği sektöründe çalışanların kurduğu bir sivil toplum örgütü, ünlü müzik ödüllerinden biri olan Grammy”lerde “En iyi Oyun Müziği” kategorisinin de yer alması için yönetime baskı yapmaya başlamış bile.

 

Müziklerin, oyunun çekiciliğini artırması, oyuna odaklanmayı kolaylaştırması, oyunun tüm etkilerini pekiştiren bir rol üstlenmesi ve oyunun atmosferiyle birebir uyumlu olması gerekiyor. Besteci, bu etkileri kullandığı enstrümanlarla, ritmsel kurgularla ve nüanslarla elde ediyor.

Oyundaki görüntülerin yanı sıra oyunu oynarken yaşanılan hisler de hangi sesin nasıl kullanılacağı konusunda zorunlu olmasa da belirleyici bir rol üstleniyor. Oyunun karakterine dayalı olarak, oyun içerisindeki bölümleri ifade eden ve birbirlerinden ayrıştıran, oyuncunun bölümler arası geçişleri çok rahat algılayabileceği müzikler üretiliyor. Besteciler, genel olarak oyun içindeki farklı bölümlerdeki efektlerin, çalınan enstrümanların ve tonalitenin aynı olması gerektiğini savunurken, biçimsel ve armonik yapının diğer bölüm müzikleriyle içi içe olmasına dikkat ediyorlar.
 

myst
 
çevrimi içi ve çevrim dışı oynanan oyunlar arasında da müzik açısından önemli bir fark bulunuyor. çevrim içi bir oyun oynarken, rakiplerimizin ne yaptığını, kimin saldırdığını, potansiyel hamleleri düşündüğümüz için müzik direkt odaklandığımız unsurlardan biri olmayabiliyor. Ama çevrim dışı oynadığımız bir oyun, tek başımıza yaşadığınız bir deneyim olduğu için, karakterler, işaretler ve müzik birincil ilgi odağımız haline geliyor.

 

Bazı oyunlarda önceden iyi bilinen bir şarkının yeniden aranje edilip oyuna uyarlandığını görüyoruz. Telif ücreti ödenerek, kullanım hakkı alınan bu parçalar için, yapım şirketine, besteciye ve temsilci firmaya belirli bir ücret ödeniyor ve bu telif ücretleri bazen gerçekten de çok yüksek olabiliyor. Tabii oyunun karakterine birebir uyan, sadece o oyuna özel hazırlanan orijinal müzikler, her zaman için daha fazla ilgi çekiyor. Bunu nedeni halihazırda marketlerde bulunan müziklere erişimin zaten mümkün olması. Ama orijinal müzikler, oyunla birebir özdeşliyor ve öncelikle oyunla var oluyor. Orijinal müziklerin maliyeti, müziğin türüne, kullanılan müzisyeni adetine ve tabii ki bestecinin kendine biçtiği paya göre, parça başına £2,000 “dan $3,600-$360,000″a kadar değişebiliyor. Orijinal müzikler içinse, besteciye, kayıt masraflarına, orkestra ve müzisyenlere bütçe ayrılıyor.
 
mystin bestecisi
 
Myst”in Bestecisi Anlatıyor, Sırlar Açığa çıkıyor…

Myst IV: Revelation, Myst III: Exile, Dungeon Siege II , Splinter Cell, Jade Empire adlı oyunların müziklerini besteleyen Jack Wall, oyun müziklerinin geçirdiği evrimde en büyük payı olan isimlerden biri. Wall, ‘Myst III’ oyunun müziği için bir senfoni orkestrası ve dev bir koro kullanmış. Oyunun ve müziklerinin beğeni toplaması üzerine ‘Myst III’ün müzikleri internet üzerinden 30 bin kopya satmış.

