Ana sayfa Donanım Optik kurallar ve objektiflerin görevi

Optik kurallar ve objektiflerin görevi

118
0

Objektifler, fotoğraf çekim zincirinin en önemli öğeleridir. Niteliği iyi ve başarımı yüksek olmayan objektifler ile iyi fotoğraflar çekmek mümkün olmaz

 

Optik kurallar ve objektiflerin görevi
Sektörümüzde, bilgisizlikten kaynaklanan ve bu yüzden zararlı olan bir yanılgıyı düzeltmenin zamanı geldi: “Güzel bir fotoğraf makinesi alayım; en son model; şu kadar piksel çözünürlüğü var; saniyede, şu kadar kare çekebiliyor; v.s.” Makinenin özelliklerine bu kadar önem verilirken genelde, satıcının verdiği objektife razı olunmakta ve bu objektifler ile “profesyonel” çekimler yapılmaktadır. Oysa objektifler, fotoğraf çekim zincirinin en önemli öğeleridir. Niteliği iyi ve başarımı yüksek olmayan objektifler ile, iyi fotoğraflar çekmek mümkün olmaz. Kompakt sınıf makinelerde sabit olarak gövde dahilinde bulunan objektifler, SLR sınıf makinelerde değiştirilebilmektedir; böylece, çok sayıda tür ve model arasından seçim yapmak mümkün olur. Tabii ki objektiflerin başarımları ve fiyatları karşılaştırıldığında, çok farklı sonuçlara ulaşmak olağandır. En önemli optik kuralları anlatacağımız bu dizide, kullanımınız için doğru objektifi seçmenize yardımcı olmaya çalışacağız.

Optik kurallar
Sayısal fotoğrafçılıkta da, yüzyıllardan beri bilinen optik kurallar geçerlidir. Alan derinliği, ışık gücü, diyafram gibi optik özellikleri anlamak için, bazı kuralları bilmekte fayda var:
 

 

“Delikli kutu” ilkesi
Batı dillerinde fotoğraf makinesi için kullanılan “Camera” terimi, lâtince “Oda” anlamına gelir. Bu kavramın oluşmasının nedeni ise: Tamamen kapalı bir odanın duvarında bulunan küçük bir delikten sızan ışık, karşı duvara, dışarıdaki görüntünün aksinin baş aşağı olarak yansımasını sağlar. Zaman içinde bu “Oda” küçülerek, bir kutu hâline geldi. Nitekim ilk fotoğraf çekimi, bu görüntünün sabitlenmesinin başarılması hadisesidir. Delikli kutunun objektifi, sadece küçük ve yuvarlak olan bir delikten oluşur. Görüntünün, az-çok keskin olabilmesi için, deliğin fazla büyük olmaması gerekir. Bu doğrultuda, ışık miktarı da azalır (yakl. 1:300; yani f=300). Tüm görüntü, çekim mesafesinden bağımsız olarak, eşit derecede keskin (Veya bulanık) olur. Resmin (Sûretin) büyüklüğü, kutunun büyüklüğü ile belirlenir.
 
  Optik kurallar ve objektiflerin görevi

 


Objektifin görevi
Her şeyi yorumsuz, tarafsız yani nesnel olarak algıladıkları için bu isim ile anılan objektiflerin (Yani: Mercek = ‹ng.: Lens) amacı, bu deliği büyültmek ve makinenin içine mümkün olduğu kadar çok ışık iletmektir. Ancak, aynı zamanda, konunun da keskin olarak yansıtılması gerekir. Bir merceği, üst üste yatırılmış cam prizmalardan oluşan bir cisim olarak düşünebiliriz. Bu cisme düşen paralel ışınlar (çok uzaktan gelen ışınlar), prizmalar tarafından farklı biçimlerde kırılır ve bir noktada (Odak noktası) buluşurlar. Bu tür bir toplayıcı merceğin (Dışbükey mercek), sınırsız adette prizmalardan oluştuğunu varsayabiliriz. Böylece mercek, sonsuz mesafede bulunan bir konuyu, kendi odak noktasına keskin olarak yansıtır.

