Ana sayfa Donanım Overwound PAF Köprü Dosyası – 1. Bölüm

Overwound PAF Köprü Dosyası – 1. Bölüm

0

Yazıyı mantıklı uzunlukta tutmak adına, iki parçaya bölmekteyim. İlk parçada, bu konudaki unsurların genel bir tanıtımını sizlerle paylaşacağım. Gelecek ay çıkacak ikinci bölümde ise, bu ay tanıtımını yapmış olduğum bu unsurları kullanarak, alakalı detaylara gireceğim. öncelikle “overwoundPAF manyetik sevdasının altında yatan sebepleri sizlere hızlıca sunmak isterim. Rock işinde, özellikle 1980’lerin sonlarına kadar nerdeyse Marshall Plexi (1959) ve JCM800 (2203) isimli amplifikatörlerin 1960B ve A isimli kabinler ile kullanılmasının hakimiyeti kuşkusuzdur. Bu amplifikatörler de, yüksek seste çok güzel lamba satürasyonu sunmakta ve ortaya Ronnie James Dio’nun solo albümlerinde duyacağınız süper tonlar çıkmaktadır. Tabi sadece Dio’da değil, Dokken’de de, Van Halen‘da da… liste uzun… Ve bu kullanım sırasında, normal PAF manyetikleri çok yüksek gain ve satürasyon seviyelerinde “bass tiz” olup dağılabilmekteler. Şunu demek istiyorum: Bir Stratocaster köprü manyetiğine çok ciddi gain verin. Göreceksiniz ki ton karışacak, karman çorman olacak. Baslar bir tarafa, tizler bir tarafa… Hani gürültü olacak ama duyulmayacaksınız. Toparlamak için ise mid lazımdır. Ondan zaten açık tonu neredeyse berbat denilebilecek olan Duncan Hotrails gibi bir manyetik, Stratocaster köprüsünde bu konuda durumu toparlayacaktır. Bu anlamda 1980’lerde beğenerek takip ettiğimiz ve hayran olduğumuz bu adamlar, “overwoundPAF işini bulmuşlar.

 

 

Fark etmişler ki bu cins manyetiklerle ton daha derli toplu kalıyor, hem daha akıcı oluyor, hem daha keskin olabiliyor, hem de netlik te tamamen kaybolmuyor. Bunların öncüsü işin gayet net detaylarını da bilen Eddie Van Halen ki gerçi Jimmy Page de Les Paul manyetikleri konusunda epey meraklı ve bu yönde deneysel yaklaşımlarda bulunan birisidir. Elbette başka isimler de var, ki George Lynch de onlardan birisi, Duncan ile beraber Screaming Demon isimli manyetiği tasarlamaktalar. Detaylara girmeden önce üzerinden geçmemiz gereken bir kaç unsur vardır. Bunlardan ilki Seth Lover‘ın tasarladığı PAF manyetiklerinin temel amacını sizlere hatırlatmaktır.

 

Bu manyetikler, P90‘lar yerine kullanılmak için üretilen ve “dip gürültüsüz” P90 manyetikleri olması amaçlanan aygıtlardır. Kısacası net ve açık tonların peşinde olan bir zihniyetin tasarladığı, dip gürültüsüz P90‘lar şeklinde manyetiklerdir. Bundan dolayı da onlara HumBucker yani dip ses yok edici denmiştir. Tasarımlarında iki bobin birbirlerine göre ters kutup ve ters sarım olarak seri bağlanmıştır. P90 gibi bir çok güzel bir netliği yakalamak adına, bu bobinlerden birisinde vidalar ve diğerinde de çiviler bulunur. Ve bu bobinlerin ikisi bu sayede aynı güçte değildir.  çivili bobin metalürjik olarak ve manyetik alanı yukarı taşıma konusunda, vidalı bobine göre daha güçlüdür. Vidalı bobin hatta daha da güç kaybetsin ve de dip gürültüsüz bir netlik ortaya çıksın diye, vidalar manyetiğin altından çıkacak şekilde tasarlanmıştır, ve manyetik alanı yukarı olduğu kadar manyetiğin altına (etkili olmayacağı, ve bu sayede netliğin artmasına sebep vereceği) mekana taşırlar.