“Kendime bilgisayar alıp gerçek anlamda oynadığım doğru düzgün ilk bilgisayar oyunu Myst”di” diyor Wall. “Yıl 1994… Oynadım, müziğine bayıldım ve işte o anda müziğin bir oyuna ne kadar çok şey katabileceğini anladım. 5 yıl sonra aynı oyunun üçüncü serisi için kendimi müzik yaparken bulmam da kaderin bir cilvesi olsa gerek! İlk iki oyun zamanındaki teknoloji benim zamanımınki kadar iyi değildi. Bildiğim kadarıyla birincisi Proteus, ikincisi ise Trilogy adlı sound modülüyle yapılmış. İlk oyunların müzisyeni olan Robin Miller, benden tamamen özgür olmamı, kendi yaptıklarıyla uyumlu bir şeyler çıkarmak istersem de onun müziğini istediğim gibi kullanıp yeniden düzenleyebileceğimi söyledi. üç gün boyunca oturdum, onları dinledim ve notlar aldım. Sayfalarca notum oluşmuştu. Aralarından kendi kullanmak istediklerimi ayıklayıp en temel temaları belirledim. Bu sayede, benden öncekiler ve benim yapacağım müzikler arasında bir köprü oluşturmuş oldum. Ama her seri, farklı bir dünya. O yüzden müziğin farklı olması çok daha iyi. Yaptığım her iki seride aynı temaları kullandığım (ama tamamen farklı bir orkestrasyonla), ya da ilk iki oyundan gelen bazı temaları devam ettirdiğim oldu ama daha çok yepyeni temalar yarattım.”

 

Jack Wall, Myst III oyunun Uzak Doğu”yu çağrıştıran atmosferi nedeniyle, çin ve Asya enstrümanlarına ağırlık verdiği bir müzik oluşturmuş. Doğu ve Batı müziğini aynı potada eritmeye çalışmış. çoğu İngilizce bilmeyen çinli müzisyenlerle çalışmanın biraz zor olduğunu da itiraf ediyor Wall çünkü çin müziğinin notasyonu da Batı”nınkinden farklıymış. Yazdığı partisyonları onların anlayacağı müzik diline çevirtmek de epey bir zamanını almış. Ardından, oldukça egzotik Uzak Doğu ve Asya enstrümanlarıyla dolu çok geniş odalarda üç dört farklı perküsyon session”ı düzenlemiş. Uzun lafın kısası, Myst III oyunu için, Wall, koca bir orkestra kurmuş:

“Michael Fisher adlı müzisyenin Taiko davulunu ödünç aldık. Zaten onun bu davulu hemen hemen bütün büyük Holywood filmlerinde kullanılıyor. 42″ genişliğinde tek bir tahtadan oyulmuş, taşıması imkansız bir perksüyon aleti olan Hira Odaiko ise gerçekten görülmeye değerdi. Shimi Daikos adlı enstrüman da çok sıkı bir şekilde gerilmş olan derisi demir kıskaçlarla tutturulmuş trampet büyüklüğünde bir perküsyon aleti.. Müzisyenler hep beraber çalmaya başladığında gerçekten de inanılmaz bir sound ortaya çıktı. On altılık ölçüsü olan ve bir savaş sahnesi bölümü için yaptığım müziği çalarlarken gerçekten bir çinli ordusunun öfkeyle saldırdığını duyabiliyordum”
 

savaş oyunu
 
Wall, Myst III”ün müziklerini, elli bir müzisyenden oluşan bir orkestraya çaldırmış. Bando, nefesli, yaylı ve telli çalgılardan oluşan orkestrada müzisyen sayısı, gerçek bir orkestraya göre azmış aslında. Tam teşekküllü bir orkestrada ortalama 75- 80 müzisyen bulunması gerekiyormuş. “Ne kadar çok enstrüman olursa, aralarındaki dengenin kurulması da o kadar kolay oluyor,” diyor Wall. “örneğin yeterince telli ve yaylı çalgınız olduğu zaman, vurmalılar daha dengeli geliyor. ön plana çıkıp, diğer enstrümanların geri planda kalmasına neden olmuyor. Tok ve gür bir sound ortaya çıkıyor. Myst IV,”de 76 kişilik bir orkestra kurdum. Gerçekten çok düzgün bir sound ortaya çıktı çünkü tüm enstrümanların sesleri birbiriyle çok iyi kaynaşmıştı. Kayıtlarda orkestra kullanmak çok pahalıya mal oluyor tabii, ama ortaya çıkan müzik için değer doğrusu. Ayrıca film sektöründen çok daha ucuza mal ediyoruz. Filmlerde milyon dolarlık bütçeler söz konusu. Ama ben Myst III”de yalnızca 50, Myst IV’de ise yüz bin dolar harcadım.”