Konu, nesne uzamında (Konu ile objektif arasındaki mekân) sonsuz ile odak uzaklığının iki misli arasındaki bir uzaklıkta bulunduğunda, resim uzamındaki (Objektif ile algılayıcı (Sensör, film) arasındaki mekân) ışın demetleri, odak noktasının (F) daha gerisinde bulunan bir noktada toplanırlar. Konu, daima etkin boyutlarından daha küçük olarak yansıtılır (1:1 ölçekten daha küçük). özel olarak üretilen Makro (Büyülten) objektiflerin haricinde bütün objektifler, bu alanda faaliyet gösterirler.

Nesne uzamındaki konu odak uzaklığının tam olarak iki katı olan bir mesafede bulunuyorsa, resmi de, resim uzamının içinde tam olarak iki misli odak uzaklığı mesafesinde olur.

çekim mesafesi ile makine çıkıntısı eşit uzunlukta olduğunda resim, konu kadar büyük olur (1:1 ölçek). Makro objektiflerin çoğu, bu ölçeğe sahiptir. Konu, objektife daha da yakın ise, gerçeğinden daha büyük resmedilir (1:1 ölçekten daha büyük). Kuramsal olarak bakıldığında: Odak uzaklığının aynısı olan bir mesafede konu, sonsuz büyüklükte yansıtılacaktır. Yani: çekim mesafesinin, daima, odak uzaklığından daha fazla olması gerekir. Sadece aşırı yakın çekimler, bu alana dahil olmaktadırlar. Objektif çıkıntısı, mesafe ayarı (Netleştirme) sonsuza göre yapıldığında en kısa hâle gelir. Konu, makineye ne kadar yakın ise, o kadar uzar.
 

 

 

 

Toplayıcı bir mercek ile, delikli kutuya nazaran, diyafram açıklığını büyültebiliriz ve bu sayede keskin ve nokta biçiminde bir resim elde edebiliriz. Ancak konu, delikli kutunun aksine, sadece resim mesafesi doğru ayarlandığında keskin olarak görünmektedir.
Tek olarak ele alındığında her mercek, yapısı gereği, çok sayıda resmetme arızalarına da sebep olur. Bu hatalar, çeşitli cam türlerinden oluşan farklı merceklerin birleştirilmesi ile dengelenir.
 
Optik kurallar ve objektiflerin görevi
Optik kurallar ve objektiflerin görevi

 

 

Keskinlik derinliği (Alan derinliği)
Netleştirme sonsuza göre ayarlandığında makine çıkıntısı, objektifin odak uzaklığı kadar uzun olur. Konu, odak uzaklığının 300 katından daha uzakta olursa, sonsuz uzaklıktaki çekim mesafesinden söz edilir. Bu mesafenin göstergesi olarak, objektiflerin mesafe ayar ölçeğinde “∞” işareti bulunur.

Objektif, sadece tek ve küçük bir noktada gerçek keskinliğe ulaşır. ‹nsan gözleri ise, bir çok hayvan gözünün aksine, pek de fazla keskin göremezler. Yaklaşık 30 cm mesafeden izlenen ve 1/10 mm ve daha küçük olan tüm alanları, keskin olarak algılarız.

Fotoğrafçılıkta, ışık algılayıcı düzlemindeki mükemmel keskinliğe sadece tek bir keskinlik düzleminde ulaşılabilir. Daha yakın veya daha uzak olan tüm noktalar, nokta olarak değil, bulanık ve yayınımlı daireler olarak yansırlar. Objektifin keskinlik derinliği, bu bulanıklık dairelerinin gözümüz tarafından tanımlanamadığı alandır. Bunun sınırı ise: yakl. 1/10 mm seviyesindedir. Ancak, bizim için önemli olan büyüklüğün resimdeki gösterimi değil (1/10 mm), bulanık dairelerin ışık algılayıcı üstündeki büyüklükleridir. 35 mm film ebatlarını normal olarak varsaydığımızda bu sınır, 0,033 mm düzeyindedir. Ancak daha küçük ebatlarda ışık algılayıcılar kullanan fotoğraf makineleri, çok daha derine giderler (örn.: APS-C ebatlarındaki ışık algılayıcıların sınırı 0,020 düzeyindedir). Daha büyük olan her şey, bizim için bulanık görünür. Diyafram açıklığının kısılması ile, keskinlik derinliği (Alan derinliği) artar. Daha küçük açıklık vasıtası ile ışın demetlerinin açısı daraltılır ve bunun sonucunda, bulanıklık daireleri küçülür. ‹ki basamak kısılan bir diyafram açıklığı sonucunda, bulanıklık dairesinin çapı yarıya düşer.

