Ana sayfa Sektörden Müzikle Yakın “Temas”

Müzikle Yakın “Temas”

0

Onları ilk albümleri Hayata Dokun’la tanımıştık. Temas, şimdi ikinci albümüyle karşımızda. “Bana Bir Yalan Söyle”.

S: Bu albümle Temas sound’unda nasıl bir değişim söz konusu? Elde etmek istediğiniz sound’u kayda girmeden önce nasıl hayal ettiniz?


Savaş Ateşoğlu (Gitar):
öncelikle en büyük değişiklik şüphesiz vokalist değişikliğinden ötürü oldu. Alper Fıratlı”nın ilk albümden sonra gruba dahil olması ve kendisinin hem lirik hem de hard rock tınıları içeren etkileyici vokali bizde de yeni besteler konusunda hem vokal nameleri olarak daha yumuşak hem de albüm soundu olarak daha modern rock”a hitap eden bir sound”a doğru kendiliğinden yönelmeye neden oldu. Burada açıkçası grup içinde tamamen içsel bir durumdan söz ediyoruz. Şarkıların yapılış aşaması, şarkılara verilmek istenen duygu, şarkının oluşması gibi ve prodüktörümüz Demirhan Baylan”la çalışmanın verdiği yeni bir ivme diyebilirim. Grupta iki gitar olduğundan ve tuşeli çalmayı sevdiğimizden konserde elde etmeye çalıştığımız sound’u albüme yansıtmaya çalıştık. Bu konuda ne plak şirketi ne de prodüktörümüz Demirhan Baylan açıkçası bizi sınırlamadı ve özgür olduğumuzu hissettik. Aklımızda özellikle son dönem Amerikan rock gruplarına hakim olan ve dinlediğimizde bizi heyecanlandıran geniş gitar, davul ve bas tınıları vardı. Şimdi albümü dinlediğimizde bu sounda yakın ve bizi tatmin eden bir sound yakaladık diyebiliriz.
 

Müzikle Yakın

S: Albümünüzün kayıt süreci öncesinde demo aşamasında neler yaşandı?Besteler nasıl şekillendi?


Altuğ özgün (Davul)
: Açıkçası üretmek bakımından şanslı bir grubuz. Her ne kadar davulcuları bazı yerlerde müzisyen klasmanına koymasalar da ? ben dahil grupta herkesin beste ve sözlere katkısı oldu. İlk albümden sonra kendi beste fikirlerimizi ve evde yaptığımız basit kayıtları birbirimizle paylaştık. Daha sonra stüdyoda bu fikirlerin üzerine doğaçlamalarla gitmeye başladık. İlk olarak 4-5 besteye ulaştığımızda Demirhan ile bunların aranjeleri üzerinden çalışmaya başladık. Bunun haricinde bu albümde önce besteyi yapıp üzerine sözü düşünme stratejisinden ayrılarak; önce sözü hatta şarkının ismini düşündüğümüz bir beste yapım stratejisi uyguladık. Albümde “var bir şey”, “bilinçaltından su yürütmek” ve “pazartesi” gibi besteler bu şekilde ortaya çıktı. Açıkçası Demirhan Baylan”ın da aranjelerde ve genel olarak beste yapım tecrübelerinde bize kattıkları sayesinde beste yapma adına çok şey öğrendiğimiz bir albüm oldu. Bunun yanında bazı bestelerimiz de stüdyoda geçirdiğimiz yoğun saatler arasında kendiliğinden ortaya çıktı. Zaten grupta çalmanın en iyi yönlerinden biri beste fikirlerine herkesin farklı açılardan yaklaşarak yeni kapılar açması dolayısıyla üretme ve çeşitlendirmede blokaj yaşamamak diyebiliriz.

 

S: Albümün prodüktörlüğünde Demirhan Baylan ismini görüyoruz. Onunla çalışmak nasıl bir deneyimdi? Müziğinize neler kattı?


