Ana sayfa Haber Nasıl Dj Olurum?

Nasıl Dj Olurum?

0

Müziği seviyor ve insanlara dinletmek mi istiyorsunuz? Sürekli gelen sorular için tavsiyeler gelsin o halde!
 

Nasıl Dj olurum, nasıl radyocu olurum gibi bir çok istekle ve çok fazla soruyla karşılaşıyorum. Hatta öğrenci olup radyoda staj yapmak isteyen o kadar çok genç var ki inanamazsınız, gençler kıpır kıpır ateşli ve istekli. Ama bu işler öyle pat diye olmuyor maalesef. Yıllar, emek ve iyi müzik bilgisi gerekli her şeyden önce.

Dj olmaya kesin niyetlisiniz diyelim. Kural 1: Ne yaparsanız yapın, ne kadar ilerlerseniz ilerleyin, mekanlarda çalmaktan asla vazgeçmeyin. Ancak böyle daha da büyür her şey, gün geçtikçe daha profesyonelleşirsiniz ve işinizde asla körelmezsiniz. Mesela benim bu geceki serüvenim, yeni mekanlarımızdan Asmalı Mescit”teki Bar Rasputin”de çağlan Tekil ile çalacağımız “Empire Strikes Back” gecesi olacak. çağlan da yıllardır çalan, müzik konusunda yılların getirdiği tecrübelerle artık uzman olmuş, aynı zamanda Radyo Eksen”de program yapıp Blue Jean/ HeadBang yayın yönetmenliğini yapan biri. Ne yaparsak yapalım yine de kabin başında oluyoruz ama çünkü o bizim vazgeçilmezimiz, vitaminimiz, en önemli ihtiyacımız.
 


 
Müzik konusunda her zaman fazla hiper aktiftim. çok fazla müzik dinlerdim, müziksiz yaşayamam derler ya aynen öyle. Hatta bir dönemimde kulaklıklarım kulağımda uyuduğumu bilirim. Oldukça genç bir dönemimdi, walkman ve discman dönemleri..İnsan yaşlandıkça daha sakinlik istiyor galiba artık yapamıyorum onu. Bir kere hiçbir şeyi dinlemekten, şans vermekten çekinmedim, mutlaka dinledim elverdiğince. Bu hayat gibi biraz, hayatta da cesaretliydim biraz deliydim hep. çok çılgınlıklarım olmuştur. Ailenin delisi vardır ya illa bir tane, işte o benim. Müzik ve dinlediğiniz tarzlar da biraz hayat görüşünüzle yaşayışınızla şekilleniyor. O yüzden şu anda sert müzikten bahsedersek core müziğe metal müzikten daha yakınım, daha çok seviyorum ritmini duygusunu.

 

Ama aynı zamanda dans müziğine de çok aşinayım, çok fazla dinlerim, araştırırım hatta çalıyorum yine daha farklı mekanlarda. Bazen öyle bazen böyle, tek bir türe takılmış değilim. Mesela size bir öneri. Herhangi yabancı bir radyoyu açın internetten. çok değişik ve güzel şarkılarla karşılaşabiliyorsunuz ve keşfetme fırsatınız oluyor. Bunu yaptığım vakit yanımda hep bir kağıt kalem vardır, not ederim, araştırırım ve edinirim sonra. çok faydası olmuştur bana arşivimi yaratırken. Arkadaşlarımın doğum günlerinde ya da düğünlerinde 90″lar Türkçe pop da çaldığım oldu mesela. Yazları her ay düzenlediğimiz tekne partilerinde eğlendirmek için aklıma ne geliyorsa çaldığım da oldu. Her zaman her yerde bir şeyler çaldım ben, sanırım ruhumda vardı benim biraz bu iş. Bir yandan bakınca bu işi de sevmek gerekiyor tabii onu unutmamak lazım, iş olsun diye yapmamak gerekiyor en öncesinde. Takıldığım kafede, gittiğim dövme stüdyosunda, ziyaret ettiğim arkadaşımda hep bir şekilde müziğin başına oturmuş ya da oturmam istenmiştir. Yavaş yavaş listeler vs derken bir şekilde öğreniyorsunuz çalıp dinledikçe. çeşitler çok önemli bir kere. Ne kadar çeşitli şey dinlersen o kadar gelişir müzik dünyan ve kulağın. Zaten artık feat’ler ve tür birleşimleri çok revaçta.
 

 
Mesela bir Skrillex & Korn düeti ya da Coldplay &Rihanna gibi… Hiçbir zaman bakmaktan araştırmaktan çekinmeyin. Dinlediğiniz şey hoşunuza mı gitti? Araştırın ve bulun ve not edin, sizde kalsın o. Artık her şey çok kolay, herkeste akıllı telefonlar var ve şarkı bulmak için Shazam ya da Soundhoud gibi uygulamalar mevcut. Hemen bulabiliyorsunuz merak ettiğiniz şeyi. Böyle böyle zaten yıllar sonra nereye geldiğinize şaşıracaksınız tabii ki iş ve amaç buysa. Benim ilk Dj’lik deneyimim Eskişehir”de çaldığım dönemleri saymazsak ilk adım olarak Kadıköy Teachers Pub”da başladı. Oldukça müdavim kitlesi olan Teachers Pub hala aynı şekilde yerinde duruyor ve hala aynı kitleye sahip, orada sanırım 1 yıldan daha uzun süre her Cuma gecesi çaldım, o kadar geçmiş zaman ki hatırlamakta zorlanıyorum o zamanları. Ondan sonra ki durağım Kadıköy”ün kalelerinden Zincir Bar”dı, orada uzunca dönem çaldım belli günlerde, 3 seneye yakındır çaldığım zaman dilimi, her Pazar ve Perşembe çalıyordum o dönem. Zincir Bar, benim için ayrı bir level. Şu an Rock FM”de ya da herhangi bir yerde Rock’n” Roll adına profesyonelce çalabiliyorsam sebebidir. Orada müzik adına çok fazla beslenmiştim. Bilmediğim bir çok şeyi kulak vererek dinleyip öğrenmiştim. Ben orada 13 saat çalıyordum. Düşünsenize tam 13 saat!:) Sağolsun ki bana çok şey öğretti Zincir Bar.

