Ana sayfa Makale Nasıl Çektim?

Nasıl Çektim?

0

Her ay farklı bir çekim hikayesi anlattığımız bu bölümümüzün konuğu Nihat Karadağ

1983 yılında Ankara”da doğdu. İlk fotoğraf ödülünü lise 2″de Turizm konulu fotoğraf yarışmasında aldı. AİBü İktisat Bölümünden mezun oldu. üniversite öğrencisiyken Bolu”daki yerel gazetelerde muhabir ve haber müdürü olarak çalıştı. 2005-2009 yılları arasında İstanbul”da fotomuhabir olarak görev yaptı.

Fotoğraf ve haberleri, Cumhuriyet, Radikal, Evrensel ve Birgün gibi gazetelerde yayınlandı. Fotoğraflarının birçoğu eklerde kapak oldu. ?u an bir reklam ajansında, aktüel ve stüdyo çekimleri yapıyor. Fakat çatışma ortamlarını da fotoğraflamaya devam ediyor. Fotoğrafa yeni başlayanlara birebir fotoğraf eğitimi de veren Karadağ, Marmara üniversitesi Fotoğraf Bölümü Yüksek Lisans sınavına hazırlanıyor. ?imdiye kadar 2″si haber, 3″ü de fotoğraf olmak üzere, toplam 5 ödül alan Karadağ”ın fotoğrafları 6 sergide izleyiciyle buluştu. Karadağ ayrıca, RED Fotoğraf”ın da kurucuları arasında yer alıyor.

 

Ne olur geri dönün!
2007 yılının Ağustos ayıydı. Sabah gazeteye giderken istihbarat müdürü arayıp, Karslılar Mahallesi”nde gecekondu yıkımı olduğunu söyledi ve hemen oraya geçmemi istedi. Polis mahalle girişini panzerlerle kapatmıştı. Araçtan inip mahalle içine doğru yürüdükçe, biber gazının kokusunu daha da yoğun hissetmeye başladım. Vardığımda, polislerin gaz bombası atarak kalabalığı dağıtmaya çalıştığını anladım. Polislerin arkasına geçersem mahallelinin attığı taşlardan dolayı yaralanabilirdim. Mahallenin yanına gidersem de, bu sefer biber gazı nedeniyle işimi yapamayacaktım. Ayrıca polislerin benim fotomuhabir olduğumu unutma-anlamama durumları da vardı. Birkaç dakika sonra çevik kuvvet timi mahalleye girmek için hazırlık yapmaya başladı. O esnada kalabalığın içinden çıkarak çevik kuvvete doğru ufak adımlarla yürüyen yaşlı bir kadın belirdi. Kadın, polislere “Ne olur geri dönün” diye yalvarıyordu. Bulunduğum tepeden hemen o anı, birkaç yatay ve dikey kadrajla fotoğrafladım. Bu fotoğraf da onlardan biri.

Polis müdahalesi beklediğim için enstantaneyi olabildiğince yüksek, diyaframı ise kısık tuttum. Bunları yapabilmem için ISO hızını da artırmam gerekiyordu. Ancak biraz fazla artırmışım.

çekim Bilgileri
Gövde: Canon EOS 350 D
Lens: Sigma 17-70 mm
f/2,8-4,5
Perde Hızı: 1/20 sn
Diyafram açıklığı: f/5
Odak Uzaklığı: 53 mm
ISO Hızı: 1600

 

Patlama noktası
Türkiye”nin çeşitli illerinde bürosu bulunan bir derneğin şubelerine, kültür merkezlerine ve yayın organlarına polis tarafından eş zamanlı baskın düzenlenmişti. Bürolarda arama yapılmış, bazı evraklara ve hard disklere el konulmuş, yöneticiler de gözaltına alınmıştı. Eş zamanlı operasyon esnasında Mecidiyeköy”deki şubeye yapılan baskını izliyordum. Bina içerisindeki grup, kapıları polise kapatmış açmıyordu. Arama izinlerini görmek istiyorlardı. O esnada Okmeydanı”ndaki baskının taşlı sopalı grup tarafından geri püskürtüldüğü bilgisi ulaştı. Hemen taksiye atlayıp, birkaç fotomuhabir arkadaşımla oraya gittik. Emniyet güçleri panzerlerle Okmeydanı girişlerini tutmuş, aşırı derecede çevik kuvvet yığınağı yapmıştı. İlerledikçe yerdeki taşlar ve sopalardan çatışmanın boyutunu anladım. Mahallenin içine vardığımda ise, bir otomobil ateşe verilmişti. En başta patlama ihtimaline karşı fazla yaklaşamadım. Saatler ilerledikçe, işten dönen kişiler de eylemcilere katıldı ve çok daha büyük bir grup oluştu. Tabi otomobil artık tamamen yanmıştı. Ancak ateş sönmesin diye üzerine bezler atılıp, benzin dökülmeye devam ediyordu. Zaman geçtikçe benim polis fotoğrafçısı değil de, basın mensubu olduğumu anlayan eylemciler kendilerine yaklaşmama izin verdiler. Tabi bu izin sözlü ya da yazılı değil. Sadece bir sezi. Eğer istemeseler, yüzleri fotoğraflarımda gözükeceği için bana taş da atabilirlerdi. Onlar bana uyarıda bulunmadıkça daha fazla yaklaştım. Sonunda içlerine kadar girdim. Ancak fazla kalmadım. Birkaç fotoğraf çekip çıktım.

Havadaki dumandan dolayı flaş çakamıyordum. çaktığımda flaş hem dumanı, hem de havadaki toz parçalarını parlatacak ve insanlar gözükmeyecekti. ISO hızını 1600″e çıkarmama rağmen perde hızının 1/50 saniyeden aşağıda olması gerekiyordu. En uygun ölçü 1/20 idi. Eylemcilerin hareket etmemesi ve alevlerin etrafı aydınlatması sayesinde eğer makineyi titretmezsem fotoğraf flu olmaktan kurtarabilirdim. Makineyi titretmemek için suratıma, kollarımı da göğsüme yapıştırdım. Nefesimi tuttum ve denklanşöre bastım.

çekim Bilgileri
Gövde: Canon EOS 350 D
Lens: Sigma 17-70 mm
f/2,8-4,5
Perde Hızı: 1/20 sn
Diyafram açıklığı: f/5
Odak Uzaklığı: 53 mm
ISO Hızı: 1600

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here