Alper Fıratlı (Vokal):
Belki klişe gibi gelebilir ama, bir yıla yakın bir süre albümün parçalarını besteleyip düzenlemekle uğraştıktan sonra o parçalar çocuğunuz gibi olmaya başlıyor. Ne kusurlarını görüyor, ne herhangi bir değişikliğe cesaret edebiliyorsunuz. Ayrıca üretim süresince çok faydalı olan grup elemanlarının “rock” ana başlığı altında farklı disiplinlerden geliyor olması durumu parçaların düzenlenmesi ve kayıt konularında bazen dezavantaj olabiliyor. Ayrıca tecrübe ve bilgi aktarımı konusu var. Bunları göz önünde bulundurunca bir prodüktörle çalışmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Demirhan Baylan’ın sektördeki yeri, tanınırlığı ve saygınlığı zaten malumunuz. Bırakın birlikte çalışmayı, oturup biraz muhabbet ettiğinizde bile ne kadar dolu bir insan olduğunu görüyor, birşeyler kapıyorsunuz. Bu süreçte kayıtlardan önce düzenlemeler konusunda birkaç ay boyunca neredeyse altıncı bir eleman gibi provalarımıza sık sık gelerek bizimle çalıştı. Farklı çalışma teknikleriyle yukarıda bahsettiğim, parçanıza alışılınca bir noktada tıkanma sorununu nasıl çözeceğimizi gösterdi. Demirhan Baylan, kendi albümlerinde de rahatça fark edilebileceği gibi, cesur ve fark yaratmayı seven bir adam. Düzenlemelerde tavsiye ettiği kimi değişiklikler ilk bakışta çok ters gelebiliyor olsa da sıradan bir şarkıyı bambaşka enerjilerle yükleyebiliyor. Kayıt sırasında bile denediği küçük değişikliklerle parçalar bambaşka yönlere kayıp, yepyeni duygular uyandıracak hale gelebiliyor. Şahsen şimdi albümü dinlerken Demirhan Baylan’la çalışmış olmanın büyük şans olduğunu düşünüyorum.
 

S: Sizi kayıt sürecinde en çok zorlayan parça hangisi oldu ve neden?


Murat Kanlı (Bas):
Genel olarak kayıtta amacımız kayıt öncesi çok prova yaparak çalımları mükemmel hale getirip kayıt günlerini olabildiğince kısa tutmaktı. Albüm öncesi çok prova yaptığımız için çalımlarda zorlanmadığımız bir albüm oldu. Sadece “bana bir yalan söyle” isimli parça yaptığımız en son beste ve diğerlerine kıyasla daha az çalışabildiğimiz bir şarkı olduğundan kayıt esnasında biraz daha fazla vaktimizi aldı. Tabi burada şarkının içinde yer alan progresif geçişlerin de etkisi olabilir. Kendi enstrümanım açısından şarkıların tamamında beğendiğim bas line’larının bulunması ve yaptığım ev çalışmalarında hazırlanmam diğer arkadaşlarım gibi bu sürecin üstesinden gelmemize çok yardımcı oldu.

 

S: Kayıt sürecinden bahsedebilir miyiz? Deneyevi’ni neden tercih ettiniz? Kayıtlarda stüdyonun hangi ekipmanını kullandınız?


Tolga Yükseloğlu (Gitar):
Deneyevi kanımca Türkiye’de davul ve bas kayıtlarının en iyi yapıldığı stüdyolardan biridir. Müziğimizin altyapısı, temeli olan bas ve davul kayıtlarının iyi olması bizim için çok önemliydi. Kayıtlar esnasında gitarlar için Mesa Boogie Dual Rectifier kafa, Fender Prosonic kafa ve Mesa Boogie Roadstar 4×12 kabin kullandık. Bas kayıtlarda Musicman Stingray model basın, yanında MXR M80 model DI pedalı ve Deneyevi’nin tavsiye ettiği Trace Elliot Bas Amfi ve Mesa Boogie kabin kombinasyonunu DI pedala da ayrı bir kanal açarak aynı anda kaydettik. Hem bas amfisi hem DI pedalı aynı anda kayıtta farklı kanallardan kaydederek kullandık. Bu kombinasyondan elde ettiğimiz sonuç oldukça iyiydi. Bu kanal Waves Mercury prosesörden ayrıca geçirilip sound desteklendi. Gitarlar; Gibson Standard, Fender Telecaster, Fender Stratocaster, Jackson Phill Dammel ile çalındı. Efekt aleti olarak Boss, Electro Harmonix, Mxr, Digitech gibi pedallar kullanıldı. Bu albümün sound’una en uygun tercihleri yaptığımızı düşünüyoruz. Miks ve Mastering Amerika’da Backrooms Studios’un Avid Pro Tools HD Native 10.2 C-24 konsolunda yapıldı. Monitör olarak da Tascam ve JBL kolon kullanıldı. Bunlar stüdyonun kendi teknik ekipmanı olduğundan başka bir ekipmana ihtiyaç duymadık, zaten ortaya çıkan sound’dan gayet memnunuz.
 

