Ana sayfa Sektörden On parmağında on marifet: Yoong Wah Alex Wong

On parmağında on marifet: Yoong Wah Alex Wong

0
Alex Wong, çok yönlü bir sanatçı. Malezya’da doğan, dünyanın çeşitli yerlerinde gazetecilikten moda fotoğrafçılığına çeşitli çalışmalar yapan, Türk eşi sayesinde İstanbul’a yerleşerek Sabancı üniversitesi Görsel İletişim ve Tasarım Bölümü’nde dersler veren farklı bir sanatçı. Fotoğrafları dışında dijital animasyon, 3D ve video çalışmalarıyla da dikkat çekici bir portfolyoya sahip olan Alex Wong (www.aw-alexwong.com) ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.
Photoline: Dönemin en klişe sorusu ile başlayalım dilerseniz. Fotoğraf serüveniniz nasıl başladı?
Yoong Wah Alex Wong: Fotoğrafla ciddi olarak ilgilenmem üniversite yıllarıma dayanıyor. Malezya’da tasarım üzerine eğitim görürken fotoğraf profesörümden aldığım yüksek not, beni teşvik eden ilk etkendi. Daha sonra farkettim ki aslında önemli olan aldığım yüksek not değil, fotoğraf sayesinde elde ettiklerim, keşiflerim, serüvenlerim ve yeni arkadaşlarım…
Fotoğraf kariyerim, gazetecilikten moda fotoğrafçılığına, manzara/gezi fotoğrafçılığından deneysel fotoğrafçılığa kadar çeşitli evrelerden geçti. Bugünlerde daha çok dijital animasyon ve video çalışmalarına yoğunlaştığım için fotoğraf kariyerim kişisel projeler ve sergiler üzerinde ilerliyor. Yine de bu zamana kadar fotoğraf benim için ilk ve en önemli iletişim aracı olmuştur.

 

 

PL: Türkiye’ye ne zaman geldiniz? Türkiye’de çalışan yabancı bir sanatçı, tasarımcı, fotoğrafçı ve eğitmen olarak Türkiye’deki sanat ortamını nasıl buldunuz?
YWAW: Türkiye’ye 2002 yılında Türk olan eşimle evlendikten sonra geldim ve çok kısa bir süre içinde halen çalışmakta olduğum Sabancı üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nde ders vermeye başladım. Türkleri genel olarak çok canayakın, komik ve duygusal buluyorum. Türkiye, özellikle de İstanbul pek çok festival ve sanat olayına ev sahipliği yapıyor. öyle ki zaman zaman her etkinliğe yetişebilmek için yoğun çaba harcıyorum. Burası bir sanatçı ve tasarımcı için cennet gibi bir ilham kaynağı.
PL: Karşılaştırma yapmak pek doğru değil ama, Türkiye ile ülkenizi düşündüğünüzde, fotoğraf pratikleri adına ne tür benzerlikler ve farklılıklar görüyorsunuz?        
YWAW: Benzerlik olarak deneyimlediğim kendi stil ve bakış açılarını diğerlerinden üstün gören ciddi sayıda fotoğrafçıların olması. Bu fotoğrafçılar çağdaş ve klasik olanı birleştirme ve yorumlamada zorluk çekiyorlar. Bu çelişki ve ikilem aslında her yerde rastlanılan bir sorun. En fazla öne çıkan farklılık ise fotoğraf ve reklamlarda kullanılan nü modeller. Fotoğraflarda seksi model kullanımı ya da nü, Malezya’da tamamen yasak, Türkiye’de değil. Bence kendimizi sadece din kuralları ile sınırlandırmamalı, modern bireyler olarak makul ve mantıklı pratikleri anlamaya çalışmalıyız.

 

 

PL: Portfolyonuzda doğa fotoğraflarından gezi fotoğraflarına geniş bir seçki var. çekmekten en fazla keyif aldığınız konu ve stiller neler?
YWAW: Aslında belirli bir favori konum ya da stilim yok. Eğer olsaydı öğreneceğim bir şey kalmamış, araştırmayı ve fotoğraf çekmeyi bırakmış olurdum. Genellikle bir dönem belirli bir konuya kanalize oluyor, bir süre sonra ilgimi çeken, kapasitemi zorlayacak yeni bir konuya atlıyorum. Dış mekan fotoğraf çekmeyi daha çok tercih ediyorum çünkü bu sayede farklı çevreler ve insanlar tanıyorum.Yine de dolaşmaktan yorulduğumu hissettiğim zaman yakın plan ya da still life fotoğraflara ağırlık verebilirim.