 

 

 Bunların yanında bu manyetiklerin içlerinde kullanılmış olan mıknatısların metalürjik yapısı da önemlidir. Alüminyum nikel ve kobalt (AlNiCo) karışımlı (bunların yanında içinde demir ve bakır ve titanyum ve diğer metaller bulunan) mıknatıslar kullanılmıştır. AlNiCo 2, 3, 4 ile 5 arasındaki değerlerdeki farklar içlerindeki alüminyum nikel kobalt miktarlarından kaynaklanır. Bu farklı değerler, mıknatısların yarattığı manyetik alanların yoğunlukları ve çekim güçleri açısından ciddi farklar doğurur. (Bartolini denilen gitarlarda uzun süredir AlNiCo 6 manyetikler kullanılırken, son zamanlarda Duncan firması AlNiCo 8‘li manyetikleri de normal üretimlerinin arasına kattı. 

 

Bu yazıda seramik-ferrum mıknatıslara ve AlNiCo 5 üzeri olanlara değinmeyeceğim, zira konumuz PAF manyetikleri ile alakalı, her ne kadar “overwound” olsalar da…) Bunlar arasında çekim gücü açısından en güçlü ve manyetik alan sıkılığı açısından en yoğun olanı AlNiCo 5’tir. Aslında bu mıknatıs da kendi içinde ikiye ayrılır, Isotropic ve Anisotropic şeklinde.  Oriented diye de bilinen Anisotropic AlNiCo 5 döküm sonrasında sıcakken (Curie derecesinin üzerine taşınmışken) manyetik alana maruz kalarak soğutulur. Bunun yanında diğer “unoriented” olarak da bilinen Isotropic mıknatıslar ise bir elekro manyetik alana maruz kalmadan üretilmektedir. Dolayısı ile onların kutupları sonradan belirlenebilir, bundan dolayı da zaten isimleri unoriented. Oriented olanlar daha güçlü ve daha yoğun manyetik alan yaratır. Bunların gitardan çıkan tonlara etkisinin nasıl olduğu hakkında bahsetmeden önce, bu işi kısa geçeceğimi belirtmek isterim.  Zira detaylara girdiğimizde bütün bu makale manyetik alanlar hakkında olabilir. Daha fazla detaylar için sizleri Gitar Pedal.net forumumuza davet edelim. Aradaki farklar şu şekildedir: Alnico derecesi arttıkça manyetik alan güçlenir ve bir istisna hariç manyetik alan yoğunlaşır. (Bu istisna ki dediğim gibi detaylara girmiyorum, AlNiCo 2 ve 3 arasındaki fark ile alakalıdır, AlNiCo 3 daha güçlü ama daha az yoğun bir manyetik alan yaratır AlNiCo 2’ye göre.) Bu da ortaya çıkan tonda şu etkiyi yaratır: AlNiCo derecesi arttıkça çıkış artar, ve manyetik alan yoğunlaştıkça da frekanslardaki ayrım daha keskinleşir ve daha belirli olur. Kısacası daha keskin baslar ve tizler ve bunun yanında da daha ayrık midler. Dolayısı ile AlNiCo 5 ile 2’ye göre (ki en çok kullanılan bu ikisidir ve diğerleri ara değerler olarak görülebilir) baslar çok daha sıkı, tizler çok daha keskin ve belirgin, midler daha ayrık (yani AlNiCo 2’deki lower mid ve upper mid birlikteliği yerine, ortaya V EQ denilecek kadar upper mid ve lower mid ayrımı çıkar) ve daha yüksek çıkışlı bir ton ortaya çıkar.

 

 

 Bu manada ton daha bir “stratlaşır”. Bunu netlik olarak gören her ne kadar bol olsa da, ben tam hemfikir değilim. Zira koyu ve derin ama yuvarlak netlik de var, ve açıkçası çok güzel. Ki bu da AlNiCo 2 mıknatısının gücünün kaybettirilmesi ile (degauss denilen operasyon sonucunda) ortaya çıkmaktadır. Duncan Custom Shop’ta Antiquity sap HB’larda bunu kullanmaktadır ve açıkçası benim ile beraber bunun seveni de çoktur. Ve yine belirteyim, bir manyetiğin Gauss değerinin ayarlanması ile ortaya ton açısından değişik yaklaşımlar da çıkar. (Alttaki fotoğrafta manyetiklerde kullanılan bir mıknatısı ve devamında da bu mıknatısın S. Duncan ve MJ tarafından degauss işlemi yapılırkenki halini göreceksiniz.).