S: Tonlama ve mikrofonlama aşamasında nelere dikkat edildi, neler yapıldı?


Altuğ özgün:
Gitarların ve basların kendi amfi ve prosesörleri olduğu için tonlama sıkıntısı yaşamadık. Sadece özellikle Mesa Boogie”den o yırtıcı sesi almak için Deneyevi’nde özel bir odada çok yüksek volümle hem amfi önünden hem de kapı arkasından mikrofonlama yapıldığını hatırlıyorum. Beni asıl zorlayan davulların tonlanmasıydı. Zira Demirhan Baylan ve Deneyevi’nden Ergin özler”in tavsiyesi ile davulda derileri çok gevşek bırakarak bir tonlama yaptık. Tabi genelde bu kadar gevşek derilerle çalmadığım için çalım bakımından biraz zorlandım. İlk gün davulun sadece kurulum, akort ve mikrofonlaması üzerine çalıştık. Deneyevi’nin kendi davul kayıt mikrofonlarını kullandık ve stüdyonun tavan genişliği çok yüksek olduğundan overhead’leri çok yukarıya kurduk. özellikle kick kaydı için mikrofonu kick’in biraz önüne ve üstünü bir tünel etkisi yapıp kapatarak kurduk. Stüdyonun genişliği ve tavan yüksekliğini iyi kullandığımızı düşünüyorum. Sonuçta benim için Deneyevi’nde deneysel bir davul kaydı oldu diyebilirim:)

 

S: Grup üyelerinin kendi ekipman ve enstrüman modellerini öğrenebilir miyiz? Sizin için kayıtta olmazsa olmaz ekipmanlarınız nedir?


Tolga Yükseloğlu:
Gitarlarda Gibson Standart, Fender Telecaster, Ltd EC 50, Jackson King V Phil Dammel Serie,Schecter 7 String Diamond Serie, amfi olarak Mesa Boogie Dual Rectifier Solo Head, Line 6 Spider 75; pedal olarak Boss ,Digitech ve Electro Harmonix pedallar bazen de Zoom Gtx 9 tt Prosesör kullanıyorum.
Savaş Ateşoğlu: Gitar olarak Fender stratocaster, Cort evlz4,Aria Akustik, amfi olarak da Line 6 Spider kullanıyorum. Amfinin kendi prosesörü bir kenara Boss, Elektro Harmonix ve Ibanez’in wah pedalından yararlanıyorum.


Murat Kanlı:
Her şeyden önce kendi bas gitarım olan Musicman Stingray hem kayıt hem performans bakımından bugün birçok basçının özellikle de rock basçılarının en çok tercih ettiği enstrümanlardan biri. Bunun dışında MXR M80 model DI da kayıtlar sırasında sahip olduğu drive sound’u ile çok yardımcı oldu. Stüdyonun sağladığı Trace Elliot ve Mesa Boogie kabin de önemli katkı sağladı. Benim drive’lı bas soundum için MXR, M80 bu bas kayıt sürecinde olmazsa olmaz bir pedaldı. Kayıtta kullanmadığım diğer pedallarım ve amfim de sırasıyla Boss Bass Driver, Ibanez Bass Synth ve Hartke Kickback 12 bas amfisi.
Alper Fıratlı: TC Helicon Voicelive Touch vokal processor, Sm58 mikrofonlar ve Alper Fıratlı marka ses telleri 🙂


Altuğ özgün:
Tama Superstar Custom akustik davul. Roland V-Drums elektronik davul. Rock çalımları için İstanbul Mehmet Radiant zil setup”ı ile jazz & funk çalımları için İstanbul Mehmet Horacio El Negro series zillerini kullanıyorum. Kayıtlarda genelde farklı ekipmanlar denemeye özen gösteriyorum ancak Remo emperor-ambassador deriler ve Tama iron cobra marka kick pedalları sanırım olmazsa olmazlarım.

 

S: Canlı performansda kim hangi ekipmanı tercih eder? Canlı performanslarda nasıl bir sistem kuruyorsunuz?


