Ana sayfa Donanım Olypus E-520″de yok yok

Olypus E-520″de yok yok

0

Olympus E-520″nin asıl özelliği “yığınla özelliğe” sahip olması; Gövdeye entegre edilmiş görüntü sabitleyici, toz giderme fonksiyonu ve canlı ön izleme bu özelliklerden sadece birkaçı

Giriş düzeyi D-SLR fotoğraf makineleri içinde üst düzey özelliklere sahip olan bir model var bu sayımızda: Olympus E-520. Ağustos ayında ülkemizde piyasaya çıkan E-520, Olympus”un 500 ve 510 modellerinin takipçisi. Sahip olduğu çok sayıda özellik nedeniyle neredeyse bir üst sınıftaki modellerle yarışabilecek durumda olsa da, küçük ve hafif yapısı nedeniyle “giriş düzeyinin ileri modeli” olarak nitelemek daha doğru olur. Ayrıca, fiyatının da çok makul olması, bu görüşü destekler nitelikte…

Malzeme

Elinize aldığınız anda E-520″nin dayanıklı plastikten üretilmiş olduğunu anlıyorsunuz. Hafif olması, hedef kitle açısından çok önemli, çünkü artık yeni jenerasyon ağır ve hantal malzemeler kullanmak istemiyor. Gövdenin birleşim yerlerinde herhangi bir boşluk hissedilmemesi güzel, ama gövdenin biraz daha yumuşak bir malzeme ile kaplı olmasını isterdim doğrusu. Bu haliyle ele biraz sert geliyor.

Tasarım ve ergonomi
Elinize aldığınızda hiçbir sorunla karşılaşmadan kullanılabilir bir model olan E-520, bu bakımdan küçük kardeşi olan E-420″den daha üstün. Sağ elin avuç içine oturan kabza belki biraz daha büyük olabilirmiş, ama ergonomik olarak bu hali hiçbir sorun çıkarmıyor. Makinenin sağ üst bölümünde bulunan açma kapama düğmesi ve mod çarkı sorunsuzca kullanılıyor. Gövde üzerindeki düğmelerin yerleşimleri de gayet iyi: Gözünüzü kapatıp kullanabileceğiniz kadar kolay bir tasarım. Arka bölümde bulunan 2,7 inçlik ekran, bir önceki model olan E-510″a göre 0,2 inç daha büyümüş. Piyasadaki en büyük ve en yüksek çözünürlüklü ekran olmasa da, temiz görüntüler sunması nedeniyle yeni ekranı beğendiğimi söyleyebilirim. Yine de, seçilen malzeme nedeniyle biraz fazla yansıtıcı bir yapısı olduğunu da eklemeliyim. Ekran, çekilen görüntülerin izlenmesini sağladığı gibi, makine ayarlarını göstermesi bakımından da makinenin en çok kullanılan parçası durumunda. özellikle “Live View” (canlı görüntü) modunda yalnızca bu LCD”yi izliyorsunuz. Live View fonksiyonun çok kolay kullanıldığını ve bunu kullanmanın çok keyifli olduğunu da söylemeliyim. Ama uzun süreler boyunca kullanırsanız pil ömrünün ciddi olarak kısalacağını unutmayın. Pil yuvasının kilidinin zor açılıp kapandığını da göz önünde bulundurun!

Bakaç ve netleme
Olympus”un “four thirds” (3/4) adını verdiği görüntüleme sistemi, piyasadaki rakiplerinden biraz daha küçük bir algılayıcı kullanıyor. Bu durum, optik bakacın da küçülmesine neden oluyor. Benim gibi gözlüklü kullanıcılar açısından zaman zaman sorun çıkarabiliyor bu küçük bakaç. öte yandan, bakacın içinde sağ tarafa yerleştirilen bilgi
ekranı çok belirgin ve her konuda kullanıcıya yardımcı oluyor. Eğer bakacı benim gibi fazla küçük bulursanız, LCD”yi kullanarak ayar yapabilir ve yine LCD”yi kullanarak canlı görüntü izleyerek çekim yapabilirsiniz.

Auto Focus hızı, bu sınıftaki bir ürün için yeterli, ama netleme seçeneklerini menüden seçmek yerine gövde üzerindeki bir düğme ile yapmayı yeğlerdim. Bakaçta yer alan üç netleme noktası, günümüz koşullarında çok kısıtlayıcı. Her ne kadar fotoğrafçıların büyük bir bölümü (benim gibi) yalnızca orta noktayı kullansalar da, çok noktalı ölçüm sistemleri zaman zaman hayat kurtarıcı olabiliyor. Bu bakımdan E-520 rakiplerinden geride. Yine de menüden seçilebilen AF+Manuel netleme özelliği, rakiplerinin çoğunda bulunmayan yararlı bir özellik. Rakip ürünlerde bu özelliğe ancak pahalı objektifler sayesinde kavuşabiliyorsunuz.