Kısa odak uzaklıkları, uzun odak uzaklıklarından daha büyük keskinlik derinliğine (Alan derinliği) ulaşırlar. Nesnelerin objektif ile arasındaki mesafe aynı olduğunda, geniş açı objektiflerdeki (Daha kısa odak uzaklığı mesafesi) bulanıklık dairesi daha küçük, yani keskinlik derinliği (Alan derinliği) daha fazla olur. Tıkız sınıf makinelerin hepsinde çok küçük ebatlarda ışık algılayıcılar ve bunun sonucunda çok kısa odak uzaklıkları bulunduğu için, yapıları gereği keskinlik derinlikleri (Alan derinlikleri) büyük olmaktadır. Diğer şartlar eşit olduğunda çekim mesafesi artar ise, bulanıklık dairesi küçülür; yani keskinlik derinliği (Alan derinliği) büyür.
 

Optik kurallar ve objektiflerin görevi

 

 

Optik kurallar ve objektiflerin görevi
Aynı odak uzaklığı ve çekim mesafesinde, diyafram açıklığı küçüldüğünde, keskinlik derinliği (Alan derinliği) büyür. Aynı diyafram açıklığı ve çekim mesafesinde, odak uzaklığı küçüldüğünde, keskinlik derinliği (Alan derinliği) büyür. Aynı odak uzaklığı ve diyafram açıklığında, çekim mesafesi arttığında, keskinlik derinliği (Alan derinliği) büyür.

En iyi ayar mesafesi
Normal durumlarda ayar mesafesi, makinenin otomatik netleştirme (AF) sistemi tarafından belirlenir. Burada bilinmesi gereken: Keskinlik derinliğinin (Alan derinliği), keskinleştirilen düzlemin yakl. 1/3 önünde ve 2/3 arkasında olduğudur. örneğin: Nikkor 85mm /1:1,8 objektif ile 4m mesafeye netleştirme yaparsanız, 16 diyafram kullandığınızda, 2,5 m ilâ 8 m arasındaki her şey keskin olarak yansıtılır. Bu veriler, sadece tam ebat (24×36 mm) ışık algılayıcılar için geçerlidir. ?ayet makinenin ışık algılayıcısı daha küçük ebatlarda ise, örneğin: 1,5 çarpanlı, keskin olarak yansıtılan bulanıklık dairelerinin sınırları daha derinde olur (0,033 mm yerine 0,020 mm) ve objektifin, aynı keskinlik derinliğine (Alan derinliği) ulaşması için bir diyafram basamağı kısılması gerekir; yani, yukarıdaki örnekte: 16 yerine 22. El ile yapılan netleştirme işleminde keskinlik, doğrudan objektifte belirlenir. Sabit odak uzaklıklı objektifler, bazı diyafram değerleri için ulaşılan keskinlik derinliğini (Alan derinliği) gösterirler (çoğunlukla: 8, 11 veya 16 basamakları için). Ancak bu tür bilgiler, ne yazık ki, değişken odak uzaklıklı (Zoom) objektiflerde bulunmamaktadır. Bu durumda: Diyafram gösterge tuşu işe yarar veya tecrübe değerleri ile çalışılır.

Mümkün olduğu kadar büyük bir keskinlik derinliği (Alan derinliği) istiyor isek objektifi, sonsuz mesafeye göre değil, aşırı odaksal (Hiperfokal) mesafesine göre ayarlamamız gerekir. Bu mesafede, sonsuzluk ayarındaki bulanıklık dairesi en fazla, keskin bir resim oluşturacak kadar büyük olur. Nikkor 85mm/1:1,8 objektifte 8 m mesafeye göre netleştirme yaptığımızda, keskinlik ölçeğinin sol bölümü 16 diyaframda ve sonsuzda olur. Objektif (Burada da, sadece tam ebat ışık algılayıcılarda) 16 diyaframda, 4 m ilâ sonsuz mesafe aralığındaki her şeyi keskin olarak yansıtır. Basit, sabit netleştirmeli makinelerde (Sabit odak uzaklığı olan ve otomatik netleştirme (AF) sistemi olmayan) bu değer, fabrika çıkış ayarı olarak belirlenmiştir. Bu hâlde keskinlik derinliği (Alan derinliği), belirli bir asgarî çekim mesafesinden, sonsuza kadar yeter.
 