PL: Sizi etkileyen, aklınıza ilk gelen fotoğrafçıyı öğrenebilir miyiz?
YWAW: David Hockney. Kendisi hem ressam, hem fotoğrafçı, hem tasarımcı. Bana ilham veren, başarısını kanıtlamış, çok yönlü bir sanatçı. Farklı tür ve stilleri birleştirerek yaratıcı deneysel işler çıkaran sanatçılar beni hep etkilemiştir.

 

 

 
PL: Fotoğraf yanlış bulduğumuz şeyleri düzeltebilecek bir araç mıdır sizce? Bir fotoğrafı sanat eseri yapacak şey nedir?
YWAW: Olabilir, ama tek araç değil elbette. Bence her fotoğraf da bir sanat eseri olabilir ama neyin  sanat olduğu ile ilgili açık bir sınır çizmebilmek için o işin içeriği, işlediği konu ve seyirciden aldığı tepkiyi gözlemlemek çok önemli. Fotoğraf yaklaşık 150 yıldır güzel sanatlar alanında bir yer edinebilmek için çabalamakta. Halen bir çok insan için fotoğraf üretken bir mecra. Fotoğrafın bu anlamdaki rolü her zaman açık oldu ama bir sanatçı olarak fotoğrafçının yeri pek çok insan tarafından hala yadsınmakta. çoğu kişi fotoğrafçıları ‘bir araç olan fotoğraf makinesini kullanan zanaatkar’ olarak görmekte israr ediyor. Bence burada önemli olan, ticari ya da sanatsal, bir işi ortaya çıkarırken gösterilen niyet olmalı.        

PL: Sizce sıradan bir fotoğrafçı ile farklı olanı ayıran nedir? Bir fotoğrafçı şansını kendi yaratır mı?
YWAW: Maddi yoksunluk içinde bulunsa bile uç koşullarda çok fazla çalışmayı göze alan fotoğrafçı, sıradan ve genellikle eğitimli birçok fotoğrafçıdan daha başarılıdır bana göre. çünkü fotoğraf onları besleyen su ve ekmek gibidir. Bir başka deyişle, fotoğraf uğruna çok şeyden fedakarlık edebilirler. Devamlı ödül kazanarak kendini ispatlamış fotoğrafçılar da işleri profesyonel ve çoğumuza göre ikon sayılabilecek jüriler tarafından değerlendirilerek ödüle layık bulunduklarına göre başarılarıyla diğerlerinden sıyrılırlar.

 

 

 
Şans faktörü de önemli elbette ama iyi bir fotoğrafçı olmak için yeterli değil. Şansın yanında vizyon,  sezgi, kararlılık ve artistik yetenek de gerekli.
PL: Hayatınızı ve sanat yaşamınızı etkileyen en önemli kişi kimdir?
YWAW: Annem. Kendisi aslında kardeşlerim gibi muhasebeci olmamı istemişti, ama bendeki sanat ve tasarım sevgisini görünce karşı koyamadı.          
PL: Hangi ekipmanları kullanıyorsunuz? Keşke bende de olsa dediğiniz bir ekipman var mı?
YWAW: Aslında ben sık sık kamera ve ekipmanlarımı değiştiren bir fotoğrafçıyım. O anda ihtiyacımı karşılayacak sonucu veren kamera hangisi ise o kamerayı seçiyorum. Bu aralar bir Arca-Swiss, Sinar ya da Linhof 4×5 sahibi olabilseydim, hiç fena olmazdı.
 

 

PL: Bir eğitmen olarak, fotoğraf üzerine kariyer yapmak isteyen gençlere neler önerirsiniz?
YWAW: Ne istediğini bilen, kararlı adımlarla amaçladıkları yolda yürüsünler. Bir gün aç kaldıklarını fark edene kadar fotoğraf çekmeye devam etsinler. Unutmayın ki kapasitenizi zorlayacak fotoğraflar için çok savaşmanız gerek. Ekipmana önem veren, hep daha iyisini isteyen bir ‘porsche’ fotoğrafçı olmayın. Başarılı işleri inceleyin, ikon fotoğrafçıları takip ederek başarılarının sırrını anlamaya çalışın. Kendi işlerinizi o seviyeye çıkarabilmek için neler yapmanız gerektiği üzerine kafa yorun ve daha çok çalışın…

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here