 

Bir Adım ötesi: Myst 4…

“Myst 4″de 104 dakikalık bir müzik yapmam istendi. Oyunun karakterine uygun düşeceğini düşündüğüm için bütün doğu Avrupa”yı dolaşarak oraların müziğini tanımaya çalıştım. Yeni sesler yaratmak için uğraştım ve kimsenin kopyası olmak istemedim, Myst 3″ü yapan kendimin bile… Oyun müziği, film müziğine göre daha değişken ve hareketli olmalı. Tekrara fazla kaçıldığı zaman, dinleyiciler müziği kapatma ihtiyacı duyuyorlar. Sentetik, synth sound’ lar yerine doğal, orkestral sound”lar tercih ettim. Bu yüzden de hemen hemen tüm müzikleri yine canlı çaldırdım. Bir parçanın vokallerini de Peter Gabriel okudu. Onun yanı sıra, çok yetenekli, birden fazla enstrüman çalabilen ve genel olarak fazla bilinmeyen egzotik enstrümanlar çalan müzisyenlerle çalıştım. Judd Miller, Electronic Valve Instrument diye enteresan bir enstrüman çalıyordu. Susan Rawcliffe ise kilden kendi üflemeli çalgılarını yapıyordu. Afrika, Doğu Avrupa ve elektronik müzik motiflerini çok iyi damıtan üç harika perküsyoncu da müziğime renk kattı. Az bilinen ve egzotik tınılar benim çok hoşuma gidiyor. Oyunun karakterine de çok uyuyor. örneğin Heaven Song adlı şarkıyı Polonya dilinde Varşova”daki bir koroya okuttum çünkü bu dil kulağıma çok mistik geldi.”

Biraz da Türkiye…
 

İlk Göz Bebeğimiz Pusu Oyunu

3TEGames ve Yoğurt Teknolojileri”nin işbirliği ile yapılan Pusu, tamamıyla Türk programcılar tarafından yapılan ilk ve tek üç boyutlu aksiyon oyunu olma özelliğini taşıyordu. 19 Mayıs 2005 tarihinde piyasaya çıkan oyunun ses ve müziklerine gelince. Belki yurt dışındaki örneklerindeki gibi canlı bir orkestradan söz etmek mümkün değil ama, ülkemizde oyun sektörünün daha tam olarak oturmadığı gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, bu yola baş koymuş programcıların çabaları taktire değer gerçekten de. Bu göz bebeğimiz oyunun seslendirme ve ses efektleri, Melodika stüdyolarında gerçekleştirilmiş. Ses efektlerinin tasarımını, Murat ?enürkmez yapmış. Ses efektlerinin büyük kısmını çeşitli ses kütüphanelerinden seçilen sesleri, çeşitli işlemlerden geçirip, birbirleriyle karıştırarak yapmışlar. Geri kalan ses efektlerini stüdyo ortamında kendileri oluşturup kaydetmişler. Kütüphanelerden, kaynak olarak kullanılacak sesleri seçmenin zorluğunun yanında yaşadıkları en büyük güçlük, bu ses efektlerinin bir çoğunun kısa ve hatasız tekrar edebilen sesler olmasıymış. Tabi tekrar ettiklerini belli edecek belirgin ses pattern”leri de içermemeleri gerekiyormuş.

İşin Tekniğine Gelince …

Bu işlemler için Macintosh üzerinde çalışan Protools yazılımını ve bu yazılımla birlikte çalışabilen çeşitli donanımları kullanmışlar. Gerekli efektlerin tümünü hazırladıktan sonra, bunları 16 bit 44 Khz kalitesinde mono ve stereo ses dosyaları halinde kaydetmişler. Oyunda kullanmadan önce ise bu sesleri, hem disk alanı, hem de oyun çalışırken sistem hafızası kazanabilmek için “OGG” formatına çevirmişler. Bu format, “MP3” gibi çok yüksek oranlarda sıkıştırma sağladığı gibi, kullanımı için de herhangi bir lisans ücreti ödenmesini gerektirmiyormuş. Oyunun orijinal müziklerini ise reklam ve film müziği alanında başarılı işler yapmış olan Rahman Altın hazırlamış.

Sonuç

Bilgisayar oyunlarındaki teknolojinin ilerlemesiyle beraber, oyun müziklerinin kalitesi de büyük bir tırmanışa geçmiş durumda. Tabii masanın başına oturup, aynı sound bankalarını kullanarak, özensizce, yapay müzikler üreten müzisyenlerin dönemi bitti artık. Müziklerin gücü adına, güç senfoni orkestraları ve dev korolarda artık!

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here