 

 

Kırınımın etkisi
Diyafram kısıldıkça, keskinlik derinliği (Alan derinliği) artar. Diyafram açıklığı ne kadar küçük olursa, açıklığın kenarlarındaki ışık kırılmasından kaynaklanan kırınımın etkisi de, o kadar güçlü olur. Kırınım sonucunda, özellikle yakın alanda, gerekli olan keskinlik derinliğine ulaşmak için diyaframın gerekli olan derecede kısılamaması söz konusu olmaktadır. Kırınımdan kaynaklanan bulanıklığın kabul edilebilir derecedeki bulanıklık dairesinden büyük olmadığı en uygun olan kısılma uzlaşması, elverişli diyafram olarak adlandırılır. DSLR fotoğraf makineleri için, aşağıdaki değerler geçerlidir:

Hangi diyafram basamağından îtibaren kırınımdan kaynaklanan bulanıklığın ortaya çıkacağı, görünüş ölçeğinin yanı sıra piksel büyüklüğüne de bağlıdır. Büyük pikseller kullanan DSLR makinelerde küçük diyaframları kullanmak, çok küçük ebatlarda ışık algılayıcılar, dolayısı ile çok küçük pikseller kullanan tıkız makinelere nazaran, daha fazla mümkün olmaktadır. Bu yüzden, bu tür makinelerin diyafram alanı çok sınırlıdır (örn.: Coolpix LP3 modelinde, 2,7 ilâ 5,3 aralığında sadece 2 diyafram basamağı mevcuttur). Buna karşılık DSLR makinelerin iyi objektiflerinde, 5 ilâ 7 diyafram basamağı vardır. En küçük diyafram açıklığı ile yapılan çekimler, kırınımdan kaynaklanan bulanıklık nedeni ile çoğunlukla, açıkça görülen kötülükte bir keskinlik oluştururlar. Bu yüzden, tıkız sınıf makinelerde bu ayarı kullanmayınız.

Büyük ebat fotoğraf makinelerinde kırınım, çok küçük bir rol oynamaktadır zîra bu makinelerin objektiflerinin diyaframını, 64 değerine kadar kısmak mümkündür. Küçük ebat sınıfına dahil olan DSLR makinelerin objektiflerinde ise kırınım, ancak makro alanın 1:1 ölçeğine gelindiğinde önemli olmaktadır. Bu objektifler, en küçük diyafram açıklığında daha kötü bir resmetme başarımı sundukları için, bu seviyede pek kullanılmaması tavsiye edilir. Buna karşın: Küçük algılayıcılara, çok daha kısa odak uzaklıklarına ve bu yüzden aşırı küçüklükte etkin diyafram açıklıklarına sahip olan sayısal tıkız sınıf ve ara sınıf makinelerde kırınım, çok büyük rol oynamaktadır. Bu yüzden, bu makinelerin objektiflerinin çok kısıtlı diyafram aralıkları bulunur; çoğu zaman, en küçük açıklık 5,6 veya 8 basamağıdır. 8 diyafram değeri ile, büyük ışık miktarlarının kullanıldığı fotoğraf stüdyolarında çekim yapmak, pek anlamlı olmaz. Bu yüzden, bu tür makineler, stüdyo çekimleri için uygun değildir.
 

 

 

Scheimpflug kuralı
Büyük ebat fotoğraf makinelerinde, objektif ve film düzlemlerini hareket ettirilebilme vasıtası ile keskinlik düzlemi isteğe göre belirlenebilir. Nesne (Konu) düzlemi, objektif düzlemi ve resim düzlemi ortak bir kesim çizgisinde buluşurlarsa keskinlik düzlemi, nesne düzlemi ile örtüşür.
Böylece, manzara çekimlerinde, ön plandan ufuk çizgisine kadar her şey keskin olarak yansır. Körüklü makinelerin bu imkânını, sınırlı çapta olsa da, DSLR türü makinelerde ve özel objektifler ile uygulamak mümkündür.
Optik kurallar ve objektiflerin görevi
 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here