Ana sayfa Makale Objektiften masal kahramanları çıkarmak

Objektiften masal kahramanları çıkarmak

0

Venedik Maske Festivali, bu yıl da fotoğrafçılara muhteşem kareler sundu

Geleneksel karnavallar bakımından dünyanın en zengin ülkelerindendir İtalya. Uluslararası Maske Festivali olarak da anılan Venedik Karnavalı, İtalya”nın en iddialı, renkli ve masalsı çağrısıdır. 13. yüzyılda başlayan bu olağanüstü gösteri, günümüzde her yıl Şubat ayı içinde binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşir.

Karnaval, tarihten gelen ve sonsuz bir hayal gücüyle üretilmiş etkileyici giysilerinin yanı sıra, birbirinden ilginç maskeler takmış insanların kendilerini “teşhir” etmeleriyle ün kazanmıştır. ?imdi her ne kadar gösteri amaçlı olsa da bir zamanlar öyle değilmiş. Hem kadın, hem de erkekler için bir özgürlük aracı, geçici de olsa sosyal statüyü, cinsiyeti, kimlik kavramını ortadan kaldıran sihirli bir değnekmiş…

 

Maske takma geleneği
Maske takmayla ilgili birçok rivayet var. 1348 yılında yaşanan veba salgını nüfusun neredeyse yarısının ölmesine neden olmuş. O dönemlerdeki giyim tarzı da bu salgından etkilenmiş. İnsanların birçoğu hastalıklı görüntülerini ve yara-berelerini gizlemek için pelerinler, uzun eldivenler ve maskelerle hiçbir yerlerini göstermeyecek şekilde giyinmeye başlamışlar. İşte hüzünlü maskeler bu veba salgını dönemini sembolize ediyorlar. Bundan yaklaşık iki yüzyıl sonra ise Venedik Cumhuriyeti’nin en şaşaalı ve sefaya düşkün dönemlerinde de maske kullanımı yeniden yaygınlaşmış. Ancak bu kez amaç farklı. Bu sefahat dönemi devleti çöküntüye götürürken ve halkın büyük çoğunluğu sıkıntı çekerken, şehrin zenginleriyse kumarhanelerden ve genelevlerden çıkmamışlar. Bir taraftan sefaletin sürdüğü şehirde sefahati sürdürmek yüz gerektireceği için yine bu maskeler devreye girmiş!
Daha sonrasında düklerin ve yargıçların, halkın arasına karışarak, olaylar hakkında onlardan direkt bilgi toplamalarına da olanak sağlayan bu gelenek, ilki 1683 yılında açılan ve kendilerine kapanan kafelere girmek isteyen kadınlar tarafından da çok benimsenmişti. çünkü uzun siyah cübbeler ve maskeler, insanların cinsiyetlerini ve kimliklerini tümüyle gizleyebiliyordu.

16.yüzyılda tüm İtalya’yı saran Commedia dell’Arte (doğaçlama halk tiyatrosu) maskelerin daha bir çeşitlenmesine ve her bölgenin farklı bir tiple temsil edilmesine yol açtı.18.yüzyıla kadar her yıl Eylül-?ubat arasında altı ay süren karnaval, Fransız ve Avusturya işgallerinin yaşandığı, ardından Venedik Dükalığı”nın resmen sona erdirildiği ve Venedik’in İtalyan Birliği’ne katılmak zorunda kaldığı dönemlerde Venedik milliyetçiliğinin sembolü sayılarak yasadışı ilan edilmişti.

O dönemlerde Venedikliler tarafından güçlükle yaşatılmaya çalışılan bu gelenek, 1980 yılında, bütün şehrin kutlama alanı kabul edilmesi, seyirci-oyuncu ayrımından vazgeçilmesi ve herkesin kostümler ve maskelerle doyasıya yaşayabileceği on günlük kutlama kararı alınması ile günümüze kadar kesintisiz olarak geldi.
 

Venedik labirentinde kaybolmak
Venedik muhteşem bir kent… Kanallara ulaşımı sağlayan vapurettolar ile Venedik”e giriş yaptıktan sonra, sizi içine alan o atmosfer, gerçekten şaşırtıcı, hatta büyülü. Şaşkınlığınız geçince sokaklarda maskenizi takıp gezinmeye başladığınızda başka bir dönemin içine girmiş gibi oluyorsunuz. Yanınızdan geçen ve sadece gözlerini görebildiğiniz maskeli insanların, masal kahramanlarının, perilerin, büyücülerin size selam vermesine karşılık siz de onlara başınızı hafifçe yana eğip selam veriyorsunuz. Böyle bir atmosferde; maske takıp o ambiyansı solumakla, birbirinden etkileyici maske takanları görüntülemek arasında gidip geliyorsunuz. Karnaval sırasında, turistlerin çoğu satın aldıkları maskelerle kimliklerinden sıyrılıyor ve sürüp giden şenliğe katılıyorlar.

Karnavalın en önemli özelliklerinden biri de temasının her yıl değişmesi. Günlüğü 200-1200 Euro”ya kiralanan kostümlerle hiç usanmadan poz veren modellerin çoğu Fransa, Avusturya, Almanya ve ABD gibi ülkelerden geliyorlar ve bütün gün o ağır kostümlerin içinde sabırlarıyla şaşırtıyorlar. Her gün meydandaki dev platformlarda jüri önünde kostüm yarışmaları yapılıyor. Dünyanın  her köşesinden gelen fotoğraf tutkunları ise çok zor koşullarda  “belleklerindeki o kareyi” yakalamaya çalışıyorlar. Modele yaklaşabilecek kadar şanslıysanız 50mm portre objektifinizden masal kahramanları çıkarabilirsiniz. Dev kukla gösterilerinin düzenlendiği, canlı heykellerin dolaştığı San Marco aktivitelerindeki muhteşem anları makro ve  balık gözü objektifinizle yakalayabilirsiniz. Maskelerin gizlediği yüzlerde, gözleri yakalamak için flaş kullanımı da ön koşul.

 

Karnaval boyunca, Venedik labirentinde kaybolup kendisini bu dünyadan olmanın hazzına bırakmak istiyor insan. İlk cemrenin düştüğü anda, Venedikli tacirlerin ipekli dokuma kumaşlarındaki ateş kırmızısını hissediyorsunuz kostümlerde. Bu arada her sokaktan fırlayan ve her köprüden geçen maskeli kahramanları beğeniyle izleyerek fotoğraflayabiliyorsunuz. Geceleri daracık sokakların kesiştiği ufak meydanlarda gösteri yapan, şarkı söyleyen grupları hayranlıkla dinleyip, dansın ritmine bırakabiliyorsunuz kendiniz…

Ancak, her defasında ayaklarınız sizi “bilinçli” olarak San Marco meydanına götürecektir.  Meydandaki ışığı da kullanarak, görkemli kostümleriyle adeta yüzyıllar öncesinden her yıl bizleri on günlüğüne ziyaret edip sonra tekrar saraylarına dönen dükleri, düşesleri, baronları izlemeye  ve fotoğraflamaya koyulun.  21. yüzyılı San Marco meydanında “pause”layın. Nasılsa, evimize döndüğümüzde yaşam, kaldığı yerden devam edecek.

“Dolunayın üzerindeki hare oluşmaya başladığı an”, San Marco meydanındaki sarı ampullü sokak lambaları birer birer yanmaya başlayacak. Ve çok geçmeden, yine birer birer sisin içinde kaybolacaklar… 


 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here