Görüntü kalitesi

Optik çarpanı 2x olan E-520″nin 10 milyon piksellik bir algılayıcısı bulunuyor. Düşük ISO değerlerinde ve ışıklı ortamlarda gayet başarılı olan bu algılayıcı, düşük ışık koşullarında biraz fazla kirlenmeye (noise) neden oluyor. 2 saniyeyi aşan gece çekimlerinde çok fazla miktarda kirlenme etkisi gözlemledim. Ama gündüz yaptığım çekimlerde hiçbir sorunla karşılaşmadım. Hem RAW hem de JPEG formatında aynı anda kayıt yapabilen E-520″nin özellikle RAW formatında kullanılması daha doğru. çünkü JPEG formatındaki keskinlik ve kontrastı biraz düşük buldum. RAW ise doğal olarak daha başarılı. Oluşan az sayıdaki renk saçılmasını da giderebiliyorsunuz.

E-520, alışık olmadığım şekilde, üzerinde 40-150 mm”lik bir tele zoom objektifle birlikte geldi. Bu beni şaşırttı, çünkü genellikle geniş açıyı da içeren bir kit objektif gelirdi. 40-150, Olympus”un o güzelim keskin ve açık diyaframlı optiklerinden biri değil, ama uygun fiyatlı ve kompakt yapılı makul bir objektif olduğunu söylemeliyim. Yakına netleme konusunda sorun yaşatsa da, 80-300 mm eşdeğeri bir objektif için çok hafif ve kolay kullanımlı. Hem gövde hem de optikler hafif olunca, insanın omzu ve boynu hiç ağrımıyor; bunu da söylemeden geçmeyeyim. Ayrıca, 40-150 çok başarılı bir portre objektifi…

Yığınla özellik
Olympus E-520″nin asıl özelliği “yığınla özelliğe” sahip olması! Yok yok! Kısaca IS olarak kullanılan “image stabilizer” (görüntü sabitleyici) gövdede yer alıyor ve hangi objektifi takarsanız takın başarıyla iş görüyor. Elde yapılan çekimlerde yaklaşık 2-3 stop değerinde daha düşük enstantane kullanma olanağı sunuyor. IS”in üç ayrı modu var, ama en efektif olanı birinci mod; yani sistemin sürekli çalıştığı mod. Bu mod biraz fazla pil tüketiyor olabilir, ama tam şarjlı piliyle 550 kare çekebilen bir model için bu durumun büyük bir sorun yaratacağını sanmıyorum.
Toz giderme fonksiyonunun ne kadar işe yaradığını bilmiyorum, çünkü etkinliğini ölçmedim. Ama her açılışta devreye girdiğine ve zaman zaman beni sinir edecek bir titreşime neden olduğuna göre işe yarasa iyi olur!

Canlı izleme fonksiyonundan daha önce söz etmiştim: çok başarılı. Tek bir tuşla devreye giriyor ve devreden çıkıyor. Bu modda AF hızı çok yüksek değil, ama oldukça yeni olan bu teknolojiye sahip diğer markaların modellerinden daha yavaş değil. Belki de daha hızlı.
E-520″nin bir başka güzel özelliği de, “dynamic range” olarak bilinen ton skalasını ayarlayabilmesi. Beyazların patlamaması ve gölgelerin siyaha gömülmemesi için bu değeri “high” konumunda kullanmanızı öneririm. Ama bu konumdayken siyahların doygunluğunu yitirmesi söz konusu olabiliyor. Böyle bir durumla karşılaşırsanız, Photoshop”ta “auto contrast” yapmanızı öneririm; çok işe yarıyor. Bu güzel özelliğine rağmen, tanımlanabilen ton aralığının rakiplerinden biraz daha dar olduğunu düşünüyorum.

Saniyede 3,5 kare çekim yapabilen E-520, bu hızını 8 RAW karesi boyunca koruyabiliyor. JPEG formatında ise kart dolana kadar çekime devam edebiliyorsunuz. 1500 mAh”lik 7.2 Volt”luk pil yeterince uzun süre dayanıyor, ama tam olarak şarj olması için 4,5 saat gerekiyor. Ayna kaldırma ve kilitleme özelliği, beyaz dengesi için Kelvin skalasında ince ayar, kolay kullanılan LCD bilgi paneli gibi güzel özellikleriyle ilgi çeken E-520 şaşırtıcı biçimde çok uygun bir fiyatla satılıyor.

Sonuç
çok uygun bir fiyata birçok özelliğe sahip olan bir fotoğraf makinesine sahip olmak kulağa hoş geliyor. E-520, herşeyi yapabilen orta halli bir ürün. Mükemmel Olympus optiklerini (ve Panasonic, Leica, Sigma, Tamron optiklerini) kullanabileceğiniz ideal bir platform. çok geniş bir objektif seçeneği sunan “four thirds” sistemine eğer henüz giriş yapmadıysanız, E-520 bunun için uygun bir başlangıç olabilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here