 

Sonra dedim ki kendi kendime “e yeter artık bu kadar, biraz daha çıtayı yükseltelim, yaptığımızın uğraşımızın bir amacı olsun?” Hep bir radyo programı yapma hayalim vardı. Burcu Akkurum gibi bir cevher dostum var. Non Serviam ve eski Blue Jean yazarlarından… Bu yola baş koymaya karar verdik. Yayın yönetmenimiz Metehan Mert çakır”a ulaştık ve program yapma istediğimizi ilettik. Demo yapmamızı istediler tabii. özellikle bir cover programına ihtiyaç duyduklarını belirttiler o dönem ve biz de seve seve kabul ettik. Sonra bir cover denizine daldık ki hala çıkamadım 3 yıl oldu. İlk zamanlar elim ayağım titrerdi heyecandan, şimdi yok tabii kalmadı onlar:) 100 programı geride bıraktıktan sonra saymayı da bıraktım, bilmiyorum kaçtayız…? Bunun ilk 35 programını Burcu ile yaptık, sonrasında dümeni tek başıma ben devraldım o ayrılmak zorunda kaldığından. Şimdi her Salı saat 22.00-00.00 arası 94.5 Rock FM”deyiz Cover Station”la, bol eğlenceli programımıza bekleriz herkesi. Radyoya başladıktan sonra Tezgah Rock Bar”da çalmaya başladık çağlan ile yine, o öncesinde de o kabine aşina zaten.
 

 
Tezgah Rock Bar yine İstanbul”un en ünlü Rock Bar”larından biri ve Nejat İşler”in ortaklığıyla biliniyordu. Hala ortak mı bilmiyorum ama çok güzel bir mekandır ve yine ben de çok özel yeri vardır. Bunun dışında Asmalımescit”in göz bebeği Narpera, Quit, Zihni gibi birçok mekanda dans müziği de çaldım, hala da çalıyorum. Bunun dışında büyük konserlerde de çalıyoruz. Sanırım benim için ilki ve en özeli Steve Vai konseri idi. Konser öncesi dj”liği çok güzel ve özel bir şey gerçekten, böyle bir olayın parçası olmak değişik bir his. Hele ki sevdiğiniz ve dünyaca ünlü biri ise sahne alacak kişi. Son olarak Paul Gilbert konserinde o sinir tur menajerine rağmen çalabilmeyi başardım. Alın size enteresan bir olay daha. Mesela en can sıkıcı olan şeylerden biri bir yerde çalarken müşteriden gelen istekler. Bazen nokta atışı istekler gelebiliyor ama bazı zamanlar o kadar alakasız şeyler isteniyor ki, bu benim Black Sabbath özel programı yaparken birinin benden Metallica istemesi gibi bir şey. Şimdi gelelim bu ay aslında 2 Mayıs”ta olacak olan ama bazı aksiliklerden dolayı 19 Mayıs gibi güzel ve özel bir güne ertelenen MSG konserine. Garaj İstanbul”da olacağız ve ben yine kabinde çalıyor olacağım.

 

Rock müzik piyasasına güz geldi, hüzün geldi…

Yaz yerine kış geldi güz geldi bize geçen ay, hüzün geldi. Bir rock efsanesi olan Kemancı Bar”ın sahibi, henüz yeni Cihangir”de Siyah Bar”ı yeni açan Zeki Ateş abimizi kaybettik. Lenf kanserine yakalanan Zeki abimiz hayata veda etti maalesef. Oldukça zayıf bir görüntüsü olmasına rağmen, hayat dolu, güler yüzlü ve inanılmaz şeker bir adamdı Zeki abi.,Ben de onu tanıyan şanslı insanlardan biri olduğum için mutluyum. Henüz gençti de, yanılmıyorsam 50 yaşında..Hastalığını biliyordum ama son zamanlarda bu kadar ilerlediğini maalesef bilmiyordum. Şok haberi almamız uzun sürmedi, acı haber tez yayılıyor ne yazık ki…Haberi aldığım gibi çok yakın olduğumuz ortak arkadaşlarımıza haber vermek istedim ki onların da haberi yokmuş.
 


 
Benim için de zor oldu bu haberi vermek. Sonra Şişli camii”nden uğurladık abimizi. O kadar seviliyormuş ki. O kadar kalabalıktı ki. Neredeyse bütün rock müzik tayfası oradaydı onu uğurlamak için. Şebnem Ferah”tan Teoman”a, Ogün Sanlısoy”dan Hayko Cepkin”e, Pentagram”a kadar herkes oradaydı. çoğu için çok önemli bir basamaktı ve önemli bir hatıra Kemancı. Tabii hepsi son görevini yapmak üzere cenazedeydi. Eşi Enise Ateş zor duruyordu ayakta, öptüm sarıldım ama hatırlıyor mu bilemiyorum o kadar halsizdi… Iron Maiden der ki bir şarkısında; “Only the good die young” Başka söze gerek yok heralde…Türkiye rock müzik piyasası sana çok şey borçlu Zeki Ateş, ben o zamanları burada yaşayamasam bile o kadar özler ve anlatır ki insanlar, onlarla yaşamış gibiyim…

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here