 

 Ki bu detaylara yine dediğim gibi bu yazıda girmiyorum, fakat işin bu boyutunun da manyetik tasarımında ve üretiminde etkili olduğunu belirtmek istiyorum. Yani bir oriented AlNiCo 5 mıknatısı alıp, Gauss derecesini düşürüp AlNiCo 2 seviyesine getirebiliriz. Bu durumda çıkış aynı olacaktır ama aradaki fark frekanslarda / ekolayzır’da olacaktır. Sıkı ve daha bas tiz bol presence’lı bir tonu, AlNiCo 2 çıkış seviyesinde alabileceğiz. İşin ne derin seviyelere gittiğini anlamak için bunları öğrenmek güzel oluyor Bu arada yeri gelmişken hemen belirteyim, bütün bu yazdığım unsurların bir çoğunu 1984 yıllarında Eddie Van Halen bilmekteydi. Yani “ne bunlar kardeşim” demeyiniz. çok ciddi şekilde tonunuza gerekli müdahaleler için gerekli bilgiler olarak karşımıza çıkabilir. Zira elinizde sapta tonunu çok boğuk bulduğunuz bir Gibson 490R isimli manyetiğin tonunu, içindeki AlNiCo 2 mıknatısı bir adet AlNiCo 4 ile değiştirerek düzeltebilirsiniz. Veya basları çok güçlü olan bir Duncan 59’un tonunu bas haricinde hiç bozmadan, sadece baslarındaki fazla gücü, degauss edilmiş bir AlNiCo 5 ile veya normal bir AlNiCo 4 ile “düzeltebilirsiniz” (ki çok sevdiğim bu sonuçlar gayet yakın olmaktadır, şahsi tecrübemden söyleyebilirim) . Bunu özellikle belirtmek istiyorum. Elbette her gülün, dikeni var. Buradaki diken de bilgidir, biraz oturup çalışmak ve de bu işi öğrenmek, devamında deneyerek sonuçlara kafa patlamak ve üzerine düşünmek gerekmektedir.

 

 üzerinden geçmem gereken en son unsur ise, “overwound” kısmının “wound” kısmı ile alakalıdır. PAF‘ların sarımlarını kısaca ve hızlıca anlatmam gerekmektedir. Bu manyetiklerde Seth Lover AWG (American Wire Gauge) isimli ölçülerde #42 numara “plain enamel” (sanırım emaye olarak tercüme etmek yanlış olmayacaktır, gerçi hala emin olamıyorum) isimli malzeme ile kaplı bakır bobin teli kullanmıştır. Her bobin köprüde 4.25K (kilo ohm) kadar olup, sapta ise 3.75K gibi değerlerde bulunur. Seri bağlandıklarında, köprüde 8.5K ve sapta 7.5K gibi değerlerle karşımıza çıkarlar. Bobin telinin daha fazla kullanılması ile ortaya çıkan ton ve çıkış seviyesi farklılaşır. Daha fazla sarım olduğunda (overwound olduğunda) çıkış artacak, ama netlik (ki resonant peak denilen derece bu konuda iyi bir göstergedir) azalacak, ve ekolayzır olarak daha midli tonlar çıkacaktır.

 

 

 

 Dolayısı ile 8.5K bir köprü manyetiği ile 9.5K bir köprü manyetiği arasındaki fark çıkışın daha fazla olması ve daha midli ama daha az net bir ton çıkmasıdır. Son bir detay olarak da belirtmem gereken nokta şudur ki, bu daha fazla sarım olayı köprüde kullanım açısından güzel olanaklar sağlasa da, sapta genelde çok tutulan bir unsur değildir. Zira saptaki netlik kaybolabilmekte, ve ortaya çamurlu bulamaç tonlar çıkabilmektedir. Kaldı ki bir PAF manyetiğine zaten maksimum 10K AWG#42 (normal gerginlikle, zira gerginlik artarsa rezistans da artar) kadar sarım yapılabilmektedir. Kısacası “overwound” işinin son noktası 10K’dır.  Bu aşamada rezistans değerleri açısından gelende yapılan bir hatayı sizlerle paylaşmak isterim ki bazılarınızın son paragraf sonrasında bunu dediğini duyar gibi oldum bile… Duncan JB mesela, 18K. Custom, 15K. DiMarzio ToneZone 15K. Rio Grande BBQ 12K. Nasıl oluyor? Buradaki hata, sarımda kullanılan teli aynı kabul etmektir. Hatadır, zira bu manyetiklerde kullanılan bobin teli ile, PAF’larda kullanılan bobin teli aynı değildir. 10K #42 tel ile maksimum derecedir.