Tolga Yükseloğlu:
Canlı performansta genelde Fender, Gibson ve Jackson gitarları Line 6 amfisini kullanırım. Stüdyoda da bu setup ile çalışıldığından konserlerde sound’u tutturmak daha kolay oluyor. Amfilerde mikrofonlama tekniği kullanılması vazgeçilmezimizdir.


Murat Kanlı:
Canlı performanslarda ben Boss Bass Driver,Ibanez Bass Synth ve MXR M80 Bass DI kombinasyonunu kullanıyorum. Bas amfisi genelde canlı performanslarda kullanmamaya çalışıyorum bunun en büyük nedeni mikrofonlanması zor ve zaman alan bir amfi olması. Genelde mekanlar da bas amfisi mikrofonlamayı zor ve yorucu bulduklarını söylüyorlar. DI pedallar günümüzde basçılara sağlamış oldukları doyurucu sound ve taşıma kolaylığı nedeniyle tercih ediliyorlar.


Alper Fıratlı:
Canlı performanslarımda daha sağlıklı duyum için Sennheiser’ın EW3000 G3 model kulak içi monitörünü kullanıyorum. Şimdiye kadar frekans vs. ile ilgili hiçbir problemim olmadı. özellikle bar gibi küçük ve yoğun gürültülü yerlerde rahatsızlık duyan vokalist arkadaşlara tavsiyte ederim. Ayrıca TC Helicon’un Voicelive Touch vokal processor’ünü kullanıyorum. Benim için çok yeni bir cihaz, önceden aynı markanın Voicelive modelini kullanıyordum. özellikle daha kullanıcı dostu olduğunu düşündüğüm için yeni cihazı edindim.


Altuğ özgün:
Tüm canlı performanslarda davulumu kurmam mümkün olmuyor, bazen de tembellik edip çalacağımız mekanın davullarını kullanıyorum:) Ancak Yamaha Oak Custom trampetimi genelde yanımda götürüyorum zira canlı performanslarda çok iyi sonuç veriyor. Tonlama ve zil seçimini çalacağım mekanın yapısına ve akustiğine göre yapmaya çalıyorum. Bu arada yeni bir oyuncak olarak perküsyon syntheseizer’ı Korg Wavedrum”ı yakın zamanda edindim ve yeni canlı performanslarda kullanmayı düşünüyorum.


Savaş Ateşoğlu:
Açık hava konserlerinde gitar olarak Cort’u tercih ediyorum. Kapalı mekan konserlerinde Fender’i. Direk sisteme bağlanan prosesörleri çok tercih etmiyoruz. Bu hem sound’u yiyor hem de gitarın vermek istediği sesi tam yansıtmıyor. Her konserimize mutlaka kendi amfilerimizle gideriz. Tolga da, ben de Line 6 kullanıyoruz. Soundcheck konusunda hassas davranıp yeterli miktarda zaman ayırıyoruz. Albüm kaydını, dinleyiceye hissettirmeyi önemsiyoruz.
 

S: Editörümüz Aydilge de size bir parçada eşlik etti. Nasıl bir uyum yakaladınız:)


Alper Fıratlı (Vokal):
Aydilge ile birlikte söylediğimiz “Bu sefer son” adlı parça konusu itibariyle bir kadın ve bir erkek arasında geçen bir diyalog olarak şekilleniyor. Bir konuşmamız sırasında bu besteyi dinletmem ve akabinde Aydilge”nin şarkıyı çok beğenmesi ve şarkının yapısına tam uyacağını düşündüğümüzden Aydilge ile düet yapmaya karar verdik. İyi ki öyle yapmışız. Editörünüz diye söylemiyorum, kendisi çok uyumlu, profesyonel, kaprissiz, billur sesli kısaca şeker gibi bir insan:) Ayrıca bunca güzel şarkıya imza atmış bir isim için şaşırtıcı değil tabi ama, sayesinde şarkı bambaşka bir kimlik kazandı. Parçanın orijinalinde benim söylediğim bölümün melodileriyle Aydilge’nin söylediği bölümün vokal melodileri aynıydı. Fakat Aydilge kayıt sırasında kendi bölümünü o kadar güzel süsledi ve değiştirdi ki, parçada anlatmak ve hissettirmek istediğimiz ama tam anlamıyla aktaramadığımız duyguları bir kadın hassasiyeti ile vermiş oldu. Yeni albümümüzün benim açımdan en büyük getirilerinden biri de; Aydilge, Demirhan Baylan ve albümde emeği geçen tüm diğer harika dostlarla tanışmak oldu.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here