 

 

Bundan daha fazlasını görürseniz biliniz ki bobin teli daha ince olan #43 veya hatta Duncan JB’de (Distortion’da ve Invader’da) olduğu gibi #44’dür. Zira tel kalınlığı ne kadar azalırsa, rezistans o kadar artar. Mesela elimde Duncan Custom Shop üretimi BG1400 isimli Billy Gibbons için özel üretim bir Telecaster köprü manyetiği var. 29.5K! 5 10 falan değil… Ki ama at nalı kadar değil, gayet gayet tele köprü manyetiği ebadında. Dolayısı ile bobin teli olarak herhalde ipek kadar ince tel kullanılmış olması lazımdır. Toparlamak gerekirse PAF köprü manyetiklerinde istediğimiz sonuca ulaşmanın bir çok yöntemi vardır. çıkışı artırmak, mid’leri artırmak, basları keskinleştirmek veya yumuşaklaştırmak, tizleri artırmak, tizleri keskinleştirmek veya yumuşaklaştırmak… Bunları yukarıda bahsettiğim 3 unsur ile oynayarak yapabiliriz. (1) Bobinlerin ne kadar sarımlı olduğu, üzerilerindeki AWG #42 bobin telinin kaç tur sarılmış olduğu veya toplam rezistansının kaç olduğu; (2) Mıknatıslarının AlNiCo dereceleri; (3) Mıknatıslarının ne kadar “dolu” olduğu, yani Gauss dereceleri. 

 

 

Bu 3 unsur ile oynayarak, tonumuzu şekillendirebilir, “overwound” PAF konusunda doğru şekilde nokta atışı yapmamızı sağlayacak bilgileri toparlayabiliriz. Kaldı ki, manyetik tasarımcısının elinin altında olan bir unsur daha var.O da, bobinlerin ne kadar sarımlı olduğu ile alakalı. Şu ana kadar orijinal PAF‘larda olduğu gibi iki bobindeki sarımın neredeyse eşit olduğunu kabul ettim. Aslında öyle olmak zorunda değil, hatta eski PAF’ların bazılarında epey farklar var. Bu bobinlerin sarım dereceleri farklı olursa, HBların ortaya koyduğu ton daha netleşmekte. Kısacası toplamda 9K olan bir HB‘ı yapmanın iki yolu var, diğer unsurları sabit tutarak. Birincisi 4.5K’lık iki bobin kullanmak ki yukarıda yazdığım yazıda temel bu idi. Diğeri ise 5K ve 4K’lık iki bobin kullanmak. Bu durumda ton ciddi şekilde değişecektir. Hatta 5K’nın çivili (ve daha güçlü) bobinde mi olduğu, veya daha güçsüz vidalı bobinde mi olduğu önem kazanacaktır. Ve ortaya ciddi ton farkları çıkartacaktır Yazının çok uzun olmaması için burada kesiyorum zira bu ayki yazımda alakalı değerlendirme unsurlarını sizlere tanıtmakla yetiniyorum. Gelecek ayki yazımda, bu unsurları kullanarak bir çok “overwound” PAF modeli üzerinden geçeceğim. Duncan 78 (veya nam-ı diğer EVH), Brobucker, PATB-3, Screaming Demon, S-Deco, … Gibson Burstbucker #3, Gibson 57 Hot, Gibson 496R, Tom Holmes, Peter Florance, DiMarzio V-PAF hot, Rio Grande Texas ve BBQ ve daha niceleri… Bunlardan sonra, bağlantılı olarak #43 bobin teli ile sarılmış olan Custom, Custom Custom, Custom 5, Gibson 498T, Gibson 500T, DiMarzio ToneZone ve diğerleri olduğu gibi, daha da ince telle sarılmış olan Duncan JB, Invader, ve Distortion gibi manyetiklere de bu bağlamda değineceğim. 

 

Sevgi ve saygılarımla,

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here